Bireyler Arası İletişim Dersi 1. Ünite Özet

Bireylerarası İletişim Yaklaşımı

Giriş

İnsanların farkında olarak ya da olmayarak birbirlerine ilettikleri duygu, düşünce ve ifadeler de bireylerarası iletişim süreci içinde yer alır. Bireylerarası iletişim sürecinde insan, iletişiminin temelini oluşturur. İki kişi birbirinin varlığını fark ettiği anda iletişim süreci başlar.

İletişim Kavramı

İletişim, bir süreci belirtmekle beraber; çoğunlukla iletme, ilişki, güç ve denetim gibi birçok yerde kullanılmaktadır. İletişim kavramı Latince’de “bilgiyi ileten” ya da “aktaran” anlamına gelen “communicato” kelimesinden türemiştir. Yakın bir zamana kadar da dilimizde Fransızca söylenişiyle “komünikasyon” (communication) halinde kullanılırdı. “İletişimin ABC’si” adlı kitabında Ünsal Oskay iletişimi şu şekilde tanımlıyor: “İnsanın varlık sürdürme biçiminin bir ürünü ve insanın varlık sürdürme biçimindeki gelişmelere göre değişimlere uğrayan insana özgü bir olgudur” diyerek ve “Birbirlerine ortamlarındaki nesneler, olaylar, olgularla ilgili değişimleri haber veren, bunlara ilişkin bilgilerini birbirlerine aktaran; aynı olgular, nesneler, sorunlar karşısında benzer yaşam deneyimlerinden kaynaklanan, benzer duygular taşıyıp bunları birbirine ifade eden insanların oluşturduğu topluluk ya da toplum yaşamı içinde gerçekleştirilen tutum, yargı, düşünce ve duygu bildirişimlerine iletişim diyoruz”.

Değinildiği gibi, iletişim kavramının tanımı üzerine henüz bir anlaşma sağlanamamasına rağmen, yazılı kaynaklarda söz edilen tanımlamaların bazıları şu şekilde sıralanabilir: İletişim;

  • Bilgi alışverişi anlamına gelir.
  • Düşüncenin sözel olarak karşılıklı değiş tokuşudur.
  • Veriden alıcıya aktarılan bilgi ya da haber sürecidir.
  • Duyguların, düşüncelerin, bilgi ve becerilerin aktarılma sürecidir.
  • İletiler aracılığıyla sosyal etkileşim biçimidir.
  • Belli bir konumdan, yapıdan bir diğerine geçiş sürecidir.
  • Kişiler ve ülkelerin arasında haberlerin, verilerin, fikirlerin, mesajların paylaşım sürecidir.
  • Bir kişinin tekelinde olanın başkalarıyla paylaştırılması, başkalarına da aktarılması sürecidir.
  • Karşılıklı ilişkilerin aracıdır.

Bireylerarası İletişim

Kişilerin farkında olarak ya da olmayarak birbirlerine ilettikleri duygu, düşünce ve ifadelerdir. Bireylerarası iletişim insan iletişiminin temelini oluşturur. İki kişi birbirinin varlığını fark ettiği anda iletişim süreci başlar. Bu iletişim süreci sözlü ya da sözsüz olabilir. Bireylerarası iletişimde gönderici tarafından iletilen herhangi bir mesaj alıcı tarafından belli bir biçimde algılanır. Bu algı sonucunda da geri bildirim olarak göndericiye karşı bir tepki oluşur.

İletişim sürecini oluşturan temel unsurlar şu şekilde sıralanabilir:

Gönderici (Kaynak): İletişimi başlatan kişi göndericidir ve iletişim sürecinin başlangıcıdır.

İleti (Mesaj): Göndericinin alıcıya aktardığı sözlü ya da sözsüz tüm bilgilerdir. İleti, iletişim sürecinde gönderici ile alıcı arasındaki köprüyü oluşturur ve iletişimin başarısını doğrudan etkiler. Başarılı bir iletinin taşıması gereken bazı özellikler şu şekilde sıralanabilir:

  • İleti açık ve anlaşılır olmalıdır.
  • İleti doğru zamanda ve ortamda iletilmelidir.
  • İleti için uygun kanal seçilmelidir.
  • İletinin anlaşılırlığını ve iletimini aksatacak gürültü olmamalıdır.

Kanal (Araç): Gönderici alıcıya iletisini gönderebilmek için iletişim araçlarını kullanmak zorundadır. Bu araçlar ses, beden, yazı, resim, fotoğraf, telefon, televizyon gibi sözlü ya da sözsüz araçlardır.

Alıcı (Hedef): Gönderici tarafından iletinin gönderildiği kişi ya da kişiler alıcıdır. Alıcı telefonda konuşulan kişi, bir konser topluluğu ya da kitap okuyan bir kişi olabilir.

Tüm bunların yanında, iletişimin başarısını etkileyen üç temel ögeden daha söz edilebilir:

Geri Bildirim (Dönüt): Çeşitli iletişim kanalları aracılığıyla alıcıdan göndericiye gönderilen ileti biçimleridir. Geri bildirimler, gönderici ile alıcı arasındaki iletişim sürecinde aşağıda sıralanan bazı durumlar hakkında bilgi verir:

  • Gönderici ve alıcı arasındaki iletişimin başarısı
  • Alıcı tarafından iletinin algılanıp algılanmadığı
  • Alıcı tarafından iletinin anlaşılıp anlaşılmadığı
  • Alıcının iletiye karşı tepkisi

Ortam (Bağlam): İletişimin oluştuğu çevre ortam ya da bağlam olarak tanımlanır. Bu sebeplere bağlı olarak iletişim ortamı şu özelliklere göre değerlendirilebilir:

  • İletişimdeki kişilere bağlı sosyal özellikler
  • İletişim ortamının sosyal özellikleri
  • İletişim ortamının fiziksel özellikleri

Gürültü: İletişim sürecini olumsuz etkileyen bütün unsurlar gürültü olarak ifade edilir. Kişiler arasındaki küslükler, siyasi ayrılıklar, önyargı, telsiz anonsuna karışan diğer sesler, inanç farklılığı ve yoğun trafik gibi unsurlar gürültü kavramına örnek olarak gösterilebilir.

İletişim sürecinde gönderici ile alıcı arasında iletişimin gerçekleşmesinde göstergelerden ve kodlardan yararlanılır. Göstergeler, anlamlandırma yapılarıdır ve kendi dışında bir şeyi gösteren, onun yerini alabilen ya da sembolü olabilen görüntü, sözcük ve eylem gibi olgulardır. Kodlar ise, içinde göstergelerin düzenlendiği ve göstergelerin birbirleriyle nasıl ilişkilendirilebileceğini belirleyen sistemlerdir. Kodlama fiziksel bir eylemdir ve gönderici tarafından yapılır. Kodlama kısa, etkileyici ve anlaşılır olmalıdır. İletişimin tam olarak gerçekleşebilmesi için gönderici ve alıcı kişiler arasında dil ve kültür gibi ortak bir paylaşım olması gerekir.

İletişim Modelleri

İletişim kavramının bilimsel açıdan anlaşılmasını ve çözümlenmesini amaçlayan sistematik çalışmalardır. Bu çalışmalar iletişim sürecinin üç temel unsuru üzerine yoğunlaşır:

  • Gönderici (Kaynak)
  • Kanal (Araç)
  • Alıcı (Hedef)

İletişim süreçlerinin tanımlanmasında birbirinden farklı modeller geliştirilmiştir. Bu modeller şu şekilde sıralanabilir:

  • Shannon ve Weaver Modeli
  • Osgood ve Schramm Dairesel İletişim Modeli
  • Lasswell Modeli
  • Gerbner’in Genel İletişim Modeli
  • Newcomb ABX Modeli
  • Westley MacLean Modeli

Shannon ve Weaver Modeli: “Matematiksel İletişim Modeli” olarak da tanımlanan bu model; iletişim kanallarını daha etkin bir biçimde kullanabilmeyi araştırmak ve elektronik ortamda enformasyon aktarımı sırasında oluşan teknik sorunları ortadan kaldırmayı amaçlamıştır. Bu matematiksel model temel model olarak süregelmiştir ve bireylerarasında ki iletişimin makineler için de uygulanabilirliği üzerine kuruludur. İletişimi doğrusal bir süreç olarak değerlendiren Shannon ve Weaver Modeli bilgi kaynağı, verici, gürültü kaynağı, alıcı ve hedef olmak üzere beş unsurdan oluşur. Şekil 1.1.’de model detaylı olarak incelenebilir. Bu modelde kaynak, aktarılacak iletileri seçen, karar alıcı konumda olan bir kişi ya da kurum olabilir. Böylelikle ileti seçilir ve iletinin taşıyıcısı olan kanala yüklenmeden önce değiştirilir. Değiştirilmiş olan ileti de bir kanal aracılığıyla gönderilir. İleti, taşınma esnasında çeşitli engel ve gürültülere maruz kalabilir. Alıcı ile vericinin kontrolü dışında gelişen gürültü, iletinin tam olarak anlaşılamamasına, bozulmasına ya da alıcı tarafından yanlış anlaşılmasına neden olabilir.

Osgood ve Schramm Dairesel İletişim Modeli: Shannon modelinin düz çizgisel modeline karşılık Osgood ve Schramm modeli daireseldir. Bu iki model arasında şu farklardan söz edilebilir: Shannon öncelikle gönderici (verici) ve alıcı arasında araç görevi gören kanallara yönelir. Osgood ve Schramm ise iletişim sürecindeki aktörlerin davranışlarına yönelir.

Bu dairesel modelde;

  • İletişim sürecinin bir yerde başlayıp bir yerde bitmediği,
  • Sürecinin sonsuz olduğu,
  • Çizgisel iletişim modelinde olduğu gibi gönderici ile alıcı rollerinin sabit olmadığı ve rollerinin sürekli değişerek bir ileti döngüsünün olduğu savunulur. Şekil 1.2.’de bu model detaylı olarak incelenebilir.

Lasswell Modeli: Bu modelde, çizgisel ve sorgulayan bir iletişim modeli anlayışıyla soruna şu şekilde yaklaşılır:

  • Kim? (Gönderici)
  • Ne dedi? (İleti)
  • Hangi kanalla? (Kanal/Araç)
  • Kime? (Alıcı)
  • Hangi etkiyle? (Etki)

İletişim eyleminin söylem yapısını kapsayan bu yapıda ilk soru olan “kim” sözcüğüyle televizyon, radyo veya gazetede görev yapan iletişimciye gönderme yapılır. “Ne dedi” sorusu iletilerle ilgilidir ve bu iletiler, kullanılan tekniği de kapsayarak, medya kanalları aracılığıyla iletilmektedir. “Kime” sorusu da izleyici kapsar ve iletişimcinin kamusuna değinir. “Hangi etkiyle” sorusu ise iletişimin etkilerini içerir. Kitle iletişim araştırmacılarının çoğunluğunun örnek aldığı bu modelde, gürültü ve geri besleme (geri bildirim) kavramlarına yer verilmez. Alıcının kendisine ulaşan iletilerden etkilenerek, iletileri kabul ettiği savunulur. Şekil 1.3.’te bu model detaylı olarak incelenebilir.

Gerbner’in Genel İletişim Modeli: Gerbner iletiyi gerçeklik kavramıyla ilişkilendirir. İletinin ne hakkında olduğunu, alıcının algı ve anlamla ilgili sorular üzerinde durmasına olanak sağlar. Amaç, geniş bir uygulama alanı olan modeli oluşturabilmektir. Bu modelin en önemli özelliği, farklı özellikleri olan iletişim süreçlerinde farklı biçimlere sokulabilmesidir. Bu modelde, Gerbner iletişim sürecini iki boyuttan oluşan bir süreç olarak görür:

  • Algı boyutu
  • Aktarma veya araçlar ve kontrol boyutu

Algı boyutunda ; bir E olayı gerçekleşir ve olayın içerik ya da mesajı M tarafından algılanır (M kişi ya da makine). Bu mesaj, M tarafından E1 şeklinde algıya dönüşür. Mesajın ya da iletinin E1 hali artık E şekliyle aynı değildir. Çünkü bir kişi ya da makine iletinin (olayın) bütün içeriğini E halindeki orijinallikte algılayamaz. İleti ya da mesaj E halinin bir parçası ya da algılandığı kadarıyla E1 biçimine dönüşmüş durumudur. E ile M arasında üç unsur vardır:

  • Seçim
  • Bağlam (İlişkiler örgüsü)
  • Uygunluk

M, bir kişi ya da makine olarak E olayının tüm içeriğini olduğu gibi algılayamaz. Böyle bir durumda, M bir kişi ise, kendi ilgisine ya da ihtiyaçlarına göre tüm olayın içinden bir seçim yapar veya tüm olayı yorumlar ve geri kalanını filtreler. Çünkü M’nin ruhsal hali, kültür biçimi ve kişilik yapısı gibi etkenler onun E olayını olduğu gibi algılamasını engelleyebilir. M bir makine ise, teknik özelliklerine ya da çalışabilirlik durumuna göre, iletiyi E halinden yayınlandığı biçimiyle tam olarak algılayamaz ya da işleyemez.

Denetim ve araç boyutunda ; E2, M tarafından algılandığı biçimde oluşturulmuş olay içeriğidir. Bu durumda M, mesaj kaynağı haline gelmiştir ve M mesaj hakkında bir durum ya da sinyal oluşturur. Gerbner bu durumu mesajın SE2 halindeki biçimi ve içeriği olarak tanımlar. M tarafından E2 içeriği yapılandırılmış ya da biçimlendirilmiştir. Artık M farklı yollardan veya yapılardan iletişim sürecini sürdürebilir. M kendi kontrolü dahilinde, mesajı (iletiyi) göndermek için kanalları ya da medyayı kullanmak zorundadır. Buradaki “kontrol” durumu, M’in iletişim kanallarını kullanabilme becerisine bağlı olarak değişkenlik gösterebilir. Bu süreç M2, M3, M4 gibi diğer alıcılar eklenerek sonsuza kadar gidebilir ve SE3, SE4’ler oluşmaya başlar. Burada önemli bir durumu gözden kaçırmamak gerekir; her bir aktarımda mesaj değişime uğrar. Şekil 1.4.’te bu model detaylı olarak incelenebilir.

Newcomb ABX Modeli: Newcomb Modelinin temeli bireylerarası ilişkileri kapsar. Model doğrusal bir yapıda değildir ve üç köşelidir. Şekil 1.5.’te model detaylı olarak incelenebilir. Newcomb’a göre toplumsal ilişkilerde dengeyi sağlamakta basit ve esaslı bir rol söz konusudur. Modele göre kişilerin birbirlerine ya da bir objeye karşı beğenileri veya beğenmemeleri durumu karşısında bazı ilişki kalıpları dengelenecektir, bazıları ise dengelenmeyecektir. Modelin işleme biçimi ise şu şekildedir: A ve B kişi ya da kurumlardan oluşabilen hem gönderici hem de alıcıdır. X, onların toplumsal çevrelerindeki bir olaydır. Newcomb, içsel ilişkilerin karşılıklı bir bağımlılık içinde yürüyeceğini ve bunun sonucunda da ve bunun sonucunda da A-B-X’in toplam sistemi oluşturacağını savunur. A değişirse B ve X de değişecektir. A, X ile ilişkisini değiştirdiğinde de, B ya X ile ya da A ile olan ilişkisini değiştirmek zorunda kalacaktır. X’in A ve B karşısında toplumsal değeri yükseldikçe, A ve B’nin X’e yönelik paylaşımları da daha önem kazanacaktır. Newcomb’a göre iletişimin gerçekleşebilmesi ve iletişim sürecinin devam edebilmesi için kişiler arasında ortak bir bağın olması, aynı zamanda da toplumsal çevrede bir şeyin önem kazanması gerekir.

Westley MacLean Modeli: Newcomb ABX modelinin kitle iletişime uyarlanarak geliştirilmiş halidir. Bu uyarlama, kitle iletişimi ile bireylerarası iletişim arasındaki temel farklılıklara dayanır. Bu temel farklılıklar şu şekilde sıralanabilir:

  • Kitle iletişim sürecinde geri bildirim aracılığıyla etkileme azdır ya da ertelenmektedir.
  • Kitle iletişim sürecinde yayıncılar çok sayıdadır. Alıcıların tersine, çevredeki objelere kendilerini yöneltmek, çok sayıdaki benzer olaylardan ayıklamalar yapmak zorundadırlar.

X: Sosyal çevrede oluşan bir olay. Medyanın ilgisini çeken bu olaya ilişkin iletişim, medya araçlarıyla yapılır.

A: X’e ilişkin bir şey söyleyen bir kişi ya da örgüttür. Bir siyasetçi, sözcü ya da haber kaynakları olabilir.

C: B için seçmeler yapan ve A’nın tüm iletileri arasından seçtiklerini aktaran medyadır. B ile iletişim kurmak üzere doğrudan X’ler arasından da seçim yapabilir. C’nin bir rolü de, A’nın olduğu gibi, B’nin bilgi gereksinimlerine aracı olmaktır. B’nin gereksinimlerini karşılamak dışında, bu rol iletişim amaçlı değildir.

B: Çevreye ilişkin bilgi alma gereksinimi olan izleyiciyi, dinleyiciyi ve okuyucuyu temsil eder.

X’ : Kanala ulaşmak için C (iletişimci) tarafından yapılan seçimlerdir.

X” : Medya örgütlerince izleyiciye, dinleyiciye ve okura iletmek için yayımlanan, değiştirilmiş iletidir.

fBA : B’den esas kaynak olan A’ya geri bildirimdir.

fBC: Kamudan medya örgütlerine akan geri bildirimdir.

fCAW: İletişimciden kaynağa yönelik geri bildirimdir.

Bu modelde kitle iletişim araçlarının; izleyicilerin, dinleyicilerin ve okurların gereksinimlerini gidermeye ve çevreye ilişkin bir görüş oluşturmak amacıyla da yararlanılan bir araç olduğu vurgulanır. Kamu, bilgi gereksinimini karşılayabilmek için tamamen medyaya bağımlı kalmak zorundadır. Şekil 1.6.’da model detaylı olarak incelenebilir.


Yaz Okulu Sınavı
4 Eylül 2021 Cumartesi