Gelir Dağılımı ve Yoksulluk Dersi 1. Ünite Özet

Gelir Dağılımı ile İlgili Temel Kavramlar

Gelir Dağılımı

Gelir, mal veya hizmet üretimi sonucunda ortaya çıkan nakdi getiridir.

Gelir dağılımı, mal veya hizmet üretimi sonucunda ortaya çıkan gelirin bireyler arasındaki dağılımıdır. Gelirin üretimler arasındaki dağılımı fonksiyonel gelir dağılımı, bireyler arasındaki dağılımı ise kişisel gelir dağılımı olarak adlandırılır.

Gelir dağılımı, iktisat biliminin temel konulardan biridir. Bu nedenle yapılan araştırmalar üretimin nasıl arttırılacağını, ekonomik büyümenin nasıl sağlanacağını, üretimin nasıl paylaşılacağını yani gelir dağılımının nasıl gerçekleşeceğini yönünde yapılmıştır.

Gelir dağılımı konusu iktisat biliminde uzun zaman boyunca ihmal edilmiştir. Ancak 1990’lardan sonra bu alana yönelik ilgide bir canlanma gözlenmeye başlanmıştır.

Gelir Dağılımının Önemi

Bir toplumda gelir dağılımı çok büyük öneme sahiptir.

Gelirin paylaşılma şekli değiştikçe; ekonominin yapısı, ülkenin ekonomik büyüme performansı, toplumun yapısı, sağlık düzeyi, toplumdaki ortalama yaşam süresi, yoksulluk düzeyi de bu durumdan doğrudan etkilenmektedir.

Öte yandan, üretim araçlarının mülkiyet yapısı, kamu hizmetlerinin hangi düzeyde olduğu, toplumsal ve geleneksel ilişkiler, işgücünün örgütlenme düzeyi ve dikey-yatay hareketliliği, devletin uyguladığı maliye politikası ve sosyal politikalar, toplumun demokratikleşme düzeyi ve tüm bunların zaman içindeki evrimi gelir dağılımını belirleyen temel etmenler arasındadır.

Gelir dağılımı düzeldikçe toplumun yaşam düzeyinden ekonomik düzeyine kadar birçok alanda düzelme meydana gelir.

Gelir dağılımının etkilediği pek çok alan vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:

  • Gelir dağılımı ve siyasi istikrar: Gelir dağılımındaki adaletsizlikler toplumda siyasi istikrarsızlığa, yolsuzluklara ve toplumda adalet duygusunun azalması nedeniyle huzurun kaçmasına, suç eğiliminin artmasına ve toplumsal kargaşaların yaşanmasına sebep olur. Yine gelir dağılımı adaletsiz olan ülkelerde rüşvet günlük hayatın bir parçası haline gelmiştir. Böyle bir ortam ise ekonomi açısından hiç de sağlıklı değildir. Gelir dağılımı adaletli olan ülkelerde ise toplumsal huzur birlik ve beraberlik vardır.
  • Gelir dağılımı ve ekonomik büyüme: Bir ekonomide sağlanan üretimin düzeyi kadar, söz konusu üretim dolayısıyla elde edilen gelirin toplumun bireyleri arasında ne şekilde paylaştırıldığı da önemlidir. Gelir dağılımının yapısı ile ekonomik gelişme arasındaki ilişkinin konusunda tam bir görüş birliği yoktur. Ancak adaletli bir gelir dağılımının ekonomik gelişmeyi uzun vadede pozitif yönde etkilediğine ilişkin deliller mevcuttur. Yapılan bir araştırmaya göre, gelir dağılımı daha adaletli olan ülkeler, daha yüksek oranda ekonomik büyüme elde etmişlerdir.
  • Gelir dağılımı ve yoksulluk: Gelir dağılımı bir ülkedeki doğrudan yoksulluk düzeyini etkilemektedir. Bir ülkede sağlanan ekonomik büyümenin yoksulluğu azaltma derecesi ülkedeki gelir dağılımı yapısına bağlıdır. Kişi başı milli geliri yüksek olan ülkelerde adaletsiz gelir dağılımı olduğunda, bu ülkelerde yoksulluk oranı önemli boyutlarda artar. Kişi başı milli geliri yüksek olup gelir dağılımı adaletli olan ülkelerde ise yoksulluk oranı daha düşüktür.
  • Gelir dağılımı ve sağlık: Gelir dağılımı aynı zamanda toplumun sağlık düzeyinde de önemli etkilere sahiptir. Gelir dağılımı adaletli olan ülkeler, gelir dağılımı adaletsiz olan ülkelere göre daha sağlıklı bir yaşam sürmekte ve ortalama yaşam süreleri daha uzun olmaktadır. Araştırmalara göre, gelir dağılımı bozuldukça, ölüm oranlarının arttığı görülmektedir. Gelir dağılımındaki adaletsizliği azaltmaya yönelik uygulanan politikalar, toplumun sağlığı üzerinde çok olumlu bir etkiye sahiptir.

Gelir Dağılımı Türleri

Bir ülkenin ekonomisinden elde edilen toplam gelir, farklı gelir dağılımlarından elde edilmektedir. Başlıca gelir dağılımı türleri;

  • Kişisel gelir dağılımı,
  • Fonksiyonel gelir dağılımı,
  • Bölgesel gelir dağılımı ve
  • Sektörel gelir dağılımıdır.

Gelirin ilk defa ortaya çıkmasına veya yeniden dağıtılmasına göre de farklı gelir dağılımı türleri vardır. Bunlar;

  • Birincil gelir dağılımı ve
  • İkincil gelir dağılımıdır.

Bu türleri inceleyecek olursak,

Kişisel Gelir Dağılımı

En temel gelir dağılımı şeklidir. Bir ekonomide elde edilen toplam gelirin toplumdaki bireyler arasındaki dağılımı ifade etmektedir.

Gelirin ne kadar olduğu gelirin ne şeklide elde edildiğinden daha önemlidir. Bir birey kira, ücret gibi pek çok gelire sahip olabilir. Ancak önemli olan gelirin sayısından ya da şeklinden çok toplam getirisidir.

Kişisel gelir dağılımının ölçülmesinde kullanılan yöntemlerden birisi, nüfusun eşit dilimlere ayrılması ve her dilimin toplam gelirden ne kadar pay aldığının gösterilmesi şeklindedir. Bu noktada da nüfus genellikle %20’lik dilimlere ayrılır ve her %20 lik dilimin toplam gelirden aldığı pay belirlenir. Nüfus %10’luk ya da %5’lik dilimlere de ayrılabilmektedir.

Türkiye’de 2017 yılı verilerine göre nüfusun en yoksul %20’lik diliminin toplam gelirden aldığı pay sadece %6,3’tir. En zengin %20’lik dilim ise toplam gelirin yarıya yakınını almaktadır. Yine, nüfusun en yoksul %20’lik diliminin hane halkı bazında ortalama geliri 7,174 TL iken, en zengin %20’lik dilim ise toplam gelirin yarıya yakınını almaktadır. Buna göre, nüfusun en zengin %20’lik diliminin hane halkı bazında ortalama geliri, en yoksul %20’lik dilimin gelirinin yaklaşık 7.5 katıdır.

Kişisel gelir dağılımının ölçülmesinde kullanılan bir diğer yöntem de Gini Katsayısı yöntemidir. Buna göre, herhangi bir ekonomi için Gini katsayısı teorik olarak 0 ile 1 arasında değerler almaktadır. Bir ekonominin 0 Gini katsayısına sahip olması, o ekonomideki tüm bireylerin gelirlerinin birbirine eşit olduğunu ifade eder.

Türkiye’nin 2010 yılı Gini katsayısı 0,40’tür.

Fonksiyonel Gelir Dağılımı

Bir ekonomide elde edilen toplam gelirin, geliri ortaya çıkaran üretim faktörleri arasındaki dağılımını göstermektedir.

Üretim faktörleri ise;

  • Emek,
  • Sermaye,
  • Doğal kaynaklar ve
  • Girişimciliktir.

Üretim faktörlerinin mal veya hizmet üretiminde kullanılması neticesinde;

  • İşgücüne ücret,
  • Sermayedara faiz,
  • Doğal kaynak sahibine rant ve
  • Girişimciye de kâr şeklinde gelir dağıtımı gerçekleşmektedir

Yani fonksiyonel gelir dağılımı ortaya çıkarılan toplam gelirin, üretim faktörleri tarafından ne şekilde paylaştırıldığını göstermektedir.

Fonksiyonel gelir dağılımının sağlıklı sonuçlar verebilmesi için hem üretim faktörlerinin kendi içinde homojen olması, hem de bir bireyin tek üretim faktöründen gelir elde etmesi gerekmektedir.

Küreselleşmenin hız kazanmaya başladığı yıllarda, vasıflı işgücünün artmasıyla birlikte çalışanlar arasındaki ücret farklılıkları daha da artmıştır. Bu açıdan emeğin, mal veya hizmet üretiminden aldığı pay oldukça heterojen bir yapıya sahiptir. Bu heterojenlik de küreselleşme ile birlikte gitgide artmaktadır.

2017 yılında ülkemizde emeğin toplam gelirden aldığı pay %51.5 iken müteşebbisin aldığı pay ise %19.6 olmuştur. Gayrimenkulden ve menkul kıymetlerden elde edilen gelir ise toplam gelirin %6.6’si düzeyinde gerçekleşmiştir. Sosyal transferler kaleminin toplam gelirden aldığı pay %19.7 olmuştur.

Bölgesel Gelir Dağılımı

Bir ülkenin farklı bölgelerinin, o ülkede elde edilen toplam gelirden aldığı payı göstermektedir.

Bölgesel gelir dağılımı, kişisel gelir dağılımı ve fonksiyonel gelir dağılımının yerel bir türevidir. Yani bölgesel gelir dağılımı hem kişisel gelir dağılımını, hem de fonksiyonel gelir dağılımını gösterebilmektedir.

Ülkemizde doğu ile batı arasında ekonomik anlamda önemli ölçüde farklılıklar bulunmaktadır. Öte yandan, İstanbul ile diğer bölgeler arasında da önemli ölçüde fark bulunmaktadır. Bu nedenle ülkemiz açısından bölgesel gelir dağılımı oldukça önemlidir.

2010 yılındaki verilere göre, Güneydoğu Anadolu Bölgesinin yıllık eş değer kullanılabilir hane halkı medyan geliri, sadece 8,663 TL iken, bu rakam Ege bölgesinde 8,392 TL ve İstanbul’da da tam 20,502 TL’dir. Bu verilere göre, İstanbul’daki medyan hane halkı Güney Doğu Anadolu’dakinden 2,8 katı kadar zengindir.

Sektörel Gelir Dağılımı

Bir ekonominin farklı sektörlerinin, o ekonomide elde edilen toplam gelirden aldığı payı göstermektedir.

Sektörel gelir dağılımı, tarım, sanayi ve hizmet sektörleri arasındaki gelir dağılımını gösterir. Aynı zamanda her sektörün kendi içindeki alt sektörleri arasındaki gelir dağılımını da gösterebilmektedir.

Sektörel gelir dağılımı ekonominin gelişmişlik düzeyi açısından önemlidir. Örneğin, gelişmiş ülkelerde tarım kesiminin milli gelirden aldığı pay %2 iken, bu oran gelişmemiş olan ülkelerde %50’dir.

Bir ülkenin ekonomik anlamda kat ettiği mesafeyi en iyi gösteren temel verilerden bir tanesi de sektörel gelir dağılımının zaman içinde yaşadığı dönüşümdür.

Türkiye’de 1968 yılında tarım kesiminin millî gelirden aldığı pay, %33,3 iken, bu oran 2017 yılında %6.1’e gerilemiştir. Sanayi kesimi için bu oran 2017 yılı itibariyle 17.6 düzeyindedir.

Türkiye tarihinde sanayi sektörünün payı, tarım sektörünün payını ilk defa 1983 yılında geçmiştir.

Birincil Gelir Dağılımı ve İkincil Gelir Dağılımı

Bir ekonomide gelir, ilk defa ortaya çıkabileceği gibi, bir yerden başka bir yere de transfer edilebilir. Gelirin ilk defa ortaya çıkması ekonomik bir aktiviteye denk gelirken, gelirin bir yerden başka bir yere transfer edilmesi de gelirin yeniden dağıtımı anlamına gelmektedir.

Gelirin ilk defa ortaya çıkması sonrası oluşan gelir dağılımına birincil gelir dağılımı; gelirin yeniden dağıtılması sonrası ortaya çıkan gelir dağılımına da ikincil gelir dağılımı ya da gelirin yeniden dağılımı denilmektedir. Gelirin oluşumundan sonra yapılan çeşitli müdahalelerle gelirin yeniden dağılımı sağlanmaktadır.

Devlet, faktör gelirlerine sosyal ve ahlaki nedenlerle müdahale etmekte ve böylece gelirin yeniden dağılımını sağlamaktadır. Devlet, gelirin yeniden dağılımını vergiler, kamu harcamaları, fiyat politikaları, işgücü piyasası ve ücret politikaları ve sosyal güvenlik yoluyla sağlayabilir. Devlet serbest piyasada oluşan gelir dağılımını değiştirmeyi amaçlar. Çünkü piyasada oluşan gelir dağılımı, yoksulluğa neden olabilmektedir.

Devlet müdahalesi ile ortaya çıkan gelirin yeniden dağılımı iki şekilde gerçekleşmektedir. Bunlar;

  • Dikey yeniden dağılım ve
  • Yatay yeniden dağılımdır.

Gelir transferlerinin yüksek gelir gruplarından düşük gelir gruplarına doğru gerçekleştiği yeniden dağılıma dikey yeniden dağılım denir.

Yatay yeniden dağılım ise aynı gelir grubu içindeki bireyler arasında meydana gelen gelir transferi yaratan gelirin yeniden dağılımıdır.

İkincil gelir dağılımının, birincil dağılıma göre daha adil olması beklenmektedir.