aofsoru.com

Medeni Usul Hukuku Dersi 3. Ünite Özet

Mahkemelerin Görev Ve Yetkisi

Medenî Yargıda Görev ve Yetki Kavramları

Bir uyuşmazlığın çözümü için mahkemeye başvurunun söz konusu olduğu durumda, eğer uyuşmazlık özel hukuku ilgilendiriyorsa, çözüm için kendisine başvuracağımız mahkemeyi (kural olarak) adlî yargının medenî yargı kolu için öngörülmüş bulunan yargı mercileri arasında aramamız gerekecektir.

Medenî yargı kolu için öngörülmüş bulunan mahkemelerin bir kısmı uyuşmazlığın ilk önce kendilerine getirilmesi; diğer bir kısmı ise, ilk önce kendisine başvurulan mahkemenin verdiği kararın doğru (hukuka uygun) olmadığını iddia eden tarafın bu kararın değiştirilmesi, düzeltilmesi ya da iptal edilmesi için başvurabilmesi amacıyla kurulmuştur;

  • Birinci gruba giren mahkemeler (ilk önce kendilerine müracaat edilmesi anlamında) ilk derece mahkemeleri ya da (uyuşmazlık hakkındaki hüküm öncelikle bu mahkemelerce verildiği için) hüküm mahkemeleri olarak adlandırılmaktadır.
  • İkinci gruba ise kanun yolu mahkemeleri adı verilmektedir.

Medenî yargıda ilk derece (hüküm) mahkemeleri;

  • Genel Mahkemeler: Bakacakları dava ve işler belli kişi yahut iş gruplarına göre sınırlandırılmamış olan, bilâkis, özel bir düzenleme bulunmadıkça, medenî yargıya dahil bütün uyuşmazlıklara bakan mahkemeler “genel mahkemeler” olarak adlandırılmaktadır. Bunlar, sulh ve asliye hukuk mahkemeleridir.
  • Özel Mahkemeler: Bakacakları davalar bilhassa uzmanlık esas alınarak, işin niteliği ya da uyuşmazlığın tarafları göz önünde bulundurularak özel kanunlarla veya özel hükümlerle belirlenen mahkemeler ise “özel mahkeme” olarak anılmaktadır.

Kanun yolu mahkemeleri;

  • istinaf incelemesinin yapıldığı bölge adliye mahkemeleri
  • temyiz mercii olan Yargıtay

İlk derece (hüküm) mahkemeleri, her il merkezi ile bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunluğu dikkate alınarak belirlenen ilçelerde, Hâkimler ve Savcılar Kurulunun olumlu görüşü alınarak, Adalet Bakanlığınca kurulur (5235 s.lı K. m. 5, I). Mahkemelerin görev yapmak üzere kuruldukları yerlerin idarî sınırları (il merkezi ve ilçeler ile bunlara adlî yönden bağlanan ilçeler), o mahkemenin yargı çevresi olarak adlandırılır (5235 s.lı K. m. 7, I).

Bölge adliye mahkemeleri, bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunluğu dikkate alınarak belirlenen yerlerde, Hâkimler ve Savcılar Kurulunun olumlu görüşü alınarak, Adalet Bakanlığınca kurulur (5235 s.lı K. m. 25, I). Yargıtay ise, medenî yargının da içinde yer aldığı adlî yargının en yüksek mahkemesi olup, yargılama ile ilgili görevlerini daireler, genel kurullar ve ilgili diğer birimler aracılığıyla yerine getirir. Yargıtay ise, medenî yargının da içinde yer aldığı adlî yargının en yüksek mahkemesi olup, yargılama ile ilgili görevlerini daireler, genel kurullar ve ilgili diğer birimler aracılığıyla yerine getirir.

Dar anlamda görevin sadece bu anlamda kullanılmasına karşılık, uyuşmazlığın hangi yargı kolunda yer alan mahkemeler önünde çözümleneceğini ifade etmek için kullanılan “yargı yolu ilişkisi” kavramı ve ilk derece mahkemeleri ile kanun yolu mahkemeleri arasındaki (dikey) işlev paylaşımını ortaya koymak üzere kullanılan “fonksiyonel yetki” kavramı da geniş anlamda görevin kapsamına dâhildir. Ancak, önemle belirtmek gerekir ki, yargı yolu ilişkisi ve fonksiyonel yetki açısından bir davanın doğru mahkemede açılıp açılmadığının değerlendirilmesi ve bunlara bağlanan sonuçlar, (dar anlamda) görev açısından yapılacak değerlendirmeye nazaran tamamen farklıdır.

“Yetki” ise, medenî usûl hukukunda, medenî yargıya dâhil bir uyuşmazlığın neredeki (hangi yargı çevresindeki) ilk derece mahkemesinde çözümleneceğini belirtmek üzere kullanılan bir terimdir.

Medenî Yargıda Görevli Mahkemeler

Genel Mahkemelerin Görevleri

Medenî yargı alanındaki genel mahkemeler olan sulh ve asliye hukuk mahkemelerinin görevi, 5235 sayılı Kanunun 6. maddesi ile tayin edilmiştir. Buna göre, sulh hukuk mahkemeleri, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile diğer kanunlarda belirtilen görevleri yerine getirir (5235 s.lı K. m. 6, I). Buna karşılık asliye hukuk mahkemeleri ise, sulh hukuk mahkemelerinin görevleri dışında kalan ve kanunen özel mahkemelere bırakılmayan her türlü dava ve işlere bakar (5235 s.lı K. m. 6, II-III).

Sulh Hukuk Mahkemelerinin Görevi

Sulh hukuk mahkemelerinin görevini düzenleyen hüküm 4. maddedir. Bu madde gereğince sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer yahut tutarına bakılmaksızın, aşağıdaki davalara bakmakla görevlidirler:

a) Kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalar,
b) Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davalar,
c) Taşınır ve taşınmaz mallarda, sadece zilyetliğin korunmasına yönelik olan davalar,
d) Bu Kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hâkimini görevlendirdiği davalar

Asliye Hukuk Mahkemelerinin Görevi

Medenî yargı kolunda kural, asliye hukuk mahkemelerinin görevli olmasıdır. Bu nedenle, asliye hukuk mahkemeleri, sulh hukuk mahkemelerinin görevleri dışında kalan ve kanunen özel mahkemelere bırakılmayan her türlü dava ve işe bakar (HMK m. 2).

Sulh hukuk mahkemesi veya özel bir kanun hükmü gereğince bir özel mahkeme (örneğin aile mahkemesi) açıkça görevli tayin edilmiş olmadıkça, davanın asliye hukuk mahkemesinde görülmesi esastır.

Özel Mahkemelerin Görevi

Medenî yargı kolunda, uzmanlık gerektiren bazı uyuşmazlıklara bakmak üzere özel mahkemeler kurulmuştur. Hangi konuların uzmanlık gerektirdiğinin belirlenmesinde işin niteliği veya uyuşmazlığın tarafları dikkate alınır. Özel mahkemelerin hangi yargı çevrelerinde kurulacağının belirlenmesinde ise, ilgili uzmanlık alanına giren dava ve işlerin o yerdeki yoğunluğu belirleyicidir.

Aile Mahkemesi

Aile mahkemeleri, aile hukukundan kaynaklanan dava ve işlere bakmak üzere, 09.01.2003 tarih ve 4787 sayılı “Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usûllerine Dair Kanun” ile kurulmuş bulunan uzmanlık mahkemeleridir.

Aile mahkemelerinin görevine giren dava ve işler, 4787 s.lı Kanunun 4. maddesinde düzenlenmiştir.

Asliye Ticaret Mahkemesi

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı ve 26.6.2012 tarihli Kanunla değiştirilen 5’inci maddesine göre, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir.

Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 76. maddesinde 4630 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle, adı geçen Kanunun düzenlediği hukukî ilişkilerden doğan davalarda görevli mahkemenin Adalet Bakanlığınca kurulacak ihtisas mahkemeleri olması esası benimsenmiştir.

İcra Mahkemesi

İcra mahkemelerinin kuruluşu, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanununun 4. maddesiyle düzenlenmiştir. Bu maddede, icra mahkemelerinin görevine giren dava ve işler genel olarak düzenlenmiştir. Buna göre, icra mahkemelerinin temel görevi, icra ve iflâs dairelerinin işlemlerine karşı yapılan şikayet ve itirazların incelenip karara bağlanmasıdır. Ancak, İcra ve İflâs Kanununun muhtelif maddelerinde, sözü geçen mahkemelerin görevine ilişkin pek çok hüküm bulunmaktadır.

İş Mahkemesi

İş mahkemelerinin kuruluşu 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile düzenlenmektedir. Bu Kanunun 5’inci maddesine göre, iş mahkemeleri şu dava ve işlere bakar:

  • 5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarihli ve İş Kanununa veya Türk Borçlar Kanununda düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıkları
  • İdari para cezalarına itirazlarile 5510 sayılı Kanunun geçici 4’üncü maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıkları
  • Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıkları

Kadastro Mahkemesi

Kadastro mahkemelerinin kuruluşu, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 24. maddesine dayanmaktadır. Kuruluş amacı, adı geçen kanunun uygulanması ile ilgili dava ve işlere bakmaktır.

Tüketici Mahkemesi

İlk derece yargılamasında yer alan özel mahkemelerden biri de tüketici mahkemesidir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 73. maddesine göre, bu mahkemelerin görevi, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik 3. Ünite - Mahkemelerin Görev ve Yetkisi 41 uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakmaktır.

Göreve İlişkin Kuralların Mahkemece Resen Gözetilmesi

Göreve ilişkin hükümlerin kamu düzeninden olduğu kabul edilmektedir (HMK m. 1). Buna bağlı olarak, görev kurallarına uyulup uyulmadığının mahkemece, yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerekir. Kamu düzeninden sayılmanın bir sonucu da, tarafların, görev konusuna ilişkin bir anlaşma yapamamalarıdır. Diğer bir ifadeyle, taraflar, aralarında yapacakları bir sözleşmeyle göreve ilişkin bir düzenleme yapamazlar; böyle bir anlaşma hiçbir hüküm ve sonuç doğurmaz.

Görevsizlik Kararı ve Bu Karar Üzerine Yapılacak İşlemler

Mahkemenin gerek taraflardan birinin itirazını dikkate alarak ve gerekse resen gözeterek, yapacağı inceleme sonucunda görevsiz olduğu kanaatine varması üzerine vereceği görevsizlik kararı usûle ilişkin bir nihâi karardır (HMK m. 115, II, c. 1). Zira, bununla mahkeme dosyadan elini çekmekte, ancak, uyuşmazlığı esas bakımından çözen bir karar vermemektedir.

Medenî Yargıda Mahkemelerin Yetkisi

Yetki Kavramı

Medenî usul hukukunda yetki kavramı, medenî yargıya dâhil bir uyuşmazlığın neredeki (hangi yargı çevresindeki) görevli ilk derece mahkemesinde çözümleneceğini belirtmek üzere kullanılır. Bu yönüyle, yetki kavramı, bir şeyi yapabilmeye mezun ve muktedir olabilmeyi değil, bir davaya yer (yargı çevresi) itibariyle neredeki mahkeme tarafından bakılacağını ifade eder.

5235 sayılı Kanunun 5. maddesinin 1. fıkrası gereğince, hukuk mahkemeleri, her il merkezi ile bölgelerin coğrafî durumları ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak belirlenen ilçelerde, Hâkimler ve Savcılar Kurulunun olumlu görüşü alınarak Adalet Bakanlığınca kurulur. Hukuk mahkemelerinin, Türk milleti adına yargı yetkisini kullanmak (yargılama faaliyetinde bulunmak) üzere kuruldukları coğrafi alan, onların “yargı çevresi” olarak adlandırılır.

Genel Yetki Kuralı

Genel yetkili mahkeme, aksine bir düzenleme olmadıkça, bir kişi aleyhine açılacak bütün davaların görüleceği mahkemeyi ifade etmektedir. Genel yetkili mahkemeyi düzenleyen hüküm (HMK m. 6, I), uyuşmazlığın taraflarından “davalı ”yı esas almıştır. Buna göre, bir kimseye karşı açılacak bütün davalar, kanunda aksini öngören bir kesin yetki kuralı bulunmadıkça, davanın açıldığı tarihte davalının Türk Medenî Kanunu gereğince yerleşim yeri sayılan yer mahkemesinde görülür.

Davalının yerleşim yerinin durumuna bağlı olarak, bazen genel yetkili mahkemenin belirlenmesi özellik taşır. Kanun, bu durumlar için ayrıca hükümler sevketmiştir. Buna göre:

  • Davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılır (HMK m. 7, I).
  • Türkiye’de yerleşim yeri bulunmayanlar hakkında genel yetkili mahkeme, davalının Türkiye’deki mutat meskeninin bulunduğu yer mahkemesidir. Ancak, diğer özel yetki hâlleri saklı kalmak üzere, malvarlığı haklarına ilişkin dava, uyuşmazlık konusu malvarlığı unsurunun bulunduğu yerde de açılabilir (HMK m. 9).
  • Türk vatandaşlarının kişi hâllerine ilişkin davaları, yabancı ülke mahkemelerinde açılmadığı veya açılamadığı takdirde Türkiye’de yer itibariyle yetkili mahkemede bulunmaması hâlinde ilgilinin sâkin olduğu yer, Türkiye’de sâkin değilse Türkiye’deki son yerleşim yeri mahkemesinde, o da bulunmadığı takdirde Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinde görülür (MÖHUK m. 41).
  • Türkiye’de yerleşim yeri bulunmayan yabancı hakkında vesâyet, kayyımlık, kısıtlılık, gaiplik ve ölmüş sayılma kararları ilgilinin Türkiye’de sâkin olduğu yer, sâkin değilse mallarının bulunduğu yer mahkemesince verilir (MÖHUK m. 42).
  • Boşanma ve ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir (TMK m. 168).

Özel Yetki Kuralları

Tarafların davadaki durumu yahut dava konusu uyuşmazlığın daha kolay halli bakımından değerlendirildiğinde, davanın genel yetkili mahkeme yerine yahut ona ilave olarak başka bir yer mahkemesince çözülmesi, bazen daha uygun olur.

Özel yetki kurallarıyla, genel yetkili mahkeme dışında başka bir mahkeme yetkili kılınırken farklı ölçütler esas alınmaktadır; örneğin, sözleşmeden doğan borcun ifa edilmesi gereken yer, haksız fiilin işlendiği yer, davacı tarafın yerleşim yerinin bulunduğu yer, dava konusu uyuşmazlığın kendisine ilişkin olduğu taşınmazın bulunduğu yer, işin yapıldığı yer, vb.

Geçici Olarak Oturulan Yer Mahkemesi

Memur, işçi, öğrenci, asker gibi, bir yerde geçici olarak oturanlara karşı açılacak alacak veya taşınır mal davaları için, orada bulunmaları uzunca bir süre devam edebilecekse, bulundukları yer mahkemesi de yetkilidir (HMK m. 8).

Sözleşmenin İfa Olunacağı Yer Mahkemesi

Hukuk Muhakemeleri Kanununun 10. maddesi, sözleşmeden doğan bir borcun ifası talebiyle açılan davalar için, genel yetkili mahkemenin yanında ilave bir mahkeme daha öngörmektedir. Buna göre, sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir. Burada söz konusu olan borçlar hukuku anlamındaki sözleşmelerdir.

Mirastan Doğan Davalarda Yetkili Mahkeme

Hukuk Muhakemeleri Kanunu, mirasla ilgili uyuşmazlıklar için özel yetki kuralları getirmiştir. Buna göre:

  • Terekenin paylaşılmasına, yapılan paylaşma sözleşmesinin geçersizliğine, ölüme bağlı tasarrufların iptali ve tenkisine, miras sebebiyle istihkaka ilişkin davalar ile mirasçılar arasında terekenin yönetiminden kaynaklanan davalar ile
  • Terekenin kesin paylaşımına kadar mirasçılara karşı açılacak tüm davalar bakımından ölen kimsenin son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir (HMK m. 11, I).

Taşınmazın Aynından Doğan Davalarda Yetkili Mahkeme

Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine yahut alıkoyma hakkına ilişkin davalarda, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.

Karşı Davada Yetkili Mahkeme

Kesin yetkinin söz konusu olmadığı hâllerde, asıl davaya bakan mahkeme, karşı davaya bakmaya da yetkilidir (HMK m. 13).

Şubeler ve Tüzel Kişilerle İlgili Davalarda Yetkili Mahkeme

Hukuk Muhakemeleri Kanunun 14. maddesi, tüzel kişilerle ilgili olarak iki farklı hususu aynı maddede (iki ayrı fıkrada) düzenleyerek, farklı özel yetki kuralları getirmiştir. Buna göre, bir şubenin işlemlerinden doğan davalarda, o şubenin bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir (HMK m. 14, I).

Sigorta Sözleşmesinden Doğan Davalarda Yetkili Mahkeme

Hukuk Muhakemeleri Kanununun 15. maddesi, deniz sigortalarını ayrık tutarak, sigorta sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklar hakkında özel bir yetki kuralı getirmektedir. Buna göre, zarar sigortalarından doğan davalar, sigorta, bir taşınmaza veya niteliği gereği bir yerde sabit bulunması gereken yahut şart kılınan taşınıra ilişkinse, malın bulunduğu yerde; bir yerde sabit bulunması gerekmeyen veya şart kılınmayan bir taşınıra ilişkinse, rizikonun gerçekleştiği yerde de açılabilir.

Haksız Fiilden Doğan Davalarda Yetkili Mahkeme

Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir (HMK m. 16).

Yetkili Mahkemenin Taraflarca Kararlaştırılması: Yetki Sözleşmesi

Kanun koyucu, mahkemelerin yetkisinin kesin olmadığı hallerde, eğer uyuşmazlığın tarafları tacirler ve kamu tüzel kişileri ise, yetkili mahkemeyi, aralarında anlaşmak suretiyle belirleme imkânını da vermiştir. Buna göre, tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır (HMK m. 17).

Yetki sözleşmesiyle genellikle kanun tarafından yetkili kılınmış olan mahkemelere ilave olarak yetkili mahkeme tayin edilir.

Davanın Yetkisiz Mahkemede Açılması

Davanın, yukarıda kısaca incelenen yetki kurallarınca belirlenmiş olan veya taraflarca yapılan yetki sözleşmesiyle tayin edilmiş bulunan mahkemeler yerine yetkisiz bir mahkemede açılması durumunda, bunun mahkemece dikkate alınması bakımından bir ayırım yapmak gerekir. Buna göre, uyuşmazlık için kanunen yetkili kılınmış olan mahkemenin yetkisinin kesin olmasına rağmen dava başka bir yer mahkemesinde açılmışsa, hâkim bu durumu resen ve yargılamanın her aşamasında gözeterek yetkisizlik kararı verir. Taraflar da, herhangi bir süre ile bağlı olmaksızın, mahkemenin yetkisizliğini ileri sürebilirler (HMK m. 19, I). Zira bu durumda yetki mahkemeye ilişkin bir dava şartı olup (HMK m. 114, I/ç) ileri sürülmesi ve incelenmesi dava şartlarına ilişkin hükümlere (HMK m. 115) tâbidir.

Yetkisizlik Kararı

Davanın yetkisiz bir mahkemede açılması üzerine, mahkemece, kesin yetki hallerinde resen, kesin olmayan yetki hallerinde ise bunun ilk itiraz olarak ileri sürülmesi koşuluyla, yetkisizlik kararı verilir. Bununla mahkeme dosyadan elini çekmekte ancak uyuşmazlığı esastan çözmemektedir. Bu sebeple, yetkisizlik kararı usule ilişkin bir nihai karardır.

Aynı Mahkemenin Birden Fazla Dairesi Arasındaki İş Dağılımı

İş yoğunluğunun gerekli kıldığı yerlerde, aynı ilk derece (hukuk) mahkemesinin birden fazla dairesi kurulması ve bunların numaralandırılması halinde, aynı mahkemenin kendi daireleri arasındaki ilişki iş dağılımıdır. Bu dairelere ayrıca bir isim verilmeyip sadece numaralandırılırlar (5235 s.lı K. m. 5, IV). Zira bu daireler ayrı mahkeme olmayıp, o yerdeki asliye veya sulh hukuk mahkemesinin bünyesi içinde olup onun sadece bir dairesi durumundadırlar.

Aynı mahkemenin birden fazla dairesi arasındaki iş dağılımı, kural olarak iş yükünün ve dengesinin dengeli paylaşımı ilkesi çerçevesinde yapılır. Tarafların yahut dosya kendisine tevzi edilen mahkemenin buna karşı koyması mümkün değildir (5235 s.lı K. m. 5, V)


Yukarı Git

Sosyal Medya'da Paylaş

Facebook Twitter Google Pinterest Whatsapp Email