Genel Uygarlık Tarihi Dersi 8. Ünite Özet

20. Yüzyıldan 21. Yüzyıla: Savaşlar, Barış Ve Küreselleşme Dönemi

I. Dünya Savaşı ve Sonuçları (1914-1918)

19. yüzyılda ve 20. yüzyılın başlarında meydana gelen bir dize olay ve gelişmelerin sonucu olarak I. Dünya Savaşı meydana gelmiştir. Savaşın nedenlerini genel ve özel sebepler olmak üzere iki ana başlıkta incelenebilir:

  1. Genel Nedenler;
    • Fransız Devrimi’nin ortaya çıkardığı milliyetçilik akımı
    • Bağımsızlık isyanlarının artması (Sırbistan, Karadağ, Romanya, Arnavutluk bağımsızlık ilan etti)
    • Devletlerarası bloklaşma
    • Ham madde ve pazar arayışı
    • Silahlanmanın hızlanması
    • Sömürgecilik
  2. Özel Nedenler;
    • Almanya ve İngiltere arasındaki hammadde ve pazar arayışı rekabeti
    • 1871 Sedan Savaşı’nda Fransa’nın Almanya’ya kaptırdığı Alsas Loren’i geri almak istemesi
    • Balkanlar’da Avusturya ve Rusya’nın emperyalist isteklerinin birbiriyle örtüşmemesi
    • İtalya’nın Akdeniz’e egemen olmak istemesi
    • Rusya’nın Boğazlar’ı ele geçirme ve Panslavizm düşüncesi
    • Uzak Doğu ve Afrika’da yaşanan sömürge rekabeti
    • Avusturya-Macaristan veliahdı Ferdinand’ın Saraybosna’da öldürülmesi

Devletlerarası Bloklaşma

Bloklaşma neticesinde;

  • Almanya, Avusturya-Macaristan ve İtalya arasında Üçlü Bağlaşma/İttifak ve
  • Bu devletlere karşı olarak da Fransa, İngiltere ve Rusya arasında Üçlü Anlaşma/İtilaf/Entente kuruldu.

Savaşın Başlaması ve Gelişmeler

Savaş, Ferdinand’ın Saraybosna’da bir Sırplı tarafından öldürülmesi üzerine başlamıştır. Bunun üzerine Sırbistan’ı Balkanlar’da etkisiz hale getirmek isteyen Avusturya’nın Almanya’dan destek alarak Rusya’ya karşı ordusunu hazırladı ardından da Fransa ve Belçika’ya saldırdı. İngiltere ise Fransa’nın yanında yer alarak Almanya’ya, Avusturya da Rusya’ya savaş açtı.

Bloklara Yeni Katılmalar

Yeni katılımlar ile başlangıçta üçer devletten oluşan tarafların sayıları arttı. İtalya, Sırbistan, Karadağ, Romanya, Yunanistan gibi Avrupa Devletleri ile Japonya ve ABD’nin de katılımıyla Anlaşma devletlerinin sayısı 12’yi, Osmanlı İmparatorluğu ve Bulgaristan’ın katılımıyla Bağlaşık Devletler’in sayısı 4’ü buldu.

Osmanlı Devleti’nin Savaşa Girişi

Dünya devletlerinin kısmen bloklaşmasıyla yalnız kalma ve kaybedilen toprakları geri kazanma arzusu ile Almanya’nın desteklenmesiyle gerçekleşti. Osmanlı Devleti aşağıdaki cephelerde savaştı:

  1. Ana Cepheler;
    • Taarruz Cepheleri: Kafkas (Doğu), Kanal (Süveyş)
    • Savunma Cepheleri: Çanakkale, Irak, Suriye-Filistin, Hicaz-Yemen, Galiçya, Romanya, Makedonya
  2. Yan Cepheler : Ülke sınırları dışındaki müttefikler için kuvvet gönderilen cepheler.

Avrupa Cephelerinde Durum

Savaş, savaşanlar açısından 3 kıtaya, dominyonlar (Eski Britanya’da Commonwealth’e bağlı olan Kanada, Yeni Zelanda, Avustralya, Güney Afrika Birliği, İrlanda ve Newfoundland) ve sömürgeler açısından 5 kıtaya yayıldı. Avrupa’da İsviçre ve İskandinav ülkeleri hariç 14 ülke savaşa dâhil olurken Asya’dan Japonya, Amerika Kıtasından ABD aktif olarak sömürü devletler savaşın dışında kalmaktan kurtulamadı.

Genel Değerlendirme

I. Dünya Savaşıyla ilgili olarak kısaca şöyle bir genel değerlendirme yapılabilir:

  • Savaş 28 Temmuz 1914 ile 11 Kasım 1918 arasında gerçekleşerek dönemi itibariyle tarihin en uzun savaşı oldu ve 5 kıtaya yayıldı.
  • Savaştaki insan kayıpları toplamda 39 milyonu aştı ve toplam savaş harcamaları 186 milyar dolara ulaştı. Osmanlı Devleti bu meblağın 1.430.000 dolarlık kısmını oluşturdu.
  • Savaşta uçak, en etkili zırhlı araç tank, denizaltı ve zehirli gazlar olmak üzere bazı yeni silahlar ilk kez kullanıldı.
  • Rusya’da Bolşevik Devrimi gerçekleşti. İktidara geçen Bolşevikler, Bağlaşık Devletlerle BrestLitovsk Anlaşması’nı, Anlaşma Devletleri’yle de Anadolu’yu paylaşma planlarının yapıldığı Gizli Anlaşmaları imzaladı.

Dünya Savaşı’nda imzalanan gizli anlaşmalar:

  1. İstanbul Anlaşması (18 Mart-10 Nisan 1915);
    • Taraflar: İngiltere, Fransa, Rusya
    • Paylaşılması Tasarlanan Alan : İstanbul ve Çanakkale Boğazları ile çevresi savaş sonrası Rusya’ya verilecek.
  2. Londra Anlaşması (26 Nisan 1915);
    • Taraflar: İngiltere, Fransa, Rusya ve İtalya
    • Amaç: İtalya’yı kendi yanlarına çekebilmek
  3. Sykes-Picot Anlaşması (26 Nisan 1916);
    • Taraflar: İngiltere, Fransa, Rusya
    • Amaç: Ortadoğu ve Güneydoğu Anadolu’nun paylaşılması
  4. St. Jean de Maurienne Anlaşması (19-21 Nisan 1917);
    • Taraflar: İngiltere, Fransa, Rusya ve İtalya
    • Amaç: İtalya’nın Anadolu Asya’sı üzerindeki haklarını belirlemek.
  5. Petrograt Görüşmesi (Mart 1916);
    • Taraflar: İngiltere, Fransa, Rusya
    • Amaç: Rusya’nın payının arttırılması
  6. Mc Mahon (1917);
    • Taraflar: İngiltere (İngiltere’nin Mısır valisi Mc Mahon) (Hicaz Emiri Hüseyin bin Ali)
    • Amaç: Arapları Osmanlı Devleti’ne karşı kışkırtmak, bunun karşılığında bağımsız bir Arap devleti vaadedilmiştir.
  7. Balfour Deklarasyonu (1917);
    • Taraflar: İngiltere-Siyonist hareketin lideri Rothschilde
    • Amaç: Gelecekte Filistin’de bir Yahudi devleti kurmak

Türk Kurtuluş Savaşı

İşgallere Karşı Tepkiler ve Mustafa Kemal (Atatürk) Faktörü

Osmanlı Devleti’nin Mondros Ateşkesini imzalamasından sonra Osmanlı Devleti’nin direniş hareketine katılmayarak ateşkesin kapalı hükümlerinden yararlanıp Anadolu’yu işgale başlayan İtilaf Devletleri’yle işbirliği içerisinde olması Mustafa Kemal’i Kurtuluş Savaşı’na yönlendirmiştir. Bu bağlamda 3 temel saptama vardır:

  1. Türk toplumu tarihsel, sosyal ve kültürel açıdan işgallere karşıdır ve bağımsız yaşama geleneğine sahiptir. Dolayısıyla Türk halkına güven esastır.
  2. Rus Devrimi Ulusal Kurtuluş Savaşları için önemli bir güçtür ve gerçekleşecek dayanışma Türk Kurtuluş Savaşı’na önemli katkı sağlayacaktır.
  3. Büyük Devletler Dünya Savaşı’nın ardından savaşabilecek güçte değildir. Bu nedenle Anadolu’nun içlerine uzanarak silahlı çatışmayı göze alamazlar.

Yerel Kongre İktidarları Döneminden Ulusal Meclis’e

Anadolu’nun İtilaf Devletleri tarafından paylaşılmasını farklı isimler altındaki yeni devletler oluşturulmasını engellemek adına bölgesel dernekler kuruldu, bu dernekler yunan ordusunun İzmir’e çıkartılmasına duyulan tepkiyle ulusal bir direnişe dönüştü. Bu direnişi desteklemeyenler Manda yönetimi istemekteydi. İşgallere karşı kurulan bu bölgesel örgütler gerçekleştirdiği kongreler ve aldıkları kararlarla bir hükümet gibi davrandı. 23 Nisan 1920’de Meclis tek çatı altında birleştirildi. Bu sırada Osmanlı Hükümeti çekinmeden Sevr Anlaşması’nı imzaladı.

Türkiye Cumhuriyeti’nin Bağımsızlık Senedi: Lozan Antlaşması

TBMM ve hükümeti Sevr Anlaşması’nı reddetti ve o kabul edenleri vatan haini ilan etti. İtilaf Devletleri Ankara’ya Sevri kabul ettirmek için işgalleri genişletti. TBMM Hükümeti milis kuvvetlerden düzenli orduya geçiş yaptı. Kurtuluş Savaşı’nda 4 cephede mücadele verilirken en çok zafer batı cephesinde kazanılarak 11 Ekim 1922’de imzalanan Mudanya Ateşkes Antlaşmasıyla savaşın askeri yönü kapandı. Yapılan görüşmeler sonucunda Lozan Barış Anlaşması’yla savaş tam anlamıyla bitti. Cumhuriyet’in ilanıyla toplumsal ilerleme ve çağdaşlaşma mücadelesi verilerek Osmanlı İmparatorluğu’nun büyüklük devrinde gerçekleşen zaferlerinden daha fazlası 15 yıl içerisinde gerçekleştirildi.

I. Dünya Savaşı Sonrası Gelişmeler

18 Ocak 1919’da yapılan Paris Barış Konferansı’na yenilen ülke temsilcileri çağrılmadı. Sadece Almanya temsilcisi çağrılarak Versay Anlaşmasını imzalaması emredildi. Saltanatın kaldırılması, Lozan Anlaşması ve Cumhuriyet’in ilanıyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti tam bağımsız eşit koşullarda dünyadaki yerini aldı. Bu barış konferansının sonuçları şöyle özetlenebilir:

  1. Avrupa’da 7 yeni devlet oluşturuldu (Çekoslovakya, Yugoslavya, Finlandiya, Polonya, Estonya, Litvanya, Letonya).
  2. Willson’un halkların kendi kaderini tayin hakkı ilkesi benimsenmiş gözüküldü.
  3. Fransa’nın Almanya’nın ağır biçimde cezalandırılması arzusu Hitler’in iktidara gelmesinin alt zeminini oluşturdu.
  4. ABD kongresi Versay Anlaşması’nın onaylamadı.
  5. ABD’nin bu tutumu karşısında Fransa Almanya’yı izole etmek adına onun komşularıyla ittifak anlaşmaları yapmaya başladı. Kuruluş fikri Willson’a ait olan Milletler Cemiyetinin Versay Anlaşmasının onaylanmaması ile zayıfladı.

ABD Başkanı Wilson ve 14 İlkesi

I. Dünya savaşının ardından ABD Başkanı Wilson’un Fransa ve İngiltere ile süren barış koşulları görüşmelerinde bu iki ülkenin barış koşullarını kendi lehlerine kullanmalarından çekindi ve bunun üzerine bir kurul oluşturularak hazırlanan bir raporla Wilson İlkeleri belirlendi. ABD ile bu iki ülke arasında Türkiye hakkında görüş ayrımı vardı. Fransa ve İngiltere Türkiye’nin tamamen silinmesini isterken ABD bölgede çok sayıda vatandaşı ve misyoner okulu olması sebebiyle parçalara ayrılmış bir yapının (Ermenistan, Suriye, Mezopotamya) varlığının sürmesi taraftarıydı. Bu ilkelerin 14. maddesi şöyleydi: “Küçük-büyük devletlere karşılıklı olarak siyasi bağımsızlık ve arazi bütünlüğü sağlamak maksadıyla bir Genel Milletler Cemiyeti teşkil olunmalıdır.”

Buna istinaden dünya barışını kalıcı kılmak, anlaşmazlıkları barış yoluyla çözmek büyük-küçük devletlerin bağımsızlık ve toprak bütünlüğüne saygı göstermek adına 8 Ocak 1920’de Cenevre’de Milletler Cemiyeti kuruldu. Ancak sonrasında pek çok eksiği beraberinde getirdi ve müttefiklerin elinde yeni bir tip emperyalist sistemi genişletmek için kullanıldı. Bu da I. Dünya savaşı sonrası sömürgeciliğin ad değiştirmiş hali oldu.

Türkiye Cumhuriyeti Mustafa Kemal’in izlediği tam bağımsızlık politikası ile davet üzerine Milletler Cemiyeti’ne üye oldu. Bu durum Cemiyet’in tarihinde ilk ve tek uygulamadır.

İki Savaş Arası Dönem

Bu dönem şu şekilde özetlenebilir:

  • Bir savaşı bitiren barış düzenlemelerinin içine başka bir büyük savaşın unsurlarının dahil edilmesi.
  • Saldırgan devletlere karşı barışçıl devletlerin yeterince güçlü bir tavır sergileyememeleri.
  • Avrupalı devlet adamlarının yakın tehdit ve tehlikeler karşısındaki aymazlıkları.

Geçici Barış Dönemi (1919-1929)

Bu dönemde yaşanan önemli gelişmeler şöyle özetlenebilir:

  • Avrupa Devletleri arasında Locarno Antlaşmaları imzalandı. Bu belgeler 2 kısımdan oluşmaktaydı. İlki Almanya, Belçika Fransa ve İtalya arasında olup Almanya-Fransa, Almanya-Belçika sınırlarını kesinleştiriyor, ikincisiyle de İngiltere ve Fransa birinci anlaşmayı garanti altına alıyordu.
  • Silahsızlanma meselesi; Willson’ın silahsızlanma meselesi şöyleydi; ‘İç güvenliğin gerekleri göz önünde tutularak silahlanmada en büyük indirimler sağlanmalıdır’.
  • Savaşı bir ulusal politika aracı kullanmaktan vazgeçme taahhüdünü tüm dünya devletlerine imzalatma fikri geliştirildi. Bunun üzerine Briand Kellog ve Paris Paktı imzalanarak bunlara dâhil olan devletler barış devletlerini her zaman ön planda tutacaklarını taahhüt ettiler.

Tüm bu çabalara rağmen gizliden gizliye silahlanma artıyor ekonomik ve siyasal krizler çoğalıyordu. Bu karmaşada Rusya, İtalya, Almanya ve İspanya’da totaliter rejimler iş başına geçti.

Rusya’da Bolşevik Devrimi/Çarlıktan Sovyet Rusya’ya Geçiş

13 Şubat 1917’de açlık çeken halkın özellikle de kadınların öncülüğünde Barış ve Ekmek diye başlayan ayaklanma ülke geneline yayıldı ve 300 yıllık çarlık yıkıldı. Sosyalist bir iktidar kuruldu. Toprak mülkiyeti kaldırıldı. Özel çiftlikler devletleştirildi. Çalışma saatleri 8 saate indirildi. Üç temel kalkınma girişimi görüldü:

  1. Çiftliklerin kollektifleştirilmesi
  2. Hızlı sanayileşme
  3. Eğitimde devrim

Gelişmiş kapitalist devletler 1929 Dünya Ekonomik Bunalımını yaşarken bu köylü ülkesi 20 yıl içerisinde ABD’den sonra dünyanın ikinci büyük sanayi ülkesi haline geldi.

İtalya’da Faşizm 1928-1939

Musolini iktidara geçtikten sonra faşizmin bir felsefeye ihtiyacı olduğunu düşündü. Ona göre devlet her şeyden üstündü. Daha sonra Aşırı Faşist Kanunlar diye bilinen yasaları çıkardı. Bu yasalar bütün demokratik hak ve özgürlüğü kaldırıyor, sansür ve diktatörlüğü getiriyordu. Bu sayede Musolini İtalya’nın tek hâkimi oldu. Devlet kurumlarını özelleştirip İtalyan halkını sonu kanlı bitecek bir maceraya sürükledi.

Almanya’da Nasyonal Sosyalizm (Nazizm)

Adolf Hitler tüm dünyada olduğu gibi Alman ekonomisinin içinde bulunduğu bunalım ve I. Dünya Savaşı’nın ardından Almanya’daki kaos ortamından faydalanarak üye olduğu işçi partisine yapılan seçimlerde zorbalıkla kademeli olarak oy kazandırarak önce hükümet başkanı ardından da devlet başkanlığını ele geçirdi. İç politikada Nazilere tam teslimiyet ve saf Alman ırkı dışındaki Yahudiler, Slavlar ve diğer düşük ırklardan temizlenme politikası güderken dış politikada üç aşamalı bir plan uyguluyordu:

  1. Almanya’yı Versay barış anlaşmasının ağır koşullarından kurtarmak.
  2. Almanya dışındaki tüm Almanları Tek Ulus, Tek Devlet ilkesiyle birleştirmek.
  3. Hayat sahası teziyle Almanya’nın refah seviyesini arttırmak.

Japonya

Dünya savaşının ardından Japonya Uzakdoğu’da en güçlü ülke haline geldi ve Mançurya’yı işgal etti. Milletler Cemiyeti’nin, ABD ve Rusya müdahale edemeyince Japonlar bundan faydalanmak istedi. Çin’le savaşa girdi. Çin’in iç kısımlarına ilerledi, bu da Pasifik’teki güç dengesini bozdu. Bu durumdan rahatsız olan ABD Sovyet Rusya ve İngiltere Çin’e yardım etti. Gerilim İkinci Dünya Savaşı’nın ikinci yılında ABD’nin Japonya’nın Pasifikte bulunan üssü Pearl Harbour’a saldırmasıyla hat safhaya ulaştı.

1929 Dünya Ekonomik Bunalımı

İki dünya savaşı arası en büyük gelişme olan Büyük Buhran yaşandı. Amerikan Borsası’nın çökmesiyle pek çok işi iflas etti, önce Amerika’yı ardından da hammadde fiyatları ve Amerikan Sermayesi’ne bağımlı olan diğer dünya ülkeleri ekonomik krize girdi. Üretimde Kota Sistemi, tüketimde Karne Sistemi’ne geçildi. Para birimlerinin değeri düştü ve devalüasyonlar yaşandı. Bu toplumsal durumun yarattığı siyasal sonuç diktatörlüklerin ortaya çıkması oldu. Aç halkları iş ve ekmek vaadiyle etkisi altına alan diktatörler II. Dünya Savaşı’nın en belirleyici rollerini paylaştılar.

İkinci Dünya Savaşı

Savaşın Nedenleri

  1. I. Dünya Savaşı sonrası galip devletlerin dayatmalarıyla yapılan ağır şartlı antlaşmalar.
  2. Milliyet ilkesinin göz ardı edilerek emperyalist çıkarlarla çizilen yeni sınırlar.
  3. Milletler Cemiyeti’nin barış ortamı sağlayacak güçte olmaması.
  4. Almanya’nın her fırsatta Versay Antlaşması’nı esnetmesi.
  5. İtalya’da faşizm, Almanya’da nazizmin ortaya çıkması.
  6. Militarist eğilimlerin yanı sıra ırkçılık ve saldırganlık gibi emperyalist düşüncede artış.
  7. Mussolini ve Hitler’in isteklerine boyun eğerek uygulanmaya çalışılan yatıştırma politikasının başarısız olması.
  8. 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı ve beraberinde ülkelerin oluşturduğu gümrük politikalarındaki rekabet ve sürtüşme.
  9. Hitlerin Hayat Sahası ve Almanya’yı dünyanın hâkimi yapma arzusu.
  10. Savaşan tarafların (Mihver Devletler ve Müttefikler) bloklaşması.

Savaşın Başlaması

23 Ağustos 1939’da Hitler ve Stalin arasında imzalanan Almanya-Sovyetler Birliği saldırmazlık anlaşmasının ardından Almanya Polonya’yı işgale başladı. Fransa ve İngiltere verdikleri ültimatoma olumsuz cevap veren Almanya’ya karşı savaş ilan etti. Polonya’nın durumuna karşı SCSB harekete geçti ve Almanya-Sovyet Antlaşması’nda kendilerine ayrılan Polonya topraklarını işgale başladı. Doğu sınırını güvence altına alan Almanya ise batıya ilerleyerek Paris’e kadar geldi ve Fransa’nın kuzeyi Alman denetimine bırakıldı. 1941’de Almanya artık Avrupa’nın büyük bölümüne, Doğu Akdeniz’e ve Ege Denizi’ne hâkimdi.

Uzak Doğu ve Japonya

Amacı Pasifik İmparatorluğu’nu kurmak olan Japonya Uzak Doğu’da hızla ilerlerken çıkarları ABD ve Sovyet Rusya ile çatıştı. Sovyet Rusya ile Tarafsızlık ve Saldırmazlık Antlaşması yaparak batısını güvence altına aldı ancak ABD’nin Pearl Harbour’daki deniz üslerini bombalamasıyla Uzak doğu savaşı hızlandı.

Savaşın Sonucu

1943’ten sonra savaşın Almanya’nın aleyhine dönmesiyle ve Alman çöküşü hızlandı. Japonya ise ABD’nin Nagasaki ve Hiroshima’ya attığı atom bombalarıyla teslim oldu. 1945 yılında ise Mihver ülkeler olan AlmanyaJaponya-İtalya tamamen savaştan çekildi.

II. Dünya Savaşı Sırası ve Sonrasında Yapılan Toplantılar

Milyonlarca insanın hayatını kaybettiği, bir o kadarının yaralandığı özellikle de atom bombasıyla ciddi fiziksel ve psikolojik rahatsızlık geçirdiği altı yıllık savaş sırasında ve sonrasında aşağıdaki toplantılar yapıldı:

  • Atlantik Demeci/Bildirisi (14 Ağustos 1941)
  • Kazablanka (Casablanca) Konferansı (14-24 Ocak 1943)
  • Washington Konferansı (12-16 Mayıs 1943)
  • Quebec Konferansı (11-12 Ağustos 1943)
  • Moskova Konferansı (19 Ekim-1 Kasım 1943)
  • Kahire Konferansı (22-26 Kasım 1943)
  • Tahran Konferansı (28 Kasım-1 Aralık 1943)
  • Dumbarton Oaks Konferansı (21 Ağustos-7 Ekim 1944)
  • Yalta Konferansı (4-11 Şubat 1945)
  • Postdam Konferansı (17 Temmuz-12 Ağustos 1945)

II. Dünya Savaşı Sonrası Genel Durum

Avrupa

II. Dünya Savaşı sonrası yaşanan gelişmeler kısaca şöyle özetlenebilir:

  • Alman ekonomisi ve sanayisi çöktü.
  • ABD ve Sovyet Rusya arasında ideoloji farkından soğuk savaş başladı.
  • En önemli gelişmelerden biri sömürgeciliğin tasfiyesidir. Türkiye’deki kalkınma Asya ve Afrika ülkelerine örnek oldu.
  • NATO ve buna karşılık COMECON ve Varşova Paktı kuruldu.

Japonya ve Çin

Japonya iki atom bombasının maddi manevi sarsıntısını hızla atlatarak demokrasi ve sanayide atılımlar yaparak dünyanın en zengin ve güçlü devletleri arasına girdi. Çin’de ise komünist bir rejim kuruldu.

Ortadoğu

Birleşmiş Milletler’in Filistin’i ikiye ayırma düşüncesi Ortadoğu’yu iyice gerdi. 1918’de İsrail Devleti kuruldu. İlk Arap-İsrail savaşı çıktı ve İsrail kazandı. Sovyetler Birliği de Mısır ile işbirliğine girdi. ABD ile Sovyet Rusya Ortadoğu konusunda karşı karşıya geldi.

21. Yüzyıl ve Küreselleşme

Günümüzde yaşanan küreselleşme; siyasal, ekonomik ve kültürel ölçülerden oluşmaktadır.

Küreselleşmenin siyasal ayağı kısaca ABD’nin siyasal liderliği ve dünya jandarmalığıdır.

Ekonomik ayak, uluslararası sermayenin egemenliği anlamına gelmektedir.

Kültürel ayak ise iki boyuttan oluşmaktadır:

  • Birinci boyut, tüketim kültürünün dünyadaki egemenliğidir.
  • İkinci boyut ise mikro milliyetçilik ve mikro dincilik olarak özetlenebilir.

Yaz Okulu Sınavı
4 Eylül 2021 Cumartesi