Kamu Özel Kesim Yapısı Ve İlişkileri Dersi 6. Ünite Özet

Uluslararası Kuruluşlar Ve Yabancı Temsilcilikler

Uluslararası Kuruluşlar

Uluslararası kuruluşların başında siyasî alanda faaliyet gösteren uluslararası kuruluşlar gelir. Siyasî alanda faaliyet gösteren uluslararası kuruluşlar çok sayıdadır ve bunlar dünya siyaseti üzerinde yerine göre belirleyici, yerine göre ise etkileyici rol oynar. Bu kurumlardan bazıları şunlardır: Avrupa Patent Ofisi (EPO), AsyaAvrupa Kıtası Buluşmaları (ASEM), Asya-Avrupa Kıtası Kuruluşu (ASEF) vb.

Ekonomik ve teknik alanda faaliyette bulunan uluslararası kuruluşlar ise dünya ekonomisini yönlendirmede etkili olan kuruluşlardır ve bunların genel merkezleri genellikle batılı gelişmiş ülkelerdedir. Dünya Ticaret Örgütü (WTO), Dünya Ekonomik Forumu (WEF) vb. Uluslararası kuruluşlardan bazıları askeri alanda faaliyette bulunurlar. Askeri alanda faaliyette bulunan uluslararası kuruluşlar şunlardır: Karadeniz Deniz İş Birliği Görev Grubu, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO).

Bazı uluslararası kuruluşlar ise teknik alanda faaliyet gösterirler. Teknik alanda faaliyet gösteren uluslararası kuruluşlardan bazıları şunlardır: Avrupa Patent Ofisi (EPO), Avrupa Sivil Havacılık Konferansı (ECAC), Avrupa Telekomünikasyon Standartları Enstitüsü (ETSI), Avrupa Yayın Birliği (EBU) vb.

Sosyal Amaçlı Uluslararası Kuruluşlar

Türkiye’nin de üyesi olduğu çok sayıda uluslararası kuruluş bulunmaktadır. Bunlardan bazıları sosyal ve ekonomik amaçlar için kurulmuşken bazıları ekonomik ve malî amaçlı olarak kurulmuşlardır. Ülkemizin de üyesi olduğu sosyal amaçlı kuruluşlara örnek olarak, Avrupa Birliği (AB, EU) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM, ECHR) verilebilir.

Avrupa Birliği

Yaklaşık elli yıllık bir tarihi olan ve ağırlıklı olarak ekonomik temelli olarak genişlemesini sürdüren Avrupa Birliği, 2. Dünya Savaşından sonra büyük bir yıkıma uğrayan Avrupa’da barışın ve bölgesel istikrarın sağlanması ve ekonominin yeniden yapılanması amacıyla oluşturulan ülkeler topluluğudur. Avrupa Birliği yıllar içerisinde sanayi, tarım, ticaret, malîye, vergiler gibi politikaları ortak kurumlar tarafından yönetilen, tek para biriminin (Euro) kullanıldığı büyük bir güce dönüştü.

Bugün yaklaşık 513 milyonluk nüfusuyla Avrupa Birliği dünya nüfusunun %7,3’üne denk düşer. Avrupa Birliğinde nüfusun %80’i şehirlerde yaşar. Şunu belirtmek gerekir ki Avrupa Birliği’nin sınırları, Avrupa kıtasının sınırları ile eş değildir çünkü kıtanın bir parçası olmalarına karşın bazı ülkeler (İzlanda, Norveç ve İsviçre) birlik içinde değildir. Avrupa Birliği bugün 500 milyon nüfusu ve yaklaşık 16.8 trilyon dolara yaklaşan gayrisafi milli hâsılayla en büyük bölgesel güçlerden biridir. Avrupa Birliği’nin bugünkü amaçlarını aşağıdaki gibi belirleyebiliriz:

  • Üye ülkeler arasında mal, hizmet, sermaye ve işgücünün serbest dolaşımını sağlamak,
  • Üçüncü ülkelere karşı ortak bir gümrük ve ticaret politikası oluşturmak,
  • AB içinde rekabet ortamını koruyucu tedbirler almak,
  • Ortak ulaşım, enerji, çevre ve sosyal politikalar oluşturmak,
  • Ekonomik ve sosyal programları uygulamayı kolaylaştırmak için tek para birimine geçmek,
  • Dış ve iç güvenlik politikaları ve savunma gücü birliği oluşturmak,
  • Hakların korunması, yargıda işbirliğinin sağlanması konularında çalışmalar yapmak.

Bir ülkenin Avrupa Birliği’ne katılabilmesi için, 1993 yılında Kopenhag Liderler Zirvesi’nde belirlenen “Kopenhag Kriterleri”nin gereğini yerine getirmesi gerekir. Kopenhag Kriterleri aşağıda açıklandığı gibi siyasî, ekonomik ve topluluk müktesebatının kabulü olmak üzere üç başlıkta toplanır:

  • Siyasî kriterler: Aday ülke demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları, azınlıkların korunması ve kabul görmesinin güvence altına alındığı istikrarlı bir kurumsal yapıya kavuşmuş olmalıdır.
  • Ekonomik kriterler: Aday ülkede iyi işleyen bir pazar ekonomisi ve AB içindeki piyasa güçlerine ve rekabet baskısına karşı koyabilme kapasitesi bulunmalıdır.
  • Topluluk müktesebatının kabulü: Aday ülke siyasî, iktisâdi ve parasal birliklerin amaçlarına uyulması dâhil olmak üzere, Avrupa Birliği mevzuatını üstlenebilme ve uygulayabilme kapasitesine sahip olmalıdır.

Avrupa Birliği, devletlerarası ve çok uluslu bir oluşumdur. Birlik içinde kimi konularda devletlerarası anlaşma ve fikir birliği gerekir. Ancak belirli durumlarda uluslarüstü yönetim organları, üyelerin anlaşması olmaksızın da karar verebilir. Avrupa Birliği’nin önemli yönetim birimleri şunlardır: Avrupa Birliği Komisyonu, Avrupa Parlâmentosu, Avrupa Birliği Konseyi, Liderler Zirvesi, Avrupa Adalet Divanı ve Avrupa Merkez Bankasıdır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

AİHM Avrupa Konseyine üye ülkelerin ortak mahkemesi niteliğinde, uluslararası bir hukuk mahkemesidir. Mahkeme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleriyle güvence altına alınmış olan temel hakların çiğnenmesi durumunda bireylerin, grupların, tüzel kişiliklerin ve devletlerin, belirli usul kuralları çerçevesinde başvurabildikleri bir yargı organıdır. AİHM, Sözleşme ve Ek Protokollerde aşağıdaki gibi bazı hakların ihlâl edilip edilmediğini denetler:

  • Yaşam hakkı,
  • Özel hukuk ve ceza hukuku alanlarında âdil yargılanma hakkı,
  • Özel hayatın ve aile hayatının korunması hakkı,
  • İfade özgürlüğü,
  • Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü,
  • Etkili başvuru hakkı,
  • Mal varlığına saygı hakkı,
  • Oy verme ve seçimlere katılma hakkı

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurabilmek için bazı koşullar aranır. Söz konusu koşulları aşağıdaki gibi belirleyebiliriz:

  • Başvuran kişi veya kurumun Avrupa Konseyi’ne üye devletlerden herhangi birinin vatandaşı olması veya şikâyet ettiği ihlâlin konseye üye devletlerden birinin yetki alanında gerçekleşmiş olması gerekir.
  • Başvuran kişi gerçek veya tüzel kişi (şahıs, şirket, dernek, vb.) olabilir.
  • Şikâyet edilen konunun kişisel ve doğrudan mağduru olmak gerekir. Haksız olduğu düşünülen bir kanun veya genel bir işlemden dolayı şikâyette bulunulamaz. Yani şikâyet konusunun bireysel haklarla ilgili olması gerekir.
  • Dava konusunun ulusal yargı organlarında karara bağlanmış olması (iç hukuk yollarının tüketilmesi) gerekir.
  • Sözleşmeye aykırılıklar veya Sözleşme ihlâllerini ulusal başvuru yolları çerçevesinde, somut bir şekilde ileri sürmek gerekir.
  • Başvuru yapabilmek için, ulusal yargı organlarının vermiş olduğu kesin hükümden (genellikle, en üst yargı organı kararı) itibaren altı ay içerisinde başvurmak gerekir. Altı aylık sürenin dolmasından sonra başvuru mahkeme tarafından kabul edilmez.
  • Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ihlâl ettiğini düşünülen konseye üye bir ya da birden fazla devlet aleyhine başvuruda bulunulabilir.
  • Şikâyet edilen işlem ya da eylemler, konseye üye devlet ya da devletlerin kamu otoritelerince gerçekleştirilmiş olmalıdır (örneğin, bir mahkeme ya da bir kamu kurumu).
  • Davanın kamu kurumuna karşı açılması gerekir (mahkeme, gerçek kişilere veya ticarî şirketler gibi özel kuruluşlara karşı yapılan şikâyetlere bakmamaktadır).
  • Dava konusunun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde belirtilen haklarla ilgili olması gerekir.

Birleşmiş Milletler

Birleşmiş Milletler (BM), 24 Ekim 1945 tarihinde dünya barışını ve güvenliğini korumak amacıyla kurulan uluslararası bir örgüttür. Bu örgüt aynı zamanda ekonomik, toplumsal ve kültürel işbirliğini sağlamak için faaliyet gösterir.

Birleşmiş Milletlerin kuruluş amacı şu şekilde belirlenmiştir:

  • Silâhsızlanma ve silâh denetimi konusunda önerilerde bulunmak,
  • Barış ve güvenliği etkileyecek görüşmeler yapmak, her konuda önerilerde bulunmak,
  • Ülkeler arasındaki iyi ilişkileri bozucu sorunların, barışçıl yollarla çözümü için önerilerde bulunmak.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi siyasal alanda faaliyet gösteren bir yürütme organıdır. Güvenlik Konseyinin görevleri şunlardır:

  • Birleşmiş Milletlerin amaç ve ilkelerine uygun biçimde barış ve güvenliği korumak.
  • Uluslararası herhangi bir anlaşmazlığa yol açabilecek her türlü çekişmeli durumu soruşturmak,
  • Uluslararasında çekişmeli konularda anlaşma koşullarını önermek,
  • Silâhlanmayı denetleyecek plânlar hazırlamak,
  • Barışa karşı bir tehlike veya saldırı olup olmadığını araştırarak, izlenecek yolu önermek,
  • Barışı riske sokanlara karşı askeri birlikler kurarak önlemler almak.

Uluslararası Çalışma Örgütü

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), çalışma yaşamını düzenlemenin yanında sosyal adaleti ve sosyal barışı sağlamak gibi temel işlevi yerine getirmek amacıyla kuruldu. Örgüt bu amaçla çalışanların yaşam şartlarını iyileştirmek üzere hükümet, işçi ve işveren sendikalarını bir araya getirmeyi ve ortak hareket etmelerini sağlamayı amaç edinmiştir. Sosyal adalet ilkeleri, evrensel insan ve çalışma haklarının korunması temelinde kurulmuş olan ILO’nun uluslararası çalışma standartlarıyla ilgili olarak oluşturduğu sözleşmelerde güvence altına alınan haklar şunlardır:

  • Temel çalışma hakları,
  • Örgütlenme hakkı,
  • Toplu pazarlık hakkı,
  • Zoraki emeğin ortadan kaldırılması,
  • Fırsat eşitliği ve çalışma hayatı ile ilişkili diğer konular.

Dünya Sağlık Örgütü

Dünya Sağlık Örgütü (World Health Organization-WHO), Birleşmiş Milletlere bağlı ve toplum sağlığıyla ilgili uluslararası çalışmalar yapan bir örgüttür.

Dünya Sağlık Örgütü’nün aşağıdaki gibi çeşitli amaçları vardır ve bu amaçları gerçekleştirmek, hedeflerine ulaşabilmek için yürüttüğü faaliyetler şunlardır:

  • Sağlık alanında uluslararası nitelik taşıyan çalışmalarda yönetici ve koordinatör makam sıfatıyla hareket etmek,
  • BM, İhtisas Kuruluşları, sağlık idareleri, meslek grupları ve keza uygun görülecek diğer örgütlerle fiili bir işbirliği kurmak ve sürdürmek,
  • Hükümetlere istek üzerine, sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi için yardım yapmak,
  • Uygun teknik yardım yapmak ve acil durumlarda, hükümetlerin istekleri ya da kabulleri ile gereken yardımı yapmak,
  • BM’nin isteği üzerine, manda altındaki ülkeler halkı gibi özelliği olan topluluklara sağlık hizmetleri götürmek ve acil yardımlar yapmak ya da bunların sağlanmasına yardım etmek,
  • Epidemiyoloji ve istatistik hizmetleri de dâhil olmak üzere, gerekli görülecek idarî ve teknik hizmetleri kurmak ve sürdürmek,
  • Epidemik, andemik vb. hastalıkların ortadan kaldırılması yolundaki çalışmaları teşvik etmek ve geliştirmek,
  • Gerektiğinde diğer İhtisas Kuruluşları ile işbirliği yaparak kazalardan doğan zararları önleyebilecek önlemlerin alınmasını teşvik etmek,
  • Gerektiğinde diğer İhtisas Kuruluşları ile işbirliği yaparak, beslenme, mesken, eğlence, ekonomi ve çalışma koşullarının ve çevre sağlığı ile ilgili diğer bütün unsurların iyileştirilmesini kolaylaştırmak,
  • Sağlığın geliştirilmesine katkıda bulunan bilim ve meslek grupları arasında işbirliğini kolaylaştırmak,
  • Uluslararası sağlık sorunlarına ilişkin sözleşmeler, anlaşmalar ve tüzükler teklif etmek, tavsiyelerde bulunmak ve bunlardan dolayı Örgüte düşebilecek ve amacına uygun görevleri yerine getirmek,
  • Ana ve çocuk sağlığı ve refahı lehindeki hareketleri geliştirmek, ana ve çocuğun tam bir değişme hâlinde bulunan bir çevre ile uyumlu hâlde yaşamaya olan kabiliyetlerini arttırmak,
  • Ruh sağlığı alanında özellikle insanlar arasında uyumlu ilişkilerin kurulmasına ilişkin her türlü faaliyetleri kolaylaştırmak,
  • Sağlık alanında araştırmaları teşvik etmek ve onlara rehberlik etmek,
  • Sağlık, tıp ve yardımcı personelin öğretim ve yetiştirilme normlarının iyileştirilmesini kolaylaştırmak,
  • Gerekirse diğer ihtisas kuruluşları ile işbirliği yaparak kamu sağlığı, hastane hizmetleriyle sosyal güvenlik de dâhil koruyucu ve tedavi edici tıbbî bakıma ilişkin idarî ve sosyal teknikleri incelemek ve tanıtmak,
  • Sağlık alanında her türlü bilgi sağlamak, tavsiyelerde bulunmak ve yardımlar yapmak,
  • Sağlık bakımından aydınlatılmış bir kamuoyu oluşumuna yardım etmek,
  • Hastalıkların, ölüm nedenlerinin kamu sağlığı uygulama metotlarının uluslararası nomanklatürlerini tayin etmek ve ihtiyaca göre yeniden gözden geçirmek,
  • Teşhis yöntemlerini gerektiği kadar standart hâle getirmek,
  • Yiyeceklere, biyolojik, farmasötik ve benzeri ürünlere ilişkin uluslararası normlar geliştirmek, kurmak ve bunların kabulünü teşvik etmek,
  • Genel olarak Örgüt’ün amacına ulaşmak için gereken her önlemi almak.

İslâm Konferansı Teşkilâtı

İslâm Konferansı Teşkilâtı (İKT), 1969 yılında 24 İslâm Ülkesinin katılımıyla Rabat’ta düzenlenen Birinci İslâm Zirvesi ile atılmıştır. Zirveyi takiben, 1970 yılı Mart ayında, İslâm Ülkeleri Dışişleri Bakanları Cidde’de toplanmış ve İKT Genel Sekreterliğini kurmuşlardır. İslâm Konferansı Teşkilâtına 51 İslâm ülkesi üyedir. En etkili organı İslâm Ülkeleri Devlet ve Hükümet Başkanları Konferansı’dır. Kısa adı, İslâm Zirve Konferansıdır. İslâm Konferansı Teşkilâtının genel amaçları şunlardır:

  • İslâm ülkeleri arasında kültürel, sosyo- ekonomik ve bilimsel alanlarda işbirliğini sağlamak,
  • Uluslararası toplantılarda İslam ülkelerinin birlik içinde hareket etmelerine yardımcı olmak.

Uluslararası Ekonomik ve Malî Kuruluşlar

Uluslararası kuruluş tanımı aslında hem hükümetler arası (Kamu Kuruluşları) hem de hükümetler-dışı (Sivil Toplum Örgütleri) uluslararası kuruluşları (örgütleri) kapsamaktadır. Bu kuruluşlar üye devletler arasında oluşturulmakta ve çeşitli uluslararası hukuk kurallarına göre faaliyette bulunmaktadırlar. Sivil Toplum Kuruluşları gibi hükümetler dışı örgütler ise farklı milletlerden özel ya da kamu tüzel kişileri arasında kurulmakta ve uluslararası düzeyde faaliyet göstermektedirler.

Dünya Bankası

Banka serbest girişimin desteklenmesi, yatırım kararlarının etkinliği ve serbest ticaretin geliştirilmesi gibi amaçlarla faaliyet göstermektedir. Dünya Bankasının temel amacı kalkınma projeleri için uzun dönemli krediler sağlamaktır . Türkiye’nin sermayedeki payı ve oy gücü %0,5 düzeyindedir. Dünya Bankasının finansman kaynakları şunlardır:

  • Üye ülkelerin banka sermayesine iştirakleri,
  • Sahip olunan fonların işletilmesinden sağlanan gelirler,
  • Sermaye piyasalarından yapılan borçlanmalar.

Dünya Bankasının (IBRD) temel amaçlarını şu şekilde belirleyebiliriz:

  • II. Dünya Savaşı’nın yol açtığı tahribatın giderilmesi ve savaşta yıkılan ekonomilerin yeniden _imar ve _inşasına katkıda bulunmak,
  • IBRD üyesi ülkelerde üretimin ve verimliliğin arttırılmasına, kaynakların geliştirilmesine ve özellikle az gelişmiş ülkelerin kalkınma çabalarına yardımcı olmak.

Dünya Bankası her ne kadar, dünyanın en önemli kalkınma kurumu olarak yoksulluğu azaltmayı hedefleri olarak benimsediklerini i ddia etmiş olsalar da aslında verdikleri krediler karşılığında aldıkları faizlerle gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerden gelişmiş kapitalist ülkelere doğru kaynakları transfer etmek olduğu şeklinde eleştiriler vardır. Eleştirilerde bankanın dünya kapitalizmini tahkim etmek amacıyla kurulduğu ileri sürülmektedir. Dünya Bankası kredilerinden yararlanmanın üç yolu vardır. Bunlar; proje kredileri, program kredileri ve millî para kredileridir. Dünya Bankasının temel kredi politikası proje kredilerine dayanır.

Dünya Bankası (DB) üç temel organ tarafından yönetilir. Bu organlar; Guvernörler Kurulu, İcra Direktörleri Kurulu ve Başkanlık organlarıdır

Uluslararası Para Fonu

Uluslararası Para Fonu (IMF), 1930’ların Büyük Bunalımının ortadan kaldırılmasına katkıda bulunmak ve ekonomik işbirliğini geliştirmek amacıyla kurulmuştur. Uluslararası Para Fonunun Guvernörler Kurulu, İcra Kurulu ve Genel Direktör olmak üzere üç yönetim organı vardır. IMF’nin kaynakları genel olarak, ülkelerin üye olduklarında ödedikleri sermaye taahhütleri, yani kotalardan oluşur. Kotalar genel olarak her üye ülkenin ekonomisinin büyüklüğünü yansıtmaktadır. IMF’ye üye ülkeler, ödemeler dengesi sorunu var ve bu durumda uluslararası ödemeleri karşılamak için uygun koşullarda finansman bulamıyorsa bu durumda, IMF’den malî yardım talep edebilir.

Türkiye, IMF’ye 1947 yılında üye olmuştur. Türkiye ödemeler dengesi sorunlarıyla karşılaşması veya bu tür sorunlara yol açabilecek makro ekonomik dengesizlikler içine girmesi durumunda IMF’nin aşağıdaki desteklerinden yararlanabilir:

  • Rezerv dilimi pozisyonu,
  • Stand-by düzenlemesine bağlı olarak kredi dilimlerinin kullanım imkânı,
  • Genişletilmiş Fon Kolaylığı,
  • Telâfi edici ve olağanüstü finansman kolaylığı (CCFF),
  • Geçici imkânlar arasında yer alan petrol kolaylığı imkânları.

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD), batı ülkeleri arasında ekonomik alanda işbirliğini ve dayanışmayı sağlamak amacıyla kurulan uluslararası bir örgüt niteliğindedir. Örgüt Marshall Plânı doğrultusunda Avrupa ekonomisini yeniden inşa etmek amacıyla kurulmuştur. OECD’nin temel amacı batılı sanayileşmiş ülkeler_ tek çatı altında toplamaktır. Demokrasi, özgürlük ve insan hakları gibi ortak değerlere sahip ülkelerden oluşan OECD’nin tüzüğe bağlanmış amaçları şunlardır:

  • Üye ülkelerde ekonominin gelişmesine yardımcı olmak,
  • Üye ülkelerde finansal istikrarın sağlanmasına katkıda bulunmak,
  • Sürdürülebilir ekonomik büyüme ve istihdamı sağlamak,
  • Üye ülkeler kanalıyla dünya ekonomisinin gelişmesine katkıda bulunmak,
  • Dünya ticaretinin uluslararası yükümlülüklere uygun olarak gelişmesine katkıda bulunmak, Finansal istikrara ve özellikle gelişmekte olan ülkelerde halkın yaşam standardının iyileştirilmesine katkıda bulunmak,
  • Sürekli ve dengeli ekonomik gelişme sağlayabilecek politikalara destek ve yardım sağlamak,
  • İşsizliğin kontrol edilmesi ve ortadan kaldırılmasına katkıda bulunmak,
  • Ekonomik genişleme politikası kanalıyla sosyo-ekonomik eşgüdümlü gelişmenin desteklenmesini sağlamak,

Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması

Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması (GATT), İkinci Dünya Savaşı sonrasında, dünya barışını sürekli kılmak ve uluslararası ekonomik işbirliğini geliştirmek amacıyla oluşmuştur. 1948’de yürürlüğe giren GATT, dış ticaretin serbestleşmesi hedefi çerçevesinde faaliyet göstermektedir. GATT’nin amaçları, genel ve özel olarak ayrılır. Genel amaçlar ana hatları ile üyelerin yaşam seviyelerini yükseltmek, reel gelir ve efektif talepte istikrarlı bir büyüme ile dünya kaynaklarında tam kullanımı sağlamak, üretimin ve uluslararası ticaretin geliştirilmesine yardımcı olmaktır. Özel amaçlar i se genel amaçlara ulaşmak için tarifeler ile uluslararası ticarete konan diğer ayrımcı engelleri azaltmak olarak belirlenmiştir. GATT dört temel ilke üzerine inşa edilmiştir.

  1. En Çok Kayrılan Ülke Kuralı
  2. Ulusal Muamele Kuralı
  3. Gümrük Vergilerinin İndirilerek Konsolide Edilmesi.
  4. Tarifeler Yoluyla Koruma

Dünya Ticaret Örgütü

Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası ile birlikte Bretton Woods kurumlarının üçüncü ayağını oluşturmaktadır. DTÖ, GATT’nin biraz genişletilmiş bir şekli değil, aksine tamamen değişik bir yapıya ve farklı bir karaktere sahip hâlidir. İkisi arasındaki temel farklılıklar şöyle sıralanabilir:

  • GATT, herhangi bir kurumsal yapısı olmayan ve kuruluşundaki amacı 1940’ta Uluslararası Ticaret Örgütünü kurmak olan ve bu amaçla çeşitli kuralları içeren çok taraflı bir anlaşmadır .
  • GATT, geçici olarak kurulmuş ve 40 yıllık bir faaliyetten sonra anlaşmaya taraf olan hükümetler GATT’yi sürekli bir anlaşmaya çevirmek istemişlerdir. Buna karşın DTÖ sürekli bir karakter taşımaktadır.
  • GATT kuralları sadece mal ticaretini kapsarken DTÖ mal ticaretinin yanında, hizmetler ticareti ve ticarî nitelikteki fikri mülkiyet haklarını da kapsamaktadır.
  • GATT anlaşması çok taraflı ve taraflar arasında bir anlaşma iken, DTÖ’yü oluşturan anlaşmaların neredeyse tamamı üyelerin tümünü bağlamaktadır.

DTÖ’nün kurulması ile oluşturulan geliştirilmiş ve güçlendirilmiş kurallara dayalı sistem, uluslararası ticaretin teşviki ve genişlemesini hedeflemektedir. Sistemin temel amacı, ihracatçı kuruluşların mal ve hizmet ürünleri için yabancı pazarlara liberal, güvenli ve öngörülebilir erişimlerini sağlamaktır. Dünya Ticaret Örgütü’nün Bakanlar Konferansı, Genel Konsey, Konseyler, Komiteler gibi organları vardır.

Karadeniz Ekonomik İşbirliği

Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü (KEI), Bölgedeki barış ve istikrarın korunması ve üye ülkeler arasında politik ve ekonomik alanda İşbirliği ve uyumun artırılması amacıyla kurulmuştur.

Karadeniz’e kıyısı olan ülkeler, Balkan ve Kafkas ülkelerinin oluşturduğu KEI, üyeleri itibarıyla yaklaşık 20 milyon kilometre karelik bir alanı kapsamakta ve 350 milyondan fazla insanı temsil etmektedir. KEI, dünyadaki küreselleşme ve bölgesel düzeyde uluslararası bütünleşme yönündeki gelişmelerin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. KEI Örgütünün amaçlarını aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:

  • Karadeniz Ekonomi Bölgesi’nde çevre koruma alanında işbirliği faaliyetlerinin teşvik edilmesi,
  • KEİ Üyesi Ülkelerin çevre koruma politikalarının ekonomik ve sosyal politikalarına entegrasyonunun ve yenilikçi çevre dostu ile kaynak koruyucu teknolojilerin teşvik edilmesi,
  • Atık yönetimi, biyolojik çeşitlilik, entegre kıyı yönetimi ve kent yönetimi konularında ve sektörler arasında, bölgesel çevre işbirliği gelişmelerinin sürdürülmesi,
  • KEİ içinde özellikle, Karadeniz Komisyonunun çalışma alanı dışında kalan bölgede kirliliğin önlenmesi ve biyolojik çeşitliliğin korunması gibi çevre konularında bilgi paylaşımının kolaylaştırılması,
  • Karadeniz Bölgesi’nde çevre koruma alanında ekonomik araçların kullanımının teşvik edilmesi.

Yabancı Temsilcilikler

Uluslararası Kuruluşların Türkiye’deki bazı Temsilcilikleri şunlardır: Arap Devletleri Ligi Temsilciliği, Avrupa Yatırım Bankası, Birleşmiş Milletler, Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu (UNICEF), Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı (WFP), Birleşmiş  Milletler Enformasyon Merkezi (UNIC), Birleşmiş  Milletler Gıda Ve Tarım Örgütü (FAO), Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi Sekretaryası, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), Uluslararası Finans Kurumu (IFC), Uluslararası Göç Örgütü (IOM), Uluslararası Kızılhaç Ve Kızılay Dernekler_ Federasyonu (IFRC), Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) Genel Sekreterliği.


Yaz Okulu Sınavı
4 Eylül 2021 Cumartesi