Aile Psikolojisi ve Eğitimi Dersi 8. Ünite Özet

Aile Eğitimi

Giriş

Bir toplumun koymuş olduğu kuralların uygulanmasını sağlamak amacıyla oluşturulan ilk sosyal kurum ailedir. Aile bir toplumun en önemli sosyal kurumudur. Aile toplumda birçok fonksiyonu üstlenmiştir. Aile bu fonksiyonları yerine getirirken bir yandan topluma hizmet eder. Öte yandan aile bireylerine mutluluk verir. Aile üyelerini öncelikle kendileri ile ve toplum ile barışık bireyler haline getirir. Bireylerini toplumda statü kazanacak, verilen rolleri yerine getirecek bir yapıya dönüştürür. Bireylerinin toplumun kurallarına uymasını sağlar. Aile kurumu toplum ile birey arasındaki bağı kurma, devam ettirme, neslin devamını sağlama, bireyin sosyalleşme sürecini tamamlama görevini yerine getirmektedir.

Evlilik

Evliliği kısaca, iki karşı cinsin toplumca onaylanan birlikteliğidir şeklinde tanımlamak mümkündür. Doğal olarak evliliğin oluşabilmesi için bazı temel koşulların oluşması gerekir. Bu koşullardan öncelikli olanı bireylerin belli bir olgunluk düzeyine gelmiş olmalarıdır. Aslında yasalar açısından bakıldığında evlilik bir ortaklık sözleşmesidir. Duygusal anlamda ise evlilik, yaşamlarını yan yana el ele ve karşılıklı sevgiyle bir arada getirmek amacıyla eşlerin kendilerini birbirlerine adamalarıdır. İki kişinin evlilik yoluyla bir bütün olmaları, aşk, sevgi, saygı, karşılıklı anlayış, şefkat, güç ve zevk dolu bir birlikte yaşamın gücüne kaynak oluşturur. Ancak bu durumun ortaya çıkmasının tek şartı çiftlerin karşılıklı olarak anlayış birliği içinde olmalarıdır. Bu şart yerine gelmediği zaman yani çiftler arasında bir anlaşmazlık olduğunda doğal olarak buraya kadar anlatılanların tam tersi yaşanır. Eşler arasındaki iletişimsizlik, yaşamı çekilmez ve dayanılmaz bir hale getirir.

Evliliğin Doğası ve Dinamiği

Yasal açıdan bakıldığında, evlilik ve aile karşılıklı ilişkisel yükümlülüklerin ve hakların oluştuğu bir bağlanmadır. Söz konusu bu karşılıklı ilişkisel yükümlülük ve hakların eşlerin birbirlerine sadakati, açıklığı, dürüst davranmaları ve çocuklara karşı yükümlülüklerini yerine getirmeleri ve nihayet çocuklarında ebeveynlerine karşı yükümlülüklerini yerine getirmeleri şeklinde özetlenebilir. Birlikte yaşam oluşturmak için gerekli kişisel alışkanlıklara ya da erdemlere de gerek vardır. Varılmak istenen hedef aile üyelerinin karşılıklı olarak birbirlerine karşı anlayışlı olmalarını ve kişiler olarak birbirlerinin haklarına saygı gösteren ve fakat düşüncelerini öz güvenle ifade eden bireyler olarak yetişmelerini sağlamaktır.

Yapılan bilimsel araştırmalar evliliklerin kötüye gitmesi ile kişi olarak diğerini küçümsemeleri, aşağılamaları, ihmal etmeleri şeklindeki iletişim alışkanlıkları arasında güçlü bir ilişki bulunduğunu göstermektedir. Romantik inançların ve medya imgelerinin aksine mutlu evlilikler sabittir ve eşler arasında sürekli farklılıklar yani görüş ayrılıkları vardır. Ancak mutlu evli çiftler bu farklılıkları tamir edebilirler. Söz konusu bu onarımın sağlanabilmesinin temelinde iyi niyet vardır.

Ayrıntılı bir analiz yapıldığında eşler arasında üç grupta toplanabilecek değerler olduğu belirir. Bunlardan birinci grup; eşlerin üzerinde uyuştukları ve herhangi sorun olmaksızın her iki tarafında kabul ettikleri, paylaştıkları, aynı tutum ve davranışı geliştirdikleri değerlerdir. Oran yükseldikçe eşlerin uyumlu olma olasılıkları artar. Ancak bu oranın hiçbir zaman yüzde yüz olması da istenmez. İkinci grubu ise eşlerin üzerinde ilk anda uyuşmadıkları görüş ayrılıklarının olduğu ancak iyi niyetle değerlere yaklaştıklarında üzerinde bir şekilde uzlaşabilecekleri değerler oluşturur. Mutlu bir evliliğin sürmesi için aslında bu grup değerler çok önemlidir. Bu grup değerler bir evliliğin dinamiğidir. Üçüncü değer grubu ise, eşlerin üzerinde hiçbir şekilde uyuşamayacakları değerlerdir. Bir evlilikte en sıkıntılı grup bu gruptur. Eğer dikkatli davranılmaz, eşler arasında bu konuda yaşanacak tartışmalar kontrol altına alınamaz ise evlilikleri sonu çok kötü olabilecek noktalara kadar götürür.

Aile

Bir toplumun en küçük birimi yapı taşı olarak bilinen aile, çeşitli yazarlar tarafından değişik şekillerde tanımlanmaktadır. Söz konusu bu tanımların her biri aileyi bir yönü ile tanımlamakta ancak bazı diğer yönlerini anlatmakta yetersiz kalmaktadır. Ancak ailenin çok fazla önemli özelliği olduğu için bir özelliği öne çıkaran birçok tanım olmasına rağmen ailenin kapsamlı bir tanımını yapabilmek mümkün olamamıştır. Aşağıda çeşitli yazarlar tarafından aileye ilişkin olarak yapılan tanımlardan bir kısmı sunulmuştur.

En yaygın tanımı ile aile “aralarında gerçek uzlaşma ve akrabalık bağı olan ve bütün sosyal ilişkileri bir soy etrafında olan zümrelerdir”. Aileyi “genellikle karı-koca ve çocukların oluşturdukları, biyolojik, psikolojik, ekonomik ve toplumsal görevleri olan sosyal bir kurumdur” şeklinde de tanımlamak mümkündür. Mac Iwer ve Page, aileyi “seks ilişkilerine dayalı, çocuk sahibi olma ve bu çocukları yetiştirme özellikleri gösteren gruptur”; Winch ise “kuşak ilişkilerine göre ana-baba ve çocuklardan oluşan gruptur” şeklinde tanımlamaktadırlar. Nimkoff’a göre ise aile “karı-koca ve çocuklardan ya da sadece karı-kocadan kurulu az veya çok devamlılık gösteren bir birliktir. Fındıkoğlu ise aileyi sosyal bir kurum olarak kabul etmekte ve “sadece duyguların mahsulü olmayıp onların da içine girdiği, daha karışık ve çözülmesi zor bir adetler ve kurallar toplamıdır” şeklinde tanımlamaktadır.

Ailenin Önemi

Aile, gerek birey ve gerekse toplum açısından en temel öğedir. Aile birey ve toplum arasında köprü görevi üstlenir. Birey ve toplum arasında iletişim kuracak birey ve toplumu karşılıklı olarak birbirine bağlayacak aileden başka bir kurum bugüne kadar bulunamamıştır. Aile, bireyin yaşamında çok önemli bir yer tutan beslenme, bakım, sevgi ihtiyacı, duygusal gelişim, psikolojik gelişim, eğitim, kültürel değerleri kazanma, sağlıklı zekâ gelişimini sürdürme gibi temel ihtiyaçların karşılandığı birincil ortamdır.

Aile üyeleri arasındaki ilişkiler ve aile ortamı, psikososyal yönden gelişen bireyin en çok etkileşime uğradığı yerdir. Bu ilişkiler, bireyin kendine güvenmesini, kendine ve diğer bireylere sevgi duymasını, kimlik kazanmasını, kişilik gelişimini, sosyal beceriler geliştirmesini ve topluma uyum sürecini olanaklı hale getirir.

Fonksiyonlarını Yerine Getirme Durumuna Göre Aile Çeşitleri

İdeal ailede her durumda, evde rol dağılımı ve yetkiler ortaktır. Kurallara sonuna kadar bağlı kalınır, ortak kararlarda ortak söz sahibi olunur ve eşler birbirlerinin hak ve hukuklarına son derecede saygılı davranırlar. Ailenin sorumluluğunu ortak taşıyan kişiler yani anne ve baba, çocuklar ve evdeki diğer bireyler ile her yönden yakından ilgilenirler. Ailede yaşayan kişiler aile ortamında kendilerini huzurlu hissederler, karşılıklı anlayış ve hoşgörü içerisinde yerleşmiş bir aile yapısı vardır ve bu tamamen fonksiyonel bir aile yapısıdır.

Fonksiyonlarını yerine getirme durumuna göre sorunlu olabilecek aile tiplerine bazı örnekler verilebilir:

  • Babanın çalıştığı, ancak evin yönetiminde daha çok annenin söz ve kurallarının geçerli olduğu, çocuklarının bakımının tamamen anne üzerinde olduğu, babanın çoğu zaman çocukları ile mesafeli olduğu aile,
  • Anne ve babanın deneyimsiz olduğu, evliliğin genç yaşta yapıldığı, istemeyerek çocuk sahibi olunduğu, çocuk yapma ve çocuğun eğitimi konusunda eşlerin anlaşamadıkları ve çeşitli nedenler ile sürekli anlaşmazlık içinde bulundukları aile,
  • Anne ve babanın daha çok kendi işleri ile meşgul oldukları, çocuk küçükse bakımının bütünüyle büyük anne, büyük baba veya dadıya, çocuk büyükse kendi haline bırakıldığı, yetmezmiş gibi çocuktan sürekli düzenli ve disiplinli olmanın istendiği aile,
  • Daha çok atadan gelen geleneklere bağlı olan, çocuk eğitimi ve önemi konusunda çok fazla bilgili olmayan aile,
  • Kırsal bölgelerden kente göç eden, sosyal, ekonomik ve uyum açısından bazı problemler ile karşılaşan aile,
  • Ekonomik olarak kendi kendine yetemeyen, ekonomik açığını büyüklerden yardım alarak kapatmaya çalışan aile,
  • Eşlerden birinin ya da her ikisinin kumar, içki vs. gibi kötü alışkanlıklara sahip olduğu aile

Anne ve Babanın Aile Ortamındaki Yeri

Annenin, babanın ve aile ortamının çocuğun ilk doğduğu andan itibaren devam eden süreç içerisinde çocuğa etkisi oldukça büyüktür. Annenin ve babanın; kişilik yapıları, eğitim durumları, meslekleri, zekâ düzeyleri, bedensel ve ruhsal hastalıkları, psikososyal durumları, sosyokültürel statüleri, yetişme tarzları ve kendi anne babalarıyla olan ilişkileri, çocuğa yaklaşım tarzları, çocuk için ayırdıkları zaman vb. durumlar çocuğu öncelikle etkileyen unsurlardır.

Toplum ve Aile Etkileşimi

Aile, toplumun en küçük yapı taşı olarak adlandırılır. Ailedeki sıkıntılar topluma, toplumdaki sıkıntılar aileye yansır. Yani çift yönlü bir etkileşim söz konusudur. Sağlıklı toplum sağlıklı aileleri, sağlıklı aileler de sağlıklı toplumları oluşturur. Ailenin sosyokültürel durumu, toplumun sosyokültürel durumunu belirler. Toplum ve aile etkileşimi kesintisizdir.

Evlilik ve Aile Danışmanlığı

Aile danışmanlığı 2. Dünya Savaşı’ndan sonra hızlı bir gelişme göstermiştir. Aile dinamikleri hakkında ilk çalışan kişi Sigmund Freud’dur. 1970-1979 yılları arasında bu alanda iki büyük dernek ( The American Association For Marriage And Family Therapy ve American Family Therapy Association ) kurulmuştur. 1990'lara gelindiğinde ise bu alanda birçok yeni teori ortaya çıkmıştır.

Aile Danışmanlığını Gerektiren Nedenler

Aile ile ilgili en yaygın sorunları ve aile danışmanlığını gerektiren nedenleri aşağıda belirtilen başlıklar altında toplamak mümkündür.

Eşlerin her ikisinin de çalışması: Her iki eşin çalışması, bazen sorunlara neden olabilmektedir. Danışma sürecinde Genellikle, ev işlerinin paylaşılması, çocuk bakımı ve evin geçimi ile ilgili sorunlar tartışılmaktadır.

Evlilikte bozulma: Eşler ciddi anlaşmazlıklara düştüklerinde çoğu kez bunları çözebilmek için gerekli olan sorun çözme ve iletişim becerilerine sahip değildirler. Bu durumda eşlerin her ikisi de hem bireysel hem de birlikte danışmanlık hizmeti almalıdırlar.

Tek ebeveynli aileler: Tek ebeveynli aileler, aileyi belirli bir standartta geçindirmek için pek çok sorunla karşılaşabilirler. Yalnız kalan ebeveyn aşırı stres altında olduğu için ailesini ve belki kendisini kontrol etme duygusunu kaybedebilir. Yapılacak olan danışma, ebeveynin ve çocuğun gerilim ve stresini azaltabilir

Alkol ve madde bağımlılığı: Ailenin bir üyesi alkol ve/veya madde bağımlısı olduğunda ailenin diğer üyeleri bundan etkilenebilir. Alkol ve/veya madde bağımlılığı sorunları ile ilgili olarak ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanına başvurulması, bağımlı eşin ve diğer aile üyelerinin tedavi ve danışmanlık alması gerekir.

Okulla ilgili sorunlar: Çocuğun sorunları ailesinden kaynaklanıyorsa, çocukla bireysel danışma yapmak pek etkili olmayabilir. Soruna ilişkin doğru bir değerlendirme yapabilmek için anne, baba, kardeşler ve öğretmenleri danışma sürecine almak gerekebilir. Okul ile ailenin eşgüdümünün sağlanmasında yarar vardır.

Çocuğun yönlendirilmesi ile ilgili sorunlar: Çocuğun davranışlarının nasıl disipline edileceği ve yönlendirileceği anne ile baba arasındaki anlaşmazlığı derinleştirebilir. Bu anlaşmazlık, hemen çözümlenemezse aile ve evlilikte stres artar, dengesizlik meydana gelir. Bu durumda aile danışmasından yararlanılabilir.

Ergen depresyonu: Anne ve babalar genellikle ergenlik çağındaki çocuklarından her konuda mükemmel olmalarını beklerler. Ergen bu beklentileri yerine getiremediği zaman depresyon gelişmeye başlayabilir. Depresyon çok yoğun olduğunda ergen intihara kalkışabilir. Böylesi durumlarda ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanına başvurulması, tedavi ve aile danışmanlığı alınması gereklidir.

Evden ayrılan yetişkin çocuklarla ilgili sorunlar: Aileler bir yandan çocuklarının bağımsız bir biçimde yetişmesini isterlerken, öte yandan da onların yaşamda ayakları üzerinde durabileceklerinden kuşku duyarlar Aile danışma hizmeti yetişkin çocukların evden ayrılmalarında onlara yardım ettiği gibi, anne ve babalarının da ayrılışı desteklemede etkili bir biçimde davranmalarında yardımcı olur.

Engelli çocuk: Engelli çocuğu olan ailelere ruhsal yönden destek olunmalı ve aile danışmanlık hizmeti verilmelidir. Ailelerin uyum sürecinde, toplumun ve devletin bu çocuklara ve ailelerine verdiği destek ile bu desteğin niteliği ve niceliği de önemli olmaktadır.

Aile Eğitimi

Aile önemli bir kurum olduğu kadar aynı zamanda son derece zor bir kurumdur. Aile zor bir kurumdur derken ailenin kuruluşundan itibaren başlayan ve aile sürdüğü müddetçe devam eden zorluklar kastedilmektedir. Ailenin kurulması ve devam ettirilmesi bu kadar zor olmasına karşın aileden vazgeçmek de hiçbir şekilde mümkün değildir. İşte gelişen teknolojiye ve onun getirdiği olanaklara ve toplumların gelişmişlik düzeylerine bağlı olarak bu ikileme çözüm aramaya çalışmışlardır. Doğal olarak çözüm ailelerin eğitilmeleri şeklinde ortaya çıkmıştır. Aile eğitimi kavramı ailelerin kurulmalarından itibaren devam ettiği süre içerisinde sorunsuz olarak sağlıklı mutlu topluma yararlı işlev görmesi düşüncesinden kaynaklanmaktadır.


Yaz Okulu Sınavı
4 Eylül 2021 Cumartesi