Mali Analiz Dersi 5. Ünite Özet

Likidite Ve Kısa Dönemli Borç Ödeme Gücü

Çalışma Sermayesi

İşletmenin borç ödeme gücünün korunması işletmeyle ilgili taraflar açısından oldukça önemlidir. Kısa vadeli borç ödeme gücünü koruyamayan bir işletme uzun vadeli borç ödeme gücünü de koruyamaz. Çok kârlı bir işletme bile olsa borç ödeme gücünü kaybeden ve kısa vadeli yükümlülüklerini yerine getirmeyi aksatan bir işletme çok büyük finansal problemlerle veya iflasla karşı karşıya kalabilir. İşletmelerin kısa vadeli finansal yükümlülüklerini yerine getirebilmesi büyük ölçüde nakit yaratma gücüne de bağlıdır.

Likit varlıklar: İşletmelerin nakit ve nakde çevrilmesi kolay olan varlıklarıdır. Kasadaki ve bankadaki para ve alınan çekler bunlara örnek olarak gösterilebilir.

Kısa vadeli borç ödeme gücünün analiz edilmesinde dönen varlıklar ile kısa vadeli borçlar arasında yakın bir ilişki bulunduğu görülmüştür. Bir işletmenin kısa vadeli borçlarının ödenmesini sağlayan dönen varlıklar, bilindiği gibi en fazla bir yıl içinde tahsil edilebilecek, satılabilecek, kullanılabilecek, tüketilebilecek varlıklar ile eldeki nakit ve bankadaki mevduattan oluşmaktadır. Analiz açısından dönen varlıklar toplamına Brüt Çalışma (İşletme) Sermayesi adı verilmektedir. Brüt çalışma sermayesi, bir işletmenin

  • Peşin alışlar, gider ödemeleri, üretim ve satışlar şeklinde sıralanabilecek günlük faaliyetleri sürdürmesini,
  • Kısa vadeli borçları ödemesini sağlar.

Brüt çalışma sermayesi olarak öncelikle borçların karşılanabilmesi, kalan kısmıyla da günlük faaliyetleri sürdürmek esastır. Bu nedenle dönen varlıklar toplamının kısa vadeli yabancı kaynaklar toplamından büyük olması gerekir.

Dönen varlıkların kısa vadeli yabancı kaynakları aşan kısmı Net Çalışma (İşletme) Sermayesi ; Dönen varlıkların kısa vadeli yabancı kaynaklardan eksik olan kısmı ise Net Çalışma (İşletme) Sermayesi Noksanı olarak adlandırılmaktadır. Net Çalışma Sermayesi Noksanının varlığı halinde işletme kısa vadeli borçlarını ödeyemez ve günlük faaliyetlerini sürdüremez.

Çalışma sermayesini oluşturan dönen varlıklar kendi içinde dönüşümü olan ve işletmenin yıllık faaliyetlerine en sık katılan varlık grubudur, dolayısıyla işletme faaliyetleri sırasında çalışma sermayesi bir dönen varlıktan diğerine dönüşür. Normal faaliyet döngüsünde elde mevcut para ile hammadde ve malzeme satın alınacak, işçilik giderleri ve diğer harcamalar yapılacak, bu surette elde edilecek mamuller kredili veya peşin satılacak ve sonunda kredili satılan malların bedelleri tahsil edilerek yeniden para girişi sağlanacaktır. Bu akış işlemi ne kadar düzgün ve hızlı ise çalışma sermayesi de o derece verimli ve ekonomik olarak kullanılmış olur.

Kısa Vadeli Borç Ödeme Gücünün Analizi ve Likidite Oranları

Kısa vadeli borç ödeme gücünün değerlemesinde likidite oranlarından yararlanılmaktadır. Ayrıca likidite oranları işletmelerin net işletme sermayelerinin yeterli olup olmadığını tespit için de bir ölçü olarak kullanılır.

Likidite oranları bilanço kalemleri arasındaki miktar ilişkilerini dikkate alarak hesaplanırlar. Bu nedenle oranlara bakarak likidite durumu konusunda bir karara varmadan önce varlıkların kalitesinin de gözden geçirilmesi gerekir. Kalite, ilgili iktisadi varlığın satışa çıkarıldığında gerçek değerini bulma ihtimali olarak ifade edilir. Dönen varlıkların kalemler arasındaki dağılımı minimum ve maksimum stok miktarları ile stokların ve alacakların kalite durumunun bilinerek likidite durumuyla ilgili değerleme yapılması durumunda alınacak kararların isabet derecesi artacaktır.

Cari Oran

Cari oran, işletmenin kısa vadeli borçlarını ödeme gücünü gösterir. Cari oran, işletmenin her bir liralık kısa vadeli borcuna karşılık kaç liralık dönen varlığı olduğunu gösterir. Cari oranın hesaplanmasındaki amaç, işletmenin kısa vadeli borçlarını ödeme gücünü ölçmek ve genel likidite durumunu yansıtarak işletmenin net çalışma sermayesinin yeterli olup olmadığını ortaya koymaktır. Bu nedenle aynı zamanda bu orana çalışma sermayesi oranı da denmektedir. Her sektörde farklı olmakla birlikte, bu oranın 2 olması genellikle yeterli kabul edilir.

Cari Oran = Dönen Varlıklar/Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar

Cari oranın yüksek olması her zaman borç ödeme gücünün yeterli olduğunu göstermez. Bunun için cari oranla birlikte dönen varlıkların yapısının, işletmenin satın alma ve satış şartlarının, dönen varlıkların gerçek değerinin, işletmenin faaliyet alanının, kısa vadeli yabancı kaynaklarının vadelerinin dağılımının göz önünde tutulması ve değerlemenin bu çerçevede yapılması gerekir.

Cari oranın yeterli olup olmadığını etkileyen çeşitli faktörler vardır. Bunlar cari oranın yeterliliği konusunda karar verilirken dikkate alınmalıdır. Söz konusu faktörler;

  • Dönen varlıkların yapısı ve dağılımı
  • İşletmenin tedarik (satın alma) ve satış şartları
  • Dönen varlıkların gerçek değeri
  • Dönen varlıklarda olası değer kayıpları
  • Mevsimlik hareketlerin etkisi
  • Faaliyette bulunulan işkolu
  • Kısa vadeli borçların vadeleri itibarıyla dağılımı
  • Bankalarla ilişkiler
  • Borçların ertelenme ve refinansman olanakları:
  • Stok devir hızı
  • Alacak devir hızı
  • Ticari alacakların senetli ve senetsiz olarak dağılımı
  • Piyasanın durumu
  • Satışların düzenliliği ve kararlılığı

Likidite (Asit-Test) Oranı

Likidite (Asit-Test) oranı kaba bir oran olan cari oranı tamamlayan ve cari oranı daha anlamlı hale sokan bir orandır. Özellikle stoklar gibi likiditesi göreli olarak daha düşük olan dönen varlık kalemlerinin dönen varlık toplamına dâhil edilmemesi durumunda kısa vadeli yabancı kaynakların ödenebilirliğini gösterir.

Likidite Oranı=(Dönen Varlıklar-Stoklar)/Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar

Likidite oranı işletmenin kısa vadeli borçlarını ödeme gücünü gösterir. Stokları dönen varlıklardan ayırdığı için daha keskin bir orandır. Likidite oranının genelde 1 olması yeterli kabul edilmektedir. Oranın 1 olması işletmenin kısa vadeli yabancı kaynaklarının tamamını nakit ve kısa sürede nakde dönüştürülmesi mümkün olan iktisadi kıymetlerle ödeyebileceğini gösterir. Oran 1’in altına düştüğü takdirde borç ödeme gücü açısından bir zayıflamanın söz konusu olduğunu söylemek mümkündür. Ülkemizde genelde işletmeler faaliyetlerini kısa vadeli kredilerle finanse ettikleri için likidite oranı 1’in altındadır. Likidite oranı 1’in üzerinde olsa dahi işletme alacaklarını tahsil etmede güçlüklerle karşılaşıyorsa orana bakarak borç ödeme gücünün yeterliliğinden bahsetmek mümkün değildir. Buna karşılık oran 1’den küçük fakat stoklar kolaylıkla paraya çevrilebiliyorsa borç ödeme gücünün yetersizliği söz konusu olmaz. Likidite oranı birden küçük olan bir işletmede eğer stok devir hızı yüksekse, oranın birden küçük olmasını da olumsuz değerlendirmemek gerekir.

Nakit Oranı

Nakit oranı, nakit ve nakit benzeri varlıklardan oluşan hazır değerler ile geçici yatırım amacıyla alınan ve her an pazarlanabilir menkul kıymetlerin kısa vadeli borçları ne ölçüde karşıladığını gösteren bir orandır. Nakit oranı para ve para benzeri dönen varlık kalemlerinin kısa vadeli yabancı kaynaklara bölünmesi suretiyle hesaplanır. Bu oran işletmenin elindeki mevcut hazır değerlerle kısa vadeli yabancı kaynakların ne ölçüde karşılandığını gösterir.

Nakit Oran=(Hazır Değerler+Menkul Kıymetler/Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar)

Stoklar yanında alacakları da dönen varlıklardan ayırdığı için likidite oranından da keskin bir oran olan nakit oranın sektörden sektöre farklı olmakla birlikte, 0,20 olması genellikle yeterli kabul edilir. Fakat diğer oranlarda olduğu gibi bu oran da ülkemizde genelde %20’nin altında çıkmaktadır. Oranın 1 olması işletmenin tüm kısa vadeli yabancı kaynaklarını para ve para benzeri iktisadi kıymetlerle ödeyebileceğini gösterir. Ancak bu kadar yüksek bir oran, borç ödeme gücü açısından gerekli değildir. Oranın bu kadar yüksek olması işletmenin elinde gereğinden fazla nakit ve nakit benzeri değer bulundurduğunu gösterir ki bu da işletmenin kârlılığını olumsuz yönde etkiler.

Likidite Analizi ile İlgili Diğer Oranlar

Stokların Çalışma (İşletme) Sermayesine Oranı

Çalışma (işletme) sermayesinin ne kadarlık kısmının stoklara bağlandığını gösteren bu oran stokların çalışma sermayesine (dönen varlıklara) bölünmesi suretiyle hesaplanır. Sonuç yüzde olarak çıkar. Oranın yüksek veya düşük olması sonucun hemen iyi ya da kötü olarak yorumlanmasına imkân vermez. Oranın yüksek olması stok devir hızı yüksek ve alacaklarının tahsil kabiliyeti yüksek olan işletmelerde bir sakınca teşkil etmez. Ancak söz konusu devir hızları düşük ise stokların nispi payının yüksek olmaması olumlu yorumlanabilir. İşletmenin net işletme sermayesine sahip olması bu oranla birlikte değerlendirilmelidir.

Net Çalışma (İşletme) Sermayesinin Faaliyetlerden Sağlanan Fonlara Oranı

Bu oran net çalışma sermayesinin faaliyetlerden sağlanan fonlarla karşılanma oranını gösterir. Net çalışma sermayesi, dönen varlıkların uzun vadeli yabancı kaynaklar ve öz kaynaklarla finanse edilen; yani kısa vadeli yabancı kaynakları aşan kısmıdır. Bir işletmede faaliyetlerden sağlanan fonlar, net çalışma sermayesini karşıladıktan sonra duran varlıklara ne kadar katkıda bulunursa o kadar olumlu yorumlanır.

Faaliyet Sonucu Yaratılan Fonların Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklara Oranı

Bu oran da faaliyet sonucu yaratılan mali kaynakların kısa vadeli yabancı kaynakların ne kadarlık kısmını karşıladığını gösterir. Oran genel olarak işletmenin durumu hakkında kabaca bir bilgi sağlayabilir. İşletmenin likidite durumunu analizde oranlar yanında işletmeyle ilgili tamamlayıcı bilgilerden de yararlanmak gerekir.

Likidite oranlarını destekleyici nitelikteki oranlar, alacakların ortalama tahsil süresi, alacak devir hızı, stok devir hızı, işletme sermayesi devir hızı vb. oranlardır.

Nakit Dönüş Süresi Analizi

İşletmelerin likiditesi genel olarak cari oran ve likidite oranı ile ölçülmektedir. Ancak bu oranların statik olduğu, dinamik bir ölçüm yöntemi olarak nakit dönüş süresinin kullanılmasının daha uygun olacağı tartışılmış ve çalışma sermayesi yönetiminde nakit dönüş süresinin önemli bir yeri olduğu ortaya çıkmıştır.

Nakit dönüş süresi, kısa vadeli borçlar ve dönen varlıklar üzerinde odaklanarak, işletme likiditesinin önemini gösterir. Nakit dönüş süresi, bir ürünün üretimi için harcanan paranın ürün satıldıktan sonra ele geçirilmesi için geçen sürenin uzunluğu olarak tanımlanabilir. Nakit dönüş süresi uzadıkça, işletmenin likidite durumu kötüleşir; kısaldıkça likidite durumu iyileşir.

Nakit dönüş süresi, stokların, alacakların ve borçların sürelerine bağlı olup stok değişim süresi ve alacakların tahsilat süresinin uzamasıyla artmaktadır. Buradaki temel varsayım, satıcılara ödeme süresinin değişmemesidir. Aynı şekilde stok değişim süresi ve alacakların tahsilat süresi değişmeksizin satıcılara ödeme süresinin kısalması da nakit dönüş süresini arttırmaktadır. Nakit dönüş süresinin artması işletmenin daha fazla finansmana ihtiyaç duyduğunu göstermekte olup, erken uyarı ölçüsü olarak da görülür. Nakit dönüş süresinin uzaması işletmenin stoklarının devrinde ve/veya alacakların tahsilinde problem olduğunu da gösterir. Bu problemler ancak satıcılara ödeme süresinin uzaması ile maskelenmiş olabilir. Tüm diğer şartlar aynı iken nakit dönüş süresinin kısalması firmanın stoklara ve alacaklara bağladığı sürenin azaldığını, buna bağlı olarak işletmenin toplam varlıklarının azaldığını ve devir hızlarının arttığını gösterecektir.

Bu açıklamalara bağlı olarak nakit dönüş süresi aşağıdaki formülle gösterilir:

Nakit Dönüş Süresi (NDS) = Alacakların Ortalama Tahsil Süresi (ATS) + Stok Ortalama Elde Tutma Süresi (STS) -  Borçların Ortalama Ödeme Veya Ertelenme Süresi (BES)

Nakit dönüş süresi, işletmenin stok dönüş süresi ile alacak tahsil süresinin toplamından tedarikçilere yapılan ödeme süresinin çıkartılması ile bulunur. Bir işletme nakit dönüş süresini kısaltmak isterse stokların dönüş süresi ile alacakların tahsil süresini azaltmalıdır. Eğer işletme bu azaltmanın yanında borçlanma süresini de yükseltirse nakit dönüş süresini daha da kısaltabilir.


Yaz Okulu Sınavı
4 Eylül 2021 Cumartesi