Uluslararası Lojistik Dersi 7. Ünite Özet

Sürdürülebilir Lojistik

Giriş

Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Komisyonu’na göre sürdürülebilirlik, “insanlığın, gelecek kuşakların gereksinimlerine cevap verme yeteneğini tehlikeye atmadan, günlük ihtiyaçlarını temin ederek, kalkınmayı sürdürülebilir kılma yeteneğine sahip olması” olarak tanımlanmıştır. Lojistik sektörü toplam sera gazı emisyonlarının büyük bir bölümünden sorumlu olduğu için sürdürülebilirlik inisiyatiflerinin ve çevreye duyarlı uygulamaların odaklanacağı ana alanlardan biri olacaktır. 2000’li yıllar itibariyle işletmeler sürdürülebilir lojistik yaklaşımlarıyla lojistik faaliyetlerini çevreye daha az zarar verecek şekilde yapılandırmaya özen gösterirken, sosyal, ekonomik ve operasyonel düzeylerde kazanımlar elde etmektedirler. Peki sürdürülebilir lojistik nedir?

Sürdürülebilir Lojistik

Sürdürülebilir Lojistik, tedarikçi, üretici ve müşteri arasında gerçekleşen malzeme akışlarında çevreye duyarlı lojistik faaliyetlerle birlikte, sosyal ve ekonomik boyutların da gereklerini tüm paydaşlar için değer yaratmaya odaklanarak sağlamaya çalışan bir yaklaşımdır. Sürdürülebilir lojistik yaklaşımının temel özellikleri aşağıdaki tabloda verilmiştir:

Sürdürülebilir lojistiğin üç temel sorumluluk alanı ve bu alanlarda öne çıkan esasları vardır:

Çevresel Sorumluluk

  • Yakıt Tüketimi
  • Enerji Verimliliği Atıklar
  • İklim Değişimi
  • Hava Temizliği
  • Gürültü

Sosyal Sorumluluk

  • Emniyet
  • Sağlık
  • Erişilebilirlik
  • Müşteri ve Çalışan Memnuniyeti
  • İşçi Hakları

Ekonomik Sorumluluk

  • Büyüme
  • Verimlilik
  • İş Alanı Yaratma
  • Rekabet Gücü

Burada Karbon ayakizi kavramını açıklamak gerekir.

Ayakizi terimi ilk olarak ekolojik ayakizi olarak türetilmiştir. Bir ürünün ve/veya aktivitenin dünyada bıraktığı yükü, yani izi izlemeyi ifade eden bir terimdir. Karbon ayakizi ise, doğrudan veya dolaylı olarak bir aktivite sonucunda salınan veya bir ürünün tüm yaşamı boyunca oluşan sera gazı emisyonlarının tamamıdır. Tanımda geçen sera gazu emisyonları Kyoto protokülünde belirtilen altı gazdan kaynaklanır. Bu gazlar sırasıyla:

Karbondioksit (CO 2 ),metan (CH 4 ), nitröz oksit (N 2 O), hidroflorokarbonlar (HFCs), perfluorokarbonlar (PFCs) ve sülfür hekzaflorid (SF 6 )'tir.

Sürdürülebilir Dağıtım Yönetimi

Dağıtım noktalarının belirlenmesi, kullanılacak taşıma türünün belirlenmesi, kontrol sistemleri, tam zamanında üretim ve dağıtım politikaları hem ileriye doğru hem de geriye lojistik ağlarını etkilemektedir. Sürdürülebilir Dağıtım yönetiminde ilk olarak Milk Run Uygulamasını ele alabiliriz.

Milk run adından da anlaşılacağı gibi süt yolu veya sütçü yolu anlamına gelmektedir. Bir sütçünün arabasına doldurduğu sütleri dağıtım noktalarına dağıtması ve dönüşte boşları alarak tekrar tesisine dönmesidir. Daha genel anlamıyla söyleyecek olursak bir üreticinin belirli bir mantık çerçevesinde belirlenen tedarikçilerden malzemelerini toplaması, toplanan malzemeleri üretici firmanın tesisine getirmesidir. Araç tekrar toplamaya giderken ise geri dönüşümlü ambalajları veya iadeleri ya da boş paletleri üreticiden alıp tedarikçilere dağıtmasıdır. Buna da boş kasa yönetimi denmektedir.

Milk run yapılmadığında, yüksek stok maliyeti oluşur; küçük araçlar kullanılmaktadır; araç akış kontrolü yetersizdir; uzun araç kuyrukları oluşur; yüksek kritik sefer maliyetleri oluşur. Milk run yapıldığında ise, düşük nakliye maliyeti oluşur; malzeme akışı kontrollü hale gelir; büyük araçlar kullanılır ve bu da sefer sayılarının azalmasına sebep olur.

Milk run dışında alternatif ulaştırma türleri de bulunmaktadır. Bunlar aşağıdaki gibidir:

  • Çok Türlü Taşımacılık: Yüklerin taşınmasının iki veya daha fazla ulaştırma türü ile yapıldığı taşıma şeklidir.
  • Türler arası Taşımacılık: Taşınacak yüklerin birim yük haline getirilerek, tüm taşıma zinciri boyunca aynı birim yük olarak taşınmasıdır.
  • Kombine Taşımacılık: Türler arası taşımacılıktaki taşıma zincirinin asıl büyük kısmının demiryolu veya iç suyolu ya da denizyolu ile, başlangıç ve bitiş ayaklarının ise mümkün olduğunca kısa olarak karayolu ile yapılmasıdır.

Sürdürülebilir Dağıtım Yönetiminde ayrıca şunlara dikkat edilmelidir:

  • Araçlarda Yakıt Kullanımı ve Araç Motorları: Birçok ülkenin bu tür emisyonları azaltmayı amaçlayan Kyoto Protokolü'nü onaylaması ile hava kirliliğini önlemek amacıyla motorlu araçlara getirilen Euro emisyon standartlarına uygun yeni motor, egzoz sistemleri ve yakıtların kullanımı AB ülkelerinde uygulanmaya başlanmış, 2009 yılından itibaren de ülkemizde uygulanması zorunlu hale gelmiştir. Euro emisyon standartları, Avrupa Birliği bünyesinde geçerli olup, egzozdan çıkan zararlı gaz ve partikülleri, kademeli olarak ve belirli bir takvim içerisinde azaltma programıdır.
  • Navigasyon Kullanımı: Araç bilgisayar sistemi ile bütünleşik çalışan Eco-Drive teknolojisi yolda seyreden sürücüye sesli uyarılarda bulunarak yol güvenliği ve yakıt tüketimi açısından en uygun tepkilerin verilmesini sağlamaktadır.
  • Yükleme Verimliliği ve Ambalaj Tasarımı: Ambalajların ve paletlerin daha küçük hacimli olması sağlanarak taşıma yapan araçların kapasitesinin artması sağlanır.

Sürdürülebilir Depo Yönetimi

Sürdürülebilir depo yönetimi kavramını benimsemiş olan bir işletme, ekonomik unsurlar ile birlikte deponun tüm bileşenlerini ele alarak, ekonomik, sosyal ve çevresel faktörler arasında denge kurmalıdır. Depo yönetiminde öne çıkan başlıklar şunlardır:

1. Deponun Gelişimi Açısından Sürdürülebilirlik Faktörleri:

  • Mümkün olduğunca var olan binaların ve alanların tekrar kullanılması.
  • Yeşil saha projelerinde, toplum üzerinde gürültü ve trafik etkisini minimize etmek için uygun bölgenin seçilmesi ve binanın doğru konumlandırılması.
  • Bitki örtüsünü yok eden, yerel su kaynaklarının tortulaşmasına, binaların temellerinin bozulmasına veya sağlamlığına etki eden toprak kaymasından korunmak için gerekli ölçümlerin yapılması.
  • Entegre yağmur suyu biriktirme ve stoklama sistemleri gibi su verimlilik ölçütlerini kullanarak belediye su kaynaklarının kullanımı ve atık su tasfiyesinin azaltılması.
  • Tesislerin yeşil standartlara göre tasarlanması veya yeniden enerji verimliliği olacak şekilde yapılandırılması.

2. Depo Yeri Seçimi: Depo yeri seçiminde ulaşım ağlarına yakınlık, müşterilere ve son kullanıcılara optimum mesafede konumlanmış olmak, lojistik merkezlerde olmak, depoya ulaşım yolunun güvenli ve hasar vermeyecek bir güzergâh olması, deponun deprem ya da sel baskını olmayacak bir yerde olması önemli konular olarak öne çıkmaktadır.

3. Depo İç Planı ve İş Akışının Optimize Edilmesi: Deponun İş akışı ve iç planın etkinliğini sağlayan uygulamalar şunlardır:

  • Mümkün olduğunca depo alanının diğer kullanıcılarla paylaşılması
  • Güvenli ve etkili bir kullanım, envanter toplama ve yığma ile tekrar yükleme ve boşaltma yapmayı enküçüklemek etmek için, depo alt yapısının organize edilmesi
  • Depodaki mal akışının iyi olmasını sağlayabilmek için içteki ve dıştaki yükleme operasyonlarının birbirleriyle ilişkilendirilmesi
  • Karton, palet ve fıçı kullanımının depo yüksekliğini tam kapasite kullanabilecek şekilde yapılandırılması
  • Enerji verimliliği ve üretkenliği için toplama yönteminin optimizasyonu
  • Toplama talimatı, toplu toplama, bölgesel toplama, dalgalı toplama
  • Etkili iş akışı süreçleri ve prosedürleri için çalışanların eğitilmesi

4. Depo Operasyonlarının Enerji Verimliliğini Arttırmak: Depodaki operasyonların enerji verimliliğini daha iyi kılmak aşağıdaki uygulamalar dikkate alınabilir:

  • Yüklenen araçların çıkışı veya araçların gelişi sırasında kapıların açık kalma süresini en aza indirgeyecek olan harekete duyarlı hızlı yükleme kapıları inşa edilmeli, böylece hava şartlarına maruz kalma önlenerek enerji maliyetleri düşürülür.
  • Harekete duyarlı veya zamanlanmış ışıklandırma gibi enerji verimliliği sağlayan ışıklandırma donanımları kullanılmalıdır. Mümkün olan her yerde doğal ışık tercih edilmelidir.
  • Kullanılmayan yerlerde havalandırma sistemleri ve ışıklar kapatılmalıdır.
  • Dijital kontrol sistemleri kullanılmalı, iklimlendirme sistemleri ve depo operasyon programıyla ilişkilendirilmelidir.
  • Enerji yoğunluklu mekanik havalandırmaya karşı doğal havalandırma kullanılmalıdır. Doğal havalandırma makul oda içi hava kalitesini ve daha az enerji kullanımını sağlayabilir. Ancak dış kirlilikten korunma önlemleri alınmalıdır.
  • Isı katmanlaşmasını azaltmak ve hava sirkülasyonu sağlamak için tavana monte edilen fanların kullanılmalıdır.
  • Suyu ısıtmak, ortam sıcaklığını sağlamak ve diğer süreçlerde enerji olarak kullanmak üzere soğutmalı depo sistemlerinde atıl olan ısı kullanılmalıdır.

5. Tehlikeli Maddelerin Elleçlenmesi ve Depolanması: Burada söz konusu olan uygulamalar ise aşağıdaki gibidir:

  • Mümkün olan yerlerde tehlikeli maddelerin tehlikesiz muadili ile ikame edilmesi
  • Depo çalışanlarının eğitilmesi
  • Tehlike madde depolanacak malzemelerin denetlenmesi, muhtemel gaz ve sıvı sızıntılarının önlenmesi
  • Tehlikeli madde için kullanılan konteynerlerin diğerlerinden ayrılması ve tekrar kullanılmadan veya boşaldıktan sonra uygun temizleme prosedürlerinin uygulanması
  • Tehlikeli madde atıklarının yok edilme veya bekletilme işleminin yerel mevzuata uygun sürelerde yapılması.

Sürdürülebilir Satın Alma Yönetimi

Sürdürülebilir satın alma yönetiminde en önemli konu tedarikçi seçimidir. Tedarikçi seçimi konusunda dikkat edilecek faktörler iki ana başlıkta toplanabilir:

Tedarikçinin sağladığı malzeme ve/veya hammaddenin niteliklerine göre tedarikçiler aşağıdaki ana başlıklarda değerlendirilebilirler:

  • Hammaddenin özellikleri dolayısıyla malzemenin üretiminde az enerji ve su tüketilmesi
  • Malzemenin kullanım süresi dolduğunda içeriğinin geri dönüştürülebilir olması
  • Çevresel etkisi kuşkulu olan malzemenin yerine çevreci muadilinin tercih edilmesi
  • Malzemenin sera gazı ve hava kirliliği yaratmaması
  • Malzemenin ozon tabakasına zararlı bileşimleri içermemesi
  • Malzemenin tehlikeli atık veya kimyasal yaratmaması
  • Malzemenin tasarımında çevresel kriterlere uyulması
  • Malzemede çevreye duyarlı etiketleme yapılması
  • Malzemede çevre dostu hammadde kullanılması
  • Malzemenin daha az toksik madde içermesi ya da hiç içermemesi
  • Eski malzemeden aynı tür yeni malzemenin yeniden üretilebilmesi
  • Malzeme dağıtımı ve depolanmasıiçin çevre dostu ambalajama yapılması
  • Malzemenin üretim sürecinde az miktarda atık gaz ve su çıkışı olması veya hiç olmaması

Tedarikçilerin uyguladığı süreçlerin niteliklerine göre tedarikçiler aşağıdaki ana başlıklarda değerlendirilebilirler:

  • Tedarikçinin, ISO 9000 Kalite Yönetim Sistemi belgesine sahip olması
  • Tedarikçinin, ISO 14001 gibi çevre yöntim sertifikasına sahip olması

. Tedarikçinin uyguladığı prosedürlerin çevresel ve hukuki düzenlemelere uygun olması

. Tedarikçinin, çevresel kriterleri yönetim, üretim, dağıtım ve pazarlama faaliyetlerinde göz önüne alması

. Tedarikçinin, katı atık miktarını düşürmek için sürecini eniyilemesi

. Tedarikçinin, üretim sırasında hava kirliliğini önlemeye yönelik süreci eniyilemesi

. Tedarikçinin, üretim sırasında gürültü kirliliğini önlemeye yönelik süreç optimizasyonu yapması

. Tedarikçinin, üretim sırasında su tüketimini azaltmaya yönelik süreci eniyilemesi

. Tedarikçinin, ara tedarikçilerini çevresel kriterlere göre seçmesi

. Tedarikçinin, ara tedarikçilerini çevreye duyarlı aksiyon almaları için teşvik etmesi

. Tedarikçinin, ara tedarikçilerinin Çevre Yönetim Sistemi (ÇYS) kurmasına destek olması

. Tedarikçinin, uyguladığı çevre dostu malzeme ve üretim süreçleri hakkında müşterilerini bilgilendirmesi

. Tedarikçinin, çevre dostu taşımacılığı tercih etmesi

. Tedarikçinin, enerji, su, atık tasarrufu için temiz teknolojileri kullanması

. Tedarikçinin, verimi yüksek alternatif enerji kaynaklarını tercih etmesi

. Tedarikçinin, yaşam süresi dolan malzemeleri iyileştirmesi

. Tedarikçinin, malzemelerin ambalajını geri toplaması

. Tedarikçinin, diğer işletmelerin atıklarından yararlanması

. Tedarikçinin, malzemelerinin işletme içinde geri dönüşümünü sağlaması

Tersine Lojistik

90’lı yılların sonu itibariyle tersine lojistik, “ürün dönüşleri, kaynak azaltımı, geri dönüşüm, olası malzeme ikameleri, malzemelerin yeniden kullanımı, atıkların bertaraf edilmesi ve yakılması, tamir ve yeniden üretimde lojistiğin rolü olarak” tanımlanmıştır.

Tersine lojistiğe konu olan ürün geri dönüş sebepleri aşağıdaki gibi sıralanabilir:

. Üretici Dönüşleri: Ürünün hammadde fazlası olması, kalite kontrolde başarısız çıkması veya üretim fazlası olması.

. Dağıtıcı Dönüşleri : Yanlış veya hasarlı teslimat yapılması, kullanım süresi geçmiş ürünler, stok fazlası/satılmamış ürünler, mevsimsel dalgalanmalar, stok ayarlamaları.

. Müşteri Dönüşleri: Garanti kapsamındaki dönüşler, ürünlerin tamir edilerek yeniden kullanılması, değer kazanımı (hurda değeri ve diğer kazanım seçeneklerini değerlendirme), kullanım sonu dönüşleri (ikinci el olarak satılması), ürün yaşam sonu dönüşleri, zararlı malzemeler ile ilgili yasal düzenlemeler, ürünün hasarlı olması veya kullanıcının ürünün hasarlı/hatalı olduğunu düşünmesi.

. Fonksiyonel Dönüşler : Paketleme malzemeleri, konteyner, palet, paket, kutu gibi ürünlerin yeniden kullanılabilir olması.

. Üreticinin Ürünleri Geri Çağırması : Üründeki hata, güvenlik veya sağlık problemleri ile üreticinin ürünü geri çağırması.

Tersine Lojistiğin temel olarak işletmelere aşağıdaki faydaları sağlar:

. Değer geri kazanımı : İlk üretimi esnasında katma değer katılmış ürün, malzeme ve parçada olan ve ürünün yeniden değerlendirilmemesi durumunda yok olacak değerin tekrar kazanılması.

. Kar enbüyüklemesi: Ürün geri kazanımı ile hammadde, işçilik, enerji vb. maliyetlerinin azaltılması.

. Çevresel yükümlülüklerin yerine getirilmesi : Atık geri dönüşümünün, zararlı madde yönetiminin vb. yapılması.

. Müşteri ilişkileri yönetiminde gelişme: Satış sonrası hizmette iyileşme, müşteriye geri alım garantisi verebilme vb. girişimlerle müşteri ilişkilerinin geliştirilmesi.

Endüstriyel Vaka

Lojistik Derneği (LODER) ile Mersin Ticaret ve Sanayi Odası’nın 2011 yılında ortaklaşa düzenlediği 1. Ulusal Lojistik Proje Yarışması’nda Kurumsal Başarı Ödülü’nü alan Ekol Lojistik’in geliştirdiği İntermodal Projesi sürdürülebilir lojistik açısından örnek bir vaka kabul edilebilir (Lojistik Dergisi, Kasım Aralık 2011). İntermodal taşımacılık projesi sayesinde birçok farklı alanda iyileştirme ve geliştirmeler kaydedilmiştir:

. Kullanılan güzergâhların değişmesi, karayolunun daha az kullanılmaya başlanması.

. Kapasite artırımı sadece treyler sayısı ile sağlanarak, ek çekici yatırımı yapılmasına gerek kalmaması.

. Müşterilere güvenilir varış zamanı bildirimi sağlanması.

. Kara yolundaki olası trafik, gümrük geçişlerinden etkilenilmemesi.

. Planlama açısından daha yalın süreçler oluşturulması, karar verme süreçlerinin sistemde oluşturulmuş sabit kalkış saatleri üzerinden kolaylaştırılması.

. Hizmet kalitesi standardizasyonun artması.

. Büyük ölçekli projelerde hizmet sunmayı ve planlamayı kolaylaştırması.

. CO 2 emisyonun, yakıt tüketiminin ve gürültü kirliliğinin azaltılması.

. Tren ve Roro seferlerinin sistemden takip edilmesi, var olan kapasitenin verimli bir şekilde kullanılması için yeni modeli içeren yazılım değişikliklerinin yapılması.

. Kara yolunun daha az kullanılması ile treyler ve çekici bakım onarım giderlerinin düşmesi.


Yaz Okulu Sınavı
4 Eylül 2021 Cumartesi