Medeni Usul Hukuku Dersi 5. Ünite Özet

Davanın Aşamaları, Türleri, Dava Şartları Ve İlk İtirazlar

Davanın Aşamaları

Medenî yargılama hukukunda davaların ilk derece mahkemelerinde görülmesi açısından iki usul benimsenmiştir. Bunlardan birincisi yazılı yargılama usulü, ikincisi ise basit yargılama usulüdür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu esas itibariyle yazılı yargılama usulünü düzenlemiştir. Medenî yargılama usulünde dava beş aşamadan oluşur. Bunlar, dilekçeler (layihalar) aşaması, ön inceleme aşaması, tahkikat aşaması, sözlü yargılama aşaması ve hüküm aşamasıdır. Dilekçeler aşaması davanın ilk aşaması olup, davacının dava dilekçesiyle başlar. Davalı taraf, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü talebine karşı savunmalarını cevap dilekçesi ile mahkemeye sunabilir. Davacı, davalının cevap dilekçesindeki savunmalarına karşı açıklamalarını cevaba cevap dilekçesinde; davalı da davacının cevaba cevap dilekçesindeki açıklamalarına karşı olan cevaplarını ikinci cevap dilekçesiyle mahkemeye bildirebilir. Davanın ikinci aşaması ön inceleme aşamasıdır. Bu aşamada mahkeme, dava şartlarını ve ilk itirazları inceler, uyuşmazlık konularını tam olarak belirler, hazırlık işlemleri ile tarafların delillerini sunmaları ve delillerin toplanması için gereken işlemleri yapar, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği davalarda onları sulhe teşvik eder ve bu hususları tutanağa geçirir (HMK m. 137). Davanın üçüncü aşaması tahkikat aşamasıdır. Dilekçeler ve ön inceleme aşaması tamamlandıktan sonra, artık uyuşmazlık konusu ile tarafların iddia ve savunmalarını dayandırdıkları maddî ve hukukî olgular büyük ölçüde ortaya çıkmıştır. Bundan sonra, söz konusu iddia ve savunmaların dayandığı maddî olguların (vakıaların) doğru olup olmadığının mahkemece tespit edilmesi gerekir. Tahkikat aşaması bu tespitin medeni yargılama hukukunun kabul ettiği deliller aracılığıyla yapıldığı aşamadır. Davanın dördüncü ve beşinci aşamaları olan sözlü yargılama ve hüküm aşamaları çoğunlukla iç içe geçmiştir. Sözlü yargılama aşamasında, tahkikat aşamasında doğrulukları tespit edilmiş olan maddî vakıaların, taraflarca ileri sürülen iddia ve savunmaya yönelik talepler çerçevesinde, soyut hukuk kuralları açısından hukukî nitelendirmesi yapılır. Bu nitelendirmeye bağlı olarak, ileri sürülen iddia ve savunmaya yönelik taleplerin karşılanabilirliği hakkında mahkemece açıklanan kanaat ise hükümdür. Esas hakkında karar verilebilmesi için, usûl hukuku açısından aranan dava şartlarının tamam olması ve ilk itirazlar bakımından bir engel bulunmaması gerekir.

Dava Türleri

Talep Sonucunun Niteliğine Göre Dava Türleri

Eda( Edim ) Davası

Davacının, yönelttiği talebiyle, mahkemeden, davalının bir şeyi vermeye veya yapmaya yahut yapmamaya mahkûm edilmesini istediği durumlarda, eda davası söz konusu olur (HMK m. 105).

Tespit Davası

Tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukukî ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir.

Belirsiz Alacak ve Tespit Davası

Davanın açıldığı tarihte alacağının miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukukî ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.

İnşai Dava

İnşai dava yoluyla, mahkemeden, yeni bir hukukî durum yaratılması veya mevcut bir hukukî durumun içeriğinin değiştirilmesi yahut onun ortadan kaldırılması talep edilir.

Talep Sonucunun Niceliğine Göre Dava Türleri

Kısmi Dava : Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, talebin sadece bir kısmının dava yoluyla ileri sürülmesi halinde, kısmî dava söz konusu olur.

Objektif Dava Birleşmesi (Davaların Yığılması): Davacının, aynı davalıya karşı olan, birbirinden bağımsız birden fazla aslî talebini, aynı dava dilekçesinde ileri sürmesi halinde objektif dava birleşmesinden (davaların yığılması›, kümülatif dava birleşmesi) söz edilir.

Terditli Dava: Davacının, aynı davalıya karşı birden fazla talebini, aralarında aslilik-ferîlik ilişkisi kurmak suretiyle, aynı dava dilekçesinde ileri sürmesi halinde terditli (kademeli) davadan söz edilir. Bu talepler arasında hukukî veya ekonomik bir bağlantının bulunması şarttır. Terditli davada mahkeme, davacının asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe, fer’i talebi inceleyemez ve karara bağlayamaz.

Seçimlik Dava: Seçimlik borçlarda, seçim hakkı kendisine ait olan borçlu veya üçüncü kişinin bu hakkı kullanmaktan kaçınması hâlinde, alacaklı seçimlik dava açabilir. Seçimlik davada mahkeme, talebin hukuka uygun olduğu sonucuna varırsa, seçimlik mahkûmiyet hükmü verir.

Topluluk (Grup) Davası: Dernekler ve diğer tüzel kişiler, statüleri çerçevesinde, üyelerinin veya mensuplarının yahut temsil ettikleri kesimin menfaatlerini korumak için, kendi adlarına, il-gililerin haklarının tespiti veya hukuka aykırı durumun giderilmesi yahut ilgililerin gelecekteki haklarının ihlal edilmesinin önüne geçilmesi için dava açabilir.

Dava Şartları

Açılan davanın esastan incelenerek karara bağlanabilmesi için varlığı veya yokluğu dava sürecinin tamamında mutlaka gerekli olan ve eksikliği hâkim tarafından resen gözetilen usûli şartlara dava şartı denir. Dava şartları, davanın açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için gerekli olan şartlardır. Bu nedenle, dava şartlarına, davanın dinlenebilmesi (mesmu olması, görülebilmesi) şartları da denir. Diğer bir ifadeyle, dava şartları, usûlî ilişkinin varlık şartı değil geçerlik ve esas hakkında hüküm verebilme şartlarıdır. Dolayısıyla, dava şartlarındaki eksikliğe rağmen açılmış bir dava, hukuken mevcut sayılır, yani derdesttir.

Dava şartlarının bir kısmı bütün davalarda aranır. Bunlara genel dava şartları denir. Buna karşılık, bazı davalar açısından, genel dava şartlarına ilave olarak (ayrıca) aranan dava şartlarına özel dava şartları denir.

Hukuk Muhakemeleri Kanununun 11 maddesinde düzenlenen dava şartları şunlardır:

  1. Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması,
  2. Yargı yolunun caiz olması,
  3. Mahkemenin görevli olması,
  4. Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması,
  5. Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması,
  6. Dava takip yetkisine sahip olunması,
  7. Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması,
  8. Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması,
  9. Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi,
  10. Davacının, dava açmakta hukukî yararının bulunması,
  11. Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması,
  12. Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması.

Hem genel hem de özel dava şartları bakımından, mahkeme, bunların mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartları noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez (HMK m. 115).

Dava şartlarının en geç ön inceleme aşamasında (HMK m. 137) incelenmesi ve noksanlıkları halinde gerekli kararın verilmesi şarttır. (HMK m. 138). Ancak, dava şartının daha sonra incelenerek karara bağlanmış olması, bu hususta verilen kararın geçerliği bakımından bir engel oluşturmaz.

İlk İtirazlar

Dava şartları yanında, yine usul hukukuna ilişkin olan fakat hâkim tarafından resen gözetilemeyen, ancak davalı tarafından açıkça ve usulüne uygun olarak ileri sürülürse mahkemece dikkate alınabilen bazı şartlar daha vardır. Bunlar, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 116. maddesinde belirtilmiş olup, iki tanedir:

  1. Kesin yetki kuralının bulunmadığı hâllerde yetki itirazı (HMK m. 19,II)
  2. Uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmesi gerektiği itirazı (HMK m. 413)

Bu noktada tahkim kavramını tanımlamakta fayda vardır. Buna göre; özel hukuka tâbi bir hukukî ilişkinin taraflarının aralarındaki mevcut veya ileride doğması muhtemel bir uyuşmazlığın çözümü için, devlet yargısı dışında, hakem denilen özel kişilere başvurmaları tahkim yolunun kullanılmasıdır.İlk itirazların hepsi cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorundadır; aksi hâlde dinlenmezler (HMK m. 116, I). Cevap süresi içinde cevap dilekçesinin verilmesinden sonra, cevap süresi dolmamış olsa bile ilk itirazlar ileri sürülemez (HMK m. 131).

İlk itirazların dava şartlarından sonra incelenmesi gerekir (HMK m. 116, II). Bu incelemenin en geç ön inceleme aşamasında (HMK m. 137) tamamlanması ve gerekli kararın verilmesi şart kılınmıştır.(HMK m. 138). Ancak, süresi içinde ve usûlüne uygun olarak ileri sürülmüş bulunan bir ilk itiraz sebebinin daha sonra incelenerek karara bağlanmış olması, o kararın geçerliği bakımından bir engel doğurmaz. İlk itirazlar, ön sorunlar gibi (HMK m. 164; karş. m. 140,I) incelenir ve karara bağlanır (HMK m. 116,III).


Yaz Okulu Kayıt ve Ders Seçme
1 Temmuz 2024 Pazartesi