Çatışma ve Stres Yönetimi 1 Dersi 6. Ünite Özet

Çatışma Yönetiminde Öfke Kontrolü

Öfke Nedir?

Çatışmalar genellikle Webster sözlüğünde haksızlık nedeniyle uyanan güçlü bir hırs veya duygu olarak tanımlanan öfke ile başlar. Çoğunlukla olumsuz bir duygu olarak ele alınan öfke farkına varılıp kontrol edilebilirse bireyin mücadele etmesinde ve kişinin temel ihtiyaçlarının karşılanmasında etken rol oynayan sağlıklı öfkeye dönüşebilir. Öfke, zaman, mekan ve duruma göre değişebilen durumluk öfke ve bireyin sürekli içerisinde öfke barındırmasını ifade eden sürekli öfke olmak üzere iki alt boyutta da incelenebilir. Yapılan işlerin bireyler ya da gruplar arasındaki algılamaları, duygu ve davranışları örgütsel çatışmalarla ilgilidir. Çünkü duygu durumu çatışmaya, çatışma durumu ise öfkeyi ortaya çıkarabilmektedir. Bu bağlamda öfkenin kontrol edilerek sağlıklı öfkeye dönüştürülebilmesi için çatışma ve öfke kavramları ve bu durumlara kaynaklık edebilecek nedenlerin öğrenilmesi öfkenin ve çatışmanın yönetilmesine ilişkin etkin stratejilerin uygulanmasını kolaylaştıracağı düşünülebilir.

Çatışma ve Öfke

Bireylerin, grupların ve örgütlerin istek ve beklentileri arasındaki ayrılıklardan kaynaklanan çatışma durumu eğer bireylerin iş yapma isteğini kamçılıyorsa olumlu; iş yapamaz, tükenmiş, kafası karışık, bunalmış bir duruma sürüklüyorsa olumsuz bir durum olarak değerlendirilmektedir. Çatışma yönetiminde öfkeye yol açan nedenler aşağıdaki gibi sıralanabilir;

  • Haksızlık
  • Önlenebilirlik
  • Kasıtlılık
  • Kabahatlilik
  • Kurgulama-Hareketlilik
  • Engellenme
  • Kışkırtma
  • Karşı atak- Deneyim
  • Görmezden gelme
  • Kişisel gerçeklik

Çatışma Yönetiminde Öfkenin Yansımaları

Tansiyon, ülser, kalp hastalıkları ve baş ağrısı gibi fizyolojik çıktıları da olan öfke, uygun tepkiler verildiğinde bireyin amaçlarına ulaşmada bir araç olarak kullanılabilir. Önemli olan öfkenin sözel saldırganlık veya fiziksel saldırganlık gibi yansıtılma biçimidir ve öfke aşağıdaki şekillerde ifade edilebilir;

  • Doğrudan davranış işaretleri
  • Dolaylı davranışsal ve sözel işaretler
  • Saldırgan davranışlar
  • Bastırılmış davranışlar
  • Kontrol etme davranışları

Çatışma Yönetiminde Öfkenin Boyutları

Öfkenin fizyolojik, bilişsel ve davranışsal boyutları olduğu belirtilmektedir. Fizyolojik boyut öfkenin ortaya çıkması ile bakışlar, ses tonu, terleme gibi vücudumuzda meydana gelen her türlü değişikliği; bilişsel boyut kalıp ya da şema ile örgütlenmiş beklenti, inanç ve yorumlama süreci gibi bilgi yapılarını ve davranışsal boyutunda ise öfkeye yol açan durumlara genel olarak verilen tepki biçimlerini kapsamaktadır.

Çatışma Yönetiminde Öfke İle İlgili Kuramsal Yaklaşımlar

Çatışma yönetimini açıklamaya yönelik pek çok kuramsal yaklaşımlar psikanalitik kuramlar, biyolojik kuramlar, davranışçı kuramlar ve varoluşçu kuramlardır. Bu kuramlar çerçevesinde öfkenin nasıl ele alındığı aşağıdaki gibi açıklanabilir

  • Psikanalitik kuramlar Darwin’in ve Frued’un öfke tanımlarına göre şekillenmiştir ve dürtü kuramları olarak ta değerlendirilirler. Darwin’e göre öfke hayatta kalmak için gereken bir saldırganlık, Freud’a göre ise öfke ölüm içgüdüsünün ve yaşam içgüdüsünün bir ifadesidir. Freud’a göre öfkenin alt yapısını oluşturan önemli gelişim dönemlerinden biri de anal dönemdir ve tuvalet eğitimini de kapsayan bu dönemde çocuk dışkısını ebeveynleri kontrol etmek için kullanır. Bu dönemdeki saplantılar çabuk ve aşırı öfkelenme, saldırgan ve cezalandırıcı tepkilerle öfkesini ifade etme gibi davranışları içeren sadistik kişilik yapısını oluşturur.
  • Biyolojik temelli kuramlara göre öfke merkezi sinir sisteminin işleyişiyle ilgilidir ve beynin yanlış işlemesi, hormonlar ve kalıtım ihtimalleri dâhilinde, öfke davranışları, kendine her zaman hedef bulabilir ve çevreden açık bir kışkırtma olmadan da meydana gelebilirler. Bu süreç James Lange’nin kuramına göre duygusal yaşantı dört aşamada gerçekleşir; durumu fark etme, merkezi sinir sisteminden kas ve organlara uyaranların gönderilmesi, değişikliklerin beyne geri dönmesi ve dönen uyarılmalar ile orijinal uyarılmaların birleştirilmesi.
  • Davranışçı kuram, öfkeyi engellenme ve saldırganlığa verilen tepkilerle birlikte ele alır ve öfkeye ve saldırganlığa verilen tepkilerin de diğer davranışlar gibi öğrenildiğini savunur. Kurama göre korku ve sevgi gibi öfke de refleksif bir tepkidir ve birey benzer durumlarda benzer davranışları sergiler.
  • Varoluşçu kurama göre öfke insanın yok oluşa, işlenmemiş potansiyele ve yaşamın anlamsızlığına karşı tepkide bulunmasıdır ve her insan öfke duygusunu farklı yaşar.

Çatışma Yönetiminde Öfke Kontrol Yaklaşımları

Öfkenin doğru ifade edilme becerisini kazanma olarak adlandırılan öfke kontrolünde temel amaç; saldırganlıktan uzak, şiddet içermeyen, kişinin kendisine ve çevresindekilere zarar vermeyecek şekilde duygusunu ifade etme becerisini kazanmasıdır. Öfke kontrolünde bireylerin kendi başlarına uygulayabilecekleri bazı teknikler aşağıdaki gibi açıklanabilir;

  • Düşünce biçimini değiştirmek suretiyle bireyin olayın temelinde yatan düşünceleri fark etmesi ve mantıklı olmayan düşüncelerin yerine mantıklı olanları yerleştirebilmesi gerekir. Örneğin otobüsü kaçıran birisi bu duruma öfkelenmek yerine alternatif ulaşım yöntemlerini üzerinde düşünmek öfkeyi azaltabilir.
  • Problem çözme , teknikleri kullanılarak bireyler karşılaştıkları öfkeye kaynaklık eden durumları günlük diğer problemler gibi ele alarak çözüm üreterek sakinleşebilirler. Problem çözme adımları kullanılabilir; birinci adımda problem ile ilgili bilgiler gözden geçirilir, ikinci adımda problem detaylı şekilde tanımlanır, üçüncü adımda olası çözüm yolları ortaya konur, dördüncü adımda bir çözüm yolu seçilerek uygulanır, beşinci ve son adımda ise süreç gözden geçirilir ve çözüme ulaşılamamışsa olası hata kaynakları hakkında düşünülür.
  • Mizah Kullanarak öfkenin yıkıcı etkileri azaltılabilir. Mizah, karşılaşılan problemlerin komik taraflarının görülmesini sağlayarak bireyleri o güçlüklerin dışına çıkartabilir ve böylece problem durumla ilgili hataların, tutumların anlaşılmasına yardımcı olunarak, bireyin onları düzeltebilmesi için bir fırsat yakalanabilir.
  • Çevre Kontrol Araçlarını Değiştirmek , öfkenin kaynağının bireyin kendisi olmadığı algısını güçlendirerek öfkenin şiddetini azaltabilir. Kurt’a (2008) göre bireyin çevresinde gerçekleşen olayların %10’nuna birey kaynaklık eder. Bu bakımdan karşılaştığımız problem durumlarının %90’nın da bireyin çevresinden kaynaklandığının farkına varması öfkeyi azaltacaktır.
  • Gevşeme Egzersizleri Yapmak , öfke ile ilgili kas gerginliğinin azaltılarak gevşetilmesi ve öfkenin azaltılmasına yardımcı olacaktır. Çünkü öfkenin fizyolojik bir boyutu vardır. Gevşeme işlemleri ritmik solunum, kas gerginliğinde azalma ve bilinçlilik durumunda değişimi içerir. Egzersizler esnasında huzur ve sakinlik veren manzaraların ve anıların düşünülmesi, kişinin gevşeme tepkileri artıracaktır.
  • Masaj Yaptırmak , bireyin gerginliğini azaltacak diğer bir yöntem olarak öfkenin azaltılmasına yardımcı olabilir. Masaj kan dolaşımının düzenlenmesine, gerilmiş kasların gevşemesine, ağrıların giderilmesine, zinde olmaya, bireyin rahatlamasına aracılık ederek vücudu dinlenmiş ve dinç hale getirecektir.
  • Doğru İletişim Kurmak , öfkeli durumlarda öfkenin şiddetini düşürebilir. Doğru iletişim kurmada asıl önemli olan ise empati kurmaktır. Çünkü bireyler empati kurarak olaylara farklı pencereden veya başkalarının gözünden bakabilirler. Empati sadece öfke kontrolünde değil profesyonel iş yaşamında ve diğer sosyal ilişkilerde doğru iletişime kaynaklık eden en önemli becerilerden birisidir.
  • Kendi Kendine Sorular Sorarak , bireyler öfkelenmelerine yol açan düşünce kalıplarının farkına varabilir. Birey kendi kendine yapacağı bir konuşma ile; öfkesinin gücüne, öfkesine ne kadar süre tutunduğuna ve öfkesini nasıl ifade ettiğine odaklanmış olacaktır.
  • Beklentileri Gözden Geçirmek öfkeyi azaltan diğer bir teknik olarak öfkenin şiddetini azaltabilir. Çünkü beklentilerin karşılanamaması öfkeye kaynaklık eden durumların başında gelmektedir. Beklentilerin karşılanamaması bireyin gerçekçi hedefler ortaya koyamayışı, kendi yeterliklerini, güçlü yanlarını, güçsüz yanlarını, elindeki olanakları veya önündeki fırsatları bilememesinden kaynaklanmaktadır. Eldeki veriler tekrardan gözden geçirilerek hem bunun sebebi öğrenilmiş hem de öfkelenmenin önüne geçilmiş olabilir.
  • Meditasyon bireyin kendi gerçeğini sağlayıp öfkesinden arınmasını esas alır ve bireye içerisindeki enerjiden yararlanmayı öğretmek amaçlanır. Sözcük anlamıyla birçok Batı dilinde "derin düşünme", mistik anlamda ise "kişinin iç huzuru, sükunet, değişik bilinç halleri elde etmesine ve öz varlığına ulaşmasına olanak veren, zihnini denetleme tekniklerine ve deneyimler" olarak tanımlanmaktadır. Meditasyon bireyin sakinleşerek mutlu olmasına, zihnin berrak ve olumluya odaklanmasına, hafızayı ve konsantrasyon gücüne, olayların soğukkanlılıkla karşılanmasına, potansiyelin tam olarak ortaya çıkmasına, uyku kalitesinin artmasına ve bağışıklık sisteminin güçlenmesine katkı sağlar.
  • Bilişsel-Davranışçı Terapiler , bireylerin günlük yaşamlarında üstesinden gelemedikleri güçlükler ve yaşam problemleri ile karşılaştıklarında onlara yardım etmek için öğrenme kuramlarını uygulayan, problem odaklı, “burada ve şimdi” ile ilgilenen, davranışçı psikolojik danışma kuramından temel alınarak geliştirilmiş bir tedavi biçimidir. Bilişsel terapiler kaygı ya da uyuma dönük olmayan davranışların nedeninin, olayların kendisinin değil, bireyin bu olaylara ilişkin beklentileri ve yorumları olduğunu ileri sürerek davranışların kişinin düşünce ve  inançları ile doğrudan ilgilenilerek değiştirilebileceğini savunur. Bu süreç etki, davranış ve davranışın sonucunun analiz edilmesiyle başarıya ulaşır. Bilişsel- davranışçı terapide farklı teknikler kullanılmaktadır. Bunlar, gevşeme eğitimi, biofeedback, sistematik duyarsızlaştırma, alıştırma, seçenekleri sorgulama, felaketsizleştirme, yeniden düzenleme/ çerçeveleme, düşünceyi durdurma, yeni davranış öğrenme stratejilerini (modelleme, biçimlendirme, markayla ödüllendirme, rol oynama, sosyal beceri eğitimi) kullanmadır.

Yaz Okulu Sınavı
4 Eylül 2021 Cumartesi