aofsoru.com

Ticaret Hukuku Dersi 7. Ünite Sorularla Öğrenelim

Pay Sahipliği Ve Menkul Kıymetler

1. Soru

Anonim ortaklıkta paya ilişkin ilkeleri detaylı olarak açıklayınız.

Cevap

ANONİM ORTAKLIKTA PAY VE PAY SAHİPLİĞİ

Paya İlişkin İlkeler

En önemli kavramlardan birisi olan payın, üç farklı anlamda kullanıldığı, yuka- rıda, anonim ortaklığın tanımı ve unsurları başlığı altında açıklanmıştı. Öğreti, kanunun çeşitli hükümlerinden hareketle, paya ilişkin aşağıda belirtilen ilkeleri ortaya koymuştur.

Tescil ile Oluşma

Pay, kuruluşta veya sermaye artırımlarında, tescil ile oluşur (TTK m.354-355, 455-456, 486/2).

Senede Bağlanmasının Etkisi

Payın senede bağlanması, paya bağlı haklar ve borçlarda kural olarak bir değişik- liğe yol açmaz fakat senede bağlanmış payların tedavül yeteneği daha yüksektir.

Senede bağlanmamış (çıplak) paylar da her tür (satış, rehin, intifa, haciz, önalım, alım, geri alım gibi) işlemlere konu olabilir fakat senede bağlanmış olup olmaması, paya ilişkin işlemlerin şekli yönünden farklılık yaratabilir. Örneğin, bedeli tamamen ödenmiş olan çıplak payın devri, alacağın temliki hükümlerine (yazılı şekle) tabidir fakat senede bağlı payların devri, senedin türüne göre değişir.

Payın Bölünmezliği İlkesi

Uyarınca payın sağladığı haklar bir bütün olup bu haklar ayrı kişilerce kullanıla- maz. Bir payın birden çok maliki varsa, bu hâlde de müşterek temsilci aracılığıyla hakların kullanılması gerekir. İtibari değerlerini değiştirmek suretiyle payların bölünmesi veya birleştirilmesi için de anasözleşme değişikliği ve ayrıca birleştir- mede, her pay sahibinin rızası gerekir (TTK m.477).

Devir Serbestliği İlkesi

Gereğince, senede bağlanmış olsun olmasın, paylar devredilebilir. Kollektif, ko- mandit ve limited ortaklıklardan farklı olarak, anonim ortaklıklarda pay devri için diğer ortakların rızası gerekmez. Fakat devir serbestliği kuralı, nama yazılı hisse senetleri yönünden istisnaya uğramaktadır (bkz. TTK m. 490 vd.). Devir serbestliği ilkesi ve istisnaları ile devir şekilleri konusu ilerde ayrıca anlatılacaktır.


2. Soru

Anonim ortaklıkta pay türlerini detaylı olarak açıklayınız.

Cevap

Pay Türleri

Paylar, çeşitli yönlerden sınıflandırılmakta ve oluşan türlere de farklı hukuki so- nuçlar bağlanmaktadır.

Nakit Karşılığı Pay / Ayın Karşılığı Pay

Kural olarak, pay sahiplerinin anonim ortaklığa getirecekleri sermayenin nakit (para) olması zorunluluğu yoktur; para dışındaki değerlerin de sermaye konul- ması mümkündür (TTK. 128, 342).

Ayın sermayeye değer biçilme yöntemi (m. 343) ve değerin anasözleşmede gösterilmesi gerektiği, kanunda özel olarak düzenlenmiştir (m. 339/1,e).

Oy Hakkı Olan Pay / Oydan Yoksun Pay

TTK m.434/2’ye göre, her pay sahibi, yalnız bir payı olsa bile en az bir oy hakkını haizdir fakat birden çok paya sahip olanlara tanınacak oy sayısı anasözleşme ile sınırlandırılabilir. Şu hâlde, TTK’ya göre, kural olarak oysuz pay olamaz.

Özellikle eklemeliyiz ki oy hakkı, payın kanunen veya anasözleşme ile belirlenmiş bulunan en az miktarının ödenmesi ile doğar (m. 435).

İtibari Değeri Olan Pay / İtibari Değeri Olmayan Pay

TTK m.476 uyarınca, payın itibari değeri en az bir kuruştur; bu değer ancak birer kuruş ve katları olarak yükseltilebilir. Bu değer, Cumhurbaşkanlığınca yüz katına kadar artırılabilir. Bu kurala aykırı şekilde çıkarılan paylar geçersizdir; çıkaranlar da zararlardan müteselsilen sorumludurlar. Şu hâlde, itibari değersiz pay olmaz. İtibari değerden aşağı bir bedelle de senet çıkarılamaz fakat itibari değerlerinden daha yüksek bir bedelle (primli, agiolu) çıkarılabilmeleri için de anasözleşmede hüküm bulunması veya genel kurulun karar alması gerekir (m. 347).

TTK, itibari değere önemli bazı sonuçlar bağlamış; pay sahipliği haklarının kullanımı ve primli çıkarılacak paylarda primin hesabı gibi bazı konularda itibari değeri ölçü kabul etmiştir. TTK m. 434, pay sahiplerinin oy haklarını, genel kurulda, paylarının toplam itibari değeriyle orantılı olarak kullanacaklarını açık hükme bağlamıştır. Ayrıca, kazanç ve tasfiye payı dağıtımında pay oranına, hatta pay karşılığında yapılan ödemelerin sermayeye olan oranına bakılır (m. 507, 508).

İmtiyazlı Pay / Adi Pay

İlk veya değiştirilmiş anasözleşme ile, bir kısım paylara imtiyaz tanınabilir; imti- yaz, kâr payı, tasfiye payı, rüçhan ve oy hakkı gibi hususlarda diğerlerine oranla paya tanınan üstün bir hak veya kanunda öngörülmemiş yeni bir pay sahipliği hakkıdır (m. 479-480, 360). Böyle bir ayrıcalıkla donatılmış paylara imtiyazlı pay, böyle bir ayrıcalık tanınmamış olanlara ise adi pay denilmektedir.

İmtiyazlar ancak anasözleşme ile oluşturulur. TTK imtiyazı, “paya tanınan üstün bir hak veya kanunda öngörülmemiş yeni bir pay sahipliği hakkı” şeklinde tanımladıktan sonra, 360’ıncı maddesinde, “belirli pay gruplarına, özellik ve nitelikleriyle belirli bir grup oluşturan pay sahiplerine ve azınlığa yönetim kurulunda temsil edilme hakkı” tanınması yoluyla da imtiyaz oluşturulmasına izin vermiştir. 

İmtiyaz konusu olabilecek haklar sınırlı değildir; nitekim m. 478/2’deki “gibi” sözcüğü de bunun kanıtıdır. Kâr ve tasfiye payı dağıtımı, rüçhan ve oy hakkı yanında, bu sözcüğe dayanılarak tahvil ve intifa senetleri alma, ortaklık tesislerinden yararlanma gibi birçok hususta imtiyaz oluşturulabileceği kabul edilmektedir.

Ülkemizde özellikle oy hakkında imtiyaza daha çok rastlanabilmektedir. Örneğin, bazı payların sahipleri genel kurul toplantılarında ellerindeki pay başına birer oy kullanırlarken anasözleşmede diğer bazı payların her birisinin beşer oy hakkı sağlayacağı düzenlenmiş olabilir. Böylece, eşit itibari değerli paylardan bir kısmına oyda imtiyaz tanınmış olur (TTK m. 479/1). Öte yandan TTK, farklı itibari değerdeki paylara eşit oy hakkı tanınması yoluyla düşük itibari paylar lehine bir imtiyaz sağlanmasına izin vermemiştir (m. 479).

Kanun, bir paya en çok onbeş oy hakkı tanınabileceğini düzenlemek suretiyle bir üst sınır getirmiştir fakat kurumsallaşmanın gerektirdiği veya haklı bir nedenin kanıtlandığı durumlarda bu sınırlama uygulanmayacaktır. Bu iki durumda, şirket merkezinin bulunduğu yerin asliye ticaret mahkemesinin, gerekçeyi inceleyip, sınırlamadan istisna etme kararı vermesine gerek vardır (m. 479/2). Oyda imtiyaz, anasözleşme değişikliklerinde, ibra ve sorumluluk davası açılmasında uygulanmaz (m. 479/3).

Bir ortaklıkta imtiyazlı payların bulunmasının en önemli sonucu, imtiyazlı paylara zarar verici nitelikteki anasözleşme değişiklikleri, kayıtlı sermaye sistemine geçiş ve sistem içinde yönetim kurulunca yapılacak sermaye artırımlarında, karar, imtiyazlı pay sahiplerinin haklarını ihlal edici nitelikte ise, kararın uygulanabilmesi için, imtiyazlı pay sahipleri özel kurullarının ayrıca toplanarak ilgili kararı onaylamalarına gerek bulunmasıdır (TTK m. 454).

Bedelli Pay / Bedelsiz Pay

Sermaye artırımlarında, artırılan sermaye ortaklık içi kaynaklardan karşılanıyor ise, artırılan kısım karşılığı çıkarılan paylar, bir bedel alınmaksızın, artırımın tes- cili anında mevcut pay sahiplerine dağıtılır. Bu paylara bedelsiz (yeniden ödeme- siz veya gratis) paylar denilir ve bedelsiz pay alma hakkı, kaldırılamaz, sınırlana- maz ve bu haktan vazgeçilemez (m. 462/3).

Buna karşılık, dış kaynaklardan sermaye artırımı yapılıyorsa çıkarılacak yeni paylardan almak isteyen mevcut ortakların ve üçüncü kişilerin, ortaklığa pay bedellerini ödemeleri gerekir (m. 461). Bu paylara ise bedelli paylar denilir.


3. Soru

Anonim ortaklıkta pay sahipliğinin kazanılması nasıldır?

Cevap

Pay Sahipliğinin Kazanılması

Burada, kazanma türleri ile pay sahipliğinin kazanılmasında devir serbestliği ku- ralının ele alınması gerekir.

Pay sahipliği aslen veya devren kazanılır.
1. Aslen kazanma, kuruluşta ve sermaye artırımında sermaye taahhüdünde

bulunulması yoluyla gerçekleşir. Birleşme ve tür değiştirme sonucu

çıkarılan payların da aslen kazanıldığı kabul edilir.
2. Devren kazanma ise, payın başkasından, satım, trampa, bağışlama gibi bir

işlemle devralınması şeklinde olur. Pay sahipliğinin miras, cebri icra ve evlilikteki mal rejimleri uyarınca iktisabı da devren kazanma kapsamında olmakla birlikte özellik gösteren durumlar olduğundan, kanunda özel hükümler mevcuttur.


4. Soru

Anonim ortaklıklarda Payın Serbestçe Devredilebilmesi İlkesi ve İstisnalarını genel hatlarıyla açıklayınız.

Cevap

Payın Serbestçe Devredilebilmesi İlkesi ve İstisnaları

Tipik sermaye ortaklığı niteliğine bağlı olarak anonim ortaklıklara özgü temel il- kelerden birisi de senede bağlanmış olsun olmasın, payın serbestçe devredilebil- mesidir. Bu ilke, pay sahibinin, herhangi bir makam, organ veya kişinin izni veya icazetini almasına gerek olmaksızın payını devredebilmesini ifade etmektedir. Oysa kollektif, adi komandit ve limited ortaklıklarda pay serbestçe devredilemez; bunun için diğer tüm veya belirli oranda ortakların rızası gerekmektedir (TTK m. 226/2, 315, 595).

İlkenin kapsamına, payın devredileceği kişiyi seçme serbestîsi de gireceğinden, payı devralacak olanın kimliği ve kişiliği önem taşımaz; herhangi bir gerçek veya tüzel kişi, pay mülkiyetini edinmenin tabi olduğu usule uymak suretiyle pay sahipliğini kazanabilir.

TTK m. 489-490 vd. hükümleri uyarınca, anonim ortaklık payları kural olarak serbestçe devredilebilir. Paylara devir ve tedavül kolaylığı sağlanması amaçlandığı içindir ki kıymetli evrak niteliğine sahip pay senetleri çıkarılabilmesine olanak tanınmış, hatta senetlerin “hamiline” yazılabilmesine de izin verilmiştir (TTK m. 484/1).

Ayrıca, m. 486, hamiline yazılı senetlerin, pay bedeli ödendikten itibaren üç ay içinde, nama yazılı senetlerin ise azınlığın talebi halinde yönetim kurulu tarafından bastırılması ve dağıtılması zorunluluğu getirmiş ise de senede bağlanmış paylar ile çıplak paylar arasında, pay sahipliği haklarının içeriği ve sınırları açısından fark yoktur. Pay sahibi haklarını senetsiz de kullanabilir çünkü pay sahipliği haklarının kullanılabilmesi pay senedi çıkarılmış olmasına bağlı değildir. Bununla birlikte şayet pay senedi çıkarılmış ise, payın devri kolaylaştırılmış ve ayrıca pay sahibine başka bazı olanaklar tanınmış olur.

Sermaye borcunda temerrüt nedeniyle ıskat (m. 482-483), birleşmede ayrılma akçesi vererek çıkarma (m. 141), şirketler topluluğunda hakim şirketin, belirli koşullarla, bağlı sermaye şirketindeki azınlığın paylarını satın alması (m. 208) ve haklı nedenle fesih davasında mahkemenin payın gerçek değerinin davacıya ödenerek şirketten çıkarılmasına karar vermesi (m. 531) gibi özel ve istisnai hükümler bir yana, anonim şirkette pay sahiplerinin ortaklıktan çıkma veya çıkarılmaları, kural olarak söz konusu olmadığı için, bu eksikliği giderici bir çare olarak da payların serbestçe devredilebilmesi kuralı öngörülmüştür.

Payların serbestçe devrine izin verilmesinin daha da önemli bir nedeni, anonim ortaklıklarda pay sahiplerinin kişiliğine önem verilmemiş olmasıdır. Alacaklıların yegane güvencesini ortaklık malvarlığı oluşturduğundan, sermaye ile onun karşılığı olan malvarlığının korunmasını ve iade edilmesini sağlamak amacıyla da kanunda, çeşitli önlemlere yer verilmiştir (bkz. m. 347, 358, 376-377, 378, 379 vd., 395, 551, 514-523 gibi). Sermaye borcunu ifa etmek dışında ortaklar -istisnai nitelikteki ikincil yükümlülükleri bir yana bırakırsak- başka yükümlülük ve borçlar altına sokulamayacakları için kanun koyucunun bu yaklaşımı yerindedir. Fakat devredilebilirlik mutlak bir kural olmayıp kanundan veya iradeden doğan istisnaları mevcuttur. Kanun koyucu, bazen bizzat ortaklık tüzel kişiliğini, bazen pay sahiplerini, alacaklıları ya da kamu menfaatini koruma düşüncesi ile ortaklığın “anonim” niteliğine ve payları devir serbestliğine sınırlamalar koymuştur. Gerçekten, mutlak ve sınırsız bir devir serbestisi geçerli kılınsaydı, ortaklık hiç de istenmeyen kişi ve grupların egemenliğine geçebilir; örneğin, rakipler, yabancı uyruklu, geçimsiz veya uzak durulan bazı insanlar ortak olabilir veya pay sahiplerinin üstlendikleri ikincil yükümlülükler (m. 480/4) sayesinde faaliyet gösteren bir ortaklığın payları,

bu yükümlülükleri ifa edemeyecek kişilere geçebilirdi.
Şu hâlde, payların devredilebilmelerini sınırlamak veya zorlaştırmak gerekli,

hatta zorunlu olabilmektedir. Getirilen bu sınırlamalar ile ya üçüncü kişilere yapılan devirler tümü ile hükümsüz bırakılmış ya da pay sahipliği konumundaki değişim, belirli bir makamın onayına bağlı kılınmıştır.

İstisnai nitelikteki bu tür kanuni sınırlamaların yanı sıra, pay sahipleri de gerek anasözleşmeye koyacakları “bağlam” (m. 492-495) düzenlemeleri yoluyla, gerek kendi aralarında veya üçüncü kişilerle yapacakları borçlar hukuku sözleşmeleri ile payların devrini bir takım koşullara bağlayabilecekler ve bu sayede pay sahiplerinin “kişiliklerini” ön plana çıkarabileceklerdir.


5. Soru

Payın Serbestçe Devredilebilmesi İlkesinin Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen istisnalarını detaylı olarak açıklayınız.

Cevap

Türk Ticaret Kanunu’nda Öngörülen İstisnalar

Anonim Şirketin Kendi Paylarını Edinme veya Taahhüt Etme Yasağı Kuralı

Edinmenin Şartları: TTK m. 379’a göre, bir ortaklık kendi paylarını, sermaye- sinin onda birini aşan veya bir işlem sonucu aşacak olan miktarda, ivazlı olarak devralamayacağı gibi, rehin olarak da kabul edemez; bu yasak, bir üçüncü kişinin kendi adına ancak şirket hesabına aldığı veya rehnettiği paylar için de uygulanır(Oran Şartı).

Payların, öngörülen sınır içinde iktisap veya rehin olarak kabulü için, m. 379/2 uyarınca, genel kurulun yönetim kurulunu yetkilendirmesi şart olup en çok beş yıl ile sınırlandırılmış bu yetkilendirmede, kabul edilecek payların itibari değerleri (ve) sayıları belirtilerek toplam itibari değerleri ile ödenecek bedelin alt ve üst sınırları gösterilmelidir (Yetkilendirme Şartı). Kanun, oran ve yetkilendirme şartlarına ilave olarak edinilecek pay bedelleri düşüldükten sonra, kalan şirket net aktifinin, en az, esas veya çıkarılmış sermaye ile kanun ve anasözleşme uyarınca dağıtımına izin verilmeyen yedek akçe toplamı kadar olmasını da şart koşmuş (Net Aktif Yeterliliği Şartı); ayrıca, öngörülen şartlarla edinilecek payların bedellerinin tamamen ödenmiş olmasını da (Karşılığı Ödenmiş Paylar Bulunması Şartı)aramıştır (m. 379/3 ve 4).

Edinme Yasağının Amacı ve Yaptırımı: Emredici bu düzenlemeye aykırı sözleşmeler geçersiz olduğu gibi (m. 379/1), bu yasağı dolanma (kanuna karşı hile) niteliğindeki bazı işlemler de geçersizdir (m. 380). Yasağın konuluş amacı, ortaklık sermayesinin iade edilmesini, malvarlığının azaltılmasını ve edinilecek payların spekülatif işlemlere konu yapılmasını önlemektir.

Yasağın İstisnaları: Kanun, anılan yasağın istisnalarını da düzenlemiş olup, bu hâllerde, ortaklığın, 379uncu madde hükümleri ile bağlı olmaksızın kendi paylarını edinmesinde sakınca görmemiştir:

1. Paylar, sermaye azaltılmasına dair m. 473-475 hükümleri uyarınca devralınıyorsa (m. 382/1,a).

  1. Payların devralınması külli halefiyet kuralı gereği ise (m. 382/1,b).

  2. Devralma, bir kanuni satın alma yükümünden doğuyorsa (m. 382/1,c).

  3. Bedellerinin tümü ödenmiş olmak şartı ile ve cebri icradan, şirketin bir

    alacağının tahsili amacına yönelik alınıyorsa (m. 382/1,d).

  4. Şirket, bir menkul kıymetler şirketi ise (yani devralma ortaklığın işletme

    konusuna giriyor) (m. 382/1,e).

  5. Şirket, bedelleri tamamen ödenmiş bu payları bedelsiz devralıyor ise (m.

    383, aynı hüküm, yavru şirket paylarının ana şirket tarafından alınmasında

    da kıyasen uygulanacaktır).

Edinilen Payların Ne Yapılacağı: Kanunun izin verdiği bu istisnai hâllerde

ortaklığın, kendi devraldığı payları ne yapması gerektiği de gösterilmiştir:

  1. TTK m. 382’nin b-d bentlerine göre alınan paylar, devirleri şirketin kaybına yol açmayacak ilk fırsatta ve her hâlde en geç üç yıl içinde elden çıkarılmak

    zorundadır (kuralın istisnası için bkz. m. 384).

  2. TTK m. 379-381’e aykırı olarak edinilen veya rehin alınan paylar, en geç altı

    ay içinde elden çıkarılır veya üzerindeki rehin kaldırılır (m. 385).

  3. TTK m. 384 ve 385 hükümleri uyarınca elden çıkarılması gerekmesine rağmen fiilen elden çıkarılamayan paylar ise, sermayenin azaltılması yolu

    ile hemen yok edilir (m. 386).

Edinilen Paylara Bağlı Hakların Donması: Elden çıkarıncaya dek, ortaklık

elinde kalan kendi payları ile yavru şirket tarafından edinilen ana şirket payları, ana şirketin genel kurul toplantı nisabının hesabında da dikkate alınmaz. Bedelsiz payları edinme hariç, şirketin devraldığı kendi payları, hiçbir pay sahipliği hakkı vermez; yavru şirketin edindiği ana şirket payları ait oy hakları ile buna bağlı haklar donar (m. 389).

Kendi Paylarını Taahhüt Yasağı: TTK m. 388/1, sadece edinme veya rehin almayı değil, şirketin kendi paylarını taahhüt etmesini de yasaklamış; bazı olguları bu kapsamda saymıştır (f. 2). Buna aykırı davranılması hâlinde de söz konusu payları şirket değil, kuruluşta kurucular, sermaye artırımlarında yönetim kurulu üyeleri taahhüt etmiş sayılır ve bedellerinden sorumlu tutulurlar; kusursuzluğunu kanıtlayan kişi bu sorumdan kurtulur (f. 3). Birinci ve üçüncü fıkra hükümleri, ana şirket paylarını taahhüt eden yavru şirketlere de kıyasla uygulanır ve paylar, yavru şirketin yönetim kurulu üyelerince tahhüt edilmiş sayılır (f. 4).

Tescilinden Önce Payın Devri Yasağı

TTK m. 352 ve 486/1 ve 4 hükümleri uyarınca, ortaklığın kuruluşunun veya ser- maye artırımının tescilinden önce çıkarılan pay senetleri (karş. 486/1’de pay den- mesi hatalıdır) geçersiz olduğu gibi, bu aşamada yapılan pay devirleri de ortaklığa karşı hükümsüzdür. Hükümlerin ortak gerekçesi, payın tescil ile doğmasıdır. 

Bedeli Tamamen İfa Edilmemiş Payın Devrinde Ortaklığın Devri Kabul Etmeme Yetkisi
TTK m. 491 hükmü uyarınca, karşılığı tamamen ifa edilmemiş nama yazılı pay, kural olarak şirketin onayı ile devdedilebilir; miras, mal rejimleri ve cebri icra yoluyla iktisap istisnadır. Şirket, sadece devralanın ödeme gücü şüpheli ise ve şir- ketin istediği teminat verilmez ise, devre onay vermekten kaçınabilir (f. 2).

Diğer Kanunlarda Öngörülen İstisnalar

Bazı kanunlarda, belirli tür veya nitelikteki anonim ortaklıkların paylarının dev- rinde resmi makamlardan izin alınması şartı öngörülmüştür.

İradeden Doğan İstisnalar

Anasözleşmeye konulacak bağlam hükümleri ile, nama yazılı pay senetlerinin devrinde, ortaklığın devre onay vermesi öngörülebilir (TTK m. 492-495).

İkincil yükümlülükler öngörülmesi de anasözleşmede hüküm bulunmasını, yükümlülüklerin nama yazılı senetlere ve devirlerinin ortaklık onayına bağlanmasını gerektirir (TTK m. 480/4).


6. Soru

Anonim ortaklıkta Sermaye Borcunu (Tek Borç İlkesi) detaylı olarak açıklayınız.

Cevap

Pay Sahibinin Borç ve Yükümlülükleri

Sermaye Borcu (Tek Borç İlkesi)

Kanunda öngörülen istisnalar dışında, pay sahiplerinin tek bir borcu vardır; o da sahip olunan paylara karşılık taahhüt ettiği pay bedelini veya payın itibari değe- rini aşan primi ifa borcudur (m. 480/1, 329/2). Bu nedenle, anonim ortaklıklarda “Tek Borç İlkesi” geçerlidir.

Sermaye borcu ifa edildikten sonra, pay sahipleri, kendi rızaları dışında yeni ve ek sermaye koyma borcu altına sokulamazlar. Ek sermaye taahhüdü ancak oy birliği ile gerçekleşebilir.

Gerçek anlamda birer istisna sayılmasa da tek borç ilkesinin iki istisnasından söz edilir, primli (agiolu) paylar ve ikincil (tali) yükümlülükler.

Sermaye borcu, payların itibari değerlerinden oluşur. Fakat anasözleşmede veya genel kurul kararında öngörülmek şartı ile itibari değerinin üzerinde bir bedelle (primli) pay ihracı mümkündür (m. 347). Kayıtlı sermaye sistemini kabul etmiş şirketlerde, anasözleşme ile yönetim kuruluna, primli pay çıkarma yetkisi tanınabilir (m. 480/2). Bu durumlarda pay sahibinin sermaye borcu, primi de kapsar (m. 480/1).


7. Soru

Anonim Ortaklıkta Sermaye Borcunun İfası nasıldır?

Cevap

Sermaye Borcunun İfası

Borcun ifa ediliş yöntemi, sermayenin türü ve niteliğine göre değişir.
1. Nakit sermaye taahhüt edilmiş ise, payların itibari değerlerinin en az yüzde yirmibeşi tescilden önce, gerisi de tescili izleyen en geç yirmidört ayda

ödenir.
Geri kalan kısmın ödenme zamanları, sermaye artırımlarında genel kurul ka-

rarında veya katılma taahhütnamesinde gösterilebileceği gibi; genel kurula veya yönetim kuruluna çağrı yapma yetkisi de tanınabilir. Bakiye borcun ifasını, tasfiye halinde tasfiye memurları, iflâsta ise iflâs idaresi isteyebilir.

TTK m. 481 uyarınca, pay bedelleri ortaklardan, yönetim kurulunca ve anasözleşmede aksine hüküm yoksa ilân yoluyla istenir. İlanda, borç miktarı ile ödeme tarihi ve ödeme yeri de açıkça gösterilmek gerekir. Bakiye sermayenin ödenmesinde ortaklar arasında haksız farklılıklar yaratılması, eşit işlem ilkesine aykırılık doğurur; sorumluluk davası (m. 553 vd.) ve butlanın tespiti (m. 391/1,a) veya kayıtlı sermaye sistemindeki HAAO’larda iptal davasına yol açabilir (SerPK m. 18/6).

2. Ayın sermaye taahhüt edilmiş ise, sermaye borcu, ortaklığın tescili ile muacceliyet kazanır.


8. Soru

Anonim Şirkette Sermaye Borcuna Aykırılığın Yaptırımları nelerdir?

Cevap

Sermaye Borcuna Aykırılığın Yaptırımları

Ticaret ortaklıklarının genel hükümlerinden TTK 128 vd.’da düzenlenen yaptırım- lara daha önce değinmiştik. Ortaklık gecikmiş ifayı talep ve dava edebilir; pay sa- hibini icra yoluyla takip edebilir (m. 128/7). Anonim şirket bakımından ayrıca hü- kümler de bulunmakta olduğu için, yaptırımlara kısaca değinmek gerekmektedir.

Temerrüt Faizi: Nakit sermaye borcunun ifa edilmemesi, ortaklığa, ihtara dahi gerek kalmaksızın, temerrüt faizi talep etme hakkı verir (m. 482/1; faizin başlangıcı yönünden karş. 129). Faiz oranı yönünden 3095 Sayılı Kanun, m. 2 uygulanır.

Iskat: Yönetim kurulu mütemerrit pay sahibini, katılma taahhüdü ve yaptığı kısmi ödemelerden doğan haklarından yoksun bırakarak yerine ortak almaya, kendine pay senedi verilmiş ise onu iptal etmeye yetkilidir (m. 482/2). Bunun için, yönetim kurulu tarafından, pay sahibine TTSG ile ve ayrıca anasözleşmede öngörülen şekilde ilân yoluyla, şirketin internet sitesinde de yayımlanacak bir mesajla ihtarda bulunması ve temerrüde konu tutarı bir aylık sürede ödemesi, aksi takdirde ilgili paylara ilişkin haklarından yoksun bırakılacağı ve sözleşme cezasının isteneceği ihtarı yapılmış olması gerekir. Nama yazılı pay sahiplerine bu davet ve ihtar, ilân yerine, iadeli taahhütlü mektupla ve internet sitesi mesajı ile yapılır. Bir aylık ödeme süresi, mektubun alındığı tarihten başlar (m. 483/1- 2). Mütemerrit pay sahibi, yeni pay sahibinin ödemelerinden açık kalan tutar için şirkete karşı sorumlu olup, m. 501 hükmü saklıdır (TTK m. 483/3-4).

Sözleşme Cezası: Anasözleşmede, mütemerrit ortağın sözleşme cezasıödemesi öngörülebilir (m. 482/3).

Tazminat: Mütemerrit ortaktan tazminat da istenebilir (m. 482/4). Ortaklık özellikle, yeni (ıskat edilen yerine alınan) pay sahibinin ödemeleriyle kapanmayan açıkların tazminini isteyebilir (m. 483/3-4).


9. Soru

Anonim ortaklıklarda sır saklama yükümlülüğünü açıklayınız.

Cevap

Sır Saklama Yükümlülüğü

Pay sahibinin bilgi alma hakkı kapsamında, genel kurul toplantılarında, yönetim kurulundan ve denetçilerden belli konularda bilgi isteme hakkı vardır; bilgi ve- rilmesi yalnızca, istenen bilgi verildiği takdirde şirket sırlarının açıklanacağı veya korunması gereken bir şirket menfaatinin tehlikeye gireceği gerekçesiyle reddedi- lebilir (m. 437/2-3).

Ortaklığın ticari defterleri ve yazışmalarının, pay sahibinin sorusunu ilgilendiren kısımlarının incelenebilmesi, yalnız genel kurulun açık izni veya yönetim kurulu kararıyla mümkündür. İzin alındığı takdirde, inceleme bir uzman aracılığı ile de yapılabilir. Öğrenilen ortaklık sırlarının da daima saklanması gerekir.

TTK m. 527/1’de de, denetçinin sır saklama yükümüne dair m. 404 saklı kalmak üzere, görevi nedeniyle incelemesine sunulan defter ve belgeleri inceleyen kişilerin, öğrendikleri iş ve işletme sırlarını açıklamalarının yasak olduğu hükme bağlanmış; aksine davranışın maddi ve manevi tazminata yol açacağı ve ceza mevzuatının suç ihbarına ilişkin hükümlerinin saklı olduğu belirtilmiştir (f. 2).


10. Soru

Anonim ortaklılarda pay sahibinin mali haklarını sayınız.

Cevap

Pay Sahibinin Hakları

Pay sahiplerinin hakları, nitelikleri açısından ve kullanılış şekilleri açısından ol- mak üzere iki ölçüte göre sınıflandırılabilir:

Nitelikleri Açısından

Nitelikleri yönünden bakıldığında, mali haklar ve kişisel haklar olmak üzere iki grup hak bulunduğu görülmektedir.

Mali Haklar

Bunlar; kâr payı (temettü) hakkı, hazırlık devresi faizi, tasfiye payı hakkı ve yeni paylarda önalım (rüçhan) hakkıdır.


11. Soru

Anonim ortaklıklarda pay sahibinin kar payı hakkını açıklayınız.

Cevap

Mali Haklar

Bunlar; kâr payı (temettü) hakkı, hazırlık devresi faizi, tasfiye payı hakkı ve yeni paylarda önalım (rüçhan) hakkıdır.

Kâr Payı Hakkı: En önemli mali haklardan olup, konulan sermayenin semeresidir. Her pay sahibi, kanun ve anasözleşme hükümlerine göre, pay sahiplerine dağıtılması kararlaştırılmış olan net dönem kârına, payı oranında katılma hakkına sahiptir (m. 507/1).

1. Dağıtım Yetkisi ve Şartları: TTK m. 408/2, d ve 409/1 uyarınca kâr dağıtılıp dağıtılmayacağı ve miktarı konusunda karar yetkisi GK’da olmakla birlikte, dağıtım yapılması ve miktarı konusunda kanun ve anasözleşmenin öngördüğü bazı şartlara uymak zorunludur. Bunlara anahatlarıyla değinirsek;

a) Kâr dağıtılabilmesinin temel şartı, ortaklığın net dönem kârı veya önceki yıllar kârlarından bu amaçla yedek akçe ayrılmış bulunmasıdır (m. 509/2). Ayrıca, sağlanan kârın gerçek olması da gerekir; haksız ve kötüniyetli olarak alınan kâr paylarının ortaklığa iadesi gerekir (m. 512-513); ayrıca bu husus, yönetim kurulunun sorumluluğuna da yol açar (m. 553 vd).

b) Ortaklığın kazanç sağlayıp sağlamadığı, yıllık bilançoya göre saptanır (m. 508/2). Bilanço, ortaklığın hesap dönemi içerisindeki malvarlığı değişimini gösterir; eksilmeler gideri, artmalar geliri ifade eder. Aradaki fark gelir lehine ise kâr, yoksa zarar edilmiş demektir. Bilançoda eşitliği sağlamak için de kâr pasife, zarar aktife yazılır. Bilanço ile gelir tablosundan oluşan yılsonu finansal tabloları (m. 68/3), Türkiye Muhasebe Standartlarına göre ve dürüst resim ilkesi uyarınca hazırlanmalıdır (m. 515).

c) Genel kurul tarafından kâr dağıtım kararı verilmeli ve dağıtım miktarı saptanmalıdır (m. 408/2,d). Genel kurul kararı, basit toplantı ve karar yetersayıları ile alınır. Hiç veya yeterince kâr dağıtılmaması, genel kurul kararının iptaline neden olabilir (m. 445 vd). Dağıtım kararı üzerine kâr payı hakkı, bağımsız bir alacak hakkına dönüşür ve başkalarına devri mümkün hâle gelir. Genel kurul kararında, kârın dağıtım tarihi de saptanabilir; ya da uygulamada genellikle yapıldığı gibi, dağıtım zamanını belirleme yetkisi yönetim kuruluna bırakılabilir.

d) Kâr payının nakden ödenmesi gerekir. Anasözleşmede aksine hüküm yoksa, ortakların kâr payları, esas sermayeye mahsuben ortaklığa yaptıkları ödemelerle orantılı olarak hesap ve tespit edilir (m.508/1). Kâr payı talep hakkı, beş yıllık zamanaşımına tabidir (BK. m.147/4). Şirketlerin kâr payı avansı dağıtabilmeleri için, şirket genel kurulunca kâr payı avansı dağıtılmasına ilişkin karar alınması ve kâr payı avansı dağıtılacak hesap döneminde hazırlanan üç, altı veya dokuz aylık ara dönem finansal tablolara göre kâr edilmiş olması gereklidir (Tebliğ m.5). Dağıtılacak kâr payı avansı; varsa geçmiş yıllar zararlarının tamamının, vergi, fon ve mali karşılıkların, kanunlara ve sözleşmeye göre ayrılması gereken yedek akçelerin, varsa imtiyazlı pay sahipleri, intifa senedi sahipleri ve kâra katılan diğer kimseler için ayrılacak tutarların, oluşan ara dönem kârından indirilmesi suretiyle hesaplanır. Ödenecek kâr payı avansı, bu şekilde hesaplanan tutarın yarısını geçemez (Tebliğ m.7). 

e) Kâr payı ile yedek akçeler arasında önemli bağlantı vardır: TTK m. 523/1’e göre, kanunî ve anasözleşmede öngörülen ihtiyarî yedek akçeler ayrılmadıkça, pay sahiplerine dağıtılacak kâr payı belirlenemez. Bu nedenle yedek akçe kavramı ve türlerine ilişkin temel bazı bilgiler vermekte yarar vardır:

aa) Yedek Akçe Kavramı ve Türleri: Kanun ve anasözleşme gereğince ayrılması gereken yedek akçeler dışında, genel kurul da çeşitli amaçlarla yedek akçe ayrılmasına karar verebilir. Bu açıdan üç türlü yedek akçe söz konudur:

aa) Kanunî Yedek Akçe: Kanun gereği ayrılması zorunlu olan yedek akçedir. Yıllık kârın yüzde beşinin, ödenmiş sermayenin yüzde yirmisine ulaşıncaya kadar genel kanuni yedek akçe olarak ayrılması zorunludur (m. 519/1). Buna kanunî yedek akçenin birinci ayrımı denir. Kanuni sınıra ulaşıldıktan sonra da, m. 519/2’de üç bent halinde gösterilen paralar, yedek akçeye eklenir.

Birinci kanunî yedek akçeler dışında, pay sahipleri için % 5 kâr payı ödendikten sonra, kâr payı alacak kişilere dağıtılması kararlaştırılan kısmın yüzde onu, ikinci kanunî yedek akçe olarak ayrılır (m. 519/2,c).

Genel kanuni yedek akçe, esas veya çıkarılmış sermayenin yarısını geçmedikçe, sadece zararların kapatılmasına, işlerin iyi gitmediği zamanlarda, işletmeyi devam ettirmeye veya işsizliğin önüne geçmeye ve sonuçlarını hafifletmeye elverişli önlemlerin alınması için kullanılabilir (m. 509/3).

bb) Anasözleşme İle Ayrılan Yedek Akçe: Anasözleşmeye konulacak bir hükümle, yıllık kârın yüzde beşinden fazla bir tutarın yedek akçe olarak ayrılacağı veya yedek akçenin, ödenmiş sermayenin yüzde yirmisini aşabileceği öngörülebilir ve bunların özgülenme amacı ile harcanma şartları saptanabilir (m. 521).

cc) Genel Kurul Kararıyla Ayrılan Yedek Akçe: Genel kurul, aktiflerin yeniden sağlanabilmesi için gerekli ise, bütün pay sahiplerinin menfaatleri dikkate alındığında, ortaklığın sürekli gelişimi ve olabildiğince istikrarlı kâr payı dağıtımı yönünden haklı görülüyorsa kanun ve anasözleşmede öngörülenlerden başka yedek akçe ayrılmasına da karar verebilir (m. 523/2).

Ayrıca, anasözleşmede hüküm olmasa dahi, ortaklık işçileri için yardım sandıkları ve diğer yardım örgütleri kurulması ve veya bunların sürdürülmesi amacıyla veya diğer yardım ve hayır amaçlarına hizmet etmek üzere, bilanço kârından yedek akçe ayırabilir (m. 523/3).


12. Soru

Anonim ortaklıklarda pay sahibinin yeni pay alma hakkını açıklayınız.

Cevap

Yeni Pay Alma Hakkı: Sermaye artırımları sonucu çıkarılacak yeni paylardan, ortaklık esas (veya kayıtlı sermayeli ortaklıklarda çıkarılmış) sermayesindeki payları ile orantılı olarak alma konusunda mevcut pay sahiplerine tanınan öncelik hakkına yeni pay alma (rüçhan) hakkı denmektedir (bkz. TTK m. 461/1). Bu hak tanınmasa idi, yapılacak sermaye artırımları sonucu oluşturulan paylar doğrudan başkalarına veya bazı ortaklara verilebilir; böylece diğer bir kısım ortakların ortaklık sermayesindeki oranları ve güçleri giderek zayıflatılabilirdi. Çok genel hatlarıyla yeni pay alma hakkı ve bu hakkın kullanımı konusunda şu hususları belirtmek gerekir.

Yeni pay hakkına dair m. 461’e göre, genel kurulun sermaye artırım kararı ile rüçhan hakkı, ancak haklı nedenler bulunduğu takdirde ve en az esas sermayenin yüzde altmışının olumlu oyu ile sınırlanabilir veya kaldırılabilir.

Yönetim kurulu rüçhan hakkının kullanılma esaslarını bir karar ile belirler ve pay sahiplerine en az 15 gün süre verir; bu karar TTK m. 35’de belirtilen gazetede ilân edilir; şirketin internet sitesine de konulur.

Bu hak, bedelsiz bir hak değildir. Yeni pay alma hakkını kullanmak isteyen ortakların, öngörülen süre içerisinde talepte bulunması ve alacağı yeni payların bedelini ödemesi gerekir (m. 461,

TTK m. 461, yeni pay alma hakkı kullanım süresinin onbeş günden az olmayacağını düzenlemekte fakat azami bir süre öngörmemektedir. Bu süre, hak düşürücü niteliktedir.


13. Soru

Anonim ortaklıklarda pay sahibinin hazırlık devresi faizi hakkını açıklayınız.

Cevap

Hazırlık Devresi Faizi Hakkı: Anonim ortaklıkta kural olarak sermaye karşılığında faiz ödenmez (TTK m. 509/1). Bu yasak, pay sahiplerinin alacaklı değil, ortaklık malvarlığına katılan kişi olarak nitelendirilmelerine ve bu nedenle yalnızca gerçekleşen kârdan yararlanabilmelerine fakat koydukları sermayeyi geri isteyememelerine dayanır.

Ancak, m. 510 uyarınca, işletmenin tam bir şekilde faaliyete başlamasına kadar geçecek hazırlık devresi için pay sahiplerine, Türkiye Muhasebe Standartlarına uygun olmak şartıyla, özellikli varlık niteliğindeki yatırımların maliyetine yüklenmek üzere, belirli bir faiz ödenmesi anasözleşmede öngörülebilir. Anasözleşme, bu devre ile sınırlı olmak üzere faiz ödemelerinin en geç ne zamana kadar devam edeceğini de belirler. Söz konusu ödemenin yapılması için, anasözleşmede düzenlenmiş olması ve ayrıca en geç ne zamana kadar süreceğinin belirtilmesi gerekir. Buradaki “zaman”, kesin bir tarih olarak anlaşılmamalı, ulaşılacak belirli bir aşamayı da içerecek şekilde geniş yorumlanmalıdır.

TTK m. 510/2, sermaye artırımlarında da hazırlık devresi faizi ödenebilmesine olanak tanınmıştır.


14. Soru

Anonim ortaklıklarda pay sahibinin tavsiye payı hakkını açıklayınız.

Cevap

Tasfiye Payı Hakkı: Ortaklığın sona ermesi durumunda, her pay sahibi, anasözleşmede aksi öngörülmedikçe, tasfiye artığından yararlanma (tasfiye payı alma) hakkına sahiptir (m. 507/1).

Tasfiye gerektirmeyen haller dışındaki tüm sona erme hâllerinde, sona erme nedeni gerçekleştikten sonra ortaklık tüzel kişiliği hemen ortadan kalkmamakta, tüzel kişiliğin de sona ermesi için malvarlığı tasfiyesi işlemlerinin yapılması gerekmektedir (m. 536 vd.). Bu işlemler sonucunda geriye kalan bir değer (tasfiye artığı) mevcut olursa, anasözleşmede aksine hüküm olmadıkça, bunun da ödedikleri sermayeler ve varsa imtiyazları oranında pay sahiplerine dağıtılması gerekmektedir. Dağıtım, kural olarak alacaklılara yapılacak üçüncü davetten itibaren bir yıl geçtikten sonra ve anasözleşmede veya genel kurul kararında aksine hüküm bulunmadıkça para olarak yapılır (m. 543).


15. Soru

Anonim ortaklıklarda pay sahibinin kişisel haklarını sayınız.

Cevap

Kişisel Haklar

Genel kurul toplantılarına katılma ve bununla ilgili haklar, dolaylı da olsa ortaklık yönetimine ve denetimine katılma, bilgi alma ve inceleme haklarıdır.


16. Soru

Anonim ortaklıklarda pay sahibinin ortaklık yönetimini ve denetimini etkileme hakkı nasıldır?

Cevap

Ortaklık Yönetimini ve Denetimini Etkileme Hakkı: Yönetim kurulu ve bağımsız denetçi/denetim kurumu bulunması gerektiği için, pay sahiplerinin bizzat yönetim ve denetim hakkı yoktur. Bununla birlikte, ortaklar, bireysel haklarını, azınlık haklarını ve kanundaki olanakları kullanarak geniş anlamda yönetim ve denetime katkı yaparlar. Örneğin, yönetici ve denetçiler esas itibariyle genel kurul tarafından seçildiğine göre, genel kurula katılmak ve seçimde oy kullanmak suretiyle, dolaylı bir şekilde yönetime ve denetime etkide bulunurlar; gerektiğinde genel kurula şikayet ve azil talebinde bulunabilirler; Bakanlığa şikayette bulunabilirler; sorumluluk davası açabilirler; yöneticilere karşı denetçileri harekete geçirebilirler; özel denetçi atanmasını isteyebilirler; mahkemede butlanın tespiti ve sınırlı düzenlenmiş olmakla birlikte iptal davası açabilirler.


17. Soru

Anonim ortaklıklarda pay sahibinin bilgi alma ve inceleme hakkını açıklayınız.

Cevap

Bilgi Alma ve İnceleme Hakkı: Pay sahibinin, kendisine kanunen veya anasözleşme ile tanınmış haklarını bilinçli ve etkin kullanabilmesi için, ortaklık faaliyetleri hakkında bilgi sahibi olması gerekir. Bu amaçla, “Bilgi alma ve inceleme hakkı” üst başlığı altında, TTK m. 437’de bir düzenlemeye yer verilmiş olup bu hak anasözleşme veya karar ile kaldırılamaz ve sınırlandırılamaz (m. 437/6).

Finansal tablolar, konsolide tablolar, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, denetleme raporları ve kâr dağıtımına yönetim kurulu önerilerinin, olağan genel kurul toplantılarından en az onbeş gün önce, ortaklık merkez ve şubelerinde, pay sahiplerinin incelemesine hazır tutulması ve sayılan ilk iki belgenin, toplantıdan itibaren de bir yıl süreyle incelemeye açık kalması gerekir. Her pay sahibi, gideri şirkete ait olmak üzere, gelir tablosu ile bilançonun bir suretini isteyebilir (m. 437/1). 

Pay sahibi genel kurulda, yönetim kurulundan şirket işleri ve denetçilerden denetim şekli ve sonuçları hakkında bilgi isteyebilir; şirketler topluluğunda bilgi verme yükümü, m. 200 çerçevesinde bağlı şirketleri de kapsar. Verilecek bilgi, dürüstlük kuralı ve hesap verme ilkelerine göre, nitelikli, özenli ve gerçeğe uygun olmalıdır. Bir pay sahibine genel kurul dışında bilgi verilmiş ise, talepte bulunan diğer pay sahiplerine de aynı bilgi, aynı kapsamda, gündemde madde olmasa bile verilmelidir (m. 437/2). Bilgi verilmesinden kaçınma, ancak, şirket sırlarının açıklanacağı veya korunması gerekli şirket menfaati bulunduğu gerekçesine dayanabilir (f. 3).

Şirket defter ve yazışmalarının, pay sahibinin sorusunu ilgilendiren kısımların incelenebilmesi, genel kurulun açık iznine veya yönetim kurulu kararına bağlıdır. İnceleme, uzman aracılığı ile yapılabilir (f. 4).

Bilgi alma veya inceleme istemi cevapsız bırakılan, haksız reddedilen, ertelenen veya bu madde anlamında karşılanmayan pay sahibi, reddi izleyen on gün içinde, diğer hâllerde de makul süre sonra, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine başvurabilir; mahkeme, bilginin genel kurul dışında verilmesi talimatını ve bunun şeklini de içerebilir. Mahkemenin bu konudaki kararı kesindir (f. 5).


18. Soru

Anonim ortaklıklarda kaydi sisteme girmeyen payların devri nasıldır?

Cevap

Kaydi Sisteme Girmeyen Payların Devri: Bu payların devrinde TBK hükümlerine uyulması ve ayrım yapılması gerekir.

  1. Bedeli tamamen ödenmiş (devredenin sermaye borcu yok) ise, payın devri,alacağın temliki hükümlerine (TBK m. 183 vd.) tabidir. Çünkü bu halde devreden ortak, ortaklık karşısında hak sahibidir. Bu nedenle yazılı bir temlik beyanı geçerlilik şartıdır (TBK m. 184).

  2. Bedeli hiç veya tamamen ödenmemiş payın devrinde ise, alacağın temliki ve borcun nakli (TBK m. 195 vd.) hükümlerinin birlikte uygulanması gerekir. Borcun naklinde, alacaklının (ortaklığın) rızası gerektiğini (TBK m. 196) bir kere daha anımsamakta yarar vardır. Nitekim TTK m. 501/1 hükmü de aynı sonucu teyit etmektedir. Borcun nakli için geçerlilik şekli öngörülmemiş ise de, alacağın temliki ile birlikte yapıldığı için, yazılı şekle uyulması zorunlu sayılmaktadır.

Kanunda açıkça, senede bağlanmamış (çıplak) payların da pay defterine yazılması düzenlendiği için, devralanın pay defterine kaydı da gerekir (TTK m. 499).


19. Soru

Hamiline yazılı pay senetlerini detaylı olarak açıklayınız.

Cevap

Hamiline Yazılı Pay Senetleri

Hamiline yazılı pay senedi, senedin metni veya şeklinden, hamili kim ise, o kimsenin hak sahibi sayılacağı anlaşılan kıymetli evraktır (TTK m. 658/1). Devir kabiliyeti oldukça yüksektir.

Devir Şekli: Hamiline yazılı pay senedi, yalnızca zilyetliğin geçirilmesi (nakli) ile devredilir. Devrin anonim şirkete bildirilmesi ve bir deftere kaydedilmesi söz konusu değildir (TTK m. 489, 647/1). Şu hâlde devir için;

1. Senet zilyetliği nakledilmelidir,
2. Zilyetlik devri, mülkiyetin geçişi amacıyla yapılmalı ve çoğunluk görüşünce,

tasarrufi işlemin, geçerli bir hukuki sebebi olmalıdır,
3. Devreden yetkili olmalıdır. Bununla birlikte, malik olmayan zilyetten

iyiniyetle kazanımlar korunur (TMK m.990).

Devrin Sonuçları: Hamiline yazılı pay senedini bu şekilde devralan, gerek ortaklığa, gerek üçüncü kişilere karşı ortak sıfatını kazanır. Ortaklık, karşılığı tamamen ödenmedikçe hamiline yazılı pay senedi, çıkaramayacağı için, bu tür senet sahiplerinin, ortaklığa karşı borçları yoktur; yalnızca hakları vardır (TTK m. 484/2).

Ortaklık haklarının ortaklığa karşı kullanılabilmesi, örneğin genel kurula katılma, oy kullanma, mali haklardan yararlanma vb. için de kural olarak senedin ibraz edilmesi gerekir (TTK m. 645 vd., 415/3.


20. Soru

Nama Yazılı Pay Senetleri detaylı olarak açıklayınız.

Cevap

Nama Yazılı Pay Senetleri

Nama yazılı pay senedi, belli bir kişi adına yazılı olan, ciro ve zilyetliğin nakli ile devredilebilen kıymetli evraktır.

Ciro ile Devrin Anlamı: Nama yazılı pay senetleri, anasözleşmede aksine hü- küm olmadıkça devredilebilir. Devir, ciro ve zilyetliğin nakli ile olur (m. 490/2). Ayrıca, devrin ortaklığa karşı hüküm ifade etmesi için, pay defterine kayıt da ge- rekir (TTK m. 499/4).

Devrin Şekli: Nama yazılı pay senedinin devri için yapılması gerekli işlemler özetle şöyle sıralanabilir:

  1. Ciro veya temlik yapılması: Devir için öncelikle, senedin temlik amacıyla ciro edilmesi gerekir; ciro tam veya beyaz olabilir. Ayrıca, öğretide çoğunluk, nama yazılı pay senedinin ayrı bir temlik beyanı ile devredilmesine de engel bulunmadığını kabul etmektedir.

  2. Zilyetliğin nakledilmesi: Senet zilyetliği, mülkiyeti devir amacıyla devralana nakledilmeli ve devreden taraf, devre yetkili olmalıdır.

  3. Pay defterine kayıt yapılması: Pay devrinin ortaklığa karşı da geçerlilik kazanması için şirketin onayı ve devralanın pay defterine kaydedilmesi gerekir (TTK m. 499/4). Yönetim kurulu, öncelikle devrin kanuna ve anasözleşmeye uygun ve usulünce yapılıp yapılmadığını, ciroların sağlıklı ve düzgün olup olmadığını inceler.

Ayrıca, pay bedellerinin tamamen ödenmiş olup olmadığına da bakar. Senet bedeli tamamen ödenmemiş ve devralanın ödeme yeterliliği şüpheli ise, ortaklık teminat gösterilmesini isteyebilir; gösterilmez ise kayıttan kaçınabilir (m. 491/2). Ancak miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebrî icra yoluyla başka bir ifadeyle irade dışı gerçekleşen iktisaplar, bu hükmün kapsamı dışındadır (m. 491/1).

Pay defterine kayıt, devrin ortaklığa karşı geçerliliğini sağlamakta ise de geçerli bir devre rağmen, kaydın henüz yapılmamış olması mümkündür. Bu açıdan, defter kayıtları kurucu değil açıklayıcı niteliktedir; defter kayıtları pay sahipliğine karine ise de kayıtların aksi ve gerçek pay sahibi sıfatı, başka yollardan kanıtlanarak buna göre işlem veya düzeltme yapılması sağlanabilir.


Yukarı Git

Sosyal Medya'da Paylaş

Facebook Twitter Google Pinterest Whatsapp Email