Adalet Meslek Etiği Dersi 6. Ünite Özet

Yargı Etiği-I: Yargı Etiğinin Temelleri İle Hakim Ve Cumhuriyet Savcısı Meslek Etiği

Yargı Etiğinin Temelleri

Hâkim ve Cumhuriyet Savcısı Etiği

Bağımsızlık

Genel Olarak Bağımsızlık ve Tarafsızlıktan Farkı: Bağımsızlık ve tarafsızlık, genellikle bir arada anılan ve birlikte kullanılan iki kavramdır. Ancak bu ilkelerin içerikleri birbirinden farklıdır. Bağımsızlık, görevin herhangi bir etki altında kalmadan, bir kişi, kurum veya organdan emir almadan, yasamanın, yürütme erkinin ve diğer dış etkilerin baskısı altında kalmadan yerine getiril(ebil)mesi anlamına gelir. Buna karşılık, biraz aşağıda göreceğimiz tarafsızlık ise, özünde, yan tutmamak, uyuşmazlığın taraflarından birini yek diğerinden ayırmamak veya kayırmamak anlamına gelir. Her ne olursa olsun bir hâkimin bağımsız olması, onun tarafsız şekilde davranabilmesinin ön şartıdır. Aynı şekilde, bir hâkimin (veya Cumhuriyet savcısının) bağımsız davranmadığı bir yapıda, takip eden başlıklar altında göreceğiniz diğer etik kurallar da tek başına bir anlam taşımamaktadır.

Hâkim ve Cumhuriyet Savcısının Bağımsız Olmasının Anlamı: Yargı bağımsızlığı, hukuk devletinin ön koşulu ve âdil yargılanmanın temel güvencesidir. Bundan dolayı hâkim hem bireysel hem kurumsal yönleriyle yargı bağımsızlığını örnek biçimde temsil etmeli, onu yüceltmeli ve muhafaza etmelidir. Somut olarak hâkim (ve Cumhuriyet savcısı) görevini, doğrudan veya dolaylı herhangi bir sebeple veya herhangi bir yerden gelen müdahale, tehdit, baskı, teşvik ve tüm dış etkilerden uzak şekilde yerine getirmelidir. Bun göre hâkim, önündeki bir davaya ilişkin olarak, kararı etkilemeye yönelik her türlü girişimi reddeder; aile, sosyal veya diğer ilişkilerinin, yargısal davranış ve muhakemesini uygunsuz biçimde etkilemesine asla izin veremez. Hâkim, yasama ve yürütme erkleriyle uygunsuz ilişkilerden ve bu organların etkisinden uzakta kalmalı; aynı zamanda, makul bir kişinin gözünde, bu türden ilişki ve etkilerden uzak olduğunu göstermelidir. Ne olursa olsun hâkim ve savcılar, yargı bağımsızlığını sürdürmede esas olan yargıya yönelik kamusal güveni güçlendirmek amacıyla yargı etiği ile ilgili yüksek standartlar sergilemeli ve bunları ilerletmelidir.

Tarafsızlık

Tarafsız Kalmanın Anlamı

Tarafsızlık, yargısal görevin taraf tutmadan, taraflardan birini kayırmadan veya ayırmadan, ön yargılı davranmadan, bir inanç veya tercihin olumlu veya olumsuz etkisi altında kalmadan, saydıklarımıza dair şüphe yaratacak herhangi bir hareketten arındırılarak yürütülmesi anlamına gelir. BYDİ ve Yargıtay Yargı Etiği Kuralları; tarafsızlığın, yargı görevinin tam ve doğru şekilde yerine getirilmesinin esası olduğuna vurgu yapmaktadır. Burada kararın tarafsız şekilde alınması kadar, o karara götüren süreçte ne denli tarafsız hareket edildiği de önem taşımaktadır. Bu bağlamda hâkim ve Cumhuriyet savcısı, tarafsızlık açısından kamuoyu, hukuk mesleği ve dâva taraflarının güvenini sağlayacak ve artıracak davranışlar içerisinde olunmalıdır. Cumhuriyet savcısının konumu, bağımsızlık bakımından olduğu gibi tarafsızlık özelinde de bir mesele teşkil etmektedir. Çünkü Cumhuriyet savcısı kamu adına taraftır. Ancak, Cumhuriyet savcısının kamu adına taraf olması ayrı şey, onun görevini tarafsız şekilde yürütecek olması başka şeydir.

Dürüstlük

Dürüstlüğün Anlamı

Hâkim veya Cumhuriyet savcısının meslekte yeterliği tek başına bir anlam taşımaz. Toplum kendi adına karar veren hâkimden veya harekete geçen Cumhuriyet savcısından iyi bir insan olmasını da bekler. Bir hâkim veya Cumhuriyet savcısının dürüst davranma yükümlülüğü hem yargısal işlemleri hem onun kişisel ilişkilerini, diğer yandan sözleri kadar davranışlarını da kapsar. Yargısal işlemler bakımından: Hâkim hatalı bir karar verebilir, Cumhuriyet savcısı iddianamesini hazırlarken bazı delilleri eksik toplamış olabilir. Bu hususlar kural olarak bir dürüstlük ilkesine aykırı hareket edildiği anlamına gelmediği gibi, bir yaptırım sebebi de oluşturmaz. Mahkeme kararı aleyhine kanun yollarına başvurulabilir, Cumhuriyet savcısının iddianamesi geri çevrilebilir. Bununla birlikte, duruşma tutanağında yer almayan bir hususa dayanarak karar vermek, bir ifadeyi bilerek tutanağa geçirmemek yahut söylenmemiş bir sözü söylenmiş gibi göstermek, dürüstlük ilkesinin açık ihlâli olur. Kişisel ilişkiler bakımından: Esasen dürüstlük kuralına, hukukî ilişkilerde uyulması gereken genel bir ilke olarak TMK m. 2’de yer verilmektedir. Buna göre herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.

Menfaat Sağlama Yasağı

Dürüstlüğe ilişkin en önemli hususlardan biri menfaat sağlama yasağıdır. Öte yandan bu yasak mesleğe yaraşır şekilde hareket edilmesi gereğiyle de doğrudan ilgilidir (bkz. Yargıtay Yargı Etiği İlkeleri, Değer 4, özellikle 4.13). Menfaatin hâkimin kendisi veya bir başkası için sağlanması bakımından bir fark yoktur. Hâkim, bu yasağa uygun hareket edilmesini hem kendisi hem yargı personeli bakımından gözetmelidir. Hâkimin, yargılama faaliyetine ilişkin olarak yaptığı, yapacağı veya yapmaktan kaçınması gereken herhangi bir eylem veya işleme ilişkin olarak, kendisi veya aile fertleri, hediye, borç, ağırlama, yarar, ayrıcalık veya lütuf gibi bir menfaat talep etmeyeceği gibi kabul de etmez.

Mesleğe Yaraşırlık

Yakışıksız ve yakışık almayan görüntüler içinde olmaktan kaçınma: Hâkim, hâkimden sâdır olan tüm etkinliklerde yakışıksız ve yakışık almayan görüntüler içerisinde olmaktan kaçınmalıdır. Bununla kastedilen, hâkimin tüm faaliyetlerinde, mesleğe yaraşmayacak şekilde davranmaktan ve görünmekten kaçınır.

Mesleğe yaraşırlığın ölçüsü, makul bir kişinin zihninde, dürüstlüğü, tarafsızlığı ve yetkinliği hakkında olumlu ya da olumsuz bir algının oluşup oluşmadığına göre belirlenir.

İfade ve inanç hürriyetini mesleğe yaraşır şekilde kullanma: Gerek hâkimler gerek Cumhuriyet savcıları, diğer herkes gibi ifade, inanç, dernek kurma ve toplanma özgürlüğüne sahiptirler. Ancak bu özgürlüğün kullanım alanının sınırları, buna ilişkin genel sınırların öncesinde, yargı görevinin onuru, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığını korumak zorunluluğuyla çizilmiştir. Öte yandan yargı mensupları zikrettiğimiz özgürlükleri kullanırken:

  • Siyasi niteliğe bürünmüş, çekişmeli tartışmalara aleni olarak katılmaktan ve görüş bildirmekten kaçınmalı,
  • Sosyal medya kullanırken öz denetim yapmak suretiyle siyasi, etnik, mezhepçi, cinsiyetçi ve benzeri paylaşım yapmamalıdırlar (Yargıtay Yargı Etiği İlkeleri)

Menfaat içeren ilişkilerden kaçınma: Mesleğe yaraşır olmak, bir yönüyle dürüstlük ilkesinden ödün vermemek, menfaat elde etmemektir. Hâkim, şahsına ve ailesine ait olan mal varlıklarının idaresini hâkimlik görevini etkilemeyecek şekilde ifa eder. Öte yandan hâkim, tarafsızlığını olumsuz etkileyen, yargı görevlerinin uygun biçimde ifasını engelleyen, yargı makamından yararlanan veya hâkimin görev yaptığı mahkeme önüne gelmesi muhtemel avukatlar ve diğer kişilerle menfaat içeren ilişkilerden kaçınır.

Sır saklama: Hâkim veya Cumhuriyet savcısı, görevi sebebiyle, yargılamanın konusunu oluşturan veya ilgilendiren yahut taraflar ile ilgili, sır (kişisel, mesleki yahut ticari) teşkil eden bir bilgiyi öğrenmiş, hakkında fikir sahibi olmuş olabilir. Yargı mensubu, yargı görevinin ifası esnasında elde etmiş olduğu bu sırları ifşa etmez. Öte yandan ister sır teşkil etsin ister etmesin, hâkim veya Cumhuriyet savcısı görevi sebebiyle elde ettiği bu bilgiyi, yargı görevi dışındaki amaçlarla kullanmaz.

Bağımsızlığına halel getirmeme: Hâkim, yargı görevinin ifasında herhangi bir kimsenin özel durumundan etkilenmez, etkilendiği izlenimi uyandırmaz ve başkalarının bu izlenimi oluşturmasına izin vermez.

Hükmüyle konuşma: Hâkim, esas olarak verdiği hükümle konuşur. Kendisinin veya meslektaşlarının kararlarını görev gereği olmadıkça etki altında bırakacak şekilde eleştirmez, bu tarz eleştirenler ile iletişime girmez, yetkili olmadığı sürece medyada çıkan bu nitelikteki haber ve yorumlar hakkında açıklamada bulunmaz. Hâkim, zorunlu olmadıkça yargı görevinin ifasına yönelik meşru eleştirileri sınırlamak için idari, cezai ve hukuki yaptırımlara başvurmaktan genel olarak kaçınır. Psikolojik taciz (mobbing) uygulamama ve uygulanmasına engel olma Hâkim, meslektaşlarına ve personele psikolojik taciz (mobbing) uygulamaz ve başkaları tarafından da uygulanmasına izin vermez.

Eşitlik

Gerek Bangalor Yargısal Davranış İlkelerinde gerek Yargıtay Yargı Etiği İlkeleri çerçevesinde işaret edildiği üzere;

  • Hâkim, görevini yerine getirirken toplumdaki ırk, renk, siyasi görüş, cinsiyet, din, vicdan, inanç, kültür, giyim, dil, doğum yeri, etnik veya sosyal köken, engellilik, yaş, medeni hal, cinsel yönelim, sosyal veya ekonomik durum farklılıkları ve benzeri diğer çeşitli kaynaklardan doğan, davaya mesnet olmayan farklılıkları bilir, anlar ve bu farklılıkların kararını etkilemesine izin vermez.
  • Hâkim, yargı görevinin ifasında, söz veya davranışlarıyla, anılan nedenlerden dolayı, herhangi bir kişi veya gruba karşı yanlı veya önyargılı davranışlar sergilemez.

Hâkim, görülmekte olan bir davada, tarafların veya vekillerin, yukarıdaki nedenlere dayalı olarak, yasal iddia ve savunma sınırlarını aşacak şekilde söz veya davranışlarıyla, yanlılık veya önyargılı tavır sergilemelerini engeller. Diğer ilkeler bakımından olduğu gibi, eşitlik ilkesinin de hayata geçirilebilmesi açısından her iki tarafa eşit söz hakkı tanımak, ayrımcılık yapmamak veya yardımcı adalet personelinin ayrımcılık yapmasına izin vermemek önemli, ancak tek başına yeterli değildir. Yargılamanın tarafları da kendilerine eşit işlem yapıldığını görmeli, buna inanmalıdırlar.

Ehliyet ve Özen

Ehliyet ve özen hâkimlik makamının gerektirdiği performansın ön koşuludur. Her meslek, ehliyet sahibi olmayı gerektirir. Her mesleğin hakkıyla ifası özen gerektirir. Adaleti sağlamak, gerçeğe ulaşmak, hakkı korumak (himaye etmekle) yükümlü olan bir hâkim de ehliyet sahibi olmalı, özenli davranmalıdır. Şüphesiz ki, bu ehliyet ve özen mesleğin niteliği gereği hassas bir mesele teşkil eder.

Ehliyetli olmaktan veya özenle hareket etmekten neyi anlamamız gerekir? Burada da bir kez daha gerek Bangalor Yargısal Davranış İlkeleri gerek Yargıtay Yargı Etiği İlkeleri bu konuda yol göstericidir. Her şeyden önce yargı görevi, hâkimin diğer tüm faaliyetlerinden üstün ve önceliklidir. Burada kast edilen esasen idari görevleri de kapsar. Kısaca ifade edecek olursak, yargı faaliyeti ile dar ve teknik anlamda soyut bir maddi hukuk kuralının somut olaya (örneğin bir davaya) uygulanmasını anlarız. Ancak, geniş anlamda yargı, yazı işleri müdürlüğünde yürütülen faaliyetten tutun da hâkimlere verilen diğer idarî görevleri de kapsar (adli yargı adalet komisyonu üyeliği gibi). Buna göre:

  • Hâkim, mesleki faaliyetlerini yargı görevine hasreder; yargı görevi yalnız mahkemedeki görev ve sorumlulukların ifasını ve karar verilmesini değil aynı zamanda, yargı görevine veya mahkemenin işleyişine ilişkin olan diğer görevleri de içerir.
  • Hâkim, özellikle çalışma saatlerine kendisi riayet ettiği gibi idaresi altındaki kişilerin de çalışma saatlerine uymasını sağlar.
  • Hâkim, görevli olduğu mahkemede adaletin etkin ve verimli biçimde dağıtılmasına özen gösterir. Daire başkanı, dosyaların üye veya tetkik hâkimleri arasında adil şekilde dağıtılması için gerekli önlemleri alır.
  • Hâkim, yargılama faaliyeti ve mahkemesini denetlemek için ihtiyaç duyacağı bilgi, beceri ve kişisel niteliklerini geliştirmek amacıyla gerekli eğitim ve diğer imkânlardan yararlanır veya bu niteliklerini sürdürmek ve yükseltmek için makul önlemleri alır.
  • Yönetim yetkisi olan hâkimler, idari açıdan kendilerine bağlı hâkim ve personeli bu konuda destekler, teşvik eder ve gerektiğinde iş yükünü bu durumu gözeterek belirler.

Yaz Okulu Sınavı
4 Eylül 2021 Cumartesi