Küçük İşletme Yönetimi Dersi 1. Ünite Özet

Küçük İşletmelerin Özellikleri

Küçük İşletme Kavramı

Küçük işletmeler ile ne kastedildiği ülkeler arasında hatta aynı ülkedeki farklı kurumlar ve yayınlar arasında farklılıklar göstermektedir.

Küçük işletmeler gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomilerde üretim, istihdam ve yarattıkları katma değer açısından ekonominin bel kemiği olarak kabul edilmektedirler. Bu işletmeler kalkınma düzeyleri ve sosyal, ekonomik, kültürel ve politik yapıları itibariyle birbirinden farklı olan birçok ülkenin ortak yönlerinden bir tanesidir. Küçük işletmeler hem ekonomik sistemdeki işletme sayısı, hem de üretim ve istihdama olan katkıları itibariyle var oldukları ülke ekonomilerinde önemli yer tutmaktadırlar. Küçük işletmeler bölgesel gelişmişlik farklarının giderilmesi, mülkiyetin geniş bir alana yayılması ve istihdam olanağı yaratılmasında önem taşımaktadır.

Küçük İşletmeleri Tanımlarken Kullanılan Ölçütler

Küçük işletmelerin ülkeler ve bölgeler arasında farklı tanımlanmaları nedeniyle dünya genelinde ortak bir tanım bulunmamakla birlikte, genel olarak baktığımızda bu işletmeleri tanımlamada niteliksel ve niceliksel (sayısal) olmak üzere iki temel ölçütün kullanıldığı görülmektedir.

Niteliksel (Kalitatif) Ölçütler

  • Bağımsız yönetimin mevcudiyeti (yönetici bağımsızdır; yönetici aynı zamanda işletme sahibi olduğu için, dışarıdan denetlenmesi söz konusu değildir.),
  • İşletme sahibinin belirli bir risk yüklenmesi,
  • İşletme, maliyet ve yönetim öğelerinin bütünleşmesi,
  • İşletme sahibi ile çalışan personel arasında yakın bir ilişkinin bulunması,
  • Yönetimde uzmanlaşmanın az olması,
  • Sermaye ve para piyasalarına katılamama,
  • İşletme sermayesinin tamamen veya büyük bir bölümünün işletme sahibine ait olması,
  • Pazar payının sınırlı olması ve pazarlarda daha az etkinlik,
  • Hedef pazarın genellikle yöresel olması

Niceliksel (Kantitatif) Ölçütler

Küçük işletme tanımlarının genelinde işletmelerin niceliksel ölçütleri temel alınmaktadır. Bunun nedeni niceliksel ölçütlerin daha kolay ölçülebilmesi ve tarafsız sonuçlar vermesidir.

  • İstihdam edilen personel sayısı
  • Ücret toplamı ve işgücü maliyet toplamı
  • Sabit varlıkların miktarı
  • Sabit varlıkların değeri
  • Makine sayısı
  • Makine parkı değeri
  • Kullanılan alan ve hacim
  • Kullanılan malzeme miktarı ve maliyeti
  • Enerji maliyet

Ölçek büyüklüğü olarak gerek ülkemizde gerekse diğer ülkelerde ikili ya da üçlü sınıflandırma benimsenmiştir. Ülkeler arasında özellikle niceliksel ölçütler açısından farklılıklar dikkat çekmektedir. Örneğin İtalya ve Fransa’da 500 kişiden az işçi istihdam eden işletmeler küçük işletme olarak tanımlanırken Belçika’da 50’den az işçi istihdam eden işletmeler küçük işletme olarak tanımlanmaktadır. Küçük işletmeleri niceliksel özellikleri ile yapılan tanımları ve sınıflandırmalarının yanında işleyişi açısından iki gruba ayırabiliriz. Geleneksel işletmeler ve büyüme odaklı işletmeler

  • Geleneksel işletmeler: Bu işletmelerde iş sahibi zamanının önemli bir bölümünü rutin günlük işlerle geçirir. İşyeri ve kendisiyle ilgili bir değişim talebi olmayan, belirli bir getiri düzeyi ile yetinilen işletmeler bu grupta yer almaktadır. Büyüme amacı taşımayan, pazar koşulları değişmekle birlikte bu gelişmelerden habersiz işletme sahiplerinin işyerleridir. Bu türden işletmelerde yönetim işi, rutin olarak günlük işleyişle sınırlı olmaktadır. Özellikle el sanatlarına yönelik faaliyet göstermektedirler.
  • Büyüme odaklı işletmeler: Büyüme odaklı işletmeler ise, geleneksel işletmelerden farklı olarak büyüme amacıyla ve girişimcilik niteliklerine sahip bireylerce kurulmaktadırlar. Bazen geleneksel işletmeler böyle bir amaç taşımadıkları halde koşullar gereği kendiliğinden büyüyebilmektedirler. Ancak, işletme sahibinin girişimcilik nitelikleri yoksa uzun vadede bu başarıyı koruma ve büyümeyi sürdürme olasılığı çok düşüktür.

Küçük İşletme Tanımları

Küçük işletme tanımı ülkeden ülkeye, kurumdan kuruma, sektörden sektöre farklılık göstermektedir. Bazı ülkelerin resmi olarak açıklamış olduğu küçük işletme ya da küçük işletme tanımları mevcut iken bazı ülkelerde böyle ortak bir tanım mevcut değildir. Ülkeler küçük işletme tanımlarını, politikaları ve kaynakları çerçevesinde sermaye büyüklüğü, işçi sayısı ve ciro gibi belirleyici unsurlardan bir ya da birkaçını kullanarak belirlemektedirler. Bazı ülkelerin tanımlarının nasıl belirlendiğine ilişkin ölçütler Tablo 1.1’de verilmiştir.

Avrupa Birliği, Ocak 2005 itibariyle güncellenen küçük işletme tanımında üçlü bir sınıflama yapmıştır. Bu sınıflamaya göre;

  • 10’dan az çalışanı olan ve toplam bütçesi ya da iş hacmi 2 milyon Avro’nun altında olan işletmeler mikro,
  • 50’den az çalışanı olan, toplam bütçesi veya iş hacmi 10 milyon Avro’nun altındaki işletmeler küçük, 
  • 250’den az çalışanı olan, toplam iş hacmi 50 milyon veya toplam bütçesi 43 milyon Avronun altında olan işletmeler orta büyüklükte işletme olarak tanımlamıştır.

OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı)

Küçük işletmeleri sınıflandırırken;

  • 1-4 arasında işçi çalıştıranları mikro,
  • 5-19 arasında işçi çalıştıranları çok küçük,
  • 20-99 arasında işçi çalıştıranları küçük
  • 100-499 arasında işçi çalıştıranları orta büyüklükte işletme olarak tanımlamaktadır.

ABD’de küçük ve orta ölçekli işletmelerin resmi bir tanımı yoktur. ABD’de küçük işletmelere her türlü bilgi ve finansman desteği veren federal bir kuruluş olan Küçük İşletmeler İdaresi’nin Amerikan ekonomisindeki çoğu endüstride uygulamakta olduğu ölçü standardını çalışan işçi sayısı ve satış tutarı oluşturmuştur.

ABD’ de çeşitli sektörlerin kullandıkları ölçütlerden bazılarına aşağıda yer verilmiştir.

  • İmalat ve madencilik endüstrisinde 500 işçiye kadar,
  • Tüm toptan satış ve ticaret endüstrisinde 100 işçiye kadar,
  • Perakende ve hizmet endüstrilerinde 6.5 milyon Dolara kadar,
  • Genel ve ağır yapı endüstrilerinde 31 milyon Dolara kadar,
  • Özel müteahhitlik işlerinde 13 milyon Dolara kadar,
  • Tarım endüstrilerinde 0.75 milyon Dolara kadar

Türkiye’de uzun süre küçük işletmeler için farklı kurum ve kuruluşlarca farklı tanımlamalar kullanılmıştır. Küçük işletmeler için kullanılan bu farklı tanımlamaların karmaşaya ve farklı uygulamalara neden olduğu görülmüştür. Ancak tanımlamada farklılıklar bulunmasına karşın Türkiye’de küçük işletmeler için en belirleyici unsurlardan birinin işletme sahibi ile işletmenin bütünleşmiş yapısı olduğu ortaya çıkmaktadır.

18 Kasım 2005 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan Bakanlar Kurulu kararı ile ülkemiz de resmi küçük işletme (KOBİ) tanımına kavuşmuştur.

KOBİ “İki yüz elli kişiden az yıllık çalışan istihdam eden ve yıllık net satış hâsılatı ya da mali bilançosu yirmi beş milyon Türk Lirasını aşmayan ve bu Yönetmelikte mikro işletme, küçük işletme ve orta büyüklükteki işletme olarak sınıflandırılır.

Aynı yönetmeliğin 5. Maddesi küçük ve orta boy işletmeleri kendi içinde şu alt sınıflara ayırmaktadır:

  • Mikro işletme: 10 kişiden az yıllık çalışan istihdam eden ve yıllık net satış hasılatı ya da mali bilançosu 1 milyon Türk Lirasını aşmayan çok küçük ölçekli işletmeler,
  • Küçük işletme: 50 kişiden az yıllık çalışan istihdam eden ve yıllık net satış hasılatı ya da mali bilançosu 5 milyon Türk Lirasını aşmayan işletmeler,
  • Orta büyüklükteki işletme: 250 kişiden az yıllık çalışan istihdam eden ve yıllık net satış hasılatı ya da mali bilançosu 25 milyon Türk Lirasını aşmayan işletmeler.

Küçük İşletmelerin Belli Başlı Özellikleri

Küçük işletmeleri büyük işletmelerden ayıran belli başlı özellikler arasında pazarı etkileme gücü, bağımsızlık ve kişisel etki açısından farklılıklar vardır.

  • Pazarı etkileme gücü: Küçük işletmeler büyük işletmelere kıyasla pazardan küçük bir pay aldıkları için, temin ettikleri ve hizmetlerin fiyatları ve ulusal üretim düzeyini etkileme gücü yüksek değildir.
  • Bağımsızlık: Küçük işletmeler kendi temel iş kararlarını verirken tamamen bağımsız olmaktadır. Büyük işletmelerde görülen biçimsel süreçlerden ve dışsal kontrollerden uzak daha rahat kendine hareket alanı yaratabilmektedir.
  • Kişisel etki: Küçük işletmelerde büyük işletmelerde görülen biçimsel yönetim yapısından ayrı olarak girişimcinin kişisel özellikleri ile bütünleşen kendisine özgü bir yönetim modeli gelişmiş olmaktadır. Yönetimin tüm karar alma aşamalarına dâhil olduğundan her aşamasında girişimcinin etkileri görülür.
  • Girişimcilik Özelliği Dünya genelinde küçük işletmelerin sayılarının ve öneminin hızla artması girişimcilik kavramını ve girişimciliğin rolünü tekrar ekonomik gündemin ilk sıralarına yerleştirmiştir. ABD’de yaklaşık her yıl altı milyon girişimci yeni iş fikirleri ve yatırımlarıyla iş hayatına başlamaktadır. Farklı kültür, ırk, cinsiyet, etnik kimlikten gelen bu girişimcilerin ortak özelliği kendi işletmelerini kurarak, kendi kendilerinin patronları olarak büyük Amerikan rüyalarını gerçekleştirmektir.
  • Esneklik: Küçük işletmeler farklılık gösteren ve sürekli değişen tüketici istek ve ihtiyaçlarını, tüketiciye daha yakın oldukları ve onlarla daha çabuk iletişime geçebildikleri için daha çabuk algılayabilmekte, üretim sürecinde süratle değişikliğe giderek tüketici taleplerine cevap verebilmektedirler. Çünkü küçük işletmeler üretim ve satışlarının değişen piyasa koşullarına ayak uydurmasında büyük işletmelere göre daha esnek bir yapıya sahiptirler.
  • Yeniliklere Açık ve Müşteriye Daha Yakın Olma: Büyük işletmelere oranla küçüklerin her düzeyde müşteriye daha yakın olmaları, onların müşteri sorunlarını daha kolay anlamalarına ve neticesinde hemen pazarlanabilir teknik icatlarda bulunmalarına yol açmaktadır.
  • Teknik Yeniliklerde Daha Fazla Verimlilik: Küçük işletmeler büyük firmalardan daha fazla teknik yeniliklerde bulunmaktadır. Amerikan Ulusal Bilim Vakfı’nın yaptığı bir araştırmaya göre, araştırma geliştirme faaliyetlerinde harcanan her bir Dolar için küçük işletmeler büyük işletmelere oranla yirmi dört kat daha fazla yenilik üretmektedir. Bunun sebebi küçük işletmelerin araştırma projelerini hızlı bir şekilde uygulamaya koyup yenilik ve değişiklikler yaparak pazara sürebilmeleridir.
  • Üretimdeki Boşlukların Hızla Doldurulması: Küçük işletme çalışanları, tek bir alanda uzman olmayıp, genellikle işletmedeki temel işlevlerin hepsini bilmektedirler. Herhangi bir elemanın eksikliği durumunda bu boşluk işletmede çalışan başka bir elemanla anında doldurularak üretim sürecinde doğabilecek bir aksamaya meydan vermemektedirler.
  • Bürokrasinin ve Yönetici Grubunun Az Olması: Bir işyerinde karar alıcılar ve bürokrasi ne kadar fazla ise verimlilik de buna bağlı olarak düşmektedir. Küçük işletmelerde karar alıcılar üretim süreci içinde çalışanlarla iç içe olduklarından üretim kararlarını isabetli ve hızlı bir şekilde alabilmektedirler.
  • Çalışanlarla Daha Yakın İlişki: Küçük işletmelerde çalışanlarla işyerinin sahibi ve/veya yöneticisi arasında daha yakın ilişkiler mevcuttur. Bu tür işyerlerinde işçi patron ayrımı yapılmadan karşılıklı güven ve yakınlık duygusu olduğundan bir aile havası içerisinde işçilerin işlerini sevmeleri sağlanmakta verimlilik ve kalite artmakta, çalışanlar yaptıkları işle özdeşleşmektedir.
  • Büyüme: Küçük işletmelerin en önemli özelliklerinden biri de büyüme potansiyellerinin büyük işletmelere göre daha fazla olmasıdır. Küçük işletmelerin performansları büyüme ile ölçülmektedir. Büyüme bu işletmeler için en zorlu dönemdir ve işletmeler bu dönemde kendilerini yenileyerek farklı pazarlarda farklı ürünler ve hizmetlerle var olmaya çalışırlar.

Küçük İşletmelerin Üstünlükler

Küçük işletmeler, birçok açıdan büyük işletmelerden daha fazla üstünlüğe sahiptirler. Küçük işletmeler büyük işletmelerle rekabet etmede girişimciye iki temel avantaj sağlayabilir. Bunlar; müşteri ve işletme personeli ile daha yakın ilişkiler içerisine girebilmek ve pazarlama, üretim ve hizmet konularında büyük işletmelere göre daha esnek olabilmektir.

  • Küçük işletmeler Bir ürün ya da hizmet için yatırım yapmadan önce faaliyette bulunacakları pazarın tepkisini daha kolay ölçebilmektedirler.
  • Yönetim fonksiyonundan ziyade denetim fonksiyonuna daha fazla ihtiyaç duyarlar.
  • Üretim fonksiyonu diğer fonksiyonlara göre daha önemlidir. Daha az yatırımla daha çok üretim ve ürün çeşitliliği sağlamaktadırlar.
  • Üretilen mal veya hizmete olan talebin sınırlı olduğu pazarlarda faaliyette bulunabilirler.
  • Kolay bozulabilen malları üretirler ve satarlar.
  • Teknik gelişmelere daha kısa sürede ayak uydurabilme yetenekleri vardır.
  • Yatırım yaparken daha çok kendi öz sermayelerine ağırlık verirler. Küçük işletmeler gerek kişi başına gerekse tesis başına daha az yatırımla kurulabilmektedir

Küçük İşletmelerin Zayıf Yönleri

  • Küçük ölçekli ve dağınık olmalarından dolayı verimlilikleri düşüktür. Türkiye’de küçük işletmelerin %95,4’ü 1–9 arası işçi çalıştıran mikro ölçekli işletmelerden oluşmaktadır. Dolayısıyla sanayi sektöründe yer alan işletmeler analiz edildiğinde, geleneksel yapının egemen olduğu aile işletmelerinin büyük çapta sistemin içinde var oldukları görülmektedir.
  • Pazar ve sektör bilgileri yetersizdir. Küçük işletmeler genel olarak yaptıkları ürünün iç pazardaki talebini, rakiplerini, bunların pazar payını, talebin yıllara göre trendini bilmeden üretim yapmaktadırlar. Bu ürünün ithalat ve ihracatı, dünya pazarlarındaki durumu da yeterli ölçüde bilinmemektedir.
  • Teknik bilgileri yetersizdir. Küçük işletmeler arasında en büyük teknik bilgi yetersizliği mikro işletmelerde olmaktadır. Genel olarak geleneksel yapı ve teknik düzey, kaliteli ürün yapılmasına engel teşkil etmektedir.
  • Pazarlama ve tanıtım konusunda alt yapı ve bilgi eksiklikleri vardır. Günümüzde pazarlama, stratejik bir planlama ile kısa dönemli bölgesel ve ülke boyutunda politikaları içermektedir. Pazarlama giderek daha fazla bilgi ve araştırma gerektiren bir disiplin haline gelmektedir.
  • Yönetim ve organizasyonda zafiyet bulunmaktadır. Küçük işletmelerde en büyük sorunlardan biri yönetim zafiyetidir. Yönetici (ve/veya işletme sahibi) geleneksel yapıyı devam ettirmekle, pek çok alanda karar almakta zorlanmakta, sektördeki ve pazardaki değişimleri izleyememektedir.

Küçük İşletmelere Özgü Sorunlar

Gelişmekte olan ülkelerde küçük işletmelerin sorunları, kendi bünyeleri doğrultusunda hiç de küçük sayılamayacak boyutlardadır. Sınırlı bir sermaye ve güce sahip olan bu işletmeler, çoğu zaman sorunlarını çözemez durumda kalmaktadır. Küçük işletmelerin faaliyetlerinde ve büyümesinin önündeki engeller ve temel sorunlar şu şekilde özetlenebilir;

  • Teknoloji
  • Dış ticaret
  • Danışmanlık
  • Kuruluş yeri seçimi
  • Tecrübe ve deneyim eksikliği
  • Bürokrasi sorunları

Teknoloji Konusunda Karşılaşılan Sorunlar: Devlet Planlama Teşkilatının (DPT) raporuna göre Türkiye’deki küçük ve orta büyüklükteki işletmeler geleneksel üretim yöntemleriyle Türkiye pazarı için üretim yapmakta; ancak, birçok alanda yerel pazarda da başta AB işletmeleri olmak üzere yabancı işletmeler ile rekabet etmek zorunda kalmaktadır.

Dış Ticarette Yaşanan Sorunlar: Türkiye’de 2010 yılında 48 bin küçük işletme ihracat yapmıştır (Sabah, 2011). Küçük işletme niteliği gösteren pek çok girişim ana sanayiye hammadde sağladığından, doğrudan ihracat yapmasa bile ürünlerini, hammadde sağladığı işletmeler aracılığıyla ihraç edebilmektedir. Türkiye’de küçük işletmelerin en çok ihracat yaptığı ülkelerin başında Almanya gelmektedir. Rusya, Irak, Fransa, Yunanistan ve ABD en çok ihracat yapılan diğer ülkelerdir. Teknoloji, finansman, insan kaynakları ve buna benzer yetersizliklerden dolayı küçük işletmelerin birçoğu dış ticarete girmekte zorlanmaktadır.

Danışmanlık Konusunda Karşılaşılan Sorunlar: Türkiye’de küçük işletmelere danışmanlık hizmeti veren kurumlar sınırlı sayıdadır. Bu kurumların bütçeleri ve kadroları belirli bölgelerde ve düşük oranda hizmet verebilmektedir. Bu alanda hizmet veren kurumların sayısının ve etkinliklerinin kısıtlı olması önemli bir sorundur.

Kuruluş Yeri Seçimi: Kuruluş yerinin seçimi işletmenin başarısında önemli bir rol oynamaktadır. Kuruluş yeri seçiminde yapılacak hatalar işletme faaliyetlerini devam ettirdiği müddetçe bu hatayı da sürdürmesine yol açacaktır.

Bürokrasi: Küçük işletmeler, gerek kuruluş, gerekse de faaliyetleri sırasında, kamu kuruluşları ile olan ilişkilerinde bürokratik engellerle karşılaşmaktadırlar. Küçük işletmelerle ilgilenen kamu kuruluşları arasında, tam bir işbirliği ve koordinasyon sağlanamaması kavram kargaşasına, işlerin uzamasına ve sonuçta zaman ve para kaybına neden olmaktadır

İhracat: Küçük işletmelerin 2001 yılında ihracattaki payı %7 iken 2006’da %11’e çıkmıştır. 2011 yılı son verilerine göre ise Türkiye’deki toplam ihracat 135 milyar Dolara ulaşmıştır. İstatistiklere göre 2010 yılında 48.009 girişim ihracat, 55.119 girişim ithalat yapmıştır. İhracatın %60,1’i 0-249 kişi çalıştıran girişimler tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu görece artışa rağmen KOBİ’ler ihracattan yeterince pay alamamaktadır. Küçük işletme tanımına uygun, çalışan sayısına göre oluşturulan girişim istatistiklerinde, ihracatta 0-9 kişi çalışan mikro girişimlerin payı %16,4 olurken, %24,6’sı 10-49 kişi çalışan küçük ölçekli girişimler, %19,2’si 50-249 kişi çalışan orta ölçekli girişimler ve %39,6’sı 250 ve üstü kişi çalışan girişimler tarafından gerçekleştirilmiştir.

Küçük İşletme Kuruluşları ve Destek Kurumları

Her ülkede küçük işletmeleri geliştirmek ve desteklemek amacıyla, geniş kapsamlı ve iç-dış kaynaklarla teşvik edilen kuruluş ve kurumlar mevcuttur. Ülkemizde bu amaç doğrultusunda faaliyet gösteren çeşitli kuruluş ve kurumlar vardır.

Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme Dairesi Başkanlığı (KOSGEB): Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme Dairesi Başkanlığı, kısa adı ile KOSGEB, 12 Nisan 1990 tarih ve 3624 sayılı kanunla kurulmuş olup, ülkenin ekonomik ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanmasında küçük işletmelerin payını ve etkinliğini arttırmak, rekabet güçlerini ve düzeyini yükseltmek, sanayide entegrasyonu ekonomik gelişmelere uygun biçimde gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır.

Türkiye Orta Ölçekli İşletmeler, Serbest Meslek Mensupları ve Yöneticileri Vakfı (TOSYÖV): Şubat 1990 tarihinde Ankara’da kurulmuştur. Vakıf, çalışan sayısı 5 ile 200 arasında değişen tüm işletmeleri küçük ve orta ölçekli işletme olarak kabul eder. Bu işletmelerin sahipleri, serbest meslek mensup ve yöneticileri vakfa üye olmak için başvurabilirler.

Milli Prodüktivite Merkezi (MPM): 1965 yılında 580 sayılı yasa ile kurulmuş olup özel hukuk hükümlerine tabi kamu kurumu niteliğinde bir kuruluştur. Verimlilik ilkelerine uygun ekonomik gelişmeye yardımcı olacak çalışmaların yapılması, kamu ve özel kesim işyerlerinde verimliliği arttıracak yöntemleri araştırıp bularak uygulama önerilerinde bulunması, verimlilikle ilgili teknik yayın, yardım, eğitim ve danışmanlık çalışmaları kurumun başlıca görevleri olmaktadır.

Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu (TESK): TESK, genel olarak esnaf ve sanatkârların faaliyetlerinin mesleki çıkarlar ve ülke yararına uygun şekilde yürütülmesini sağlamayı ve bu hususta lüzumlu görülecek her türlü önlem ve girişimlerde bulunmayı amaçlamaktadır.

Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri Birlikleri Merkezi Birliği (TESKOMB): Küçük esnafın finansman ihtiyacını karşılamak amacı ile kurulan Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri, 1969 yılına kadar Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olarak, 1969 yılından sonrada 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile bu kanun hükümlerine göre faaliyetlerini sürdüren özel hukuk tüzel kişiliğine haiz kuruluşlardır.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB): Odalar ve Borsalar Birliği hakkındaki 5590 sayılı Kanun 8 Mart 1950 tarihinde hazırlanmış, 15 Mart 1950 tarihinde 7457 sayılı Resmi Gazete ’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. TOBB, özel sektörün Türkiye’de mesleki üst kuruluşu ve yasal temsilcisidir. TOBB’un halen, yerel düzeyde, ticaret, sanayi, ticaret ve sanayi, deniz ticaret odaları ve borsalar şeklinde oluşmuş 365 üyesi bulunmaktadır. Tüm ülke çapında yayılmış olan oda ve borsalara, çeşitli büyüklüklerde ve bütün sektörlerden 1 milyon 200 binin üzerinde firma kayıtlı bulunmaktadır.