Gümrük Mevzuatı Dersi 8. Ünite Özet

Gümrük Uyuşmazlıkları Ve Çözüm Yolları

İtiraz

İtiraz, idare hukukunda idari işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve amaç unsurları yönünden hukuka aykırılığı ileri sürülerek, bu işlemin idarece bir kez daha incelenmesi talebini içeren bir yoldur.

Gümrük Kanununda düzenlenen itiraz ise yargı yoluna başvurmadan önce, gümrük idaresinin kararlarına ve diğer yürütülebilir tasarruflarına karşı kullanılması zorunlu olan bir başvuru oluşturmaktadır. Gümrük idaresine yapılan itiraz da varsa hukuka aykırı işlemlerin kaldırılması ve hukuki durumun olması mevzuatına uygun şekilde yeniden tesisini sağlamakta; hukuka aykırılığın olmadığı hallerde ise gümrük idaresinin işlemine güven duyulmasını sağlamaktadır.

İtirazın Kapsamı

Gümrük Kanununa göre “Yükümlüler kendilerine tebliğ edilen gümrük vergileri, cezalar ve idari kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde bir üst makama, üst makam yoksa aynı makama verecekleri bir dilekçe ile itiraz edebilir. İdareye intikal eden itirazlar otuz gün içinde karara bağlanarak ilgili kişiye tebliğ edilir. İtiraz dilekçelerinin süresi içinde yanlış makama verilmesi halinde, itiraz süresinde yapılmış sayılır ve idarece yetkili makama ulaştırılır. İtirazın reddi kararlarına karşı işlemin yapıldığı yerdeki idari yargı mercilerine başvurulabilir” (GK, m.242). Gümrük Kanununda itiraz zorunlu bir başvuru yolu oluşturmaktadır. İtirazın kapsamına ise gümrük idaresinin vergilendirme işlemlerinde yetkili olduğu gümrük vergileri, idari para cezaları ve ilgili düzenlemesinde itiraz edilebileceği belirtilen ya da itiraz edilemeyeceği yönünde bir belirleme içermeyen kararlar girmektedir. Gümrük idaresinin kişilerin lehine ya da aleyhine karar alabildiği dikkate alındığında; itiraz esasında, konusunu kişilerin aleyhine olan durumlara karşı bir başvuru hakkı niteliği taşımaktadır. Ancak bir hak olsa da itirazın, kapsamına aldığı konular için yargı yoluna başvurmadan tüketilmesi gereken ve dolayısıyla yargı yoluna alternatif olması yerine zorunlu bir yol olması tercih edilmiştir. Dolayısıyla gümrük vergileri ve idari para cezaları hakkında yargı yoluna gidebilmesi, öncelikle gümrük idaresinin itiraz başvurusunu reddetmesine bağlanmıştır. Gümrük idaresi tarafından yayımlanan genel ve düzenleyici işlemleri ile itiraz başvurusu yapılamayacağı açıkça belirtilen düzenlemeler ise itiraz başvurusu kapsamı dışındadır.

İtirazın Usulü

Daha önceden belirtildiği üzere, gümrük vergileri ve idari para cezaları, ilgili kişilere gümrük idarelerince karar alınarak tebliğ edilmektedir. Kendilerine tebliğ edilen kişiler ise bu kararlara karşı, tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde bir üst makama, üst makam yoksa aynı makama verecekleri bir dilekçeyle itiraz edebilmektedirler. Gümrük idaresi, olağan hallerde, yapılan itiraz başvurularını otuz gün içinde karara bağlamakta ve bu kararları da başvurana tebliğ etmektedir.

Bu sürenin bazı hallerde İdari Yargılama Usulü Kanununa göre aşılması mümkün olduğundan, böyle bir durum söz konusuysa süre dolmadan önce başvurana gerekçeleri ile gerekli görülen ek süre bildirilmektedir.

İtirazın Sonuçları

Gümrük idaresine yapılan itiraz başvurusu sonucunda, gümrük idaresi; başvuranı başka hukuki yollara yönlendirebilmektedir, sükut edebilmektedir, süresi içinde yapılmayan ve itiraz kapsamına girmeyen konularda yapılan başvuruları usulden reddedebilmektedir, başvuru konusu itiraz kapsamına girmekle ve süresi içinde itiraz yapılmakla birlikte başvuruyu yerinde bulmayarak itirazı reddedebilmektedir ya da itirazı kabul ederek mevzuatı dahilinde başvurunun gereğini yerine getirmektedir. Gümrük idaresinin sükutu, yani süresi içerisinde itirazı karara bağlamaması başvuruyu reddettiği anlamına geldiğinden, kişiler sürenin bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, yargı yoluna başvurabilmektedir. Gümrük idaresi kesin karar yerine ara karar almışsa yani verdiği cevap kesin değilse, başvuran bunu talebinin reddi sayarak dava açabilmekte veya gümrük idaresinin kesin bir cevap vermesini bekleyebilmektedir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemez (İYUK, m.10). Böyle bir durumda ilgili kişi dava açmışsa ve başvurusu kabul edilerek lehine karar verilmişse gümrük idaresi itiraz sonucunu başvurana ve ilgili mahkemeye bildirilerek, mahkemeden davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesini talep etmektedir.

Uzlaşma

Uzlaşma, Almanya’daki uygulamadan esinlenerek ilk kez 1963’te Türk Vergi Hukukuna kazandırılmıştır. Uzlaşma başvurusuyla, vergi dairesi ile vergi ödevlisinin ikmalen, re’sen ve idarece tarh edilen vergiler ile bunlara ilişkin cezalar üzerinde anlaşarak konuyu uyuşmazlık olmaktan çıkarması amaçlanmaktadır. Uzlaşma ile üzerinde uzlaşılan miktar ölçüsünde vergi cezaları azalmaktadır. Uzlaşma hakkında, yargı organlarının iş yükünü hafiflemesi nedeniyle olumlu; ancak, mali güce göre vergilendirme, kanun önünde eşitlik ve kanunilik ilkelerinden sapma yaratması nedeniyle olumsuz yönde görüşler bulunmaktadır.

Uzlaşmanın Kapsamı

Gümrük vergilerinin matrahına girmekle birlikte aslı gümrük idaresince takip ve tahsil edilmeyen kamu alacakları, mevzuatınca tahsilat aşamasına gelen alacaklar ve mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararına konu eşya ise uzlaşma başvurusu kapsamına girmemektedir. Ayrıca gümrük vergileri ve idari para cezalarına neden olan ihlalin kaçakçılık suçlarıyla ilişkili olması halinde de söz konusu vergiler ve idari para cezaları uzlaşma konusu yapılamamaktadır. Bu nedenle gümrük idare amirleri veya yardımcıları ile uzlaşma komisyonları tarafından uzlaşma sürecinin her aşamasında uzlaşmayla ilgili olarak Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamına giren ihlaller bakımından da hukuki bir değerlendirme yapılmaktadır. Uzlaşma başvurusu, tebliğ edilen vergi ve cezaların tümü için ya da vergi veya idari yaptırım türü itibariyle bir kısmı için yapılabilir; ancak, aynı tür vergi veya cezanın bir kısmı için yapılamamaktadır (GK, m.244; GY, m.579, GUY, m.5-6).

Uzlaşmanın Usulü

Uzlaşma başvurusu, yükümlünün kendisi, temsilcisi veya özel vekaletname verilmesi şartıyla gümrük müşaviri, veli ya da vasi veya aynı gümrük vergilerinin ödenmesinden yükümlü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olması halinde gümrük müşavirleri ile iştirak halinde gümrük kabahati işlemeleri nedeniyle haklarında ceza uygulananların her biri tarafından yapılabilmektedir. Bu amaçla uzlaşma başvurusu yapacak kişilerin, Gümrük Uzlaşma Yönetmeliğinin 3 No’lu ekinde yer alan forma uygun şekilde düzenleyecekleri dilekçeyle uzlaşmaya yetkili komisyonların sekretarya hizmetlerini yürütmekle görevli birimine; uzlaşma kapsamına giren, henüz itiraz başvurusu yapılmamış veya itirazı sonuçlanmamış olan alacakların tebliğ edildikleri tarih itibariyle on beş gün içinde şahsen verecekleri veya taahhütlü postayla gönderecekleri dilekçeyle başvurması gerekmektedir. Gümrük vergileri ve idari para cezalarının tebliğ tarihlerinin birbirinden farklı olması halinde, bunlardan en son olanın tebliğ edildiği tarih, uzlaşma başvurusuna ilişkin sürenin başlangıcında esas alınmaktadır. Uzlaşma başvurusunun yetkili komisyonlar dışındaki gümrük idarelerine yapılmış olması halinde başvurular bu idareler tarafından yetkili uzlaşma komisyonuna iletilmektedir. Aynı nitelikteki alacakların birden fazla gümrük müdürlüğünde veya Bölge Müdürlüğü bağlantılarında yapılan işlemlere ilişkin olması halinde söz konusu alacakların toplamı için tek bir uzlaşma başvurusu yapılması gerekli ve yeterli görülmektedir. Bu durumda, uzlaşmaya konu alacaklara ilişkin detaylı bilgilerin verilmesi şartıyla gümrük işlemlerinin yapıldığı herhangi bir gümrük idaresine uzlaşma başvurusunda bulunulabilmektedir.

Uzlaşmanın Sonuçları

Uzlaşma komisyonu sekretaryası, Tebligat Kanunu uyarınca uzlaşma taleplerinin uygun bulunduğunu, yapılacak görüşmeden on beş gün önce ilgili kişilere bildirmektedir. Başvuranın talep etmesi halinde bu süreye bağlı kalmaksızın önceki bir tarih de görüşme günü olabilmektedir. Uzlaşma komisyonunun başvurana bildirilen günde toplanamaması halinde yeni bir uzlaşma günü belirlenebilmektedir. Bu günün de başvurana bildirilmesi gerekmektedir. Aynı şekilde başvuranın makul bir gerekçeyle katılamayacağını görüşme başlamadan önce uzlaşma komisyonuna yazılı olarak bildirilmesi ve bir defa olmak üzere, görüşme gününün daha sonraki bir tarihe ertelenmesi de mümkündür (GUY, m.16; m.17).

Başvuranın uzlaşma davetiyesinde belirtilen yer, tarih ve saatte toplantıya katılması üzerine uzlaşma görüşmesi başlamaktadır. Uzlaşma görüşmeleri sonucunda uzlaşma komisyonu, uzlaşma sonucunu toplantıya katılanlarca imzalanan bir tutanakla tespit etmektedir. Tebligata ilişkin imza alınan tutanaklar, başvurana tebliğ edilmektedir. Başvuranın uzlaşma davetine icap etmemesi veya tutanağı almaktan imtina etmesi halinde söz konusu tutanak, gereği yapılmak üzere ilgili Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğüne ve gümrük müdürlüğüne iletilmekte; ancak, başvurana ayrıca tebligat yapılmamaktadır. Uzlaşmanın vaki olmaması halinde uzlaşma komisyonunun nihai teklifi uygun olarak tutanağa geçirilmekte ve bir nüshası başvurana verilmektedir. Başvuran, itiraz süresi olan on beşinci günün mesai saati bitimine kadar komisyonun bu teklifini kabul ederse bu tarih itibariyle uzlaşma vaki olmuş sayılmaktadır. Uzlaşmaya ilişkin toplantı sonucunda uzlaşma vaki olmamışsa bu husus; uzlaşma vaki olmuşsa uzlaşılan tutar ilgili gümrük müdürlüğüne gönderilmektedir (GUY, m.16; m.19).

Uzlaşma sonucu üzerinde anlaşılan gümrük vergileri ve idari para cezalarının, uzlaşma tutanağının tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde ödemesi gerekmektedir. Ayrıca gümrük vergilerinin alınması gerektiği tarihten uzlaşma tutanağının imzalandığı tarihe kadar geçen süre için Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkında Kanun uyarınca gecikme zammı oranında gecikme faizi hesaplanmaktadır. Uzlaşılan idari para cezaları için Kabahatler Kanunundaki peşin ödeme indirimi uygulanmaz (GK, m.244; GUY, m.23-24).

Diğer İdari Yollar

Gümrük idaresiyle gümrük işlemleri nedeniyle muhatap olan kişilerin Gümrük Kanununda düzenlenen itiraz ve uzlaşma dışında, kendi mevzuatına göre başvurabileceği başka yollar da bulunmaktadır. Aşağıda bunlar arasında yer alan etik kurullara ve kamu denetçisine başvuru hakları üzerinde durulacaktır.

Etik Kurullara Başvuru

Etik, kişi veya topluluk düzeyinde gerçekleşen davranışlarla ilgili iyi ya da kötü veya doğru ya da yanlış şeklinde bir değer yargısına ulaşılmasını sağlayan ilkeler veya standartlar bütünüdür. Kamu hizmetleri alanında etik, doğruların ve yanlışların, görev ve sorumlulukların sorgulanması ve yaşamın daha iyi sürdürülmesi noktasında işlev görmektedir. Kamu görevlilerinin uymaları gereken saydamlık, tarafsızlık, dürüstlük, hesap verebilirlik, kamu yararını gözetme gibi etik davranış ilkeleri belirlemek ve uygulamayı gözetmek üzere Kamu Görevlileri Etik Kurulunun kuruluş, görev ve çalışma usul ve esaslarının belirlenmesi amacıyla 8.6.2004 tarihli ve 25486 sayılı Resmi Gazetede 5176 sayılı Kamu Görevlileri Etik Kurulu Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile uygulamaya ilişkin 13.4.2005 tarihli ve 25785 sayılı Resmi Gazetede Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri İle Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik yayımlanmıştır.

Özellikle 1980 sonrasında yoğun bir şekilde gündeme gelen etik konulu uluslararası düzenlemeler, bu alanda çeşitli ilkelerin tespiti ve idari işlemler sırasında gözetilmesi noktasında kamu idarelerini harekete geçirmiştir. Bu düzenlemeler arasında DGÖ himayesinde yapılan 1993 ve 2003 tarihli Arusha, 1994 Colombus, 1997 Lima ve Ekonomik İşbirliği Teşkilatı himayesinde yapılan 2001 İstanbul Deklarasyonu 2002 Maputa Bildiri ile Avrupa Konseyi Kamu Görevlileri İçin Davranış Kuralları bulunmaktadır. Anılan düzenlemeler temelinde hesap verilebilirlik, şeffaflık, katılımcılık ile iyi yönetişim ilkeleri benimsenmiş, gümrük işlemlerinde de yolsuzlukla mücadeleye yönelik çaba ortaya konulmuştur.

Kamu Görevlileri Etik Kurulu kurulmasına ilişkin Kanun uyarınca;

  • Kamu görevlilerinin uymaları gereken saydamlık, tarafsızlık, dürüstlük, hesap verebilirlik, kamu yararını gözetme gibi etik davranış ilkelerini Yönetmeliklerle belirlemek ve uygulamayı gözetmek,
  • Etik davranış ilkelerinin ihlal edildiği iddiasıyla re’sen veya yapılacak başvurular üzerine gerekli inceleme ve araştırmayı yaparak sonucu ilgili makamlara bildirmek,
  • Kamuda etik kültürünü yerleştirmek üzere çalışmalar yapmak veya yaptırmak ve bu konuda yapılacak çalışmalara destek olmak,
  • Gerektiğinde mal bildirimlerini incelemek,
  • Kamu görevlileri için hediye alma yasağının kapsamını belirlemek ve en az genel müdür veya eşiti seviyedeki üst düzey kamu görevlilerince alınan hediyelerin listesini gerektiğinde her takvim yılı sonunda bu görevlilerden istemek,

şeklinde görev ve sorumlulukları olan Kamu Görevlileri Etik Kurulu kurulmuştur (KGEKK, m.2- 3). Ayrıca ilgili mevzuat yürürlüğe girdikten sonra Ticaret Bakanlığı (değişmeden önceki Gümrük ve Ticaret Bakanlığı) bünyesinde Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı, Gümrükler Genel Müdürlüğü, Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü, Eğitim Dairesi Başkanlığı, İç Ticaret Genel Müdürlüğü ve Personel Dairesi Başkanlığından birer temsilcinin katılımıyla 26.12.2013 tarihli Bakanlık Makamı Onayı ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Etik Komisyonu kurulmuştur. Komisyonu Başkanlığı tarafından 21.8.2015 tarihli ve 2015/3 sayılı Etik Genelgesi ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Personeli Meslek Etik İlkeleri hazırlanmıştır.

Kamu Denetçisine (Ombudsmana) Başvuru

Kamu denetçisi (ombudsman) “sözcü”, “temsilci” veya “başkaları için şikayet eden kişi” anlamına gelmektedir. Kamu denetçisi, kamu idaresinin kararları, eylemleri veya ihmalleri hakkında vatandaşlardan gelen itiraz ve şikayetleri incelemektedir. Kamu denetçisinin yetkisine yalnızca hukuka uygunluk değil, hakkaniyete uygunluk denetimi de girdiğinden, diğer hak arama yollarından bu yönüyle ayrılmaktadır. Türkiye’de kamu denetçiliği kurumsal bir yapıya sahiptir ve dayanağını Anayasadan almaktadır. Anayasaya göre “Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler. Kamu Başdenetçisi Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından gizli oyla dört yıl için seçilir. Bu maddede sayılan hakların kullanılma biçimi, Kamu Denetçiliği Kurumunun kuruluşu, görevi, çalışması, inceleme sonucunda yapacağı işlemler ile Kamu Başdenetçisi ve kamu denetçilerinin nitelikleri, seçimi ve özlük haklarına ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir” (AY, m.74).

Kamu hizmetlerinin işleyişinde bağımsız ve etkin bir şikayet mekanizması oluşturmak suretiyle, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve önerilerde bulunmak üzere Kamu Denetçiliği Kurumunu oluşturmak amacıyla 29.6.2012 tarihli ve 28338 sayılı Resmi Gazetede Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu ile uygulanmaya ilişkin 28.3.2013 tarihli ve 28601 sayılı Mükerrer Resmî Gazetede Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik yayımlanmıştır.

Yargı Yolu

Yargı yolu (dava), genel olarak, sübjektif bir hakkının ihlal edildiğini, tehlikeye atıldığını ya da kendisinden haksız bir talepte bulunulduğunu iddia edenlerin, dava hakkına dayanarak ilgili yargı yoluna başvurması ve hukuki koruma talep etmesidir. Hukuk devletinin bir gereği olarak, dava hakkına dayanarak görevli ve yetkili mahkemeye başvuran kişilerin ileri sürdüğü iddia ve itirazlar hakkında mutlaka karar (hüküm) verilmesi şarttır. Anayasaya göre de idarenin her türlü eylemine ve işlemine karşı yargı yolu açıktır (Any, m.125).

Gümrük İşlemlerinde Dava Konusu

Genel vergi hukukunda ve dolayısıyla gümrük işlemleri konusunda, gümrük idareleriyle muhatap olan kişilerin hatanın açık olduğu hallerde ve ihtirazı kayıtla beyan vermeleri gibi özel durumlarda yargı yoluna başvurma hakları bulunmaktadır. Gümrük işlemlerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların zorunlu olan itiraz sonrası yargıya intikal ettirilebilecek işlemler ve diğer işlemler şeklindeki ayrımı ve uzlaşmanın sonuçlarının da dikkate alınması gerekmektedir. Dolayısıyla gümrük vergileri kapsamında değerlendirilen her türlü mali yükümlülük ve bunlara ilişkin idari para cezaları ile Gümrük Kanununa göre alınan diğer idari yaptırım kararlarının dava edilebilmesi için itiraz yolunun kullanılması ve sonrasında yargı yoluna başvurulması; bunların dışındaki konularda ise genel hükümlere göre dava açılması mümkündür.

Gümrük İşlemlerinde Görevli ve Yetkili Mahkemeler

Görev, bir davanın konusuna aynı yargı kolunda yer alan ilk derece mahkemelerinden hangisinin bakacağını ifade eden hukuki kurumdur. Kamu düzenine ilişkin kurum olması nedeniyle görev, yargılamanın her aşamasında ve bütün taraflarca dikkate alınmalıdır. Vergi ve benzeri mali yükümlüklere ilişkin uyuşmazlıkların çözümünde görevli mahkeme vergi mahkemeleridir. İdarenin genel ve düzenleyici işlemleri ise Danıştay’da dava konusu yapılabilmektedir. Yetki ise dava konusu yapılan bir uyuşmazlığa bakmakla görevli mahkemelerden hangi yerdeki mahkemenin bakacağını gösteren hukuki kurumdur. İdare hukukunda yetkili mahkeme, yetki konusunda bir hukuki belirleme yapılmamış olmak şartıyla dava konusu olan idari işlemi veya idari sözleşmeyi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir. İhtilaf konusu vergileri veya benzeri mali yükümlülükleri tarh ve tahakkuk ettiren; zam ve cezaları kesen, ödeme emrini düzenleyen, diğer ihtilaflarda dava konusu işlemi yapan yerdeki vergi mahkemesidir.

Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru

2010 yılında yapılan halk oylaması sonucunda bazı hükümlerinde değişiklik yapılan Anayasaya göre “herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır” (Any, m.148/3).

Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi, 23.9.2012 tarihinden itibaren bireysel başvuruları kabul etmeye başlayarak temel hakların ve özgürlüklerin ihlali iddialarına ilişkin somut olay temelli yargı denetimi yapmaya başlamıştır. Bireysel başvuru hakkı, özü itibariyle, iç hukukta temel hak ihlallerinin ortadan kaldırılması ve buna bağlı olarak Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru sayısını azaltmak amacıyla tanınmıştır. İç hukuk yolu olan bireysel başvuru yolunun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılacak başvuru öncesinde tüketilmesi şartı da bunu göstermektedir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkı; kural olarak kamu gücüne dayanan işlemlere karşı başvurulabilmesi ve olağanüstü bir kanun yolu veya hukuki çare olması, temel hakların ve özgürlüklerin ihlaline karşı kullanılabilen yargı yolu olması, istisnai ve ikincil nitelikte bir hak arama yolu olması özelliklerini taşımaktadır. Anayasaya dayanmakla birlikte, bireysel başvuru hakkına ilişkin Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunla da düzenlenme yapılmıştır.

Anayasa Mahkemesi incelemesi sonucu bireysel başvurular hakkında; kabul edilebilir, şartları taşımayan, başvuranın önemli bir zarara uğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktan yoksun başvurular hakkında kabul edilemez, bir temel hakkın ihlal edildiği veya bir temel hakkın ihlal edilmediği yönünde karar vermektedir. Başvuranın hakkının ihlal edilmediğine karar vermesi halinde başvuran hakkında yargılama giderlerini karşılama ve disiplin para cezası da kararda yer alabilmektedir. Ayrıca Anayasa Mahkemesi; hakkın ihlal edildiğine karar vermesi halinde, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılması amacıyla dosyayı ilgili mahkemeye gönderme kararı almakta; yeniden yargılamada hukuki yarar bulunmayan hallerde ise başvuran lehine tazminata karar vermektedir. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru üzerine verdiği kararlar kesindir ve yasama, yürütme ve yargı organları ile gerçek ve tüzelkişileri bağlamaktadır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Bireysel Başvuru: Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve eki protokollerine taraf ülkelerce kabul edilen yükümlülüklere uygun hareket edilmesini sağlamak ve bu alanlarda yargısal denetim yapmak amacıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kurulmuştur. Diğer bir ifadeyle sürekli koruma mekanizması niteliğinde bir yargı kurumu olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin kapsadığı temel hak ve özgürlükleri ihlal eden ülkeye karşı bireysel başvuru imkanı tanınmıştır (AİHS, m.19; m.34). Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile tanınan hakların ihlaline yol açan eylem ya da işlemden zarar gördüğünü, hakkı ihlal edildiğini ve mağdur olduğunu iddia eden gerçek ve tüzel kişiler, sivil toplum örgütleri, dernekler ve vakıflar ile kişi toplulukları, iç hukuk yollarının tüketilmesi ve ilgili kararın kesinleşmesi sonrasındaki altı aylık süre içerisinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurulabilmektedir. Etkin ve yeterli iç hukuk yollarının olmadığının kanıtlanması halinde bu yolların tüketilmesi şartı aranmamaktadır (AİHS, m.35).

Gümrük işlemleri kapsamında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurular; idari yaptırımların suç isnadı niteliği taşıdığı kabul edilerek adil yargılanma hakkı (AİHS, m.6), mülkiyet hakkı (AİHS, 1 No’lu Ek Protokol) ve ne bis in idem ilkesi (AİHS, 7 No’lu Ek Protokol m.4) ihlallerine ilişkindir.

Türkiye 28.1.1987’de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine bireysel başvuru hakkını ve 22.1.1990’da da Mahkemenin zorunlu yargı yetkisini tanıdığından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarını gecikmeksizin uygulamak durumundadır.


Yaz Okulu Sınavı
4 Eylül 2021 Cumartesi