Uluslararası Ticaret Dersi 4. Ünite Özet

Dış Ticaret Politikası Ve Dış Ticaret-Kalkınma İlişkisi

Giriş

Karşılaştırmalı üstünlükler ve serbest ticaret koşullarında dünya kaynaklarının en etkin kullanımı sağlandığından dolayı dünya üretimi maksimuma ulaşır. Ancak serbest ticaret görüşünde herhangi bir sınırlama olmamasına rağmen gerçekte hükümetler, çeşitli amaçlarla uluslararası ticarete müdahalede bulunurlar.

Dış Ticaret Politikasının Kapsamı

Uluslararası ekonomideki düzenli gelişmenin önemli derecede, büyük sanayileşmiş ülkelerin izledikleri dış ticaret politikalarına bağlıdır. Bu ülkelerin sorumlu davranıp, yalnız kendi bireysel çıkarları doğrultusunda hareket etmemeleri, diğer ülkelerin ekonomik çıkarlarıyla uyumlu hareket etmeleri gerekir.

Dış Ticaret Politikasının Bazı Önemli Amaçları

Hükümetlerin dış ticaret ilişkilerine müdahalede bulunmasının sebepleri,

  1. Dış ödeme dengesizliklerinin giderilmesi
  2. Dış rekabette korunma
  3. Ekonomik kalkınma
  4. Piyasa aksaklıklarının giderilmesi
  5. Ekonominin liberalleşmesi
  6. İç ekonomik istikrarın sağlanması
  7. Hazineye gelir sağlamak
  8. Dış piyasalarda monopol gücünden yararlanma
  9. Otarşi
  10. Sosyal ve siyasi nedenler
  11. Dış politika amaçlarına hizmet

Genel ekonomi politikası, maliye, dış ticaret, para, istihdam, fiyat istikrarı, gibi alanlarda uygulanan ve birbirleriyle uyumlu olması gereken bir ekonomi politikaları bütünüdür. Uluslararası ticaret politikası ise ülkenin genel ekonomi politikasının ayrılmaz bir parçasıdır.

Dış Ticaret Politikasının Araçları: Toplu Bakış

Zamanla devletin dış ticarete müdahale için kullandığı geleneksel araç olan gümrük tarifeleri etkisini yitirmiştir ve yerine çok sayıda araç ve düzenlemeler ortaya çıkmıştır.

Bu araçlar,

  1. Gümrük tarifeleri
  2. Tarife-dışı araçlar
    1. Miktar kısıtlamaları
    2. Tarife benzeri faktörler
    3. Görünmez engeller
    4. Gönüllü ihracat kısıtlamaları
  3. İhracatın özendirilmesi
  4. Bağlı ticaret

Dış ticarette, tarifelere dayalı korumacılıktan tarife dışı korumacılığa geçilmesi, saydamlığı azaltıp belirsizliği artırarak dünya ticaret akımlarını olumsuz yönde etkilemiştir.

Dış Ticaret Politikalarının Tarihsel Geçmişi

XVI. yüzyıl ile XVII. yüzyıl ortalarına kadar geçerli olan merkantilist dönemin ardından, dünyada serbest ticaret akımları geçerli olmaya başlamıştır. Uluslararası ticaretin serbestleşmesine en fazla kayırılmış ülke kuralı (the most favored nation clause: MFN) adı verilen uygulamanın önemli katkıları olmuştur. Bunun anlamı, eğer taraflardan birisi, başka bir ülkeye ödün verirse bunu anlaşmaya taraf olan ülkeye de tanımak zorundadır.

Korumacılık Yönündeki Görüşler

Korumacı ticareti savunanlar serbest ticareti savunanların aksine kaynakların etkin dağılımını bozar. Çünkü rekabet fikrini baltalar, üretimde ayrıcalıklar sağlayarak işadamlarını tembelliğe ve durgunluğa sevk eder.

Korumacılık monopolü besler ve küçük işletmelerin aleyhinedir. Uygulanması karmaşık bir bürokrasi mekanizmasını gerektirir. Buda kaynak israfıyla birlikte, yolsuzluk ve rüşvete sebep olabilir.

Belirli Koşullarda Geçerli Olabilecek Görüşler

Devletin dış ticarete müdahalesinin belirli koşullar altında sınırlı olduğu durumlar;

  • Ödemeler bilançosunun iyileştirilmesi ve işsizliğin önlenmesi,
  • Ticaret hadlerinin iyileştirilmesi,
  • Ulusal pazarlık gücünü arttırma

şeklinde sıralanabilir.

Kişisel Çıkarlara Dayalı Görüşler

ABD ve diğer sanayileşmiş ülkeler, bazı endüstrilerin temsilcileri, kendi alanlarında (dokuma, ayakkabı, giyim, gıda vs.) devletin kendilerini dış rekabete karşı koruyucu önlemler almasını isterler.

Sanayileşmenin Ekonomik Kalkınmaya Etkileri

Uluslararası ticarette gelişmiş ülkeler ile az gelişmiş ülkeler arasındaki ticaret ilişkisi, az gelişmiş ülkelerin gelişmiş ülkelere gıda ve hammadde ihraç edip onlardan işlenmiş sanayi ürünlerini ithal etmelerine dayanıyordu. Bu zamanla yeni sanayileşmeye başlamış bazı ülkelerin emek yoğun sanayi mallarının ihracatı altında önemli gelişmeler göstermeleri ile değişmiştir

Uluslararası ekonomik ve mali ilişkilerde, dış ticaretin katkısı olmadan kalkınmanın gerçekleşmez. Bununla birlikte, uluslararası ticaretin kalkınmaya etkileri konusunda geçen asırdan beri ortada farklı görüşler bulunduğu da bir gerçektir. Bu konudaki tartışmaların bir bölümü, uluslararası ticareti açıklamak için öne sürülen Karşılaştırmalı Üstünlük Teorisi’nin az gelişmiş ülkeler için geçerliliğiyle ilgilidir.

Sanayileşme Stratejileri ve Dış Ticaret Politikaları

Yakın geçmişte, dış ticaret ilişkilerinin niteliği açısından sanayileşme;

  • İthalat ikamesi (import-subsitution),
  • İhracata yönelik (export-oriented) sanayileşme

şeklinde ikiye ayrılmıştır.

Bir strateji onunla uyumlu politikalar ile uygulamaya konulabilir. İthalât ikamesi 1960’lı ve 1970’li yılların sanayileşme stratejisidir. Bu stratejilerin öngördüğü dışa kapalı ekonomi modeli yerini dışa açık ihracatın teşviki politikasına bırakmıştır. 1980’lerden sonraki ekonomik küreselleşme süreci ile birlikte ithal ikamesi stratejisi uygulayan ülkelerin sayısı giderek azalmıştır.

İthalat İkâmesi

Bugün çoğu gelişmekte olan ülkeler, yurtiçi piyasaların yabancı üreticilerden devlet müdahalesi ile devralınmasını öngörür. Devlet müdahalesi, yüksek gümrük tarifeleri, kotalar ve dış ticaret kısıtlamasının yanı sıra döviz kurları, faizler, temel mal ve girdi fiyatları, vs. şeklinde de olabilir. Bu da fiyat mekanizmasının işleyişini büyük ölçüde engeller.

İthal ikâmesine ilk kez başlayan ülkelerde içe dönük üretimin geçici olacağını düşünür. Çünkü iç piyasa için üretim genişledikçe mallar yurtdışında satılmaya başlanır ve böylece de ülke kendiliğinden dış piyasalara açılmış olacaktır. Ancak bu stratejiyi uygulayan ülkelerde ihracat konusundaki bu iyimser beklentiler hiçbir zaman gerçekleşmez.

İthalat ikâmesinin yol açtığı sorunlara yöneltilen diğer eleştirilerden başlıcaları;

  • Kaynak israfı,
  • Dışa bağımlılık,
  • ihracat endüstrileri aleyhine doğan çarpıklık,
  • İhracat gelirlerinin azalması,
  • Dış borçların artışı,
  • Artan işsizlik ve ülkeye yabancı bir sanayi yapısıdır.

İhracata Dönük Sanayileşme

İthalat ikamesinin karşıtı olan ihracata dönük sanayileşme (export-oriented industrialization) veya ihracatın özendirilmesi (export promotion) stratejisidir. Bu dinamik karşılaştırmalı üstünlüklere uygun bir sanayileşme modeline dayanır. Bu stratejide tüm endüstrilerin değil sadece gelişebilecek ve rekabet edebilecek potansiyelde olan ülkelerin özendirilmesine ve desteklenmesine çalışılır. İhracata yönelik sanayileşmede asıl amaç iç piyasa için değil, dünya piyasaları için üretim yapmaktır. Yeni kurulan bir endüstrinin geçici bir süre ile korunması bu hedefi değiştirmez.

Yeni Dönemde Küreselleşme ve Sanayileşme Politikaları

Birkaç ülke hariç sosyalist rejimin de yıkılmasıyla dışa açılma olayı ekonomi dışı alanlar da dahil olmak üzere, toplumsal yaşamın tüm yönlerini kapsar. Ülkeler kalkınma stratejisi olarak daha fazla dışa açılmıştır fakat bu politikanın başarılı olma şansını bazı etkenler düşürür.

Bunlar;

  • Sanayileşmiş ülkelerdeki korumacılık eğiliminin yüksek oluşu,
  • Dünya piyasalarına dönük üretimin gerektirdiği bilgi, beceri ve teknolojilerin az gelişmiş ülkelerde bulunmadığı,
  • Az gelişmiş ülkelerin dış borçlarının çok ağır olması

gibi sıralanabilir.

Türkiye’de Kalkınma ve Dış Ticaret Rejimi

Türkiye’de Cumhuriyet rejimi ile birlikte yoğun bir sanayileşmeye gidilmiştir. Sanayiye hem ekonomik kalkınmada hem de yeni kazanılan siyasal bağımsızlığın zorunlu koşulu olarak bakılıyordu.

Türkiye’nin ekonomik kalkınma ile ilgili politikaları;

  • 24 Ocak 1980 iktisadi karaları ve ihracata yönelik politikalar,
  • Özelleştirme,
  • Türkiye’nin AB ile gümrük birliği oluşturmasıdır.

Türkiye Dış Ticaretinin Sektör ve Ürün Yapısı

Uyguladığı dışa açık kalkınma stratejisi çerçevesinde Türkiye’nin dış ticaret hacminde ve dış ticaretinin GSMH içindeki paylarında önemli artışlar olmuştur. İhracatın bünyesi tarımdan imalât sanayine doğru değişirken imalât sanayinin bünyesinde de emek yoğun mallardan sermaye ve teknoloji yoğun mallara doğru bir geçiş ortaya çıkmıştır.

Uluslararası Kalkınma Sorunları

Bu sorunlar arasında Kuzey-Güney Diyaloğu, klasik büyüme teorisi ve büyümenin kalkınmasının motoru olma teoremi, az gelişmiş ülkelerin ihracat gelirlerindeki istikrarsızlıklar, dış borçlar, mali krizler ve dış ticaret hadleri, gibi gelişmeler yer almaktadır.

İhracat Gelirlerindeki İstikrarsızlıklar

Az gelişmiş ülkelerin dış ticarette yaşadıkları önemli bir sorunun ihracat gelirlerindeki istikrarsızlıktır. İhracatın az sayıdaki tarım ve madencilik ürünü üzerinde doğurması bu ülkelerin ihracatını istikrarsız duruma getiren etkenlerin başında gelir.

Emek Yoğun Sanayi Mallarında Artan Korumacılık

Az gelişmiş ülkeler, sahip oldukları düşük ücret avantajları ve emek bolluğu dolayısıyla, emek yoğun sanayi dallarında karşılaştırmalı üstünlük elde ederler. Dolayısıyla gelişmekte olan ülkelerin, sanayi malları ihracatında gelişmiş ülke piyasalarına serbestçe girebilmeleri, bu ülkelerin kalkınmaları açısından büyük bir önem taşır.

Az Gelişmiş Ülkelerin Ağır Dış Borç Yükü

Az gelişmiş ülkelerin dış borç sorunlarının ortaya çıkmasına etkenler;

  • Petrol fiyatlarındaki artışlar,
  • Gelişmiş ülkelerde yaşanan durgunluk,
  • Reel faizlerdeki artışlar,
  • İlkel tarım ürünleri fiyatlarının düşmesi,
  • İç tüketime yönelik politikalar,
  • Hazırlıksız başlatılan mali liberalleşme hareketi,

olarak sıralanabilir.

Uluslararası Mali Krizler ve Az Gelişmiş Ülkeler

Ülkelerin karşılaştıkları uluslararası mali krizler;

  • 1980 uluslararası bankacılık krizi,
  • 1990’lardan sonra dünyadaki diğer bölgesel mali krizler
  • 2007 küresel mali krizidir.

Dış Ticaret Hadleri Konusundaki Tartışmalar

Dış ticaret hadlerinin uzun dönemde tarım ve sanayi malları arasındaki seyri konusu doktrinde oldukça tartışmalıdır. Dış ticaret hadlerinin tarım ürünleri aleyhine gelişmesi bu ürünleri ihraç eden az gelişmiş ülkelerin bundan bir refah kaybına uğramaları anlamına gelir. Fakat istatistiksel göstergelerden de bu konuda kesin bir sonuca ulaşılamamaktadır.


Yaz Okulu Sınavı
4 Eylül 2021 Cumartesi