Sendikacılık Dersi 6. Ünite Özet

Demokrasi Sendikacılık ve Siyaset

Sendikacılık ve Demokrasi İlişkisi

Bir ülkenin siyasi rejimi o ülkedeki sendikacılığın hareket sınırlarını da belirlemekte, sendikalar ancak demokratik rejimlerde işlevlerini serbest bir şekilde yerine getirebilmektedir

Demokrasi, çoğulcu, kişi hak ve özgürlüklerine saygılı bir siyasal rejimdir. Eş deyişle demokratik yönetim biçimi, yalnızca çoğunluğun ihtiyaçlarını karşılayan yönetim değil, çoğulculuğu hedefleyen siyasal yaşam şeklidir

Çoğulculuk ise serbest örgütlenme esasına dayanmaktadır. Örgütlenme hakkı yalnızca siyasi partilerin serbestçe kurulabilmesini değil; her türlü çıkar gruplarının seslerini serbestçe duyurabilmek için dernek kurabilme, toplantı düzenleyebilme hak ve özgürlüklerini de içermektedir.

Demokratik toplumlarda bireyler, gruplar ve çatışan çıkar odakları haklarını özellikle örgütlenerek korumakta ve geliştirmektedir. Siyaset biliminde kısaca baskı grupları olarak bilinen bu örgütlerin kuşkusuz en önemlileri işçi ve işveren sendikalarıdır.

Demokraside;

  • Demokrasi, azınlığın çoğunluk hâline gelebilme hak ve olanağının bulunduğu bir çoğunluk yönetimidir.
  • Bir demokrasinin gelişmişlik düzeyi, o ülkedeki örgütlülük düzeyi ve bilinci ile yakından ilgilidir.
  • Sendikalar Sanayi Devrimi ile doğmuştur ancak gelişmeleri, büyümeleri ve toplumda önem ve saygınlık kazanmaları demokrasi ile olmuştur.

Sendikacılık ve demokrasi yalnızca birbirlerinin ayrılmaz parçaları değil, aynı zamanda birbirlerini geliştiren ve güçlendiren unsurlardır.

  • Batı toplumlarında demokrasi, kapitalizmin doğal bir sonucu olarak kendiliğinden değil; kapitalist düzen içinde işçi hareketinin ve işçi hareketine dayalı siyasal mücadelenin sonucunda gelişmiştir.
  • İngiltere’de 1837-1848 yılları arasında tüm vatandaşlara genel oy hakkının verilmesi, seçim bölgeleri arasında eşitlik sağlanması, milletvekili adaylığı için ödenen vergilerin kaldırılması, seçimlerde oylamaların gizli olarak yapılması için işçiler arasında Chartizm Hareketi olarak bilinen hareket yaygınlık kazanmıştır.
  • Chartist hareket, bünyesinde küçük esnaf ve zanaatkarları da barındıran bir hareket olmakla birlikte, geniş kitle tabanı bakımından bir işçi hareketi niteliğindedir. Chartistler, zamanla sendikaların bünyesinde varlığını sürdürecek olan örgütlü işçi hareketinin ilk ve önemli bir örneğini oluşturmuştur.
  • Fransa' da 1848 yılında krallığın devrilmesi ve cumhuriyetin yeniden ilanı ile sonuçlanan devrim hareketinin ortaya çıkardığı anayasa, bir yandan seçme seçilme hakkını tüm yurttaşlar için genel ve eşit olarak güvence altına almış; diğer yandan, bugünkü çağdaş sosyal devlet anlayışının dayandığı bazı temel ilkeleri ilk defa hükme bağlamıştır.
  • Gerek bu anayasanın gerekse bu anayasayı ortaya çıkaran devrim hareketinin gerisinde yatan belirleyici unsur ise Louis Blanc’ın öncülük ettiği Fransız işçi hareketi olmuştur

Sendika İçi Demokrasi

  • Sendikalar, siyasi partiler, dernekler ve kooperatifler gibi demokratik yapıya sahip örgütlerde yöneticiler atama ile değil, seçimle işbaşına gelmektedir.
  • Sendikalarda nihai otorite seçilenlerde değil, seçmenlerdedir ve otoritenin alt kademelerden üst kademelere doğru ilerlemesi gerekmektedir.

Yukarıdaki nedenlerden dolayı yapısal nitelikleri bakımından sendikalar da demokratik örgütlerdir.

Sendika içi demokrasi; sendikaların yönetiminin, yapı ve işleyişlerinin ve üyelerini temsil işlevlerinin demokratik kurallara uygun olmasıdır.

Sendikayı temsil edecek ya da yönetecek kişilerin ve organların üyeler tarafından özgür ortamlarda, gerekli örgütsel katılım araçlarıyla ve demokratik biçimde saptanmasını ve seçilmesini öngörmektedir.

Sendika içi demokrasi de çoğulculuk, katılımcılık ve açıklık ilkelerine dayanmaktadır.

Sendika içi demokrasinin dayandığı temel ilkeleri şu şekilde açıklamak mümkündür:

  • Sendikal çoğulculuk ilkesi: Bu ilke fark gözetmeksizin sendikal işleyişlerin tümünde üyelerin her türlü fikir ve önerilerini ifade edebilmelerini, kendi örgütlerinde belirleyici olmalarını, ayrım gözetmeksizin sendikal süreçlere üyelerin katılımlarının sağlanmasını, çoğunluğun görüşlerinin olduğu gibi azınlığın görüşlerinin de dikkate alınmasını, bütün üyelere her türlü sendikal faaliyete ve işleyişe katılma imkânının tanınmasını gerekli kılmaktadır.
  • Sendikal katılımcılık ilkesi: Bu ilke sendikal faaliyetlerin üyelerin bir bölümüne değil, tüm üyelere her yönüyle açık olması anlamına gelmektedir.
  • Sendikal açıklık (şeffaflık) ilkesi: Bu ilke ile sendikal yapının iç işleyişinden sendikal çalışmalara kadar her türlü faaliyet, üyelerin ve kamuoyunun önünde açıklığa kavuşturulmaktadır. Sendikalar, üyelerinin yanı sıra kamuoyuna karşı da açık ve şeffaf oldukları takdirde toplumsal güçlerini ve güvenilirliklerini arttırabilmektedir.

Sendikalarda demokrasiden sapma üzerinde duran Robert Michels ise tüm demokratik örgütlerde olduğu gibi sendikalarda da zaman içinde demokratik yapıdan oligarşik bir yönetim yapısına doğru kayış yaşanabileceğini ileri sürmüştür. Michels’in Oligarşinin Tunç Kanunu adındaki varsayımına göre, yapısı şeklen demokratik olan siyasi parti, dernek, kooperatif gibi tüm örgütlerde zamanla demokratik amaçlardan sapma ve belirli bir grubun veya liderin hâkimiyetine girme gibi oligarşik eğilimler görülmektedir.

Sendikacılık ve Siyaset İlişkisi

Sendikacılık ve siyaset arasında, karşılıklı fayda yaklaşımı üzerine kurulu bir ilişki vardır. Siyasi partiler iktidara gelebilmek için veya iktidardayken icraatlarının başarıya ulaşabilmesi için büyük bir oy potansiyeline sahip olan işçilerin, dolayısıyla sendikaların desteğine ihtiyaç duymaktadır. Sendikalar ise toplu pazarlık amaçlarını aşan daha geniş kapsamlı toplumsal amaçlarını gerçekleştirebilmek için siyaset üzerinde baskı güçlerini kullanmaktadır

Sendikalar her ülkede temsil ettikleri üyelerinin ve hatta tüm çalışan sınıfının hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için farklı şekillerde siyasete katılmaktadır.

Sendikalarla siyasi partiler arasındaki ilişkilerin, eğer iki taraf arasında ortak ideolojiden kaynaklanan organik bir bağ kurma zorunluluğu yoksa karşılıklı fayda yaklaşımı üzerine kurulduğunu söylemek mümkündür. Başka bir ifadeyle, siyasi partiler sendikaları, sendikalar da siyasi partileri kendi çıkarları doğrultusunda değerlendirmektedir.

Sendikalar mesleki-ekonomik ve ideolojik temellere dayalı nedenlerden dolayı siyasi partilerle ilişki içine girmektedir.

Mesleki - Ekonomik nedenler açısından bakıldığında; sendikaların çalışanların hak ve çıkarlarını yalnızca işyeri düzeyinde savunması her zaman için yeterli olmamaktadır

Sendikalar, üyelerinin ekonomik ve mesleki hak ve çıkarlarını geliştirebilmek amacıyla siyasal iktidarı yeni kanunlar çıkarmaya veya çalışanların aleyhine olan bazı kanunlarda kısmi değişiklik yapmaya, hatta bu kanunları tamamen ortadan kaldırmaya zorlayabilmektedir.

Özellikle kamu sektörünün ağırlıklı olduğu ekonomilerde işveren-devlet rolünün baskın olması sendikaların siyasetle daha yakından ilgilenmesine neden olmaktadır. Bu tür ekonomilerde özellikle seçim öncesi dönemlerde iktidardaki siyasi partinin veya partilerin oy kaygısı nedeniyle sendikalara önemli tavizlerde bulunduğu da görülmektedir.

İdeolojik nedenler açısından; Sendikalar kimi zaman, aynı veya benzer ideolojileri ve görüşleri paylaştıkları siyasi partilerle organik düzeye varan boyutlarda doğrudan ilişki içine girmekte bu partilere maddi ve manevi bakımdan destek vermektedir. Marksizm, kapitalist sistemin ancak sendikalar vasıtasıyla yıkılarak sınıfsız bir toplum düzenine geçileceğini öngörmektedir. Bu nedenle, özellikle 20. yy’ın ilk yarısına kadar geçen dönemde sendikalar, birçok ülkede komünist ve sosyalist partilerin âdeta bir organı olarak faaliyet göstermiştir.

Sendikalar kimi ülkelerde Marksist ideolojilerin yanısıra milliyetçi ve dinsel ideolojilere de yakından ilgi göstermişler ve bu ideolojileri paylaşan siyasi partilerle ilişki içine girmişlerdir.

Sendikalar, üyelerinin ve hatta tüm çalışanların hak ve menfaatlerini koruyup geliştirebilmek amacıyla her ülkede farklı şekillerde siyasi faaliyetlerini yürütmektedir.

Sendikaların siyasi faaliyetlerini şu şekilde sıralamak mümkündür:

  • Siyasi parti kurmak. Bazı ülkelerde sendikalar siyasi parti kurarak, parlamentoda doğrudan bir parti vasıtasıyla var olma yolunu seçmektedir. Bu şekilde sendikaların desteğiyle kurulan siyasi partiler, çalışanların potansiyel oylarını arkalarına alarak siyasi arenada çözüm arayışı içine girmektedir.
  • Siyasi partileri finansal açıdan desteklemek. Bazı ülkelerde sendikalar bir siyasi parti kurmadan, kurulu bulunan bir siyasi partiyi parasal açıdan desteklemektedir. Bu parasal destek, siyasi parti kasasına doğrudan ve düzenli olarak para aktarmak şeklinde olabileceği gibi yalnızca seçim dönemlerinde siyasi partinin propaganda masraflarını karşılamak şeklinde de olabilmektedir.
  • Siyasi partileri manevi açıdan desteklemek. Sendikalar kimi zaman siyasi partilere maddi açıdan olmasa da onlarla çeşitli konularda iş birliği yaparak manevi açıdan destek olabilmektedir.
  • Kitle iletişim araçlarının kullanarak kamuoyu oluşturmak. Sendikaların hemen hemen her ülkede yürüttüğü bir başka faaliyet şekli de kitle iletişim araçlarıyla yaptıkları siyasi faaliyetlerdir. Özellikle, kamuoyunun dikkatini çalışma hayatıyla ilgili sorunlara çekmek isteyen sendikalar bu yola başvurarak siyasi partileri ve hükûmeti kamuoyu baskısı altında bırakmayı hedeflemektedir. Sendikaların bu siyasi faaliyet şekli, özellikle toplumun ekonomik ve sosyal sorunlara karşı duyarlı olduğu ülkelerde etkin bir araç olarak kullanılmaktadır.
  • Sendika liderlerinin parlamentoya girmesi. Sendika liderlerinin parlamentoya seçim yoluyla girmeleri ve çalışanların sorunlarını kişisel çabalarıyla çözmeye çalışmaları bir diğer siyasi faaliyet şeklidir. Ancak sendika liderlerinin, parlamentoya girdikten sonra kişisel çıkarları ön plana geçtiği için veya parti disiplinine aykırı hareket etmemek için çalışanların sorunlarını çözme konusunda çok fazla etkinlik gösteremediklerini söylemek mümkündür.
  • İktidardaki partinin bir organı olarak faaliyette bulunmak. Anti-demokratik yönetim şekline sahip olan ülkelerde sendikalar, işçi hareketini kontrol altında tutan ve iktidardaki gücün ideolojisini işçi sınıfına yayan örgütler olarak faaliyet göstermektedir.

Sendikacılık ve Siyaset Arasındaki İlişki Modelleri

Sendikacılık ve siyaset arasındaki ilişki türleri, dünyadaki uygulamalara bakılarak üç ana grup altında toplanabilmektedir. Bu üç grup ilişki modeli ise büyük ölçüde sendikaların dar veya geniş anlamda siyaset yapmalarına bağlı olarak oluşmaktadır. Geniş anlamda siyaset yapan sendikalar, ekonomik ve sosyal fonksiyonlarını daha etkin bir şekilde yerine getirebilmek amacıyla siyaseti bir araç olarak kullanırken dar anlamda siyaset yapan sendikalar, siyasi işlevlerini ekonomik işlevlerinden daha etkin veya her iki işlevini de aynı ölçüde kullanmaktadır.

Sendikaların dar ve geniş anlamda siyaset yapmalarına bağlı olarak sendikacılık ve siyaset arasındaki ilişkiyi açıklayan üç temel ilişki modeli; bağımsız, ara bağımlı ve bağımlı modellerdir.

Bağımsız Modelde

  • Sendikalar kendi taleplerini temsil edecek parti kurmadıkları gibi bu amaçla herhangi bir partinin denetimi ve gözetimi altına da girmemektedir.
  • Sendikalar geniş kapsamlı toplumsal amaçlar yerine, sadece üyelerinin hak ve çıkarlarını korumaya çalışmakta ve bu amaca ulaşmak için toplu pazarlık ve toplu iş sözleşmesi üzerinde yoğunlaşmaktadır.
  • Sendikalar, siyasi partilerle organik bir ilişkiye girmeden yalnızca üyeleri lehine sosyal ve ekonomik çıkarlar elde etmenin bir yolu olarak siyasi fonksiyonlarını kullanmaktadır.
  • Sendikalar ile siyasi partiler arasında organik bir ilişki yoktur.
  • İşçi sınıfının desteğiyle yaşayan bir siyasi parti mevcut değildir.
  • Sendikalar siyasi partilere eşit mesafede kalmakla birlikte siyasetten tamamen uzak değildir. Sendikalar seçim dönemlerinde kendilerine yakın bir partiyi destekleyebilmekte veya bir partinin sosyal politikaya açık adaylarının parlamentoya girmesine yardımcı olabilmektedir. Ancak bu ilişki, sürekli ve düzenli bir nitelik kazanmamaktadır.
  • Genellikle pragmatik sendikacılık anlayışı hakimdir

Ara Bağımlı Modelde

  • Sendikalar ve siyasi partiler, bağımsızlıklarını koruyarak birbirlerini desteklemekte ve demokrasi, sosyal refah ve sosyal adalet gibi ortak bir amaca hizmet etmektedir.
  • Sendikalar, siyasi partiler karşısında tarafsız kalmamaktadır. Sendikalar özellikle işçi, sosyalist veya sosyal demokrat parti gibi emek yanlısı partileri organik bir ilişkiye girerek veya organik bir ilişkiye girmeden, aleni ya da dolaylı bir şekilde destekleyebilmektedir.
  • Genellikle reformist sendikacılık anlayışı hakimdir.
  • Sendikaların siyasi partilerle organik bir ilişki kurup kurmamaları değil siyasi partiler karşısında bağımsızlıklarını korumaları önem kazanmaktadır.

Sendikaların siyasi partilerle organik bağ kurarak oluşturdukları ara bağımlı modelde, bağımlı modelden farklı olarak her iki örgüt bağımsızlıklarını koruyarak birbirlerini desteklemekte ve ortak bir amaca hizmet etmektedir.

Sendikaların siyasi partilerle organik bağ kurmadan oluşturdukları ara bağımlı modelde ise sendikalar, siyasi ve ideolojik görüşlerini kendilerine yakın buldukları siyasi partiyi organik bir ilişkiye girmeden, çeşitli zaman ve zeminlerde desteklemektedir. Genellikle Kara Avrupası’ndaki demokratik parlamenter rejimli gelişmiş ülkelerde görülen bu modelin bağımsız modelden ayrılan en önemli özelliği, sendikaların tüm siyasi partilere karşı eşit mesafede kalmayıp siyasi görüşlerine en yakın olan partiyle aralarında düzenli ve sürekli bir ilişkinin kurulmuş olmasıdır.

Bağımlı Modelde

  • Sendikalar, siyasi partiler karşısında bağımsızlıklarını koruma kaygısı taşımadan, dar anlamda siyaset yapmaktadır.
  • Sendikalar, siyasi partiler karşısında bağımsızlıklarını koruyamamaktadır.
  • Sendikalar totaliter rejimin görüldüğü ülkelerde iktidardaki siyasi partiyle zorunlu olarak organik bir ilişkiye girmektedir. Örn: Çin, Küba, Suriye, Irak, Cezayir, Gana.
  • Sendikalar demokratik parlamenter rejimin görüldüğü ülkelerde gönüllü olarak emek yanlısı bir partiyle organik ilişkiye girmektedir. Örn: Fransız Genel İş Konfederasyonu (CGT) ve İtalyan Genel İş Konfederasyonu (CGIL).
  • Sendikalar, organik bağlantı içinde oldukları siyasi partinin âdeta bir organı veya uzantısı olarak faaliyet göstermektedir.
  • Genellikle Marksist (devrimci) sendikacılık anlayışı hakimdir.

Zorunlu Bağımlı Modelde

  • Demokratik bir siyasi rejimin olmadığı tek partili sivil diktatörlüğün, askerî cunta yönetiminin veya sosyalist rejimin olduğu ülkelerde görülmektedir.
  • Bu ülkelerde sendikalar sistemin bir uzantısı ve onun direktifleri doğrultusunda faaliyet gösteren bir örgüt durumundadır.
  • Sendikaların başlıca görevi devletin veya iktidardaki otoritenin denetimi altında üretimi arttırmak, işçi disiplinini sağlamak, sosyal ve ekonomik planların uygulanmasını sağlamaktır. Devlet, sendikaları işçi sınıfını kontrol altında tutmaya ve iktidardaki otoritenin ideolojisini işçi sınıfına yaymaya yarayan bir araç olarak değerlendirmektedir.
  • Totaliter rejimin görüldüğü ülkelerde ortaya çıkan zorunlu bağımlı modelde sendikalar, mevcut siyasi partinin dışında başka bir partiyi seçme şansına sahip olmadıkları için iktidardaki partiyle zorunlu bir ilişki içine girmektedir

Gönüllü Bağımlı Modelde

Demokratik parlamenter rejimli ülkelerde görülen gönüllü bağımlı modelde sendikalar, dar anlamda siyaset yapmakta ve aynı ideolojiyi veya ortak dünya görüşünü paylaştıkları siyasi partilerle bağımsızlıklarını koruma kaygısı taşımaksızın, gönüllü olarak organik ilişki içine girmektedir. Bu modelin organik ilişkinin kurulduğu ara bağımlı modelden ayrılan en önemli noktası, sendikaların siyasi partiler karşısında bağımsızlıklarını korumamalarıdır.

Yaz Okulu Kayıt ve Ders Seçme
28 Haziran 2021 Pazartesi