aofsoru.com

Temel Sürü Sağlığı Yönetimi Dersi 3. Ünite Özet

Süt İneklerinde Sürü Sağlığı Ve Üretimi

Süt İneği Yetiştiriciliğinin Esasları

Tarım sektörünün en büyük bölümünü süt endüstrisi oluşturmaktadır. Son yıllarda gelişmiş ülkelerin süt endüstrisinde büyük değişikler olmuştur. Bu değişiklikleri aşağıdaki iki madde ile özetlenebilir:

  • İşletme sayılarının azalmasına karşılık büyüklüklerinin artması sonucu kendini gösteren yeniden yapılanma,
  • Yüksek verimliliği devam ettirmek için özel bakım ve idare metotlarının benimsenmesi.

Günümüzde gelişmiş ülkelerde süt üretiminin artan büyük bir bölümü büyük işletmeler tarafından üretilmektedir. İşletmelerin büyüklükleri artarken masraflarında da (personel eğitimi, bakım ve yönetim için harcanan para vs.) artış olmaktadır. İşletmenin büyüklüğü arttıkça bakış açıları da değişmektedir. Sürekli artan bilimsel veriler işletme sahiplerinin, kendi konusunda yeterli birikim ve donanıma sahip profesyonelleri çalıştırmalarının zorunlu olduğunu anlamalarına sebep olmuştur. Bu durum büyük işletmelerde veteriner hekim ve teknisyen istihdam etmek zorunluluğunu ortaya çıkarmıştır. Küçük ve orta büyüklükteki işletmeler ise ihtiyaç duydukça veteriner hekim veya teknisyenlerden yardım almaktadır. Bu işletmeler veteriner hekim veya teknisyeni istihdam etmek yerine ihtiyaç duydukça aynı kişi ile çalışmak istemektedirler.

İşletmelerin karlılığı işletme büyüklüğü ile ilişkilidir. Küçük işletmelerin varlıklarını sürdürebilmeleri için hem kendi işgüçleri ile üretim yapması hem de üretim tekniği ve pazarlama yönünden profesyonel yardım alması gerekir. Küçük işletmelerin varlıklarını devam ettirebilmesi için iki yol bulunmaktadır. Bunlar:

  • Üretim miktarını arttırmak,
  • Ürünün katma değerini arttırmak.

Geleneksel süt ineği yetiştiriciliğinde barınaklar, personel rahatı düşünülerek tasarlanmasına rağmen, günümüzde sadece personel rahatı için değil aynı zamanda ineklerin rahatı düşünülerek tasarlanmakta ve öncelikli kriter olarak doğal havalandırma alınmaktadır. Günümüzde doğal havalandırma için açık alanlar hatta tepe üstleri tercih edilmektedir. Sağım sistemleri de barınaklara paralel olarak değişmiş ve süt inekleri sağımhanelerde sağılmaya başlamıştır.

Günümüzde modern sağım sistemleri, kaliteli süt üretiminin temel taşıdır. Modern sistemler işgücünün en aza indirildiği, bilgisayar destekli, mekanize, sütün hijyenik açıdan kalitesinin arttığı ancak yatırım maliyetinin yüksek olduğu sistemlerdir.

Gelişmiş bazı ülkeler süt ve süt ürünlerinin ithalatını engellemek için bazı sınırlamalar getirmektedir. Bu sınırlamalara örnek olarak, süt ve süt ürünlerinin üretiminde farklı sanitasyon standartlarının uygulanmasını istemek ve süt ineklerine BST uygulanmamış olmasını şart koşmayı verebiliriz. Avrupa birliği ve ABD’nin bovine somatotropin hormonu (BST) konusuna bakış açıları farklıdır. 1993 yılında düzenli BST uygulamasına onay verilen ABD’de bu onay hala geçerliliğini korumaktadır ve belli bir oranda süt ineklerine uygulanmaya devam edilmektedir. Buna karşılık Avrupa birliği ve Kanada uzun süreli BST kullanımının işletmelerde büyük sorunlar yaşanabileceğini ve hayvan refahının olumsuz etkileneceğini düşünmektedir.

Verimlilik ve üretimdeki artış sonucu süt ürünleri, süt üreticisi ülkelerde arttığından ürün fiyatlarında düşüşe sebep olmaktadır. Gelişmiş ülkelerin kendi üreticilerinin gelirlerini ve zararlarını bu durumdan korumak için aldığı tedbirler şunlardır: Doğrudan fiyat desteği, doğrudan gelir ödemesi, tarımsal malzeme veya araç desteği, ürün (gümrük vergisi, kota, yetki belgesi), envanterin kontrolü, ticaretin sınırlandırılması.

Gelişmiş ülkeler, kendi insanlarına sürekli olarak ucuz, bol, sağlıklı gıda sağlamak için üretime destek vermektedir. Bu destekler şunlardır: Düşük faizli kredi, bitkisel ürün sigortası, sulama ve arazi desteği, tarımsal araştırma laboratuvarları, teşhis ve tanı laboratuvarları. Ancak hükümetler bu destekleri azaltma eğilimde olduğundan üreticiler kendi üretim etkinliklerini arttırma yoluna gitmektedir.

Üretim etkinliklerinin arttırılması yetiştiriciler arasında mücadelere sebep olmaktadır. Günümüzde çiftliklerde pek çok iş mekanize olmasına rağmen hala kalifiyeli personele ihtiyaç vardır. Çünkü kalifiye personel işletmenin karlılığı ve ürün kalitesi üzerinde olumlu bir etki yaratmaktadır.

Günümüzde profesyonel yetiştiriciler, öncelikle hayvanların barındıkları yerlerin rahatlığını ve hayvanların ihtiyaçlarını düşünmektedir. Hayvan refahı savunucuları, büyük işletmeleri ‘fabrika çiftlik’ olarak adlandırmakta ve hayvanlara yeterince bireysel alan ayrılmadığını, hayvanların refahı için yöneticilerinin bazı konulara bağlı kalması gerektiğini belirtmektedirler. Bu konular:

  • Planlama, bakım ve idarenin şefkatli ve sorumluluk duygusu ile yapılması,
  • Kalifiye, bilgili ve vicdan sahibi yetiştirici,
  • Uygun barınak ve işletme tasarımı,
  • Nazik davranış ve nakliye,
  • Yeterli sağlık hizmeti ve gıdanın temin edilmesi,
  • İnsanca kesim.

İyi bir sürü sağlığı programı için,

  • Hastalıkların en aza indirilmesi,
  • Hayvan refahının en üst düzeyde tutulması,
  • İşletme sahipleri ve çalışanlar için sağlıklı bir ekonomik yapının sağlanması gerekmektedir.

Süt Üretimi ve Meme Sağlığı

Yüksek kaliteli süt üretimi, işletmelerde mastitis kontrol programları tesis etmek için en büyük motivasyon kaynağıdır. Mastitis kontrol programlarının sahip olması gereken 10 temel kural şunlardır:

  • Meme sağlığına ilişkin hedeflerin oluşturulması
  • Uygun sağım metodu
  • İnekler için temiz ve rahat bir ortamın yani barınmanın sağlanması
  • Sağım sistemi ve ekipmanların düzenli bakımı ve uygun şekilde kullanımı
  • Laktasyondaki ineklerin uygun şekilde tedavi edilmesi
  • Kuru dönemdeki ineklerin uygun şekilde bakım ve yönetimi
  • Biyogüvenlik kurallarının sürekli uygulanması ve kronik enfeksiyona sahip hayvanların sürüden çıkarılması
  • Kayıtların iyi tutulması
  • Meme sağlığının düzenli kontrol edilmesi
  • Mastitis kontrol programının düzenli olarak gözden geçirilmesi

Sağım sistemleri aşağıda belirtilen yollarla yeni meme fonksiyonlarının çıkmasına sebep olabilir. Bu yollar,

  • Mastitis etkenlerini bir inekten diğerine taşıyarak,
  • Hayvanlar arasında çapraz enfeksiyon geçişi için bir yol oluşturarak,
  • Sağım sisteminin yanlış kullanılması ya da sistemdeki bir sorun nedeniyle memedeki sütün tümünü boşaltmayıp, hem meme başında yaralanma meydana getirerek, hem de meme içi enfeksiyon oluşumuna zemin hazırlayarak,
  • Sağım sisteminde vakumun aniden düşmesi sonucu hava hareketinin değişerek sağılan sütün sağım başlıklarından meme başına geri kaçması ile patojenlerin meme kanalını geçmesine neden olarak

Mastitis, süt üreten işletmelerde hastalık maliyetleri açısından %26 oranla en büyük orana sahiptir. Mastitis, sürüden çıkarma nedenleri arasında 2.sırada, en sık karşılaşılan hastalıklar arasında ise 1.sırada yer almaktadır. Kayıpların en büyük nedeni hastalık nedeni ile üretimde meydana gelen düşüşlerdir. Süt verimi kayıplarının göstergesi olan somatik hücre sayısı (SHS), gelişmiş ülkelerde pazarlanabilen süt kalitesinin ölçütü olarak da kullanılmaktadır. Sütün kalite sınıflandırmasında dikkate alınan diğer bir ölçüde1 ml sütteki toplam bakteri sayısıdır.

Mastitise bağlı olarak sürüden çıkarma nedenlerini şöyle özetleyebiliriz:

  • Tekrarlayan enfeksiyonlar,
  • Hayvanların kesin tedavi edilememeleri, ve
  • Kronik enfekte hayvanların sürünün genel süt kalitesini düşürmesidir.

Süt ineği işletmelerinde, pazarlanabilir sütte en fazla antibiyotik kalıntısına neden olan mastitis kontrol programları tasarlanırken dikkat edilmesi gereken hususlar:

  • Hedeflerin işletme yöneticileri ile birlikte belirlenmesi,
  • Program hedeflerle uyumlu ise devam ettirilmesi,
  • Mastitis kontrolüne ilişkin yapılan uygulamaların verim kayıplarını en aza indirmesi,
  • Uygulamalardaki başarının değerlendirilebilmesi için bir kontrol programının kurulması.  enfekte hayvanların sürünün genel süt kalitesini düşürmesidir.

Mastitis, konak direnci, mikrobiyal ajan ve çevre faktörlerinin karmaşık ilişkisi sonucu ortaya çıkmaktadır. Konağın sahip olduğu özellikler mastitisin ortaya çıkmasında belirleyici rol oynamaktadır. Bu özellik konağın savunma mekanizmasının gelişmesi ile ilgilidir. Süt verimi ve mastitis arasında genetik bir bağıntı vardır. Süt verimi yanında yapılan seleksiyon süt verimi yanında hastalık insidensinin de artmasına sebep olmaktadır. Meme başının yapısı, meme başından damlayan süt klinik mastitisi arttıran faktörlerdir. Çevresel faktörlerden kaynaklanan mastitis doğumdan sonraki birkaç gün içinde ortaya çıkar ve laktasyon ilerledikçe görülme sıklığı azalır. Laktasyonun doğumdan sonrasını içine alan ilk dönemi meme dokusunun mastitise karşı en hassas olduğu dönemdir. Hayvanlarda doğum sayısı ile mastitis görülme sıklığı doğru orantılıdır.Genç hayvanlar etkin savunma mekanizması sayesinde mastitise karşı daha dayanıklıdırlar. Periparturient dönemde, uygun bir besleme ile metabolik hastalıkların ortaya çıkma sıklığı azalır. Bu dönemdeki hastalıklar mastitis insidensini yükseltir. Bağışıklık sisteminde meydana getirilen değişim, mastitise olan direnci arttırmaktadır. Günümüzde süt ineklerinde mastitis etkenlerine karşı aşılama yoluyla spesifik direnç oluşturulmaktadır. Bu konuda yapılan çalışmalarla Staphylococcus aureus ve Escherichia coli mastitislerinin önlenmesi için deneysel koşullarda ümit vaat eden aşılar geliştirilmiştir. Mastitisin önlenmesi için dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır:

  • Sağım sonrası meme başlarının dezenfeksiyonu
  • Ön sağım ve memelerin sağıma hazırlanması,
  • Sağım sistemi ve amaca uygun kullanımı,
  • Sağımın belirli bir düzen içinde yapılması,
  • Sağım sisteminin dezenfeksiyonu,
  • Aşılama,
  • Enfeksiyon odakları ve taşıyıcılarının sürüden çıkarılması,

Döl Verimi

Sütçü işletmeler için döl verimi yönetimi kilit noktadır. İşletmenin karlılığında önemi büyük olan döl verimi programı, işletmeler açısından farklılık göstermesine rağmen hepsinde ortak olan üremedeki başarısızlığa rağmen sürüden çıkarmanın en aza indirilmesidir. Döl verimi probleminin neden olduğu olumsuzlukları şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Laktasyon süresinin uzaması
  • Buna bağlı olarak düşük süt verimi
  • Ayıklama etkinliğinin zayıflaması
  • Tabii tohumlama sebebiyle genetik ilerlemenin yavaşlaması
  • İlk buzağılama yaşının artışı
  • İşçilik ve ilaç giderlerinin artması

Herhangi bir sürünün döl verimi hakkında bilgi sahibi olabilmek için aşağıdaki verilere bakılması gerekmektedir:

Ortalama servis periyodu: Açık periyotta denir. Doğumdan tekrar gebe kalıncaya kadar geçen süredir. Bu süre sürünün döl performansı hakkında bilgi verir. Sürüden çıkarma kriterleri içerisinde dikkate alınan verilerden biridir. Ortalama servis periyodu 85-125 gün arası değişir.

Buzağılama aralığı: Bir buzağılamadan diğerine kadar geçen süredir. Döl verimi verileri içerisinde en uzun süre dikkate alınan veridir. Buzağılama aralığı 12,5 ve 13,5 ay olması hedeflenir.

Ortalama laktasyon süresi: Döl verimi için iyi bir ölçektir. Döl verimi olan sürülerde laktasyon süresi uzar. Üreme verilerinin normal olduğu durumda laktasyon süresi 150- 180 gün aralığında olmalı, 205 günü geçmemelidir.

Doğum-İlk tohumlama arası süre: Döl verimi için en önemli veridir. Bu sürenin 45-55 gün arasında olması hedeflenmesine rağmen yüksek süt verimli sürülerde süre daha da artmaktadır.

Kızgınlık belirleme oranı: Bu oran tüm döl verimi değerlerini etkilemektedir. Kızgınlık (östrus) belirlenmesi yüksek süt verimi olan sürülerde oldukça zordur. Genellikle oran %43-52’dir bazen de %80’e çıkmaktadır. Bu oranlar hava sıcaklığı, süt verimi ve bazı hastalıklarla değişmektedir.

İlk tohumlama gebelik oranı: %42-54 arasında değişen bu oran diğer döl verimi değerlerini de etkilemektedir. Ancak bu oranın %60’nın altına düşmemesi istenir.

Gebelik başına tohumlama sayısı: Bu sayı hayvanların döl verimi değerlerindeki sapmaları gösterir ve ortalama 1,9 ile 2,4 arasında değişmektedir. Ancak, tohumlama sayısı mevsimsel etkilere bağlı olarak 1,5-2,5 arasında değişim gösterir.

Ayak Sağlığı

Son 25 yıldır yüksek süt verimine sahip ineklerin beton zeminli ahırlarda barınması sonucu ayak sağlıklarında bozulma meydana gelmiştir. Ayak hastalıkları, en çok ekonomik kayba sebep olan hastalıklarda üçüncü sırayı almıştır. Yetiştiriciler topallığın ciddiyetine gereken önemi vermediğinden, bunların bu konuda yönlendirilmeleri de zorlaşmaktadır. Topallık, aynı zamanda yeme gitme de isteksizlik, yem tüketiminde düşme, ayakta kalma süresinin kısalması, yatma süresinde artış, kızgınlık davranışlarının belirsizleşmesi ve kızgınlık süresinin kısalması gibi davranış değişimlerine de neden olmaktadır.

Ayak hastalıklarının barınak ve yönetimsel faktörlerle ilgili nedenlerini aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz:

  • İneklerin meraya çıkarılmaması,
  • Genelde beton zeminlerde barındırma,
  • Süt veriminin ve vücut ağırlığının yüksek olması,
  • Yüksek enerjili rasyonlarla besleme.

Süt ineği yetiştiriciliğinde en büyük ekonomik kayıplara neden olan ayak hastalıklarının yaklaşık %90’ı tırnak lezyonlarından, %10 ‘u ise bacağın diğer bölümlerindeki problemlerden kaynaklanmaktadır. Son yıllarda sürüden çıkarma nedenleri arasında ayak hastalıklarının oranı %23 ten %32 ye çıkmıştır. Ayak hastalıklarından olan topallık hayvan refahını ve karlılığı da etkilemektedir. Hastalığın sebep olduğu ekonomik kayıplar sadece tedavi giderlerini değil bunun yanında ek işgücüne ihtiyaç duyulması, tedavi süresinde atılan süt, süt veriminin düşmesi, sürüden çıkarma, buzağılama aralığının uzaması, ilave tohumlama masrafları, gerileyen döl verimi parametreleri ve diğer hastalıkların artmasına bağlı giderleri de içermektedir. İnek belirli bir dönem anormal yürüyüş göstermesi halinde bunun sebebine (tırnak lezyonu veya bacağın herhangi bir yerindeki problem) bakılmaksızın topal olarak kabul edilir. Topallıkta 1-5 arasında değer verilen topallık derecesi önemlidir. Bu dereceler 1: normal, 2: hafif topal, 3: orta topal, 4:topal, 5: şiddetli topal şeklindedir. Topallık görülme sıklığı laktasyon arttıkça artmaktadır.

Süt ineklerinde topallığın nedenleri ikiye ayrılır. Bunlar:

  1. Sürü Düzeyinde Risk Faktörleri: Topallık görülme sıklığı işletmeler arsında farklılık göstermektedir. Bu farklılık işletmenin kendine has idare ve bakım yönteminden kaynaklanmaktadır. Yetiştiricilerin ayak hastalıkları konusundaki bilgi düzeyleri; topallıkların görülme sıklığı üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Rasyondaki konsantre- kaba yem oranı; özellikle laktasyonun ilk birkaç haftasında yüksek enerjili rasyonla beslenme tırnak lezyonlarına ve topallığa neden olur. Barınak ve zemin; beton zeminli barınaklar yeni yapıldığında veya yüzey pürüzlü olduğunda tırnak tabanlarında aşınma yaparak ayak sorunlarını oluşturmaktadır. Ayrıca kullanılan altlığa göre de topallık görülme sıklığı değişmektedir. Beton zeminli ahırlarda inekler daha fazla ayakta kaldığı için topallık görülme sıklığı daha fazladır. Topallık daha çok arka ayaklarda ve dış tırnaklarda görülmektedir. Tırnak kesimi; her laktasyonda en az bir veya altı ayda bir kesim yapılırsa topallık ihtimali azalmaktadır.
  2. Bireysel Risk Faktörleri: Yaş ve laktasyon dönemi; daha önce yaşanan topallıklar; vücut ağırlığı ve vücut kondüsyon skoru; ırk ve genetik yatkınlıklar topallıktaki bireysel risk faktörlerindendir.

Süt ineklerinde topallıkların kontrol altına alınabilmesi için yapılması gerekenler şunlardır:

  • Problemlerin farkına varılabilirliğinin artırılması
  • Erken teşhis ve tedavi
  • Durak dizaynları ve altlık
  • Zemin
  • Temizlik
  • Ayak banyosu
  • Düzenli tırnak kesimi
  • Dengeli rasyon

Yukarı Git

Sosyal Medya'da Paylaş

Facebook Twitter Google Pinterest Whatsapp Email