İş Ve Sosyal Güvenlik Hukuku Dersi 5. Ünite Özet

Sendikal Örgütlenme, Sendika Üyeliği Ve Sendikaların Faaliyetleri

Sendikal Kuruluşların Kurulması ve Yönetilmesi

Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu hükümlerine göre sendikal Kuruluşların kurulması, “Kuruluş Türleri ve Kurulma Koşulları”, “Kuruculuk Koşulları” ve “Kuruluş İşlemleri” şeklinde üç başlık altında; sendikaların yönetilmesi ise, “Sendikal Kuruluşların Organları”, “Sendikal Kuruluşlarda Yöneticilik ve Temsilcilik” ve “ Sendikal Kuruluşların Tutacakları Defter ve Kayıtlar” olmak üzere üç başlık altında incelenebilir:

Sendikal Kuruluşların Kurulması

Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’na göre; sendika, “İşçilerin ve işverenlerin çalışma ilişkilerinde, ortak ekonomik ve sosyal hak ve çıkarlarını korumak ve geliştirmek için en az yedi işçi veya işverenin bir araya gelerek bir işkolunda faaliyette bulunmak üzere oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip” kuruluşlardır (STİSK m.2).

Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’na göre “işçi sendikaları, işkolu esasına göre bir işkolunda ve bu işkolundaki işyerlerinde çalışan en az yedi işçi tarafından kurulur” (STİSK m.3).

İşkolu esasına göre sendikalaşma ilkesi uyarınca, yerel ve bölgesel düzeyde işçi sendikaları kurulabilmesi mümkün olmadığı gibi, 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nda olduğu gibi açık bir şekilde ifade edilmiş olmasa da, meslek ve işyeri esasına göre işçi sendikası kurulabilmesi de mümkün değildir.

İşçi ve işveren sendikalarının kurulabileceği işkolları sırasıyla: Avcılık, balıkçılık, tarım ve ormancılık; Gıda sanayi; Madencilik ve taş ocakları; Petrol, kimya, lastik, plastik ve ilaç; Dokuma, hazır giyim ve deri; Ağaç ve kâğıt; İletişim; Basın, yayın ve gazetecilik; Banka, finans ve sigorta; Ticaret, büro, eğitim ve güzel sanatlar; Çimento, toprak ve cam; Metal; İnşaat; Enerji; Taşımacılık; Gemi yapımı ve deniz taşımacılığı, ardiye ve antrepoculuk; Sağlık ve sosyal hizmetler; Konaklama ve eğlence işleri; Savunma ve güvenlik; Genel işlerdir.

Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 5. maddesine göre bir işyerinin girdiği işkolunun saptanması Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nca yapılır ve Bakanlık tespit ile ilgili kararını Resmi Gazetede yayımlar.

Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’na göre “işveren sendikaları, işkolu esasına göre bir işkolunda ve bu işkolundaki en az yedi işveren tarafından kurulur” (STİSK m.3). İşçi sendikaları gibi işveren sendikaları için de geçerli olan işkolu esasına göre sendikalaşma ilkesi uyarınca, işveren sendikalarının da meslek ve işyeri esasına göre veya yerel ve bölgesel düzeyde kurulabilmesi mümkün değildir. Kamu işveren sendikaları açısından bu kurula bir istisna getirilmiştir. Bunlar için aynı işkolundaki kamu işverenleri tarafından kurulma ve aynı işkolunda faaliyette bulunma koşulu aranmamaktadır.

Kamu Görevlileri Sendikası

1992 yılında Türkiye’nin 151 sayılı Kamu Hizmetinde Örgütlenme Hakkının Korunmasına İlişkin ILO sözleşmesini onaylaması ile bu alanda yeni bir dönem başlamıştır. 1995 yılında Anayasa’nın 53. maddesine bir fıkra eklenerek kamu görevlilerine sendikalaşma hakkı tanınmıştır.

25.6.2001 tarihli ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu çıkarılıncaya kadar, kamu görevlileri sendikaları hukuki dayanaktan yoksun kalmıştır. Söz konusu Kanun ile kamu kurum ve kuruluşlarının işçi statüsü dışındaki bir kadro ve pozisyonunda daimi suretle çalışan, adaylık veya deneme süresini tamamlamış kamu görevlilerine işkoluna (hizmet koluna) göre sendikalaşma hakkı tanınmıştır. Ancak kamu görevlileri sendikalarına grev hakkı tanınmamıştır.

İşçi ve işverenlerin kurabileceği tek sendikal üst kuruluş konfederasyondur. konfederasyon, Değişik işkollarında en az beş sendikanın bir araya gelerek oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kuruluşlardır.

Konfederasyonlar işçi sendikaları tarafından meydana getirilirse işçi konfederasyonları, işveren sendikaları tarafından meydana getirilirse işveren konfederasyonu adını alırlar.

Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu hükümlerine göre, “sendika kurucularının öncelikle işçi sendikası kurucusu ise işçi niteliğine, işveren sendikası kurucusu ise işveren niteliğine sahip olması gerekir”.

Aynı kanunun 6. Maddesine göre sendika kurucularının; “Fiil ehliyetine sahip olmaları, sendikaların kurulacağı işkolunda fiilen çalışır olmaları, Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, ediminin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve kaçakçılık suçlarından birinden mahkûmiyetlerinin bulunmaması” gerekir.

Sendika kurucusu işverenin gerçek kişi olması durumunda, işçi sendikası kurucuları için aranan ve yukarıda sıralanan koşullardan, sendikaların kurulacağı işkolunda fiilen çalışır olma koşulu hariç, bütün koşullar işveren için de aranacaktır.

Kuruluş İşlemleri

Sendikanın kurulabilmesi için herhangi bir makamdan izin ya da ruhsat alınmasına gerek olmadığı gibi, devlet dahil hiç kimsenin bir sendikanın kurulması veya kurulmaması konusunda emir vermesi veya baskıda bulunması da söz konusu olamaz. Ayrıca işçi ve işverenler aynı işkolunda ayrı ayrı ve diledikleri sayıda kendi sendikalarını serbestçe kurabilirler.

Sendika ve konfederasyonların kurulması yalnızca, hazırlanan tüzüğün, kanunda gösterilen diğer belgelerle birlikte sendika ve konfederasyonun merkezinin bulunduğu ilin valiliğine bir dilekçe ile verilmesi koşuluna bağlıdır. Kurucuların vereceği dilekçeye sendika ya da konfederasyon tüzüğü yanında, sendikalar için kurucuların kurucu olabilme şartlarına sahip olduklarını ifade eden yazılı beyanları, üst kuruluşlar için ilgili kuruluşların genel kurul kararlarının eklenmesi gerekir.

Tüzük, tüzel kişinin iç örgütünü ve çalışmasını düzenleyen objektif bir hukuk kaynağıdır. Bu bakımdan sendika tüzüğü, sendikanın anayasası olarak da adlandırılmaktadır. Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’na göre sendika ve konfederasyon tüzüğünün yazılı olması gerekmektedir. Sendika ve konfederasyon tüzüklerinde kuruluşun adı, adresi, amacı, faaliyet gösterilecek işkolu, kuruculara ilişkin bilgiler, üyelik ve üyelikten çıkarılma koşulları, genel kurulun yapısı, sona erme halinde tasfiye şekli gibi temel bilgiler ve esaslar yer alır.

Tüzük ve diğer belgelerin ilgili valiliğe verilmesi ile birlikte sendika ya da konfederasyon tüzel kişilik kazanır. Valiliğe, kurulan kuruluşu sadece kayıt ve tescil görevi düşmektedir. Yapılan incelemede dilekçeye ekli tüzük ve belgelerde ya da içindeki bilgilerde kanuna aykırılık olsa bile valilikçe sendika ya da konfederasyonun tüzel kişilik kazanmasına engel olunamaz. Çünkü tüzükle birlikte diğer belgelerin valiliğe verilmesi ile sendika ya da konfederasyon tüzel kişilik kazanmaktadır. Ancak tüzük ve belgeler ile içerdikleri bilgilerin kanuna aykırılığının saptanması ya da Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nda öngörülen kuruluş koşullarının gerçekleşmediğinin anlaşılması halinde, ilgili valilik kanuna aykırılık veya eksikliklerin bir ay içinde giderilmesini ister. Bu süre içinde kanuna aykırılığın veya eksikliğin giderilmemesi halinde Bakanlığın veya ilgili valiliğin başvurusu üzerine mahkeme, gerekli gördüğü takdirde kurucuları da dinleyerek üç iş günü içinde kuruluşun faaliyetinin durdurulmasına karar verebilir. Mahkeme kanuna aykırılığın veya eksikliğin giderilmesi için altmış günü aşmayan bir süre verir.

Sendika ve konfederasyonun tüzel kişilik kazanmasından sonra Vali, tüzük ve kurucuların listesini on beş gün içerisinde Bakanlığa gönderir. Bakanlık; kuruluşun adını, merkezini ve tüzüğünü on beş gün içinde resmî internet sitesinde ilan eder

Sendikal Kuruluşların Yönetilmesi

Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu hükümlerine göre sendikal kuruluşların yönetilmesi, “Sendikal Kuruluşların Organları”, “Sendikal Kuruluşlarda Yöneticilik ve Temsilcilik” ve “Sendikal Kuruluşların Tutacakları Defter ve Kayıtlar” olmak üzere üç başlık altında incelenebilir.

Sendikal kuruluş organı; Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun öngördüğü görev ve işleri yerine getirmekle yükümlü, bir veya birkaç kişiden meydana gelen oluşumdur. Diğer tüzel kişiler gibi hak ehliyetine sahip olan sendikalar, fiil ehliyetlerini ancak organları vasıtasıyla kullanabilme olanağına sahiptirler.

Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’na göre sendikaların organları; “Zorunlu Organlar” ve “İsteğe Bağlı (İhtiyari) Organlar” olmak üzere iki grupta incelenebilir. Sendikaların, sendika şubelerinin ve konfederasyonların zorunlu organları; “Genel Kurul”, “Yönetim Kurulu”, “Denetleme Kurulu” ve “Disiplin Kurulu” dur. İsteğe bağlı organların neler olduğu ise kanunda belirtilmemiş, sadece sendikaların ihtiyaca göre başka organlar da kurabileceği hüküm altına alınmıştır. Uygulamada en sık karşılaşılan isteğe bağlı organlar; başkanlar kurulu, onur kurulu, temsilciler kurulu, araştırma kurulu ve eğitim kurumudur. İsteğe bağlı organlara, zorunlu organların görev, yetki ve sorumlulukları devredilemez. Ayrıca isteğe bağlı organların görev ve yetkilerinin sendika tüzüğünde belirtilmesi de gereklidir.

Genel Kurul; sendikaların, sendika şubelerinin ve konfederasyonların en üst düzeyde yetkiye sahip zorunlu organıdır. Genel kurulun oluşumu, çalışması, kararlarına ilişkin tüm esaslar kanunda ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.

Zorunlu organ olan genel kurul dışındaki organlar yönetim kurulu, denetleme kurulu ve disiplin kuruludur. Bilindiği üzere yönetim kurulu; sendika, sendika şubesi ve konfederasyonların yürütme organıdır. Denetleme kurulu sendika içi denetim organı niteliğindedir. Sendikanın zorunlu organlarından disiplin kurulu ise, sendika ve konfederasyonun disiplin işlerinden sorumlu organıdır. Kanunda bu organların oluşumu, toplantı ve karar yeter sayıları ve görev ve yetkileri ayrıntılı bir şekilde düzenlenmemiş, sadece organlara ait ortak hükümlere yer verilmekle yetinilmiştir.

Sendikalar ve Toplu İş sözleşmesi Kanunu hükümlerine göre sendikal kuruluşlarda yöneticilik ve temsilcilik, “Sendikal Kuruluş Yöneticiliği ve İşçi Kuruluşu Yöneticiliğinin Güvencesi” ve “İşyeri Sendika Temsilciliği ve Güvencesi” olmak üzere iki başlık altında incelenebilir.

Kanuna göre sadece yönetim kurulu üyeleri sendikal kuruluş yöneticisi kabul edilmiştir. Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu işçi sendika ve konfederasyonu yöneticilerinin bu görevleri nedeniyle güç duruma düşmelerini önlemek amacıyla yöneticiliği bir takım özel hükümlerle güvence altına almış bulunmaktadır. işçi kuruluşunda yönetici olduğu için çalıştığı işyerinden ayrılan işçinin iş sözleşmesi askıda kalır. Yönetici dilerse işten ayrıldığı tarihte iş sözleşmesini bildirim süresine uymaksızın veya sözleşme süresinin bitimini beklemeksizin fesheder ve kıdem tazminatına hak kazanır. İş sözleşmesi askıya alınan yönetici; sona ermesi halinde, sona erme tarihinden itibaren bir ay içinde ayrıldığı işyerinde işe başlatılmak üzere işverene başvurabilir. İşveren, talep tarihinden itibaren bir ay içinde bu kişileri o andaki şartlarla eski işlerine veya eski işlerine uygun bir diğer işe başlatmak zorundadır. Bu kişiler süresi içinde işe başlatılmadığı takdirde, iş sözleşmeleri işverence feshedilmiş sayılır.

İşçi sendikaları işyerlerinde temsilcileri aracılığıyla temsil edilirler. Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nda bu temsilciler, işyeri sendika temsilcisi olarak ifade edilmiştir. İşyeri sendika temsilcisi olabilmek için öncelikle temsilci tayin edilecek işyerinin işçisi olmak gerekir. İşyeri sendika temsilcisi ilgili sendikaca işyerinde çalışılan üyeler arasından atanır. Her işçi sendikasının işyerine sendika temsilcisi atama yetkisi yoktur. İşyeri sendika temsilcisi atama yetkisi, toplu iş sözleşmesi yapmak üzere yetkisi kesinleşen sendikaya aittir. Yetkili sendika, işyerindeki işçi sayısına bağlı olarak, o işyerinde çalışan üyeleri arasından sendika temsilcisi atayabilir.

Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu işyeri sendika temsilcilerinin bu görevleri nedeniyle güç duruma düşmelerini önlemek amacıyla işyeri sendika temsilciliğini bir takım özel hükümlerle güvence altına almış bulunmaktadır. İşyeri sendika temsilcisi, öncelikle işyeri işçisi olduğu için işçi sendikası üyeliğine ilişkin güvenceden yararlanır. Temsilcilik güvencesi ise, işyeri sendika temsilcilerine feshe karşı koruma sağladığı gibi, iş koşulları ve işyeri değişikliğine karşı bir koruma sağlamaktadır.

İşyeri sendika temsilcisine ilişkin getirilen özel bir güvenceden biri, iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı bir neden olmadıkça ve nedenini yazılı olarak açık ve kesin şekilde belirtmedikçe feshedilememesidir.

Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 30. maddesinde sendikalarca tutulması ve düzenlenmesi zorunlu defter ve kayıtlar gösterilmiştir. Buna göre sendikalarda tutulması ve düzenlenmesi zorunlu defter ve kayıtlar; a. Üye kayıt ve üyelik sona erme listeleri b. Genel kurul, yönetim kurulu, denetleme kurulu ve disiplin kurulu karar defterleri c. Gelen ve giden evrak kayıt defterleri ile zimmet defteri d. Aidat kayıtları, yevmiye ve envanter defterleri ile defterikebir e. Gelirlere ilişkin kayıt ve defterlerdir.

Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’na göre, sendikaya üye olma hakkı, işçi ve işveren sendikaları açısından ayrı ayrı incelenebilir:

İşçi sendikalarına üye olma, Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’na göre işçi sayılan kişilerin hakkıdır. Söz konusu hükme göre, “Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişi” Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu bakımından da işçidir. Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’na göre, bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiler dışında, ücret karşılığı iş görmeyi taşıma, eser, vekâlet, yayın, komisyon ve adi şirket sözleşmesine göre bağımsız olarak mesleki faaliyet olarak yürüten gerçek kişiler de işçi sayılır. Ancak madde hükmünden de anlaşılabileceği üzere, iş sözleşmesi dışındaki diğer sözleşme türlerine dayalı olarak çalışanların Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu bakımından işçi sayılabilmesi için yaptıkları işi ücret karşılığı ve bağımsız olarak yapmaları ve mesleki faaliyet olarak yürütmeleri gerekmektedir.

İşveren sendikalarına üye olma, Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’na göre işveren sayılanların hakkıdır. Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’na göre işveren “işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar”dır. İşveren vekillerinin Kanunun uygulanması bakımından işveren sayılacağı hüküm altına alınmıştır.

İlke olarak işçi ve işveren sendikalarına üye olma hakkına sahip olan herkes sendika üyeliğini kazanabilir. Ancak üyeliğin kazanılabilmesi için yalnızca sendikaya üye olma hakkına sahip olmak yeterli değildir. Bunun yanında sendika üyeliğinin kazanılabilmesi, bir takım koşulların sağlanmış olması ile birlikte bazı işlemlerin yapılmış olmasına bağlıdır. Nitekim Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 17. maddesinde belirtildiği üzere, sendikaya üyelik, Bakanlıkça sağlanacak elektronik başvuru sistemine e-Devlet kapısı üzerinden üyelik başvurusunda bulunulması ve sendika tüzüğünde belirlenen yetkili organın kabulü ile e-Devlet kapısı üzerinden kazanılır.

Sendikaya üye olmakise bir takım haklar ve yükümlülükler getirir. Üyelik hakları, “sendikal kuruluş ile üyeleri arasındaki hukuki ilişkilerden üye yararına olarak doğan, mevzuat ve sendika tüzükleri hükümlerinden kaynaklanan haklara” denir. Bu haklar, “sendikal kuruluşun bütün faaliyetlerinden ve sağladığı menfaatlerden yararlanmaya” ve “sendikal kuruluşun faaliyet ve yönetimine katılmaya” ilişkindir.

Üyelik borçları, “sendika kuruluşlar ile üyeleri arasındaki hukuki ilişkiden doğan, mevzuat ve sendika tüzükleri hükümlerinden kaynaklanan borçlar”dır. Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu hükümlerine göre üyelik borçları; “sendikal kuruluş düzenine uymak, yöneticilik ve temsilcilik görevlerinin tanıdığı yetkileri kötüye kullanmamak, üyelik aidatını ödemek” şeklinde sıralanabilir.

İlke olarak işçi ve işveren sendikası üyeliği hakkı, işçi ve işveren olarak veya sayılarak fiili çalışma durumunda bulunan kimseler için söz konusudur. Bunun istisnası ise, üyeliğin devamı ve askıya alınması halidir..

Sendika üyeliğinin sona ermesi “Üyeliğin Kendiliğinden Sona Ermesi”, “Üyelikten Çekilme” ve “Üyelikten Çıkarılma” şeklinde üçe ayrılır.

İşçilerin diledikleri sendikaya serbestçe girmeleri veya serbestçe ayrılmaları bireysel sendika özgürlüğü açısından ne kadar gerekli ise, işçilerin sendikalı olmaları nedeniyle farklı bir işleme bağlı tutulmamasının güvence altına alınması da bireysel sendika özgürlüğü açısından o kadar gereklidir. Bu nedenle Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nunda sendika özgürlüğünün güvencesi olarak, işçilerin “İşe Alınmada”, “Çalışma Sırasında ve İş İlişkisinin Sona Erdirilmesinde” ve “Sendikal Faaliyetlere Katılmadan Dolayı” korunmasına yönelik ayrıntılı düzenlemelere yer verilmiştir.

Sendikal Kuruluşların Faaliyetleri, Mali Yapısı ve Denetimleri

Sendika ve konfederasyonların faaliyetleri, Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu hükümlerine göre yapabilecekleri ve yapamayacakları faaliyetler olarak “Serbest Olan Faaliyetler” ve “Yasak Olan Faaliyetler” şeklinde iki başlık altında incelenebilir.

Sendikalar ve konfederasyonlar, tüzükleriyle belirlenen amaçlara uygun olarak ve yine tüzüklerinde yer alan konularda serbestçe faaliyette bulunurlar (STİSK m.26/1 ve 5). Sendikaların serbestçe faaliyette bulunabilecekleri tüzüklerinde yer alan konular, doğrudan çalışma yaşamın ile ilgili olabileceği gibi, sosyal nitelikte de olabilir.

Sendika ve konfederasyonlara faaliyetler konusunda getirilen serbestiye koşut olarak, Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu ile de bazı yasaklar getirilmiştir. Söz konusu yasaklar, “Amaca Yönelik Yasaklar”, “İşçi ve İşveren İlişkilerinde Yasaklar”, “Ticari Faaliyet Yasağı” ve “Gelirlerini Üyeleri ve Mensupları Arasında Dağıtma Yasağı” şeklinde dörde ayrılır.

Sendika ve konfederasyonlar, tüzükleriyle belirlenen amaçlara uygun olarak ve yine tüzüklerinde yer alan konularda serbestçe bulunabilecekleri faaliyetleri nedeni ile gelirleri ve giderleri olan kuruluşlardır. Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’na göre sendika ve konfederasyonların gelirleri,

  • Üyelik ve dayanışma aidatları,
  • Tüzüklerine göre yapabilecekleri faaliyetlerden sağlanacak gelirler,
  • Bağışlar,
  • Mal varlığı gelirleri, mal varlığı değerlerinin devir, temlik ve satışlarından doğan kazançlardan oluşur.

Sendika ve konfederasyonların faaliyetleri gereği yaptıkları harcamalara başka bir deyişle giderlerine ilişkin hükümler, sınırlayıcı özelliktedir. Söz konusu hükümlere göre, sendika ve konfederasyonlar gelirlerini Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nda ve tüzüklerinde gösterilen faaliyetleri dışında kullanamaz ve bağışlayamaz.

Sendika ve konfederasyonların denetimi genel olarak “İç Denetim” ve “Dış Denetim” olmak üzere iki şekilde gerçekleştirilir. Sendika ve konfederasyonların iç ve dış denetiminin esasları, işçi ve işveren konfederasyonlarının görüşleri alınarak Bakanlıkça çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenecektir.

İç denetim, “sendikaların niteliği gereği demokratik bir kuruluş olmasından kaynaklanan, öncelikle kendi üyeleri veya organları aracılığı ile denetlenmesi”dir. Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’na göre sendika ve konfederasyonlarda denetleme yetkisi genel kurula aittir. Ancak genel kurul bu yetkisini denetleme kurulu aracılığıyla yerine getirir.

Dış denetim, “sendika ve konfederasyonların kendilerine tamamen yabancı olan, sendika organları ile hiçbir ilişkisi bulunmayan, yetkililer aracılığı ile denetlenmesi”dir. Kanuna göre bu anlamda denetim yapma yetkisi mali müşavirlere verilmiştir.

Sendikal Kuruluşların Sona Ermesi ve Mallarının Devri

Sendika ve konfederasyonların faaliyetleri bazı koşul ve nedenlere bağlı olarak sona erebilir. Faaliyetleri sona eren sendika ve konfederasyonun mallarının devri gerekir.

Sendika ve konfederasyonlar kendiliğinden sona erebileceği gibi, iradeye bağlı olarak fesih yoluyla da sona erdirilebilir.

Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nda sendika ve konfederasyonların kendiliğinden sona ermesine ilişkin herhangi bir hüküm yoktur. Ancak Medeni Kanun ve Dernekler Kanunu’nda öngörülen “amacın gerçekleşmesi, gerçekleşmesinin olanaksız hâle gelmesi veya sürenin sona ermesi; ilk genel kurul toplantısının kanunda öngörülen sürede yapılmamış ve zorunlu organların oluşturulmamış olması; borç ödemede acze düşmüş olması; tüzük gereğince yönetim kurulunun oluşturulmasının olanaksız hâle gelmesi; olağan genel kurul toplantısının iki defa üst üste yapılamaması” halleri, sendika ve konfederasyonun herhangi bir kişi veya kuruluşun iradesine gerek kalmaksızın kendiliğinden sona erme (dağılma) sonucunu doğuran nedenler arasında sayılabilir.

Fesih, sendika ve konfederasyonların mutlak surette bir kişi ya da kuruluşun irade açıklamasına bağlı olarak sona ermesidir. İrade açıklamasını yapan organlara göre fesih; “Kuruluş Kararı ile Fesih” ve “Mahkeme Kararı ile Kapatma” şeklinde olabilir.

Herhangi bir şekilde sona eren sendika ve konfederasyonların hukuki ilişkilerinin kesilebilmesi için tasfiyesi ve tasfiye sonucu geriye kalan mal varlığının ise tahsisi gerekir. Tasfiye, “tüzel kişiliği sona erecek sendika ve konfederasyonun mal varlığının aktif ve pasifiyle tespiti ve hukuki ilişkilerinin kesilmesi”dir. Tasfiye işlemleri derneklerde olduğu gibi, Ticaret Kanunu hükümlerine göre tasfiyeye memur kişiler tarafından yürütülür.


Yaz Okulu Sınavı
4 Eylül 2021 Cumartesi