İcra İflas Hukuku Dersi 1. Ünite Özet

İcra Ve İflas Hukukuna Giriş Genel Hükümler

Giriş

Devlet, hukuk kurallarının uygulanmasını sağlayarak, kurulan dengenin bozulmasını engeller. Hakları inkâr veya ihlâl edilen kişiler, öncelikle yetkili ve görevli yargı mercilerine başvurup lehine bir karar alacaktır. Bu kararın gereği, yerine getirilmezse, bu hakkın zorla icrasının sağlanması gerekir. Hakkın zorla icrası, ancak devlet organları vasıtasıyla yerine getirilir; zira, kendiliğinden hak almak, kural olarak yasaktır.

İcra Hukuku Hakkında Genel Bilgiler

Maddî hukuktan kaynaklanan taleplerin devletin yetkili organları ve devlet gücü tarafından gerçekleştirilmesine hizmet eden faaliyetin tümüne cebrî icra faaliyeti; buna ilişkin kuralları düzenleyen hukuk dalına ise cebrî icra hukuku veya takip hukuku denir. İcra ve iflâs hukuku, zaman zaman takip hukukunu ifade etmek için kullanılmaktaysa da, esasen icra hukuku ve iflâs hukuku, takip hukuku içinde yer alan alt bölümlerdir.

Takip hukuku talepte bulunan kimsenin maddî hukuktan kaynaklanan talebinin elde edilmesine hizmet etmekle birlikte, bu talebin konusu takip hukuku bakımından genel olarak alacak veya borç biçiminde ifade edilmektedir.

Takip hukukunda da alacaklı ve borçlu olarak iki taraf bulunmaktadır. Takibin şekli ne olursa olsun bir tarafta alacaklı diğer tarafta da borçlu yer alır. Örneğin, bir şeyin yapılması veya yapılamamasına ilişkin yürütülen takipte de talepte bulunan, alacaklı; karşı taraf, borçludur.

İcra takiplerine yön ve şekil veren işlemlere takip işlemleri denir. Takip işlemleri de taraf takip işlemleri ve icra takip işlemleri olarak ikiye ayrılır. Taraf takip işlemi, tarafların yaptıkları, takibe yön ve şekil veren, çoğunlukla da icra takip işlemlerinin yapılmasını sağlamaya yönelik işlemlerdir. Takip talebi, haciz ve satış talepleri gibi. İcra takip işlemleri ise icra organları tarafından borçluya karşı yapılan, cebrî icranın ilerlemesini sağlayıcı nitelikte işlemlerdir. Örneğin, ödeme veya icra emri tebliği, haciz ve satış işlemleri icra takip işlemleridir.

Kanunun sistemi içinde, temel olarak, iki cebrî icra çeşidi düzenlenmiştir. Bunlardan birisi cüz'i (ferdi) icra (icra takibi), diğeri küllî (toplu) icradır (iflâs takibi).

  • İcra takibi (cüz'i icra); alacaklı, borçluya karşı takip yapar; takip kesinleşince, borçlunun alacağa yeter miktar malı haczedilir, satılır ve alacaklının alacağı ödenir. Geriye bir para artarsa bu da borçluya iade edilir. Cüzi icra hukuku da değişik bakımlardan alt ayrımlara tâbi tutulur.
    • İlamlı icra; kural olarak bir kimsenin hakkı yerine getirilmez veya ihlâl edilirse, bu kimse mahkemeye başvurarak bu ihlâlin önüne geçilmesini veya hakkının iade edilmesini talep eder.
    • İlâmsız icra; alacaklının alacağının mahkeme ilâmı ile tespit ettirmeden doğrudan icra dairesine başvurarak borçluya karşı takip yapmasıdır.
    • Rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip; kanunda belirtilen istisnalar dışında, rehinli alacaklının önce rehnin paraya çevrilmesi yoluna başvurması gerekir. Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip, ilâmlı ve ilâmsız takip olarak ikiye ayrılmaktadır.
  • İflas (külli icra); borçlunun karşısında tüm alacaklıları bulunur ve takibin konusunu borçlunun tüm malvarlığı oluşturur. Ancak bu takip yoluna tüm borçlular için değil, iflâsa tâbi borçlular için başvurulur.

Kanun, icra ve iflas olmak üzere iki temel takip yolu öngörmüştür. Ancak bunların dışında kanun koyucu bazı kurumları da düzenlemiştir. Bunlar;

İhtiyati haciz, doğrudan alacağı elde etmeye yönelik bir takip yolu olmayıp alacağı teminat altına almak için öngörülmüş geçici bir hukuki korumadır.

Konkordato, değişik sebeplerle işleri iyi gitmeyen ve malî durumu bozulan bir borçlunun korunması için kabul edilmiş bir müessesedir.

Uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırma, sermaye şirketleri ile kooperatiflerin, alacaklılarıyla uzlaşarak borçlarını ve gerekiyorsa yapısal organizasyonlarını yeni koşullara adapte etmek suretiyle faaliyetlerine devam etmeleridir.

İptal, borçlunun, mallarının haczinden veya iflâsından önce, alacaklılarından mal kaçırmak için yaptığı tasarrufları ve bağışlamaları iptali için dava açılmasıdır.

İcra Organları

İcra organları sadece icra işleri için kurulmuş olan asıl icra organları ve asıl görevlerinden başka icra işlerine de bakan yardımcı icra organları olarak ikiye ayrılır.

Asıl icra organları, icra dairesi, icra mahkemesi, bölge adliye mahkemesi ve Yargıtay'ın icra ve iflâs işleri ile görevli daireleridir.

  • İcra işlerinde birinci derecede görevli olan icra dairesidir. Hangi takip yoluna başvurulmak istenirse istensin, takip icra dairesine başvuru ile başlar. Her asliye hukuk mahkemesinin yargı çevresinde yeteri kadar icra dairesi bulunur. Genel olarak icra takibinin her aşamasında görevleri vardır.
  • İcra dairesinin işlemlerinin kanuna uygun ve doğru olup olmadığını denetlemek ve kanunla kendisine verilen diğer icra işlerine bakmak üzere, icra dairesinin üstünde icra mahkemesi yer alır. İcra mahkemesinde karara bağlanan bir husus, kural olarak, daha sonra genel mahkemelerde tekrar dava konusu yapılabilir. İcra mahkemesi kararları sadece o takip konusu hakkında, takip hukukuna özgü bir etkiye ve kesinliğe sahiptir.
  • İcra mahkemelerinin kararlarına karşı bölge adliye mahkemesinde istinaf yoluna başvurulabilir. İstinaf incelemesi sonucunda verilen kararlara karşı ise kanunda öngörülen parasal sınırın aşılması halinde temyiz yoluna başvurulabilir.
  • Yargıtay’ın icra ve iflas işlerine bakan daireleri, icra ve iflâs hukukuyla ilgili mahkeme veya icra mahkemeleri tarafından verilen kararların incelendiği dairelerdir.

Yardımcı icra organları olarak da genel mahkemeler, savcılar ve adalet müfettişleri sayılabilir. Kanun içinde genel mahkemelere bırakılan işler tek tek belirtilmiştir.

İcra Takibinin Tarafları

İcra takibinin tarafları alacaklı ile borçludur. Kural olarak maddi hukuk bakımından hak ehliyetine sahip olanlar aynı zamanda icra ve iflâs hukuku bakımından da taraf ehliyetine sahiptir.

Fiil ehliyetine sahip olanlar takip ehliyetine de sahiptir. Taraflar takibi bizzat (ya da duruma göre kanuni temsilcileri aracılığıyla) veya bir vekil vasıtasıyla yürütebilirler.

Şikayet

İcra ve İflâs Kanunu’nda ilgililere icra organlarının işlemlerinin hukuka uygunluğunun sağlanması amacıyla şikâyet kurumu düzenlenmiştir (İİK m.16). İcra ve iflâs dairesinin işlemlerine karşı ilgililer, icra mahkemesine şikâyet yoluyla başvurabilirler. Şikâyet bir dava değildir. Şikâyet, şikâyete konu işlemi yapmış olan icra dairesinin bağlı bulunduğu icra mahkemesince incelenir ve karara bağlanır.

Şikâyetin konusunu kural olarak, icra ve iflâs daireleri tarafından yapılan işlemler oluşturur.

Şikâyet yoluna maddî hukuka değil, takip (icra ve iflâs) hukukuna ilişkin kuralların yanlış uygulanması hâlinde başvurulur. Şikâyet nedenleri dört başlık altında toplanmaktadır (İİK m. 16).

  • İşlemin kanuna aykırı olması ; bir kanun hükmünün hiç uygulanmaması veya yanlış uygulanmasıdır.
  • İşlemin olaya uygun olmaması, kanunun icra memuruna takdir yetkisi tanımış olduğu durumlarda memurun bu yetkisini ilgililerin yararına en uygun şekilde kullanmamasıdır.
  • Bir hakkın yerine getirilmemesi, icra memurunun görev alanı içerisindeki bir işi yapmayı reddetmesi hâlidir.
  • Bir hakkın sebepsiz yere sürünceme de bırakılması , icra memurunun, kendiliğinden veya ilgilinin talebi üzerine yapmak zorunda olduğu bir işlemi, açıkça yapmayı reddetmemekle birlikte, kanunda öngörülen veya uygun olan bir süre içinde, haklı bir neden olmaksızın yapmamasıdır.

İcra memurluğunda yapılan bir işlemi iptal ettirmek veya düzelttirmek konusunda hukuki yararı olan her ilgili, şikâyet yoluna başvurabilir.

İcra ve iflâs dairesi kendi yapmış olduğu işlem için şikâyet yoluna başvuramaz. Ancak icra dairesi, yapmış olduğu işlemin yanlış olduğu düşüncesine varırsa, şikâyet süresi içinde işlemi değiştirebilir veya iptal edebilir. Bununla birlikte, şikâyet süresi geçtikten sonra yapılan işlem kesinleşeceğinden icra dairesi kesinleşen işlemi değiştiremez veya iptal edemez.

Şikâyet olunan, şikâyet konusu işlemi yapan icra ve iflâs dairesidir.

Şikâyet süresi, kural olarak şikâyet edenin şikâyet konusu işlemi öğrendiği tarihten itibaren başlar ve yedi gündür (İİK m. 16/I). Şikâyet konusu işlem tebliğ edilmişse, süre tebliğden itibaren işlemeye başlar. İşlem, ilgiliye tebliğ edilmemişse, şikâyet edenin, söz konusu işlemi hangi tarihte öğrendiğini ispat etmek zorunda olmaksızın, öğrenme tarihi olarak bildirdiği tarih, dikkate alınır. Şikâyet süresi, hak düşürücü niteliktedir. İcra mahkemesi, şikâyetin süresinde yapılıp yapılmadığını kendiliğinden gözetmek zorundadır.

Şikâyet, bir hakkın yerine getirilmemesi ve sebepsiz sürüncemede bırakılması veya kamu düzenine aykırılık nedenine dayanıyorsa ilgililer yedi günlük süreye bağlı olmaksızın her zaman şikâyet yoluna başvurabilir.

Şikâyet, şikâyet konusu işlemi yapan icra dairesinin bağlı bulunduğu icra mahkemesine yapılır. İcra mahkemesi, şikâyeti basit yargılama usulüne (HMK 316-322) göre inceler.

İcra mahkemesi, şikâyet talebini, süresi içinde yapılmamışsa usulden, şikâyet nedenleri yerinde değilse, esastan reddeder. İcra mahkemesinin kararlarına karşı istinaf yoluna gidilebilir. Şikâyetin kabulü üzerine icra mahkemesi, şikâyet nedenlerine göre üç şekilde karar verir.

  • İşlemin yapıldığı andan itibaren geçerli olmak üzere iptal edilmesine
  • Şikâyet konusu işlemin düzeltilmesine, karar verildiği andan itibaren sonuç doğurur.
  • İcra mahkemesi, icra memurunun bir işlemi sebepsiz olarak yapmadığı veya sürüncemede bıraktığı kanaatine varırsa, icra memuruna o işlemi yapmasını emreder (İİK. m. 17/II).

İcra Harç ve Giderleri

İcra takibinin yürütülmesi ve sonuçlanması için harcanan paraların tamamına icra harç ve giderleri denir. Devletin icra hukuku alanındaki faaliyetine karşılık olarak aldığı paraya icra harcı denir (HarçK m. 25, 137). Alacaklıdan alınan başvurma harcı, peşin harç, tahsil harcı, cezaevi harcı gibi.

İcra giderleri, icra organlarının icra takibini tam ve doğru şekilde yürütmeleri için harcanan paralardır. Bunlar, harçlardan farklı olarak, icra takibine ilişkin iş veya hizmetin gerektirdiği ücret olup bu işi veya hizmeti yapan kişiye ödenir. Posta giderleri, haciz, paraya çevirme, paylaştırma giderleri gibi. Giderin alacaklı tarafından peşin olarak verilmesi gerekir.

Borçlu takibin sonunda haksız çıkarsa, icra harç ve giderleri borçluya yükletilir (İİK m. 15/I, 59/I). Ancak alacaklı takibini satış ve paylaştırma aşamasına kadar götürmez; talebini geri alır ve takip etmezse, borçlu harç ve giderlerden sorumlu tutulmaz.

Tebligat, Süreler, Tatil ve Talik Halleri

İcra işlemlerinin birçoğunun sonuç doğurabilmesi veya ilgili sürelerin işlemeye başlayabilmesi için, tebliğ edilmesi gerekir.

İcra ve İflâs Kanunu'nda ilgililer için konulmuş süreler, kesindir. İcra organlarına yönelik süreler ise kesin olmayıp düzenleyici niteliktedir. İlgililer belirtilen süre içinde işlemi yapmadıkları takdirde, kural olarak icra takibi içinde bu konudaki haklarını kaybederler. İlgililer Kanunda yer alan süreleri sözleşme ile değiştiremezler.

Sosyal düşüncelerle, belirli zaman dilimlerinde veya bazı durumlarda borçluya karşı icra takip işlemlerinin yapılamayacağı öngörülmüştür. Bu zaman dilimleri Kanun tatil ve talik halleri şeklinde belirtilmektedir. Kural olarak gece vakti haciz yapılamaz. Ayrıca tatil günlerinde haciz ve tebligat yapılabilir; muhafaza tedbirleri alınabilir (İİK m. 51/I). Borçlunun yakınlarından birinin ölümü, borçlunun ölümü, borçlunun tutuklu veya hükümlü olması gibi durumlar talik hallerdir. Talik hallerinde icra takip işlemleri yapılamamakla birlikte, süreler işlemeye devam eder; ancak sürenin bitimi bir talik gününe rastlarsa, süre talikin bitiminden sonra bir gün daha uzatılmış sayılır (İİK m. 56).


Yaz Okulu Sınavı
4 Eylül 2021 Cumartesi