İktisada Giriş Dersi 4. Ünite Özet

Mal Ve Faktör Piyasaları

Giriş

Piyasa, alıcı ve satıcıların para karşılığında mal ve hizmet almak ve satmak için buluştukları yerdir.

Yapıları, özellikleri ve rekabet düzeylerine göre piyasaları sınıflandırmak mümkündür: Alışverişe konu olan malların niteliklerine göre piyasalar;

  • Mal/hizmet piyasaları ile
  • Faktör piyasaları olarak ikiye ayrılmaktadır.

Tüketicilerin gereksinimlerini karşılayan mal ve hizmetlerin el değiştirdiği piyasalar, mal ve hizmet piyasaları olarak adlandırılmaktadır. Öte yandan, üretim kararları doğrultusunda işletmelerin yapacakları üretim için gerekli işgücü, hammadde, vb. üretim faktörlerinin alınıp satıldığı ve faktör fiyatlarının belirlendiği piyasalar faktör piyasalarıdır. Faktör piyasaları; emek, doğal kaynaklar ve sermaye piyasası ndan oluşur.

Piyasada var olan rekabetin derecesine göre ise piyasalar;

  • Tam rekabet ve
  • Eksik rekabet piyasaları olarak iki temel gruba ayırılmaktadır.

Tam Rekabet Piyasası

Tam rekabet piyasası, birçok alıcı ve satıcının benzer ürünleri alıp sattıkları ve hem alıcıların hem de satıcıların piyasa fiyatını etkileyemedikleri piyasa türüdür. Tam rekabet piyasasının varlığı için gerekli temel koşullar şunlardır:

  • Atomize Koşulu: Alıcı ve satıcıların piyasa fiyatını etkileyemeyecek kadar çok olmasıdır.
  • Mobilite Koşulu: Alıcı ve satıcıların piyasaya giriş ve çıkışlarının serbest olmasıdır.
  • Homojenlik Koşulu: Piyasada bulunan alıcı ve satıcılar tarafından alım satımı yapılan malların özelliklerinin tıpatıp aynı olmasıdır.
  • Şeffaflık Koşulu: Hem alıcıların hem de satıcıların piyasada üretilen her malın fiyatı ve kalitesi hakkında tam bilgi sahibi olduğu piyasadır.

Tam rekabet piyasasında homojenlik koşulundan ötürü farklı işletmeler tarafından satılan mallar arasında tam ikame durumu söz konusudur. Bu durum işletmenin talep eğrisini sonsuzlaştırmaktadır.

Piyasa talep eğrisi (D), tüketicilerin belirli bir dönemde farklı fiyat düzeylerinde satın almak istedikleri mal ve hizmet miktarlarını göstermektedir.

Piyasa arz eğrisi ise (S), piyasa fiyatını etkilemeyecek kadar çok işletmenin farklı fiyat düzeylerinde satmak istedikleri mal ve hizmet miktarlarını göstermektedir.

Bir işletmenin toplam hasılatı, malın satış fiyatı (P) ile satış miktarının (Q) çarpımına eşittir:

TR = P * Q

Ortalama hasılat ise toplam hasılatın üretim (satış) miktarına bölünmesi ile bulunur:

AR = TR / Q ? AR = P olur.

Sonuç olarak, işletmenin talep eğrisi ile ortalama hasılat eğrisi üst üste gelmekte ve dolayısıyla ortalama hasılat eğrisine dönüşmektedir.

Tam rekabet piyasasının en önemli özelliği işletmenin üretim miktarındaki değişimin ürünün fiyatını etkilememesidir. Bu ise işletmenin marjinal hasılatının ürünün piyasa fiyatına eşit olması anlamına gelir.

MR = P

Tam rekabet piyasasında kâr maksimizasyonu için ürünün satış fiyatı marjinal maliyetine eşit olmalıdır;

P = MC

Yine tam rekabet piyasasında ortalama hasılatın (AR) ürün fiyatına (P) eşit olduğu göz önüne alınırsa; işletmenin kısa dönem denge koşulu ;

MC = MR = P = AR olur.

Tam rekabet piyasasında üretim yapan bir işletme, marjinal hasılatı marjinal maliyetinden yüksek olduğu sürece üretimini sürdürecek böylece toplam kârını arttırmaya devam edecektir. Bunun tam tersi durumda ise, yani marjinal maliyet, marjinal hasılatı geçmeye başladığında ise işletme üretimini azaltacaktır.

Tam rekabet piyasasında faaliyet gösteren bir işletme değişken maliyetlerini karşıladığı sürece faaliyetine devam edip piyasa mal arz edecektir. O yüzden tam rekabetçi bir işletmenin kısa dönem arz eğrisi , marjinal maliyet eğrisinin ortalama değişken maliyet eğrisinin üstünde kalan kısmıdır (S:82, Şekil 4.3).

Kısa dönemde işletmenin ortalama değişken maliyeti (AVC) ürün fiyatının altında ise üretime devam edecektir. Eğer işletmenin değişken maliyeti ürün fiyatından büyükse kapatma kararı alacaktır.

P > AC Üretme

AC > P > AVC Zarar

P < AVC Kapatma

Tam rekabet piyasasında MR = P olduğundan, kârını en çoğa çıkarmak isteyen işletme P = MC koşulunu sağlayan üretim miktarını seçmelidir.

Tam rekabet piyasasında uzun dönemde dengenin sağlanabilmesi için işletmelerin normal kâr elde etmesi gerekmektedir. Uzun dönemde işletmelerin ekonomik kârı sıfıra eşit olduğunda denge sağlanmış olur.

AR = MR = P = MC = min AC = min SRAC = min LRAC

Uzun dönem dengesi için işletmenin marjinal maliyetinin piyasa fiyat düzeyinde ortalama maliyeti ( AC ) minimumda kesmesi ve kısa dönem ortalama maliyetinin ( SRAC ) ile uzun dönem ortalama maliyetinin de ( LRAC ) minimumda birbirine eşit olması gerekmektedir.

Eksik Rekabet, Oligopol ve Tekelci Rekabet Piyasaları

Tam rekabet koşullarından herhangi biri, birkaçı ya da tümünün aksaması sonucu ortaya çıkan bu piyasalara, eksik rekabet piyasaları diğer bir ifadeyle aksak rekabet piyasaları denilmektedir.

Eksik rekabet durumuna göre farklı piyasa türlerinden söz edilebilir. Bu bağlamda; tekel (monopol) piyasalar, monopson piyasalar, oligopol piyasalar, oligopson piyasalar, düopol-düopson piyasalar eksik rekabet piyasalarına örnek olarak verilebilir.

Monopol (Tekel) Piyasalar

Bir mal ve hizmet piyasasında fiyatı bir tek arz edici (satıcı) belirleyebiliyorsa, bu piyasaya monopol veya tekel satıcı piyasası denilmektedir. Monopol piyasada, tam rekabet koşulları gerçekleşmemekte, monopol kendi çıkarına göre ürün arz miktarını ve dolayısıyla denge fiyatını belirleyebilmektedir.

Monopollerin özellikleri;

  • Yakın ikamesi olmayan bazı mal ve hizmetler için piyasada tek bir arz edicinin olması,
  • Arz edicinin fiyatlar üzerinde önemli kontrol gücüne sahip olması,
  • Arz ediciyi rekabetten koruyan, piyasaya girişleri engelleyen (ölçek ekonomileri, patentler, hammaddelerin özel sahipliği, kamu ayrıcalığı ve lisans gibi) düzenlemelerin olmasıdır.

Kârını maksimuma çıkarmak isteyen monopolcü, marjinal hasılatını ( MR ) marjinal maliyetine ( MC ) eşitleyecektir. Fakat monopol piyasasında oluşan fiyat marjinal hasılattan daha büyük olacak, bu da monopole “tekel kârı” elde etme olanağı sağlayacaktır.

Monopol piyasasında P > MR olduğundan, bu piyasada oluşan fiyat tam rekabet piyasası fiyatından daha büyük olmaktadır. Bu, bir taraftan tekelin aşırı kâr elde etmesini sağlarken, diğer taraftan daha az miktarda malın daha yüksek fiyattan satılmasını sağlayarak tüketicilerin refah kaybına neden olur.

Günümüzde monopol piyasaların varlığı azalmıştır. Bunun sebebi 21. yüzyılda üretilen birçok mal ve hizmetin ikamesinin de olmasıdır. Teknolojik gelişmelerin hızla yaşandığı günümüz piyasalarında tam anlamıyla monopolcü piyasalardan söz etmek mümkün değildir.

Monopson Piyasalar

Monopson piyasalar , monopol piyasaların tersi olarak ifade edilmektedir. Bu, monopson piyasalarda çok sayıda arz eden karşısında tek bir alıcının piyasadan mal ya da hizmet talep ettiği anlamına gelmektedir. Satıcı tekelinin aksine burada alıcı tekeli söz konusudur. Türkiye’de bu piyasaya örnek olarak, haşhaş kabuğunun tek alıcısı olan Toprak Mahsulleri Ofisi verilebilir. İstisnai durumlar hariç, ne olursa olsun Monopson piyasada satın alan işletmenin tek amacı kazancını maksimum yapmaktır.

Bir mal ya da hizmetin tek satıcısı ve bu satıcının karşısında tek alıcı var ise, bu piyasaya iki yanlı monopol piyasa denilmektedir. Bu piyasada monopolcü ve monopsoncu karşı karşıya olup tarafların hem miktar hem de fiyat üzerinde anlaşması durumu söz konusudur.

Oligopol Piyasalar

Birbirine etki edebilecek kadar az sayıda satıcı ile çok sayıda alıcının karşı karşıya geldiği piyasalara oligopol piyasalar denir.

Oligopol piyasalar, alışverişe konu olan malların farklılaştırılmış¸ olup olmamalarına bağlı olarak yani homojen ya da heterojen olmalarına göre;

  • Tam oligopol (saf oligopol) ve
  • Noksan oligopol (farklılaşmış¸ oligopol) olarak ikiye ayrılabilir.

Eğer piyasadaki her işletmenin ürettiği mal aynı ise, bu oligopol çeşidine tam oligopol denilmektedir.

Eğer piyasada alışverişe konu olan malın homojenliği değişmiş, yani farklılaşmışsa bu oligopol çeşidine noksan oligopol (farklılaşmış¸ oligopol ya da heterojen oligopol) denilmektedir.

Bunun dışında oligopollerin oluşma şekline göre şu çeşitleri de sayılabilir:

  • Oligopoller oluşturulurken az sayıdaki rakip işletme doğrudan görüşme ve anlaşma yoluyla bunu gerçekleştiriyorlarsa, gizli anlaşmalarla oligopol söz konusudur.
  • Bir oligopol piyasasında az sayıdaki işletme, kendi hareketine tepki olarak rakibinin tepkisini dikkate alıyor ve kendi politikasını ona göre belirliyor ise buna da ihtiyari oligopol denilmektedir.
  • Oligopolcü işletmeler, bir grup olarak hareket ederek kârlarını maksimize ediyorsa tam oligopol durumu söz konusudur.
  • Oligopolcü işletmeler, kârlarını grup halinde maksimize edemezlerse bu durumda kısmı oligopol oluşur.

Farklı teoriler altında, özel bir oligopol denge modeli oluşturulabilir. Bu farklı oligopol modellerinden bazıları aşağıda kısaca açıklanmıştır.

Fiyat Önderliği Modeli: Az sayıda işletmenin olduğu bir oligopol piyasada diğer işletmelerin lider işletme tarafından belirlenen fiyatı izlemeleridir.

Cournot’un Düopol Modeli: Bu modele göre piyasada homojen mallar üreten iki işletme arasındaki rekabet, malların fiyatı üzerinden değil de satış miktarları üzerinden gerçekleşmektedir.

Bertrand Modeli: Üretim yapan işletmelerin miktar üzerinden değil fiyatlar üzerinden rekabet yürütecekleri esas alınmaktadır.

Edgeworth Modeli: Bu modelde genel olarak belirli bir denge fiyatı ve denge miktarı mümkün değildir. Çünkü, piyasadaki fiyat rekabeti nedeniyle üretilen malların miktar ve fiyatları sürekli olarak değişiklik gösterecektir.

Chamberlin Modeli: Rasyonel davranan işletmeler geçmiş¸ hatalarını tekrarlamayacaklar ve işletme kârını maksimize eden dengeye doğru hareket edeceklerdir.

Sweezy Modeli (Dirsekli Talep Eğrisi Modeli): Oligopol bir piyasada bir işletme fiyatlarını indirirse, rakipleri de aynı şekilde fiyatlarını indirirler. Ancak tam tersi durumda yani işletme fiyatlarını yükselttiğinde ise, bu kez rakipleri fiyatları yükselterek tepkide bulunmazlar.

Kartel Teorisi: Kendi aralarında açık ya da gizli anlaşmaları olan, aynı endüstride faaliyette bulunan işletmelerin dışarıya karşı monopol gibi hareket etmeleri, diğer bir ifadeyle piyasada tek bir işletme gibi davranmalarıdır.

Tekelci Rekabet Piyasası

Bu piyasanın temel özellikleri şunlardır:

  • Birbirinden bağımsız olarak hareket eden çok sayıda alıcı ve satıcının olması,
  • Farklı satıcıların farklı ürünleri olması,
  • Piyasaya giriş-çıkışın nispeten kolay olması,
  • Mallar arasındaki ikame ilişkisi ve ürün grubu.

Tekel piyasası ile tekelci rekabet piyasasının kısa dönem dengeleri birbirine benzerdir. Negatif eğimli talep eğrisine sahip tekelci rekabet piyasasında üretim MR = MC dengesinde oluşmaktadır. İşletme açısından aşırı kâr, normal kâr veya zarar olabilir (S:88, Şekil 4.6 ve S: 88, Şekil 4.7).

Tam rekabet piyasası ile tekel piyasasının aksine, gerçek piyasayı daha iyi açıklamayı hedefleyen tekelci rekabet piyasası bu hedefine rağmen uzun dönemde tam rekabete yaklaşmaktadır.

Faktör Piyasaları

Üretim faktörlerinin arz ve talebinin dolayısıyla denge fiyatının belirlendiği piyasalara faktör piyasaları denir. Emek, sermaye, toprak ve girişimci (müteşebbis) olarak tanımlanan üretim faktörleri işletmelerin mal ve hizmet üretimi için gerekli temel girdilerdir. Bu üretim faktörlerinin fiyatı ise sırasıyla ücret, faiz, rant ve kâr dır. Faktör piyasaları elde edilen gelirin üretim faktörleri arasında nasıl dağılacağının belirlendiği piyasalardır.

Üretim faktörleri doğrudan bazı gereksinimleri karşılamak üzere değil de tüketici ihtiyaçlarını karşılamak üzere üretilecek olan nihai mal ve hizmetlerin üretiminde kullanılmak üzere gerçekleştirilen dolaylı talep tir. Bu nedenle üretim faktörü talebi türev talep olarak da nitelendirilir.

İşletme açısından talep edilen üretim faktörü miktarı belirlenirken üretime katılan son bir birim faktörün toplam maliyette yaratacağı ek yükü gösteren marjinal faktör maliyeti ( MFC ) ile ek üretim faktörünün toplam hasılata katkısını gösteren marjinal ürün geliri (hasılatı) ( MRP ) dikkate alınacaktır. Optimal faktör kullanım miktarı ise; MFC = MRP eşitliğinin sağlandığı noktadır.

Bu açıklamalar doğrultusunda faktör piyasasındaki işletme açısından;

  • MFC = MRP Maksimum kâr.
  • MFC > MRP Üretim faktörü kullanımı azaltılır.
  • MFC < MRP Üretim faktörü kullanımı artırılır.

Transfer kazancı üretim faktörünün piyasa arzını özendirmek için gerekli gelirdir. Ekonomik rant ise bir faktör sahibinin faktörünü piyasaya sunmak için talep ettiği fiyatın üzerinde elde ettiği gelirdir.

Kârının maksimize etmek isteyen bir işletme, marjinal faktör maliyetini marjinal ürün gelirine eşitleyerek (MFC=MRP), üretimde kullanacağı optimal faktör miktarını belirleyebilir.

Emek Piyasası

En temel üretim faktörü olan emeğini arz edenler ile emek talep edenlerin karşılaştığı piyasaya emek piyasası denir. Emek arzı genelde heterojen özellik gösterir. Emek talebi ise üretim maliyetleri ve teknolojideki değişmelere bağlı olarak değişmektedir.

Emek arzı belli bir dönemde ilgili mal ve hizmetin üretildiği piyasada ücret dışındaki koşullar sabitken farklı ücret düzeylerinde işgücünün çalışmaya razı olduğu süreleri göstermektedir. Emek arzı, 24 saatlik gün içinde işgücünün çalışma zamanı ile boş zaman arasında elde edeceği ücrete bağlı olarak yapmış olduğu tercihle belirlenmektedir.

Ücret artışının boş zamanın fiyatını yükselterek emek arzı üzerinde yarattığı artış yönündeki baskı, ikame etkisi dir. Artan ücretlerin tüketim imkânlarını arttırarak, bireylerin çalışma saatlerini azaltması ve emek arzının daralması ise gelir etkisi dir. Dolayısıyla yüksek ücretin yarattığı ikame etkisi bireyin daha fazla çalışmasına neden olurken, gelir etkisi bireyin çalışma süresini azaltmasına neden olur. Daha yüksek ya da düşük ücretin bireyin çalışma süresinde (emek arzında) yaratacağı etki bu iki etkinin büyüklüğüne bağlı olacaktır.

Emek arz eğrisinin belirli bir ücret düzeyinden sonra geriye bükümlü olmasına tersine dönen (geriye bükümlü) emek arz eğrisi denir. İşgücü genelde ücrete duyarlıdır ve ücret arttığında daha çok çalışma isteğindedir. Ancak geriye bükümlü emek arz eğrisi bunun istisnasını oluşturur. Burada işgücü, artan ücret düzeyi karşısında çalışma saatini veya günlerini azaltırken boş zamanını artırmaktadır. Çünkü daha az çalışmasına karşın çok daha fazla gelir elde etmektedir. Yani yüksek ücretin gelir etkisi ikame etkisinden daha büyüktür (S:93, Şekil 4.10).

Talep yasası ile uyumlu olarak emeğin fiyatı olan ücret arttıkça talep edilen emek miktarı azalmakta, denge ücret düzeyi azaldıkça işletmelerin emek talebi artmaktadır. Bu nedenle emek talebi negatif eğimli bir doğrudur. Özetle emek talebini belirleyen ücret düzeyidir. İşletmelerin marjinal ürün gelirleri arttıkça (MPR) emek talebi de artmaktadır (S:93, Şekil 4.10).

Arz veya talepteki değişme ile başlangıç denge ücret düzeyinde eğer talep fazlası ortaya çıkmışsa ücret artacak ve daha yüksek ücret düzeyinde emek piyasa dengesi yeniden sağlanmış olacaktır. Eğer talep artışı arz sabitken gerçekleşmiş ise denge istihdam düzeyi de ücret artışına paralel olarak yükselecektir. Ancak talep sabitken emek arzının azalışından kaynaklı bir talep fazlası ortaya çıkarsa ücret artışına karşın istihdam azalacaktır. Talep sabitken arz artmış ise denge istihdam düzeyi artacak ancak ücret düzeyi azalacaktır. Tam tersi arz sabitken talebin azalmasından kaynaklı bir arz fazlalığı oluşmuşsa ücret düşerken istihdam düzeyi de azalacaktır.

Emeğin üretimden aldığı pay ücret tir. Üretime katkı sağlayan emeğin belli dönemde üretimden elde ettiği ücret veya maaş gelirinin ulusal para cinsinden ifade edilmesine nominal ücret denir. Nominal ücret enflasyonu içerdiğinden gerçek satın alma gücünü göstermez. Fiyat hareketlerinden arındırılmış gerçek satın alma gücünü gösteren ücrete reel ücret denir. Piyasa açısından veri olarak yasal gerekçelerle alınması gereken minimum ücret düzeyine asgari ücret denir .

Diğer Üretim Faktörlerı· ve Faktör Gelirlerı·

Sermaye, üretilmiş tüm mal ve hizmetlerdir. Üretimin gerçekleştirilmesinde ve üretimin artırılmasından dağıtımına kadar kullanılan her türlü sermaye aracının artması, ekonomide tüketilen mal ve hizmet miktarını artırır ve emeğin boş zamanını artırır.

Üretimde kullanılan fiziksel sermaye olarak adlandırılan bilgisayar, üretim bandı, robotlar vb. gibi tüm üretim araçlarında zaman içerisinde ortaya çıkan yıpranmaya amortisman denir. Bu yıpranmayı gidermek ve aynı üretim düzeyinin gerçekleştirilmesini sağlamak için yapılması gereken harcamalara da otonom yatırım harcamaları denir.

Sermayenin kullanılmasının karşılığı ise faizdir. Diğer bir ifade ile sermayenin fiyatıdır. O an ekonomide cari değerlerle ifade edilen faiz oranı nominal faiz oranıdır. Reel faiz oranı ise enflasyon düzeltmesi yapılmış¸ yani nominal enflasyon oranından enflasyon farkının çıkarılması ile elde edilmiş net değerdir.

Sermayenin getirisinin nasıl hesaplanacağı önemli bir noktadır. Faiz oranının hesaplanmasına ilişkin farklı iktisadi okulların görüşlerini tek bir şekilde ifade ettiğini söyleyebileceğimiz genel faiz teorisi sadece sermaye arz ve sermaye talebine veya para arz ve para talebine göre değil, reel değerleri de göz önüne alarak ödünç verilebilir fon arzı ve ödünç verilebilir fon talebi ne göre faiz oranını belirlemektedir (S:96, Şekil 4.13).

Toprak, üretim için gerekli olan ve doğada bulunan, örneğin madenler, su, orman gibi, tüm kaynaklardır. Toprağın üretimde kullanılmasının karlılığı olan rant, toprak arzının sabit olmasından kaynaklı toprak talebine bağlı olarak ortaya çıkar.

Toprak;

  • Üretimde bir defaya mahsus olarak kullanılabilen tükenen doğal kaynaklar ve
  • Sürekli kullanılabilen ve bir kez kullanılarak tüketilemeyen doğal kaynaklar olmak üzere ikiye ayrılır.

Rant ise toprağın fiyatıdır. David Ricardo’ya göre ise bu rant;

  • Toprak sahiplerine topraktan faydalanmak üzere ödenen kira anlamındaki mutlak (kıtlık) rantı ve
  • Verimlilik farkına göre ödenen farklılık (difransiyel) rantı olarak ikiye ayrılır.

Rantın; rant benzeri, kent rantı ve kalite rantı gibi çeşitleri de vardır.

Üretim faktörlerini bir araya getirerek mal ve hizmet üretimi yapmak üzere girişimde bulunan kişi girişimci dir. Girişimcinin bu faaliyetten elde ettiği kazanç kâr dır. İşletmelerin yeni yatırımlar için kaynağı kârdır. Kârı açıklamak üzere yazılan başlıca teoriler;

  • Schumpeter’in Yenilik Teorisi,
  • Knight ve Thünen’in Risk ve Belirsizlik Teorisi,
  • Piyasaların Yapısındaki Farklık Teorisi ve
  • Marx’ın Sömürü Teorisi sayılabilir.

Yenilik Teorisi: Girişimcinin dinamik kişiliğinden kaynaklı olarak yeniliklerin üretime uygulanmasının bir sonucudur kâr.

Knight ve Thünen’in Risk ve Belirsizlik Teorisi: Kâr belirsizliğin yarattığı riskin girişimciye getirdiği bir ödüldür.

Piyasaların Yapısındaki Farklık Teorisi: Piyasaların yapısından kaynaklanan durumun girişimcilerin elde edeceği kazancı etkilemesidir.

Marx’ın Sömürü Teorisi: Kâr üretim sonucu emeğe eksik ödenen üretimdeki payının karşılığı, yani ortaya çıkan ve girişimci tarafından el konulan değerdir.


Yaz Okulu Sınavı
4 Eylül 2021 Cumartesi