aofsoru.com

Ekoloji ve Çevre Bilgisi Dersi 4. Ünite Sorularla Öğrenelim

Çayır Ve Mera Ekolojisi

1. Soru

Meralar ne tür alanlardır?

Cevap

Engebeli, meyilli, taban suyu derinde, otsu veya çalımsı bitki türlerinden meydana gelen vejetasyon ile kaplı, evcil ve yabani hayvanlar için doğal otlatma alanları mera olarak adlandırılmak­tadır.


2. Soru

Ne tür alanlar çayır olarak adlandırılır?

Cevap

Çayırlar genellikle düz, taban suyu seviyesi yüksek, yılın bazı dönemlerinde su basan, sık ve uzun boylu kendine özgü bitki türleri bulunan ve biçilmeye uygun alanlardır.


3. Soru

Bitki örtüsü nedir?

Cevap

Farklı bitki türlerinden oluşan, belirli bir bölgede yaşayan, birbirleri ve çevresel faktörlerle sürekli ilişki içerisinde olan bitki topluluğuna bitki örtüsü denilmektedir.


4. Soru

Baskın tür nedir?

Cevap

Baskın tür, belli bir alandaki kommunite içerisinde sayı ve faaliyetleri açısından önde olan türdür.


5. Soru

Süksesyon (Sıralı değişim) nedir?

Cevap

İklim, toprak ve diğer çevresel faktörler ile biyotik ilişkiler, bitki topluluklarının dengeli bir seviyeye ulaşıncaya kadar değişimine neden olmaktadır. Bitki toplulukları­nın düzenli bir biçimde birbirini takip ederek mevcut alanı kaplamasına sıralı değişim ya da süksesyon denir. Bir diğer deyişle, belli bir zaman periyodunda belli bir alanda farklı bitki türlerinin birbirini izlemesi, zamanla zayıf türlerin yerini baskın (dominant) türlerin almasıdır.


6. Soru

Klimaks bitki örtüsü nedir?

Cevap

Süksesyonda ulaşılan en son ve kararlı bitki örtüsüne klimaks bitki örtüsü adı veril­mektedir.


7. Soru

Süksesyonlarda hangi basamaklar görülür?

Cevap

Genelde süksesyonlarda;

  • nudasyon (yerleşme ortamının oluştuğu başlangıç evresi),
  • göç (bitki üreme organlarının gelişme alanına taşınması),
  • yerleşme (çimlenme, büyüme ve üreme olaylarının gerçekleşmesi),
  • rekabet (dayanıklı türlerin duyarlı türlerin yerini alması ve baskın hâle gelmesi),
  • reaksiyon (tepkime; türlerin etkisi ile habitatın değişimi),
  • kararlılık (klimaks ya da doruk bitki örtüsünün meydana geldiği kararlı yapı),

basamakları görülmektedir.


8. Soru

Birincil (Primer) süksesyon nedir?

Cevap

Doğal bitki örtüsünün oluşumu; çıplak kayalar üzerinde, durgun su yüzeylerinde, eroz­yonla birikmiş ve bitki örtüsü içermeyen materyallerde, kumullarda veya terk edilmiş ta­rım alanlarında zaman içerisinde ilkel bitkilerden yüksek çayır ve mera vejetasyonuna doğru oluşmuş ise birincil (primer) süksesyon adını almaktadır. Kısaca, hiçbir bitki örtüsü bulunmayan ortamlarda bitki topluluklarının ilerleyerek gelişmesi olayıdır.


9. Soru

Kurakçıl bitki süksesyonu nedir ve türleri nelerdir?

Cevap

Kurakçıl bitki süksesyonu, çıplak kayalar veya kumullar üzerinde başlayan ve do­ruk (klimaks) bitki örtüsü ile sonlanan kurak bitki gelişimidir. Suyun yetersiz olduğu durumlarda başlayan süksesyonların farklı gelişim safhalarına kseroser denir. Kseroser kaya yüzeyinde başlamışsa lithoser, kumullarda başlamışsa psammoser adını almaktadır. 


10. Soru

Kurakçıl bitki gelişimi hangi safhalardan meydana gelmektedir?

Cevap

Kurakçıl bitki gelişimi; liken, yosun, otsu ve doruk bitki örtüsü olarak birbirinden kolayca ayrılan safhalardan meydana gelmektedir.


11. Soru

Liken nedir?

Cevap

Likenler, mantarlar ile alglerin birleşerek morfolojik ve fizyolojik bir bütün halin­de meydana getirdikleri simbiyotik birliklerdir. Görünüm ve yaşam biçimi bakımından kendilerini oluşturan alg ve mantarlardan tamamen ayrı bir yapı göstermektedirler. Or­tamdan su ve suda erimiş mineral maddelerin alınımından mantar sorumludur. Alg ise fotosentez yaparak mantara karbonhidrat, azot ve diğer besin maddelerini sağlamaktadır.


12. Soru

Morfolojik yapılarına göre kaç çeşit liken vardır?

Cevap

Likenler genel olarak morfolojik yapılarına göre kabuksu (crustose), yapraksı (foliose) ve çalımsı (fruticose) olmak üzere üç gruba ayrılmaktadır.


13. Soru

Yaşadıkları substrata göre kaç çeşit liken vardır?

Cevap

Yaşadıkları substrata göre de ağaç, gövde, dal, yaprak ve kabuk üzerinde gelişen epifitik likenler, çeşitli taş ve kaya üzerinde gelişen saksikol likenler ve toprak üzerinde gelişen terrikol likenler olmak üzere üç grupta incelenmektedir.


14. Soru

Tallus nedir?

Cevap

Tallus, bir likeni oluşturan yapı veya gövdenin tamamına verilen isimdir.


15. Soru

Likenlerin özellikleri nelerdir?

Cevap

Likenler, toprak yapısı olmayan çıplak kayalar üzerinde soğuk ve ku­rak periyotları pasif bir şekilde geçirme özelliğine sahiptirler. Uygun koşullar meydana geldiğinde, kaya yüzeyinde ya da gözeneklerinde bulunan sudan yararlanılarak çimlenir­ler ve kayaya tutunurlar. Gelişmiş bitkilerdeki kök sistemi olmayan likenlerin kökçükleri kayaya sıkıca bağlanmalarını sağlamaktadır. Solunum ile meydana gelen karbondioksit su ile birleşerek karbonik asidi meydana getirir ve karbonik asit kayaların aşınmasına neden olmaktadır. Aşınan kısımlardaki mineral maddeler suyun içine geçmekte ve bun­lar likenlerin besin maddesi olarak kökçükler vasıtası ile alınarak fotosentez işleminde kullanılmaktadır. Diğer taraftan, canlılık özelliğini kaybeden likenlerin organik artıkları kaya yüzeyinde birikerek organik madde artışına sebep olmaktadır. Oluşan artık organik maddeler rüzgârla taşınan tozlarla birlikte, mikroorganizmalar, mineral madde ve gerekli ortam şartları ile ölü likenleri parçalamakta ve humusa dönüştürmektedir. Böylece, yap­raksı likenlerin gelip yerleşebileceği uygun bir toprak ortamı meydana gelmiş demektir.

Küçük yaprak formunda tallus oluşturan yapraksı likenler, kabuksu likenlere oranla daha yüksek boyludur ve kabuksu likenlerin ışıktan yararlanmalarını engelleyerek ortam­dan yok olmalarına neden olmaktadır. Yapraksı likenler, gelen tozları daha iyi tutarlar ve açığa çıkardıkları karbondioksit ile kayaları daha iyi parçalama yeteneğindedirler. Ölmüş ve ufalanmış formları ise kaya parçalarını organik madde bakımından zenginleştirerek ilkel toprak oluşumuna katkı sağlamaktadır. Böylece, tutulan nem miktarı artmakta, bu­harlaşma azalmakta ve ortam bitki yetişmesine daha uygun hâle gelmektedir.


16. Soru

Kara yosunlarının özellikleri nelerdir?

Cevap

Toprak oluşumu ile birlikte likenlerin yerini kara yosunları alarak ortamda baskın hâle gelirler. Karayosunlarında kök benzeri yapılar olan rizoidler bulunmaktadır ve bun­ların esas görevi bitkinin ortama tutunmasını sağlamaktadır. Karayosunları kendi kuru ağırlıklarının 10-15 katı kadar su tutmakta ve ortamın nemli kalmasını sağlamaktadırlar. Karayosunları; üzerlerine düşen tohumların çimlenmesine yardımcı olur, mineral madde depolar, erozyonu önler ve hayvanlara besin kaynağı oluştururlar. Ortamda bir örtü oluş­turan yosunlar ve ölü artıkları içerisinde cereyan eden mikrobiyolojik faaliyetler, tutulan su ve rüzgârın getirdiği materyallerle birlikte ortama gelecek olan otsu bitkiler için uygun yaşam alanı hazırlanmıştır.


17. Soru

Doruk evresinin özellikleri nelerdir?

Cevap

Toprak oluşumunun tamamlanması ile birlikte bitki örtüsünün gelişmesinde durgun­laşma başlamakta ve önceki evrelerde görülen hızlı değişimler azalmaktadır. Doruk evresi ya da klimaks adı verilen bu evrede yüksek bitki türlerine sahip meralar oluşmakta veya farklı ağaç türleri baskın hâle gelmektedir. Sonuçta, iklim ve toprak yapısı ile birlikte den­geli (stabil) bitki örtüsünün tamamı kaliteli bir ortamı meydana getirmiştir. Bitkilerin ge­lişmesine uygun hâle gelen toprak yapısının oluşması, süksesyonun son evresini tamam­ladığı ve en iyi şartların oluştuğu anlamına gelmektedir.


18. Soru

Sucul ortamlarda bitki örtüsünün gelişim evreleri nelerdir?

Cevap

Sucul ortamlarda bitki örtüsünün gelişimi, çok derin olma­yan sığ suların durgun yüzeylerinde başlamaktadır. Su altı evresi, yüzme evresi, bataklık evresi, kofalık evresi ve klimaks evresi olmak üzere beş ana evre sonucunda oldukça ve­rimli çayırlar veya ormanlık alanlar oluşmaktadır.


19. Soru

Hidroser nedir?

Cevap

Sığ göller, bataklıklar, havuzlar veya herhangi bir sucul ortamda başlayan süksesyonun safhalarına hidroser adı verilmektedir.


20. Soru

 Su altı evresinde hangi bitki türleri bulunur ve ne tür değişimler yaşanır?

Cevap

Su altı evresi; sığ sulak alanlar içerisinde tamamen suyun altında gelişen, örneğin Elodea, Potamogeton, Ceratophyllum ve Najas cinslerine ait türler hidroser basamağının öncü türlerini teşkil etmektedir. Aynı şekilde suyun içerisinde yaşayan farklı alg türleri ile birlikte zamanla büyüyerek su yatağının tamamen dolmasına ve habitatın değişme­sine neden olmaktadırlar. Rüzgârla, erozyonla veya su sistemleri gibi çeşitli yollarla ta­şınan materyallerle birlikte su içerisindeki canlıların metabolik atıkları ve ölü artıkları zamanla dipte çökerek tabakalar meydana getirmektedir. Böylece, sular daha da sığ­laşarak yeni yerleşecek bitkiler için uygun ve verimli ortamlar haline dönüşmektedir.


21. Soru

 Yüzme evresinde yaşanan değişimler nelerdir?

Cevap

Yüzme evresi; derinliğin yaklaşık 20 cm’lere kadar azaldığı yerlerde nilüfer (Nymphaea sp.), su sümbülü (Eichhornia sp.), su mercimeği (Lemna sp.) gibi yüzen bitkilerin alana yerleşerek öncü türlerin yerini alma evresidir. Yaprakları ve çiçekleri su yüzeyinde bulunan nilüfer gibi bitkilerin gövdeleri su içerisinde, kökleri ise dipteki ça­mura tutunmuş rizomlar şeklindedir. Yaprakların su yüzeyini kaplaması güneş ışınları­nın nüfuz etmesini engellediğinden derindeki bitkilerin fotosentez yapmaları imkânsız hâle gelir ve ortamdan yavaş yavaş yok olurlar. Su içerisinde yoğunlaşmış gövde yapıları toprakla birleşirken, ölü bitki artıkları ile birlikte dipte biriken tabanın hızla yükselmesi su seviyesinin azalmasına ve bataklık bitkilerinin gelip yerleşmesine uygun zeminin ha­zırlanmasına neden olmaktadır.


22. Soru

Bataklık evresi nasıl başlar ve ne tür değişimler yaşanır?

Cevap

Bataklık evresi, tabanın iyice yükselmesi ve suların sığlaşması ile başlamaktadır. Bu evrede alan Typha sp., Phragmites sp., Scirpus sp. gibi dallanmış rizomlara sahip bitki türleri ile işgal edilmektedir. Bataklık evresinde bitkilerin yaprakları ile birlikte gövde­leri de su yüzeyinde bulunmaktadır. Geniş yayılım alanları ile su yüzeyine ve derinlere güneş ışığının girmesine engel olduklarından diğer türlerin çoğunlukla ya da tamamen ortamdan yok olmasına neden olurlar. Ortam koşullarına göre kendi aralarında da re­kabete girerek baskın tür haline gelebilirler. Ölü artıkları ile birlikte tabanı çok yoğun doldurdukları dönemlerde suyun azalması ve toprağın kuruması söz konusu olduğun­dan sadece bazı mevsimlerde yüzeyde su toplanmaktadır.


23. Soru

Kofalık evresinin özellikleri nelerdir?

Cevap

Kofalık evresi, bataklık bitki­lerinin ortamdan uzaklaştığı taban suyunun yakın olmasından dolayı Carex sp., Juncus sp., Cyperus sp., gibi çayır türlerinin yaygın olduğu evredir. Bu safhada toprak oldukça kurumakta ve taban suyu daha derinlere inmektedir.


24. Soru

Klimaks (doruk) evresinde yaşanan değişimler nelerdir?

Cevap

Klimaks (doruk) evre, toprağın kuruması ve taban suyunun derinlere inmesi ile ekşi çayır otlarının yerini daha yüksek değerde tatlı çayır otlarına bıraktığı evredir. Buğdaygil ve baklagil familyalarına ait biçil­meye elverişli türler klimaks çayır vejetasyonunu oluşturmaktadır. Çayır bitki örtüsünün oluşumundan sonra ortam koşulları uygun olan alanlarda suyu seven söğüt ve kavak gibi ağaç türleri yayılış göstermeye başlamaktadır. Bu tür ağaçların ortama yerleşmesi bir taraftan habitatı değiştirirken diğer taraftan farklı ağaç türlerinin yerleşmesine ve yayı­lış göstermesine olanak sağlamaktadır. Böylece süksesyonla birlikte sulak alanlar zaman içerisinde ormanlık alanlara dönüşebilmektedir.


25. Soru

Subser nedir?

Cevap

Doğal yollarla oluşmuş bitki örtüsünün yangın, tarla açma, otlatma, erozyon gibi neden­lerden dolayı tahrip edilmesi sonucu oluşan alanlarda zamanla yeniden bitki örtüsünün gelişmesine subser denilmektedir.


26. Soru

İkincil (Sekonder) süksesyon nedir?

Cevap

Tahrip olan alanlar terk edildiğinde, yapısı ve içeriği bozulmuş toprak üzerinde bölgenin florasına uygun bitki türleri yavaş yavaş gelişmeye başlar. Öncelikle tek yıllık, sonra iki yıllık ve daha sonra Gramineae familyasına ait çok yıllık bitki türlerinin gelişimi, ikincil (sekonder) süksesyonu oluşturmaktadır. Sekonder süksesyon bölgenin özellikle iklim ve toprak koşullarına bağlı olarak çok yıllık otsu bitki­ler ya da ormanlık alanlarla sonlanabilmektedir. Aynı şekilde, ortam koşulları süksesyon safhalarının özelliklerini ve sayısını değiştirdiği gibi baskın türlerin farklı olmasına da neden olabilmektedir.


27. Soru

Sinekoloji nedir?

Cevap

Sinekoloji, bir ekosistem içerisinde bulunan çeşitli türlerin ya da tür topluluklarının çevreleri ile arasındaki ilişkileri araştıran bilim dalıdır.


28. Soru

Çayır ve mera ekosistemi nedir?

Cevap

Belirli bir bölgedeki çayır ve meralarda yaşayan ve birbirleri ile sürekli etkileşim içinde olan canlılar ile bunların cansız çevrelerinin oluşturduğu bütüne çayır ve mera ekosistemi adı verilmektedir. Bu ekosistemler içinde yaşayan tür toplulukları, bunların yapısı, işlev­leri ve değişimleri çayır ve mera sinekolojisinin araştırma kapsamı içinde yer almaktadır.


29. Soru

Çayır ve mera ekosistemlerinin öğeleri nelerdir?

Cevap

Çayır ve mera ekosistemlerinin belli başlı öğeleri şu şekilde sıralanabilir;

  • Abiyotik (cansız) maddeler; toprak, su, kaya, çevrede bulunan temel organik ve inorganik bileşikler,
  • Üreticiler, ototrof organizmalar; fotosentez yapan yeşil bitkiler,
  • Tüketiciler, heterotrof organizmalar; diğer canlılarla beslenenler,
  • Ayrıştırıcılar; genelde bakteri ve mantarlar olup ölü protoplazmik kompleks bile­şikleri daha basitlerine parçalayanlar.

30. Soru

Enerji piramidinin basamakları nelerdir?

Cevap

Canlıların doğal enerjiden yararlanarak yaşamlarını sürdürmeleri besin zincirine daya­lı enerji akımı ile gerçekleşmektedir. Ekolojide kullanılan ekolojik piramit ya da enerji piramidi kavramının ilk basamağını üreticiler (yeşil bitkiler, bazı bakteriler ve protistler) yani ototrof canlılar oluşturmaktadır ve bu canlılar güneş enerjisini foto­sentez yolu ile kimyasal enerjiye çevirerek depolamaktadır. Diğer canlıların yaşamları bu bitkilere bağlı olduğundan en geniş basamağı oluşturmak zorundadırlar. Heterotrof organizmaların yani besinini dışarıdan alan organizmaların ilki birincil tüketiciler yani otoburlar (herbivor) piramidin ikinci basamağını oluştururlar ve ikinci basamağın üre­timi birinci basamaktan azdır, çünkü otoburlar bitkilerden (üreticiler) aldıkları enerjinin tümünü bir sonraki basamağa aktaramazlar. Termodinamiğin 2. Kanunu’na uygun ola­rak, aldıkları enerjinin bir kısmını kendi yaşamsal aktiviteleri için kullanırken ancak çok az kısmını diğer canlılara aktarabilirler. Genel olarak bir basamaktan diğerine geçerken enerjinin % 90’ı kaybolmaktadır. Genel kural olarak; bir seviyedeki enerjinin yalnızca %10’u bir üstteki seviyeye geçmektedir ve geri kalan kısım ise solunum sırasında ısı ola­rak kaybedilmektedir. Böylece, biyokütle miktarı ve desteklenen birey sayısı piramitte yukarılara doğru çıktıkça azalmaktadır. Bu nedenle, otçulların (herbivor) sayı ve biyo­kütlesi etoburlardan (karnivor) daha fazladır. Benzer şekilde enerji piramidinin üçün­cü basamağında bulunan etçiller (karnivor) aldıkları enerjinin az bir kısmını dördüncü basamağa ulaştırmaktadırlar. Dördüncü basamaktaki hayvanlar da bu enerjinin bir kıs­mını, eğer varsa beşinci basamağa aktarabilirler. Geri kalan kısmı ise topraktaki organik madde içerisinde depolanmakta ya da ayrıştırıcılarla beslenen organizmalar tarafından alınmaktadır. Sonuç olarak, bitkiler tarafından yakalanan enerjinin büyük bir kısmı dö­nüştürülmekte ve az bir kısmı ise ısı olarak kaybedilmektedir. Çayır ve meralarda enerji akışı tek yönlüdür ve sistemin yaşamanı sürdürebilmesi için üreticilerin yani bitki ör­tüsünün güneş enerjisini tutma işlemini sürekli yapmaları gerekmektedir. Kommunite ve ekosistemlerdeki beslenme ilişkileri vasıtası ile yeşil bitkilerden ayrıştırıcılara kadar besin zinciri ve besin ağı ile enerji akımı oluşmaktadır. Besin zinciri veya ağındaki her bir beslenme basamağı aynı zamanda bir enerji kümesi oluştururken tüm basamaklar ise enerji akımının temsilcisi durumundadır.


31. Soru

Birincil üretim nedir?

Cevap

Ototroflar tarafından alınan güneş enerjisinin fotosentez ürünlerine dönüştürülmesi­ne toplam birincil üretim denir ve bunun bir kısmı solunumda harcanırken geriye kalanı yeni dokular yapmak için kullanılmaktadır (net birincil üretim).


32. Soru

Karbondioksit ve su moleküllerinin glikoza çevrilmesi kaç evrede ve nasıl gerçekleşir?

Cevap

Karbondioksit ve su moleküllerinin glikoza çevrilmesi, ışıklı ve karanlık evreler olmak üzere iki evre ve pek çok alt devrede gerçekleşmektedir. Işıklı reaksiyonlarda enerjinin transferi tam anlamı ile elektron taşıması olayıdır. Kloroplastlarda yer alan ve tilakoid zarlara bağlı bulunan klorofil a, klorofil b, klorofil c, karatinoid ve fikobilin gibi fotosentez pigmentleri zar içinde homojen olarak dağıldığı gibi kompleks teşekkülleri de yaparlar. Kompleks oluşturan pigmentler ışıklı reaksiyonlarda fotokimyasal ünite olarak çalışırlar ve enerjilerini reaksiyon merkezinden alırlar. Böyle bir merkeze güneş enerjisi ulaştığında aktif klorofili yüksek enerji ile yüklemekte ve klorofil a 700 nm dalga boyundaki ışınları absorbe etmekte ve bu nedenle P700 olarak da bilinmektedir. E.T.S. (Elektron Taşıma Sis­temi) de ilk alıcı klorofil a’dır ve ışıklı reaksiyonlarda E.T.S. nin ilk basamağı olan klorofil a’dan kopan elektron yüksek enerjisini verdikten sonra tekrar klorofil a’ya döner ise dev­resel fotofosforilasyon, dönmez ise devresel olmayan fotofosforilasyon adını almaktadır.

Karanlık reaksiyonlar ise bu olayı ilk kez açıklayan bilim adamının adı ile Kalvin Döngüsü olarak bilinmektedir. Bu basamakta, karbondioksit redüksiyona uğrayarak ışıklı reaksiyon ürünleri karbon özümlemesi olayına katılmakta ve kimyasal enerji CO2’i şeke­re çevirmek için kullanılmaktadır. Işıklı reaksiyonlara oranla karanlık reaksiyonlar daha yavaş ilerlemektedir.


33. Soru

Primer prodüktivite, toplam primer prodüktivite ve net primer prodüktivite nedir?

Cevap

Çayır ve mera ekosistemlerinin primer prodüktivitesi, fotosentez yapan canlılar ta­rafından besin maddesi olarak kullanılabilen organik maddeler halinde enerji depo etme derecesini göstermektedir. Buna bağlı olarak gözlenen iki prodüktivite; ölçme sırasında bitkiler tarafından solunum ile kullanılan kısmı içine alan toplam fotosentez ürününe toplam primer prodüktivite, ölçme sırasında bitkiler tarafından kullanılan kısım hesaba katılmadan, bitki dokusunda organik madde depo etme derecesi ise net primer prodük­tivite olarak adlandırılmaktadır. Bitkilerdeki enerji depolama türden türe ve ekosistem çeşitliliğine bağlı olarak değişmektedir. Çeşitli verilere dayanılarak yapılan hesaplamalara göre, ekosferin tüm net birincil üretiminin karalarda denizlere oranla yıllık üç kat kadar fazla olduğu tahmin edilmektedir.


34. Soru

Bitki gen merkezi nedir?

Cevap

Bitki gen merkezi, bitkilerin ilk olarak ortaya çıktıkları ve/ veya evrimlerini ilk olarak tamamladıkları yerdir.


35. Soru

Çayırların özellikleri nelerdir?

Cevap

Çayırlar genellikle düz ve taban suyu yüksek olan taban arazilerde oluşmuştur ve bu tür arazilerde toprak uzun süre nemli olduğundan vejetasyonda suyu seven bitkiler hâkim durumdadır, bitki örtüsü sık ve yüksek boyludur. Bu tür bitki örtüsü sıkı bir çim kapağı oluşturarak toprağı sıkıca tutmakta ve aktif büyüme döneminde yapraklar tüm yüzeyi kapatmaktadır. Biçilerek değerlendirilen bu alanlardan elde edilen ot kış aylarında hayvanlara verilmektedir. Toprak yaklaşık biçim zamanına kadar ıslak olduğundan otlat­ma açısından elverişli değildir. Bu dönemde yapılacak otlatma hayvanların çiğnemesin­den dolayı toprağın sıkışmasına, bu da toprak yapısının bozulmasına neden olmaktadır. Çayır topraklarının, mera topraklarına göre organik maddesi zengin, pH’ı düşük ve su bilançosu daha yüksektir.


36. Soru

Çayır türleri nelerdir?

Cevap

Çayırlar oluşumlarına göre doğal ve yapay olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Taban yerlerde ve nemli alanlarda kendiliğinden oluşan doğal çayırlar da topraktaki nem içeriği bakımından yaş ve kuru çayırlar olarak iki kısma ayrılmaktadır. Yaş çayırlar, yaz mevsimi süresince yaş ve nemli topraklar üzerinde doğal olarak gelişen üç köşeli otlar ve sazların yoğun bulunduğu alanlardır. Kuru çayırlar, yaz mevsiminde topraktaki nemin kaybolması ile hem toprağı hem de bitkileri kuruyan çayırlardır.


37. Soru

Bulunduklara yere göre kaç tür doğal çayır vardır?

Cevap

Doğal çayırlar bulundukları yerlere göre de dört sınıfta incelenmektedir.

Dağ çayırları: Dağlık meralarda çok küçük alanlarda ya da bölge koşullarına göre daha geniş alanlarda biçilecek ölçüde bitki örtüsünün geliştiği çayırlardır.

Yayla çayırları: Derin ve nemli toprakların bulunduğu yaylalarda gelişen çayırlardır.

Orman çayırları: Orman ağaçlarının altında veya ormanlık alanlar içerisindeki boş­luklarda gelişen biçilmeye elverişli çayırlardır.

Biçenekler: İlkbahar mevsiminde otlatmadan sonra tekrar büyüyerek biçilen çayırlardır.


38. Soru

Meraların özellikleri nelerdir?

Cevap

Meralar ise taban suyunun bulunmadığı veya derinde olduğu meyilli ve engebeli alanlar­da oluşmaktadır. Engebe sebebi ile yağış sularının bir kısmı sızarak veya yüzey akışı ile kaybolmaktadır. Toprakları; sığ, kumlu veya çakıllı, su tutma kapasitesi düşük ve ya­ğışlı dönem haricinde kurudur. Genellikle su; bitkiler için yeterli değildir, bitki örtüsü seyrek ve kısa boyludur. Bu tür arazilerin en iyi değerlendirme şekli otlatmadır.


39. Soru

Mera türleri nelerdir?

Cevap

Meralar da çayırlar gibi yapay veya doğal oluşmaktadır. Yapay meralar; nemli veya kurak koşullarda, mera veya tarla arazilerinde uzun veya kısa süreler için insanlar tarafından ekilerek oluşturulan yüksek verimli yem alanlarıdır. Doğal meralar ise dört ana başlıkta aşağıdaki şekilde incelenebilir:

Kıraç meralar: Kurak ve besin maddesi bakımından fakir topraklarda oluşurlar ve Türkiye’nin büyük bir kısmı bu tür meralara sahiptir.

Alp meraları: Dağlık bölgelerde orman sınırlarının üzerinde gelişen meralardır.

Yaylalar: Orman içerisindeki açıklıklar veya ağaç sınırının üstünde bulunan ve genel­likle yaz mevsiminde hayvanların otlatılmak üzere götürüldüğü, kış mevsiminde ise ula­şılamayan dağ meralarıdır.

Orman içi meralar: Orman içerisindeki açıklıklarda veya seyrek meşcerelerin hâkim olduğu alanlardaki otsu bitki türlerinin oluşturduğu ve belli zamanlarda planlı bir şekilde hayvan otlatılan mera alanlarıdır.


40. Soru

Çayır ve meralar arasındaki temel farklılıklar nelerdir?

Cevap

Çayır ve meraları bazı özelliklerine göre kolay bir şekilde ayırt etmek mümkündür:

  • Çayır bitkileri genellikle kök-sap ve sülük bulunmayan dik olarak gelişen bitki­lerden meydana gelirken mera bitkileri kısa boylu, yumak şeklinde, kök-saplı ve sülüklü bitkilerden oluşmaktadır.
  • Çayırlar taban suyunun yüksek olduğu nemli alanlar, meralar ise taban suyunun derin olduğu kurak alanlardır.
  • Çayırlar düz, meralar ise engebeli alanlarda oluşmaktadır.
  • Çayırlar biçilmeye, meralar ise otlatmaya uygun alanlardır.

41. Soru

Çayır ve meralarda bulunan baklagil familyasına ait bitkilerin önemi nedir?

Cevap

Baklagil bitkilerinin yapısında bağışıklık sistemini güçlendiren, hayvansal üretimde yüksek verimlilik sağlayan ve hücrelerin yapı taşı olan aminoasitlerle birlikte vitamin ve minerallerin bulunması, beslenmede büyük rol oynamakta ve hayvanlar ta­rafından daha fazla tercih edilmelerini sağlamaktadır.


42. Soru

Çayır ve meralarda bulunan buğdaygil familyasına ait bitkilerin önemi nedir?

Cevap

Karbonhidrat yönünden zengin olan buğdaygiller hayvanların enerjilerinin sağlanmasında, mide ve barsak sistem­lerinin tam çalışmasında önemli rol oynamaktadır.


43. Soru

Çayır ve mera vejetasyon etüt çalışmaları ve ölçümlerinin amaçları nelerdir?

Cevap

Çayır ve mera vejetasyon etüt çalışmaları ve ölçümler başlıca iki amaç için yapılmaktadır. İlki, vejetasyonda iyi bilinmeyen bölgelerdeki çayır ve meraların kalitatif ve kantitatif ka­rakterleri hakkında bilgiler edinmektedir. İkincisi ise çayır ve meralarda uygulanan çeşitli ıslah ve amenajman metotlarının bitki örtüsü üzerindeki etkilerini incelemektir. Bu şe­kilde vejetasyonu oluşturan bitki türlerinin bir listesi ortaya çıkarılmakta; bitki türlerinin miktar ve önem derecelerini bulmak için sıklık, bitki ile kaplı alan, bitki boyu, bitki hac­mi ve bitki ağırlığı gibi çeşitli kantitatif karakterler incelenerek vejetasyon hakkında daha detaylı bilgiler elde edilmeye çalışılmaktadır.


44. Soru

Bitki örtüsünün toprak yüzeyini kaplama şekilleri nelerdir?

Cevap

Bitki örtüsü, toprak yüze­yindeki bitkilerin üstten dik görünüşü ile kapladığı alan olarak adlandırılmaktadır. Bazal kaplama veya bazal alan, toprak yüzeyi ve bitkilerin buluşması ile oluşan örtülü alanlara denir ve genellikle otsu bitkiler için kullanılmaktadır. Bazal alanın, mevsimsel yağış ve sıcaklıklardan büyük oranda etkilenmediği varsayılmaktadır. Bitkilerin sap, yaprak, çiçek gibi organlarının toprağa olan iz düşümüne yaprakla kaplama; bitkilerin kök taçları ile toprak yüzeyinde kapladıkları alana dip kaplama adı verilmektedir.


45. Soru

Mera bozulması (Bitki örtüsü bozulması) nedir?

Cevap

Düzensiz otlatma, elverişsiz iklim koşulları veya çevresel etkiler ile mera bitki örtüsünde bulunan kaliteli mera bitkilerinin kaybolarak yerlerini değersiz bitkilerin almasına “mera bozulması” veya “bitki örtüsü bozulması” adı verilmektedir.


46. Soru

Bitki örtüsü bozulmasının nedenleri nelerdir?

Cevap

Bitki örtüsü bozulmasının nedenleri, kuraklık, aşırı otlatma, erken otlatma, kontrolsüz otlatma, yakma, yabancı bitki istilası, tarla açma ve tarımsal mücadeledir.


47. Soru

Otlatma mevsimi nedir?

Cevap

Otlatma mevsimi, otlatma olgunluğu safhası ile sonbaharda otlatmaya son verilmesi gereken tarih arasındaki periyoda otlatma mevsimi denir.


48. Soru

Mera amenajmanı nedir?

Cevap

Bitki örtüsü, toprak ve doğal kaynaklara zarar vermeden en fazla hayvansal ürünü elde etme amaçlı otlatma alanlarının kullanımının planlamasına ve planların uygulanmasına mera amenajmanı denilmektedir.


49. Soru

Mera amenajmanında dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?

Cevap

Planlama ve uygulamalarda esas alınacak hususlardan bazıları şu şekildedir:

  • Belirli genişlikteki bir alanda, belirli bir süre içerisinde doğal kaynaklara zarar verme­den otlatılabilecek en çok hayvan sayısına otlatma kapasitesi Meralarda otlatı­lan hayvan sayısı ile meraların ürettiği yem miktarı arasında denge kurulmalı ve ge­nellikle üretilen yemin yarısının otlatılması oranı ile mera kapasiteleri belirlenmelidir.
  • Otlatma mevsimi veya otlatma dönemi, bitki türlerinin otlama olgunluğuna geldi­ği dönem başlamalıdır.
  • İki otlatma arasında yeterli dinlendirme yapılmalı ve otlatmaya son verme tarihine dikkat edilmelidir.
  • Otlatmaya düşük rakımlı yerlerden başlanmalı ve yüksek rakımlı alanlara doğru çıkılmalıdır.
  • Meralardaki bitki örtüsünün yapısına uygun hayvan türleri ile otlatma yapılmalı­dır. Örneğin, taban mera veya buğdaygillerin çoğunlukta olduğu meralarda sığır­ların, geniş yapraklı bitki türlerine sahip engebeli alanlarda koyunların ve çalılık vejetasyonlarda ise keçilerin otlatılması bitki örtüsünün iyi değerlendirilmesi açı­sından oldukça önemlidir.
  • Mera parsellerindeki bitkilerin durumuna ve ekolojik koşullara göre uygun olarak otlatmanın sağlanmasına üniform otlatma Hayvanların mera üzerinde sevk ve idaresini uygun bir şekilde temin ederek üniform otlatma sağlanmalıdır.
  • Meralarda otlatma baskısını azaltmak için tarla arazileri içerisinde rotasyon mera­ları oluşturulmalıdır.
  • Tespit ve tahdit işlemi yapılan köylerde gerekli vejetasyon etütleri yapılarak mera amenajman ve ıslah haritaları oluşturulmalıdır.
  • Mera ıslahı ve amenajmanı konusunda çiftçiler eğitilmeli ve fonlarla desteklenmelidir.
  • Terk edilen tarım alanları başta olmak üzere toprak yapısı ve topoğrafik yapısı uy­gun alanlarda yapay meralar oluşturulmalıdır. 

50. Soru

Mera sağlığı ve durumu ne anlama gelmektedir?

Cevap

Meralarda ekolojik şartlarda devamlılığın sağlanmasına mera sağlığı, ideal olan bitki örtüsüne göre vejetasyonun mevcut haline ise mera durumu denilmektedir. Mera ıslah ve amenajmanı çalışmalarının sağlıklı bir şekilde uygulanabilmesi için mera durumunun ve sağlığının iyi bilinmesi gerekmektedir.


51. Soru

Mera durumunu tespit edebilmek için azalıcı, çoğalıcı ve istilacı bitkilerin tespiti neden önemlidir?

Cevap

Mera durumunun tespitinde azalıcı, çoğalıcı ve istilacı bitki türlerinin ve bolluğunun tespit edilmesi önemlidir.

Azalıcı bitkiler: Klimaks vejetasyonun aşırı otlatma şartlarında gittikçe azalan, hayvan­ların severek yedikleri, otlatmaya karşı hassas bitki türleridir. Kaliteli ve lezzet açısından ilk sırada olduklarından hayvanlar tarafından ilk önce tercih edilirler ve otlatma baskısı altındadırlar. Aşırı otlatma ile yenileme gücünü kaybederek ortamdan yok olurken mera­nın bozulmasına neden olurlar.

Çoğalıcı bitkiler: Azalıcı bitkilerden daha az lezzetli olduklarından hayvanlar tarafın­dan ikinci sırada tercih edilen bu türler ideal otlatma şartlarında giderek çoğalırlar ve otlatmaya azalıcı bitki türlerinden daha dayanıklıdırlar. Ancak, aşırı otlatma ve meranın bozulması ile bu türlerde zamanla ortamdan yok olmaktadırlar.

İstilacı bitkiler: Hayvanlar tarafından severek tüketilmeyen, otlatma alanları içeri­sinde istenilmeyen, lezzetsiz, dayanıklı çabuk gelişen ve yabani ot olarak adlandırılan türlerdir. Klimaks vejetasyonun kontrolsüz otlatma, ekolojik faktörler ve ekstrem çevre faktörleri gibi değişik etkenlerin tesiri ile bozulması halinde mera durum sınıfı orta ve zayıf derecelere düşmekte ve bu durumda olan meralarda istilacı türler alanı yoğun bir biçimde kaplamaktadır.


52. Soru

Nispeten homojen ekolojik alan nedir?

Cevap

Nispeten homojen ekolojik alan, toprak yapısı, topoğrafyası ve iklim özelliklerinin birbirine benzerlik gösterdiği mera alanlarının bulunduğu çevredir.


53. Soru

Meraların durum sınıfına etki eden faktörler nelerdir?

Cevap

Meraların durum sınıfına etki eden en önemli faktörler; iklim, topoğrafya, toprak özellikleri ve otlatma baskısıdır. Bitkilerin bolluğunu ve dağılımını etkileyen en önemli faktörler arasında ise ışık, sıcaklık, yağış ve besi elementleri gelmektedir. Meraların durum tespiti çalışmalarında nispeten homojen ekolojik alanlar tespit edilmeli ve bir sonraki ba­samak olan ıslah ve bakım çalışmalarına elde edilen veriler ışığında geçilmelidir.


54. Soru

Mera ıslahı nedir?

Cevap

Mera bitki örtüsünün nitel ve nicel olarak yükselmesini, değerli yem bitkilerinin hay­vanlar tarafından optimum tüketilmesini, maksimum hayvansal ürünün elde edilmesi­ni, toprak yapısının ve biyolojik çeşitliliğin korunmasını ve erozyonun engellenmesini amaçlayan tüm metotların belirli bir bölgedeki mera üzerinde uygulanmasına mera ısla­hı adı verilmektedir.


55. Soru

Mera ıslah metotları nelerdir?

Cevap

Mera ıslah metotları içerisinde; otlatmanın kontrol altına alınma­sı (otlatma zamanı, aralığı, kapasitesi ve vejetasyon tipine uygun hayvanların seçimi), aşılama (suni tohumlama, tür seçimi, ekim zamanı ve ekim şekli), gübreleme, yabani otlarla mücadele, erozyonla mücadele (teraslama, karık açma, derin yırtma, rüzgâr per­deleri, drenaj) yer almaktadır.


56. Soru

4342 sayılı Mera Kanunu’nun amacı ve içeriği nedir?

Cevap

4342 sayılı Mera Kanunu’nun amacı; daha önce çeşitli kanunlarla tahsis edilmiş veya kadimden beri kullanılmakta olan mera, yaylak, kışlak ve kamuya ait otlak ve çayır­ların tespiti, tahdidi ile köy veya belediye tüzel kişilikleri adına tahsislerinin yapılmasını, belirlenecek kurallara uygun bir şekilde kullandırılmasını, bakım ve ıslahının yapılarak verimliliklerinin artırılmasını ve sürdürülmesini, kullanımlarının sürekli olarak denet­lenmesini, korunmasını ve gerektiğinde kullanım amacının değiştirilmesini sağlamaktır.

Kanun’a göre; mera, yaylak ve kışlakların kullanma hakkı bir veya birden çok köy veya belediyeye aittir ve bu alanlar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Mera, yaylak ve kış­laklar; özel mülkiyete geçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zaman aşımı uygulanamaz ve sınırları daraltılamaz. Ancak, yönetmelikle belirlenen ilkeler doğrultusunda kiralana­rak kullanım hakkına sahip olunabilmektedir. Amaç dışı kullanılmak suretiyle vasıfları bozulan mera, yaylak ve kışlakları tekrar eski konumuna getirmek amacı ile yapılan veya yapılacak olan masraflar sebebiyet verenlerden tahsil edilmektedir. Umuma ait çayır ve otlak yerlerinin kullanılmasında ve bunlardan yararlanılmasında mera yaylak ve kışlakla­ra ilişkin hükümler uygulanmaktadır. Mera Kanunu’nda mera; hayvanların otlatılması ve otundan yararlanılması için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yeri, yaylak; çiftçilerin hayvanları ile birlikte yaz mevsimini geçirmeleri, hayvanlarını otlatma­ları ve otundan yararlanmaları için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kulla­ nılan yeri, kışlak; hayvanların kış mevsiminde barındırılması ve otundan yararlanılması için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yeri olarak ifade edilmektedir. Kanunda, tahsis; çayır, mera, yaylak ve kışlakların kullanımlarının verimlilik ve sosyal adalet ilkelerine uygun şekilde düzenlenerek, münferiden ya da müştereken yararlanıl­mak üzere bir veya birkaç köy ya da belediyeye bırakılmasını, tahdit; çayır, mera, yaylak ve kışlak arazisi olduğuna karar verilen yerlerin sınırlarının usulüne uygun olarak ülke nirengi sistemine dayalı 1/5000 ölçekli haritalar üzerinde belirtilmesini ve bu sınırların arazi üzerinde kalıcı işaretlerle işaretlenmesini, tespit; bir yerin mera, yaylak ve kışlak arazisi olup olmadığının resmi evrakla ve bilirkişi ifadeleri ile belgelendirilmesi şeklinde tanımlanmaktadır.


57. Soru

Mera kanunu ve bu çerçevede yapılan düzenlemelerle sağlanan kazanımlar nelerdir?

Cevap

Kanun ile birlikte meralar açısından yapılan düzenlemelerle sağlanan kazanımlar aşa­ğıdaki şekilde özetlenebilir:

  • Mera, yaylak ve kışlaklar ile ilgili yasal boşluklar ortadan kalkmış, görev ve yetkiler aynı kurumda toplanmıştır.
  • İllerde, yasanın sağladığı yetki ve sorumlulukları üstlenecek mera komisyonları ve ekipleri kurulmuştur.
  • Mera alanlarını kullananlara yetki ve sorumluluk verilmiş, köylerde mera yönetim birimleri oluşturulmuştur.
  • Mera araştırma birimlerinin kurulması konusunda düzenlemeler yapılmıştır.
  • Mera, yaylak ve kışlakların bakımı, geliştirilmesi ve korunması için kaynak yarat­mak amacıyla “Mera Fonu” oluşturulmuştur.
  • Mera, yaylak ve kışlakları kiralama olanağı getirilmiştir.
  • Mera, yaylak ve kışlakların iyileştirilmesi ve özellikle ot verimlerinin arttırılması öngörülmüştür.
  • Meralardaki toprak ve su kaynaklarının korunarak erozyonun engellenmesi öngö­rülmüştür.
  • Göçerlerle ilgili düzenlemeler getirilmiştir.
  • Mera, kışlak ve yaylakların korunması ile ilgili olarak sivil toplum örgütleri ile iş­birliği yapılması öngörülmüştür.
  • Köylerde koruma ve iyileştirme çalışmalarında yetki ve sorumluluk yüklenecek mera yönetim birimleri oluşturulmuştur.

Yukarı Git

Sosyal Medya'da Paylaş

Facebook Twitter Google Pinterest Whatsapp Email