Uluslararası Sosyal Politika Dersi 3. Ünite Özet

Uluslararası Çalışma Örgütü’nün Tarihsel Gelişimi (1919-1946)

Giriş

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO/UÇÖ) sosyal politikanın ilk ve biricik “uluslararası” kuruluşudur. UÇÖ 1919’da kurulmuş, kuruluşunun hemen öncesinde Bolşevik Devrimi ve Dünya Savaşı ilke ve değerlere yön veren olay olarak belirleyici olmuşlardır.

Kuruluş Öncesi Dönem (Ocak-Haziran 1919)

UÇÖ’nün “resmi” tarihi, 1. Dünya Savaşı sonrasında, Milletler Cemiyeti’nin yapısı içinde yer almasıyla başlar. Ancak 1919 öncesi ve özellikle savaş yılları, uluslararası sosyal politikaya götüren ekonomik, sosyal ve insancıl etkenler yönünden önemlidir. 2019’da “Yüzüncü Yılı”nı kutlamaya hazırlanan örgütün gerek kurumsal yapısı, gerekse amaç ve işlevleri temel alındığında, kuruluş öncesi aylardan Filadelfiya Bildirgesi’ne değin uzanan tarihsel evrimini üç başlıkta özetlemek olanaklıdır.

Uluslararası Hukukta Geleneksel Yaklaşımın Değişmesi

UÇÖ’nün kuruluşu öncesinde ve Birleşmiş Milletler’in (BM) kurulmasına değin süren dönemde egemen olan geleneksel anlayışa göre Uluslararası Hukuk, yalnızca “devletler arasındaki” ilişkileri düzenliyordu. “Devlet yurttaş arasındaki” ilişkilerin düzenlenmesi ise iç/ulusal hukuka bırakılıyordu. Bireyler, Uluslararası Hukukun “özne”si değil, “konu”su idi. Uluslararası Hukukta hak özneleri yalnızca devletlerdi. Birey, ancak ulusal sınırlar içinde hak öznesi sayılıyordu. Bu anlayış, çalışma/emek alanında, egemen devletler için bağlayıcı olan “uluslararası” nitelikli önlemler alınması, hukuksal düzenlemeler yapılması önünde ciddi bir engel oluşturdu.

Oysa sanayi devrimini izleyen yıllarda, sanayileşmenin çalışma yaşamında yarattığı sorunlara ve daha da derinleştirdiği ekonomik ve sosyal eşitsizliklere karşı İngiltere, İsviçre, Fransa ve başka ülkelerde ilk “sosyal yasalar” kabul edilmeye başlamıştı. Bu da, benzer sosyal politika önlemleri almaktan kaçınan devletler yararına rekabet eşitsizliği yaratıyordu. Bunu önlemenin yollarından biri ise, tüm devletler için bağlayıcı olacak “uluslararası” çapta düzenlemeler yapılmasıydı.

Uluslararası Çalışma Mevzuatı Komisyonu Kurulması ve Çalışmaları

UÇÖ’nün resmen kuruluşuna giden süreçte atılan ilk adım, Barış Antlaşması Hazırlık Konferansı’nın 25 Ocak 1919’da Paris’te yaptığı ilk toplantıda kurulmasına karar verdiği, Uluslararası Çalışma Mevzuatı Komisyonu’dur (UÇMK). Komisyonun görevi, sürekli nitelik taşıyan bir uluslararası çalışma örgütü için kurucu belgesi olan Anayasası’nın hazırlanması idi. Devletlerin Barış Konferansı delegasyonunda, emek ve işveren kesimlerinden üyeler de yer aldı. Sanayileşmiş beş büyük devlet olarak ABD, Britanya İmparatorluğu, Fransa, İtalya ve Japonya ile Belçika ‘şer üye ile Komisyon’da temsil edilirken, üç devlet de (Küba, Polonya ve Çekoslovakya) 1’er temsilci ile Komisyon’da yer aldılar.

Komisyon temelde Marksizm, Bolşevizm ve devrimci sendikacılık anlayışına karşı “sosyal reformcu” yaklaşımı benimseyen üyelerden oluşuyordu. Komisyon, çalışmalarında Büyük Britanya’nın önerisini/ tasarısını temel aldı ve üç ay süren çalışmaları sonucunda, 11-28 Nisan 1919’da “Çalışma/Emek” başlıklı bir metin hazırladı. Barış Konferansı, 28 Haziran 1919’da Versay Antlaşması’nı kabul etti.

UÇMK’nin çalışmaları sırasında tartışılan sorunlardan ikisi, özellikle önem taşıyordu. Biri, UÇÖ’nün anayasal organlarından Uluslararası Çalışma Konferansı’nın (UÇK) yapısıyla ilgiliydi. Komisyon, işçi önderlerinin hükümet, işçi ve işveren kanatlarından 1’er temsilcinin UÇK’de yer alması konusundaki İtalyan önerisini benimsedi. “1+1+1” formülü yerine, İngiliz tasarısındaki hükümet kanadından 2 temsilcinin, buna karşılık işçi ve işveren kanatlarından 1’er temsilcinin yer aldığı “2+1+1” formülü kabul edildi

UÇM Komisyonu’nda tartışılan önemli sorunlardan ikincisi ise, UÇK’nin kabul edeceği sözleşmelerin bağlayıcılığına ilişkindi.

Kuruluş Öncesi Yaklaşımlar

UÇÖ, Versay Barış Antlaşması ile öteki barış antlaşmalarının, Paris yakınlarındaki Versay Sarayı’nda 28 Haziran 1919 tarihinde imzalanmasıyla, Milletler Cemiyeti (MC) ile birlikte kuruldu. Bir görüşe göre, Barış Antlaşması’na (UÇÖ Anayasası’nın Başlangıç Bölümüne), sosyal reformcu yaklaşımı yansıtan etik değerler ve ilkelerin konulmasında, Savaş’ın yanı sıra, iki yıl önce Ekim 1917’de gerçekleşen Bolşevik Devrim de etkili oldu. Hükümet ve işçi sınıfının sosyal reformculuğa inanmış en ünlü temsilcilerinin yer aldığı UÇM Komisyonu, Bolşevizmi ödünler koparmak için bir tehdit aracı olarak kullandı. 1919’un karmaşık koşullarında, Barış Konferansı’nın tüm ortakları için gözlemlenebilen bir ortak tehdit vardı. Bu tehdit, farklı gerekçelerle de olsa, ideolojik ilerlemesi durdurulmak istenen Bolşevizm ve devrimci sosyalizm idi.

Reformcu sosyalistler, işçi kitlelerinin devrimci ideallere katılmak için kendilerinden uzaklaştığını gördüklerinden, buna karşı inandırıcı bir seçenek önermek zorunda kaldı. Bu seçenek de kısaca, Bolşevik devrimin sert araçları, Marksizm’in önerdiği sınıf savaşımı ve güce başvurulması yerine, reformcu yöntemler, diyalog ve işbirliği idi. UÇÖ Anayasası’nın başlangıç bölümünde, “Bolşevik Devrimi”ne yapılan üstü kapalı gönderme, 3. Paragrafta geçen “hoşnutsuzluklar” sözcüğüdür. Benzer görüşler, Uluslararası Çalışma Bürosu’nun (UÇB) 1989’da Berlin Duvarı’nın yıkılmasını (böylece soğuk savaşın sona ermesini) izleyen yıllardaki Genel Müdür raporlarında da yer aldı.

Demokrasi ve katılım düşüncesini içeren “sendika özgürlüğü” ilkesinin başlangıçta yer almış olması, dolaylı yoldan, UÇÖ’nün benimsediği siyasal sistemin demokrasi olduğunu gösteriyordu. Demokrasinin ve reformcu yöntemlerin Bolşevik yaklaşım ve uygulamalara üstünlüğünü savunan UÇM Komisyonu ve UÇK üyeleri, aynı “düşman”a, yani devrimci sosyalizme karşı savaşım verdi. Sonuç olarak, başlangıçtaki asgari etik değer ve ilkeler üzerinde uzlaştılar.

UÇB’nin ilk Genel Müdürü Albert Thomas’da, 1918 yılında “büyük korku”nun bazı işverenlerde bulunduğunu, ancak 1919 yılında düşüncelerin değiştiğini, işçilerin haklarını Savaş içinde kazandıklarını söylüyordu. Bu, korku duygusu değil, savaşın altüst ettiği dünün yaşlı toplumunun adalete göre yeniden doğması ve yenilenmesi idi. Thomas’ın söz ettiği adalet, UÇÖ Anayasası’nın Başlangıç bölümünün ilk paragrafına yazılan “sosyal adalet” idi. Ve sosyal adalet, dünyada evrensel ve sürekli bir barışın temeli olan bir etik değerdir; siyasal ve sosyal barışın bölünmezliğini vurgulayan bir anayasal ilkedir.

Versay Barış Antlaşması’na Konulması Kabul Edilen İlkeler

İşçi hareketi, savaş yılları içinde düzenledikleri kongrelerde iki istemde bulunmuştu: Savaşa son verecek Barış Antlaşması, yalnızca uluslararası çalışma sözleşmeleri hazırlanmasına olanak veren bir sistem ve organ yani sürekli bir yapı, Örgüt oluşturmakla kalmamalıydı. Aynı zamanda ve özellikle, bir “Uluslararası Emek/Çalışma Şartı” biçiminde, işçi sınıfını koruyucu temel kurallarda Barış Antlaşması’na konulmalıydı.

UÇMK, sunulan önerilerden dokuzunun Versay Barış Antlaşması’nın (VBA) XIII Bölümüne (Emek) konulmasını kabul etti. Antlaşma’nın iki altbölümden oluşan ve “Genel İlkeler” başlıklı II. Altbölümündeki 427. Maddeye “Emek Şartı” olarak konulan ve özel ve ivedi bir önem taşıdığı” belirtilen ilkeler şunlardır:

  1. İnsan emeğinin hukuken ve fiilen bir “mal” ya da bir ticaret metaına benzetilmemesi (VBA, m. 427/1),
  2. Dernek (örgütlenme) ve birleşme hakkının, yasalara aykırı düşmeyen tüm amaçlarla işverenler ve çalışanlar için güvenceye alınması (VBA, m. 427/2),
  3. Hiçbir çocuğun, gelişimini ve öğrenimini koruyacak biçimde, 14 yaşından önce sanayide ya da ticarette işe alınmaması (VBA, m. 427/6),
  4. Her çalışanın, zamanını ve ülkesinin uygarlığı ile ilişkili olarak, kendisine uygun bir yaşam düzeyi sağlayan bir ücrete hak kazanması (VBA, m. 427/3),
  5. Cinsiyet ayrımı gözetmeksizin, nitelik ve nicelik olarak eşit işe eşit ücret (VBA, m. 427/7),
  6. Tüm çalışanlar için Pazar gününü kapsayan hafta dinlencesi, olanaksızsa eşdeğer bir dinlence (VBA, m. 427/5),
  7. Sanayide çalışma süresinin günde 8, haftada 48 saat ile sınırlandırılması (VBA, m. 427/4),
  8. Bir ülkeye yasal olarak kabul edilen yabancı işçilerin ve ailelerinin, çalışma koşulları ve sosyal sigorta konularında oturdukları ülkenin yurttaşlarıyla aynı işleme bağlı tutulmaları (VBA, m. 427/8),
  9. Tüm devletlerin, işçilerin korunmasına ilişkin yasa ve yönetmeliklerin uygulanmasını sağlamak için bir iş teftişi dairesi kurması/ örgütlenmesi (VBA, m. 427/9).

İki Savaş Arasını Kapsayan Dönem (1919-1939)

Sosyal politika alanında, “uluslararası” kurallarla düzenlemeler yapılması sürecinde, bireysel ve örgütsel girişimlerin ardından, önce 1890’da “dilek” nitelikli kararlar ve 1905’te de ilk “uluslararası sözleşmeler” kabul edilmişti. Ancak savaş, kural üretme sürecine ara verilmesini gerektirdi.

UÇO Üyeliği ve Gelişimi

UÇÖ üyeliği, iki savaş arasındaki dönemin siyasal koşullarından etkilendi. Üyelikten ayrılmalar ve katılımlar oldu.

UÇÖ’ye üyelik, Versay Barış Antlaşması’nda düzenlenmişti. Buna göre, “Milletler Cemiyeti’nin ilk üyeleri, bu Örgütün de ilk üyeleri olacaktır ve Milletler Cemiyeti’ne üyelik, bu Örgüt’e üyeliği de getirecektir” (m. 387). MC ve UÇÖ üyelerinin ayrılığı ilkesi, UÇÖ’nün MC Örgütü’ne bağlı bir Örgüt olarak kurulmasının doğal sonucu idi.

Barış Antlaşması’nı onaylayan 29 imzacı devlet, örgütün ilk üyeleri oldu. Antlaşmayı onaylayarak MC gibi UÇÖ’nün de üyesi olan bu devletlere, Versay Barış Antlaşması’na katılmaya ve MC’ye üye olmaya çağırılan 13 devlet de eklendi. Böylece ilk üyelerin toplam sayısı 42’ye ulaştı. Türkiye’de çağrı üzerine 1932’de Milletler Cemiyeti’ne üye olarak UÇÖ’ye üye oldu.

İlk UÇK’nin Toplanması

UÇÖ’nün “sosyal reformcu” kurucuları, Barış Antlaşması’nın onaylanmasını beklemeden, 1919 sonbaharında ilk UÇK’yı Washington’da topladılar. Düzenleme Komitesi, UÇMK’nin 24 Mart’ta görevini tamamlamasından sonra, kurucu belgenin onaylanmasını beklemedi ve 14 Nisandan itibaren ilk genel konferans için çalışmaya başladı. Doğal olarak ilk UÇK’nin görevi yasama işleviyle sınırlı değildi. Anayasal organlarını oluşturup, uluslararası sosyal politikanın yeni ve sürekli örgütünü işlerliğe geçirmesi de gerekiyordu.

Genel Konferans’ın ilk toplantısı, ABD Çalışma Sekreteri (Bakan›) Woodrow B. Wilson’ın başkanlığında, 29 Ekim - 29 Kasım 1919 tarihleri arasında yapıldı. Konferans’a, üçlü yapısı gereğince 2 hükümet ve 1 işçi ile 1 işveren delegesi olmak üzere, 40 ülkeden gelen delegeler ve delegelere eşlik eden danışmanlar katıldı.

Kabul Edilen İlk Sözleşme ve Tavsiyeler

Genel Konferans ilk toplantısında, Almanya ve Avusturya’nın üyeliğine karar verdikten sonra, altı sözleşme ve altı tavsiye ile çeşitli kararları kabul etti. İlk ÜÇO sözleşmelerinde, 1905-1906 yıllarında iki yıl üst üste yapılan teknik ve diplomatik toplantılar sonucu kabul edilen Bern sözleşmelerinde izlenen yöntem uygulanmadı. “Tek tartışma” yöntemi çerçevesinde, aşağıdaki sözleşmeler kabul edildi:

  1. Çalışma Süresi Sözleşmesi (Sanayi),
  2. İşsizlik Sözleşmesi,
  3. Analığın Korunması Sözleşmesi,
  4. Gece Çalışma Sözleşmesi (Kadınlar),
  5. Asgari Yaş Sözleşmesi (Sanayi),
  6. Çocukların Gece Çalışması Sözleşmesi (Sanayi)

1919 Konferansı’nda işsizlik dışında değişik konularda düzenlemeler yapan ve biri de, 1906 Bern sözleşmelerinden birine ilişkin olan aşağıdaki tavsiyeler de kabul edildi:

  1. İşsizlik Tavsiyesi,
  2. Ücretin Karşılıklılığı Tavsiyesi,
  3. Şarbon (Karakabarcık) Hastalığının Önlenmesi Tavsiyesi,
  4. Kurşun Zehirlenmesi (Satürnizm) Tavsiyesi (Kadın ve Çocuklar),
  5. İş Teftişi Tavsiyesi (Sağlık Hizmetleri),
  6. Beyaz Fosfor Tavsiyesi.

1 sayılı Çalışma Süresi Sözleşmesi; sanayi kuruluşlarında günlük ve haftalık iş sürelerini 8 ve 48 saat olarak saptıyordu.

2 sayılı işsizlik Sözleşmesi; sözleşmeyi onaylayan her üyenin, 3 ayı geçmeyecek aralıklarla, işsizlik ve işsizliğe karşı savaşım amacıyla alınan ya da alınacak olan önlemler konusunda istatistiksel ya da başka bilgilerin UÇB’ye gönderilmesini (m.1) öngördü.

Kadınların doğum öncesi ve sonrası istihdamı ile ilgili 3 sayılı sözleşme; ilgili terimleri tanımladı (m. 1 ve 2). Kadının doğum sonrasında 6 haftalık bir dönemde çalıştırılmamasını öngördü.

Kadınların gece çalışmasını düzenleyen 4 sayılı sözleşme, “gece” teriminin, ilke olarak, “akşam saat 10 ile sabah 5 arasındaki kesintisiz 11 saatlik dönem” anlamına geldiğini belirtti.

Çocukların sanayi işlerine kabul edileceği asgari yaşa ilişkin 5 sayılı sözleşme, 14 yaşından küçük olan çocukların kamusal ya da özel sanayi kuruluşlarında ve eklentilerinde çalıştırılamayacaklarını öngördü.

Çocukların sanayide gece çalışması ile ilgili 6 sayılı sözleşme, 18 yaşından küçük çocukların kamusal ya da özel sanayi kuruluşlarında gece çalıştırılmasını yasakladı. Ancak kimi sanayi kuruluşları için asgari yaşı 16’ya indirdi.

Örgüt’ün İşlerliğe Geçirilmesi

İlk genel konferans örgütün yürütme organı olan yönetim konseyini seçerek ve anayasal organlarından Uluslararası Çalışma Bürosu’nun (UÇB) ilk genel müdürünü atayarak işlerliğe geçirilmesini sağladı. Toplam 24 üyeden oluşan ilk yönetim konseyi, genel konferansça seçilmesinden sonra 27-28 Kasım 1919’da Arthur Fontaine başkanlığında, ilk toplantısını Washington’da yaptı. Yönetim konseyi sosyal sorunlarla ilgilenen tarihçi, siyaset adamı, elçi ve savaş yıllarında Fransız hükümetinde Silahlanma Bakanlığı yapan sosyalist Albert Thomas’ı, Uluslararası Çalışma Bürosu’nun ilk genel müdürü olarak seçti. UÇB, 1920’de Cenevre’ye günümüzde Uluslararası Kızıl Haç Komitesi’nin merkezi olan binaya yerleşti. 1926’da örgüt için özel olarak yapılan yeni binaya taşındı ve 1974 yılına kadar, etkinliklerini bu binada yürüttü. UÇÖ Anayasası, kurulmasını öngördüğü ilk uluslararası sosyal politika örgütünün üreteceği kurallara uyulmasını sağlamak için de düzenlemeler yaptı.

Kural Üretme Yetkisinde Sorunlar ve Aşılması

UÇÖ’nün, anayasal amaçları doğrultusunda uluslararası sosyal politika ve çalışma ilişkileri alanlarında kural üretme yetkisi, kuruluşunu izleyen birinci on yılda, kişi ve konu yönlerinden duraksama ve tartışmalara yol açtı (Valticos, 1983: 83-84 ve 184-194; Bonvin, 1998: 32-34, 46-48). UÇÖ’nün yetkisini sınırlandırmaya yönelik bu ilk girişimler, 1. Dünya Savaşını izleyen ve sosyal alanda kısıtlama akımını getiren ilk ekonomik bunalımla çakıştı. Bununla birlikte, 1929 büyük bunalımı sonrasında UÇÖ’nün yetkisi sorunu artık ortaya atılmadı. UÇÖ’nün yetkisinin ilk yıllarda tartışma konusu edildiği bir başka sorun, “kişiler yönünden yetki” ile ilgiliydi. Bu konuda işverenler adına ileri sürülen görüşe göre, örgütün yetkisi “genel çalışma koşullarını” değil yalnızca “işçinin çalışma koşullarını” kapsar. Buna karşılık UÇB, örgütün yetkisinin işsizler, göçmenler, çıraklar ve çocuklar gibi bir iş sözleşmesiyle işverene bağlı olmayan kişileri de kapsadığını, dernek (örgütlenme) hakkının yalnızca işçileri değil, işverenleri de kapsayacağını savunuyor ve anımsatıyordu.

Kural Üretme Etkinliğinin Sayısal ve Niteliksel Değerlendirilmesi

UÇÖ’nün 1. Dünya Savaşı’nı izleyen dönemde ürettiği kuralları genel çizgileriyle iki yönden değerlendirmek olanaklıdır. Bir yandan, kural üretme etkinliğinin, belgelerin hukuksal niteliğine göre sayısal yoğunluğu ve evrimi; öte yandan da, kuralların koruduğu kişi kesimleriyle içeriği ve benimsenen yaklaşımlar, yani niteliksel evrimi göz önüne alınabilir. 1919-1939 yılları arasındaki ilk dönemde, toplam 67 sözleşme ve 66 tavsiye kabul edildi. Bu sözleşmelerden 16’sı ve tavsiyelerden 18’i kural üretme etkinliğinin görece çok yoğun olduğu 1919. 1920 ve 1921 yıllarında kabul edildi. İlk dönemin temel özelliği, “bireysel iş ilişkileri”nin çerçevesini aşamamış olmasıdır. 1919-1939 döneminde kabul edilen sözleşmelerden, özellikle ikisi önemlidir: Asgari ücret saptanması yöntemlerine ilişkin 26 sayılı 1928 tarihli sözleşme ve tüm biçimleriyle zorla çalıştırmanın ya da zorunlu çalışmanın en kısa sürede kaldırılmasını öngören 29 sayılı ve 1930 tarihli sözleşme.

Sonuç: Gerçekleşen “Çılgın Rüya” (mı?)

Barış Konferansı’nın kurduğu UÇMK’nin üç ay içinde UÇÖ’nün Anayasası’nı oluşturacak metni hazırlaması, Barış Antlaşması’nın imzalanması beklenmeksizin ilk UÇK’nin toplanarak ilk sözleşmelerin kabul edilmesi ve UÇÖ’nün kuruluşunun tamamlanması ile, Franklin Roosevelt’in 1941’de söz ettiği “çılgın rüya” gerçekleşti. 1919’da gerçekleşen “rüya”nın, 19. yüzyılın ilk çeyreğine değin uzanan bir geçmişi vardı. İşçi sınıfı/hareketi, özellikle Savaş yılları içinde bunu düşündüğünü, Barış Konferansı ile eşzamanlı bir İşçi Konferansı düzenlenmesi “siyasal barış”ı kuracak Antlaşmaya, mutlaka “sosyal barış”ı da getirecek kurallar konulması gerektiğini sürekli biçimde yinelemişti.

Savaş Yıllarını Kapsayan Dönem (1939-1946)

2. Dünya Savaşı, UÇÖ’nün yapısı içinde kurulduğu Milletler Cemiyeti’nin varlığına son verdi.

1944’te kabul edilen ve 1946’da UÇÖ Anayasası’na eklenen Filadelfiya Bildirgesi, 2. Dünya Savaşı yıllarının en önemli belgesidir.

Örgütün Kanada’ya Taşınması

UÇÖ, 2. Dünya Savaşı yıllarında, işleyişini tümden durdurmadı, tüzel kişiliğine son vermedi. UÇK ve yönetim konseyi olağan toplantıları yapamadı. Ancak kısıtlı bir çerçevede de olsa, geleceğe yönelik bir yaklaşımla çalışmalarını sürdürdü.

Örgüt, yönetim organları, toplantı ve konferanslarıyla Amerika kıtasında bulunduğu sırada “Amerikan deneyimi” edindi. Bu da, UÇÖ’nün nitelik ve işleyiş yönlerinden dönüşmesinde rol oynadı.

UÇK’nin ikinci ve çok önemli toplantısı, 41 ülkenin katılımıyla 1944’te Filadelfiya’da yapıldı ve UÇÖ’nün eylem ilkeleri, programı ve statüsü ile ilgili sorunlar ele alındı. Bu toplantının ürünü olan Filadelfiya Bildirgesi, örgütün amaç ve hedeflerini genişleterek yeniden tanımladı.

Birleşmiş Milletler ’in İlk Uzman Kuruluşu

Savaş sonrasında UÇÖ’nün 24 Ekim 1945 tarihinde 50 devletin Milletler Cemiyeti’nin yerine kurduğu Birleşmiş Milletler Örgütü ile ilişkilerinin tanımlanması gerekiyordu. Bu amaçla, 1945 yılında Paris’te yapılan 27. UÇK’de, 3 Kasım 1945 tarihinde bir karar kabul edildi. Bu karar uyarınca, UÇÖ tüzel kişiliğini, mali ve yönetsel özerkliğini kazandı.

Yeni Bir Sayfa: Filadelfiya Bildirgesi Filadelfiya Bildirgesi, örgütü 2. Dünya Savaşı sonrasının siyasal, sosyal ve ekonomik koşul ve yaklaşımlarına uyarlar. 10 Mayıs 1944 tarihinde oybirliğiyle kabul edilen FB beş bölümden oluşur:

  • Örgütün genel felsefesinin açıklandığı birinci bölümde, ÜÇÖ’nün temel kuruluş ilkeleri yeniden onaylandı.
  • FB’nin ikinci bölümünde UÇÖ’nün geleneksel etkinlik alanı kişi ve konu yönlerinden yaygınlaştırıldı.
  • Üçüncü bölümde UÇÖ’nün gelecekteki eylem ve etkinliklerime kılavuzluk edecek on somut amaca yer verildi.
  • Dördüncü bölüm UÇÖ’nün ekonomik hedefler için işbirliği yapmasını öngörür.
  • Beşinci bölüm, bildirgede açıklanan ilkelerin tüm dünya haklarına tam olarak uygulanabilir olduğunu vurgular.