aofsoru.com

Toplumsal Yaşamda Aile Dersi 4. Ünite Özet

Aile Ve Değerler

Ünite 4: Aile ve Değerler

Giriş

Değer, nesne ya da olayların, birey, grup ya da toplum için taşıdığı anlamı ifade eder. Değer hem maddi hem de manevi bir anlama sahiptir. Ekonomik anlamının yanı sıra değer aynı zamanda bir inanç temelidir. Değer, bireyin ve toplumun yaşamını etkileyen, bireyin istek, amaç ve ihtiyaçlarının oluşumunda büyük öneme sahip olan, birey ve toplum tercihlerinde rolü olan ilke ve inanç olarak tanımlanır. Değer kavramını sosyal bilimlere kazandıran Polonyalı sosyolog Florian Znaniecki’dir. Değer kavramı günlük yaşamda siyaset, iş dünyası, eğitim, akademi, tıp, medya gibi birçok alanda kullanılmaktadır. “Değerler” kavramı toplumsal konularla meşgul olanlar arasında en fazla tartışılan konudur. Bu konu tartışmacılar tarafından olumlu ve olumsuz yönleri ile ele alınmıştır. Konuya olumsuz yaklaşanlar, toplumsal değerlerin gerçeklikle ilişkisinin olmadığını, bu yüzden de sosyal bilim çalışmalarının dışında tutularak daha çok birer psikolojik ve etik olgu olarak incelenmesi gerektiğini ileri sürmektedirler.

  • Değer Kavramı Değer kavramı ile ilgili birçok farklı tanım bulunmaktadır.
  • Kluckhohn, değer kavramını arzu edilme ve ahlak kavramlarıyla ilişkilendirmektedir. Kluckhohn değerleri açıklarken “doğru”, “yanlış”, “daha iyi”, “daha kötü” gibi ölçülerin kullanılması gerektiğini belirtmektedir.
  • Williams değerlerin, bir toplumun üyeleri tarafından paylaşılan ortak kültür öğesi olduğunu söyleyerek değerlerin geliştiği kültürel ortamlara değinmektedir.
  • Marini ise değer kavramına bilişsel psikolojik bir bakış açısı getirerek değeri, insanların bu dünyada nasıl yaşadıklarına dair duygusal ve bilişsel unsurları sentezledikleri değerlendirici inançlar olarak tanımlamıştır.
  • Şirin değerler ile ilgili olarak farklı açıdan ele alındığı zaman, bireylere karşılaştırma olanağı vereceği, yüksek bir anlam taşıması ve yarar sağlama özelliği üzerinde durmaktadır.
  • Rokeach değerlerin birleşerek bir sistem oluşturduğunu ileri sürer.

Toplumda meydana gelen hızlı değişim, toplumun en önemli kurumlarından biri olan aileyi ve aile içindeki bireyleri de etkilemiştir. Bu değişimle birlikte toplumların değer yargıları da değişmektedir. Değerle ilgili ölçü; olanla olması gereken ayrımını içermesi ve olumlu veya olumsuz bir şey olarak ifade edilmesidir. Değer; olması gerekenin ifadesidir. Bir başka ifadeyle eyleme ve ideale yöneliktir. Değerler sosyal hayatı şekillendiren unsurlardandır ve arzu edileni veya edilmeyeni, doğru olanı ya da olmayanı, beğenileni ya da beğenilmeyeni belirleyen temel standartlardır. Değer Kavramının Özellikleri: Değerler bir konuda ulaşılması arzulanan şeylerdir ve durumlara veya davranışlara özeldirler. Schwartz ve Bilsky, değerler konusunda fikir yürüten çeşitli kuramcıların değerle ilgili görüşlerini değerlendirerek ortak bir zemin oluşturmaya çalışmışlardır. Schwartz ve Bilsky değerlerin özelliklerini şu şekilde belirlemişlerdir.

  • Değerler sadece fikir niteliği taşımazlar, duygularla da bağlantılıdır.
  • Değerler bireylerin amaçları ve bu amaçlara ulaşmada yararlandığı davranışlarla ilgilidirler.
  • Değerler eylem ve durumların üzerindedir.
  • Değerler; davranışların, insanların ve olayların seçilmesi, değiştirilmesi ve yönlendirilmesindeki standartlardır.
  • Değerler taşıdıkları öneme göre sıralanırlar.

Değerlerin duygu davranış ve amaçları bütünleştirebileceği, böylece de benzer değer özelliklerine sahip bireysel ve kültürel ortamların oluşabileceği söylenmektedir.

Değerlerin Sınıflandırılması

Henüz üzerinde anlaşılmış bir değer sınıflandırılması yoktur. Birçok yazar konuyu kendi görüşüne göre sınıflandırmıştır ancak bu sınıflandırmaların hiçbiri konuyu bütün olarak göz önüne serememektedir. Birçok yazar değerleri kendi görüş açısına göre sınıflandırmaktadır. Söz konusu bu sınıflandırmalardan birisi değerleri türlerine göre hiyerarşik olarak gruplandırarak incelemektedir. Allport, Vernon ve Lidzey gibi yazarlar, değerleri; estetik, bilimsel, ekonomik, siyasi, sosyal ve dini değerler olmak üzere altı temel kategoriye ayırmışlardır. Öte yandan, değerleri önce temel ve aracı değerler olarak iki gruba ayırıp, daha sonra bu grupları kendi aralarında sınıflayarak da incelemek mümkündür. Temel değerlerin sınıflandırılmasında, esas değerlerin kişiye ya da topluma dönük olmasıdır. Değerleri ayrıca grup ölçekli değerler ve bireysel değerler olarak da sınıflandırmak mümkündür. Bu sınıflandırmaya göre grup ölçekli değerler grup yapısının bir parçasıdır. Grup içerisindeki normlar ve kurallar grubun değerleridir. Değerlerle ilgili yapılan çalışmalarda genel kabul görmüş beş sınıflandırma vardır:

  1. Rokeach’in Değerler Envanteri: Rokeach bir değerler seti oluşturmuştur ve bu seti iki kategoriye ayırmıştır: Amaçsal değerler ve araçsal değerler. Bu envanter 18 amaçsal ve 18 araçsal değerden oluşur.
  2. Morris’in Değerler Sınıflandırması: Üç tip değerden bahsetmektedir: Faal değerler, kavranmış değerler ve amaç değerler. Faal değerler bireyleri etkiler ve onların isteklerini yansıtır. Kavranmış değerler toplumun arzulanabilir kabul ettiği davranışların kültürel paylaşımını yansıtır. Amaç değerler ise bireysel tercihlerden ve normatif standartlardan bağımsız, bir konuya veya olaya yüklenen anlamı ifade eder.
  3. Sparnger’ın Değerler Sınıflandırması: İnsanların değer yönelimlerini bireysel değerlerime göre “kuramsal”, “ekonomik”, “estetik”, “sosyal”, “politik” ve “dinsel” değer olmak üzere 6 gruba ayırmıştır.
  4. Kahle’nin Değerler Listesi: Bireylerin değerlerini önem sıralarına göre sınıflandırmaktadır. Bu değerler; hazcı (hedonik) değerler, empatik değerler ve kendini gerçekleştirme değerleridir.
  5. Schwartz’ın Değerler Teorisi: Bireyi motive etme amacına göre sınıflandırdığı on temel değer tipini içeren bir değerler yapısı oluşturmuştur. Bu değerler; güç, başarı, hedonizm, harekete geçirme, kendini yönetme, evrensellik, bağlılık, gelenek, uyum ve güvenliktir.

Öte yandan değerler kendi içerisinde bir sıralamaya sahiptir. Bir değerin sıralamada üstte yer alması o değerin daha iyi olduğu anlamına gelmez. Bu durum birey ve grup arasında değişiklik gösterebilir. Değerler toplumda ortak değerlerin oluşmasına yardımcı olur.

Toplumsal Değerler

Toplumsal değerler, ortaklaşa kanılar sonucu ortaya çıkmış, toplum üyeleri tarafından algılanmış, benimsenmiş ve kanıksanmış, toplumun iyiliği ve ihtiyaçlarının karşılanması açısından önemli görülen, özellikle duygularla yakından ilgili olan, maddi ve manevi olguların olumlu ya da olumsuz olarak nitelenmesidir. Toplumsal değerlerin temel özellikleri şunlardır:

  • Her toplumsal değer kendi ile ilgili pek çok normu ortaya çıkarır.
  • Toplumsal normlar bireysel normlara kıyasla daha emredici, sınırlayıcı ve belirleyicidir.
  • Toplumdaki bireylerin benimsemiş olduğu farklı değerler, değer çatışmalarına yol açar. Bu çatışmalar da toplumsal çözülmelere neden olur.
  • Toplumda uzun bir süredir var olan, toplumdaki grup ve kurumlar tarafından benimsenmiş olan “egemen değer” durumunda olan değerler toplumsal birliği güçlendirici rol oynar.
  • Toplumsal değerlerle çatışan hukuk normlarının toplumdaki varlığını sürdürmesi pek mümkün değildir.
  • Toplumsal değerlerin içerikleri toplumdan topluma, aynı toplumda kategoriler arasında veya zamanla değişiklik gösterebilir.
  • Toplumun tarihi değerleri, ekonomik ilişkiler, kültürel ve fiziki yapı toplumsal değerlerin oluşmasında etkilidir.
  • Toplumsal değerler, toplumsal kontrol mekanizmasıdır.
  • Toplumsal değerler; toplumdaki grup yapılarında, kurumlaşmada, bireylerin toplumsallaşmasında ve toplumsal statünün belirlenmesinde işleve sahiptir.

Toplumsal Denetim

Toplumun bireye belli bir davranışı gerçekleştirme konusunda uyguladığı baskı ve yönlendirici etki toplumsal denetimi olarak adlandırılmaktadır. Toplumsal denetimin temel özellikleri şunlardır:

  • Toplumsal denetim her toplumda görülür, kaynağı toplumsal yaşamın kendisidir.
  • Her türlü toplumsal ilişki toplumsal denetimin kapsamındadır.
  • Toplumsal denetimin amacı; toplumsal düzeni korumak ve toplumun sürekliliğini sağlamaktır.
  • Toplumsal denetim bireylerin toplumsallaşmasını sağlar. Bireyler toplumsal davranış kalıplarını toplumsallaşma yoluyla içselleştirir.
  • Toplumsal denetim toplumdan topluma ve aynı toplumda zaman içinde değişiklik gösterir.
  • Toplumsal denetimin gücünün kaynağı dayandığı otoritedir.
  • Toplumsal denetim; toplumsal normlar, toplumsal değerler ve toplumsal kurumlar aracılığıyla kurulur.

Toplumsal denetimin kurulmasında önemli etkenlerden biri olan toplumsal normlar; resmi ve resmi olmayan normlar olmak üzere ikiye ayrılır. Resmi normlara; yasalar ve yönetmelikler örnek verilebilir. Töreler, gelenekler ve görenekler ise resmi olamayan normlara örnek gösterilebilir. Toplumsal kurumlar ise aile, siyaset, din, eğitim gibi yerleşmiş davranış kalıplarının bütünlüğünü sağlayan organizasyonlardır. Toplumsal kurumlar isim olarak tüm toplumlarda ortak olmakla birlikte, işleyiş ve işlevleri bakımından toplumdan topluma farklılık gösterirler. Temelde toplumu şekillendiren en temel öğe toplumsal kurumlardır.

Toplumsal Sapma

Bireylerin toplumsal normlara uymamasına toplumsal sapma; aksine normlara uygun davranmalarına ise, uyma denir. Toplumsal sapmaya neden olan davranışlar şunlardır:

  • Toplumsal normlar herkes için vardır. Ve geçerlidir. Toplumsal normlar birçok durumda bireyin çıkarları ile çatışmaktadır. Bu sebeple de birey toplumsal normların kendisi için var olmasını istemez.
  • Bazı durumlarda bireyler toplumsal normların uygulanmasını sağlamak için toplumsal sapma davranışı gösterirler.
  • Bazen de birey normların özünü kavrayamadığı için normlara uyarken sapma davranışı ortaya çıkar.
  • Bazı durumlarda birey normları reddeder ve uymaz. Bu durum ilk maddedeki sapma davranışından farklıdır. Bu sapma davranışı psikolojik bozukluklardan kaynaklanmaktadır.
  • Sapma davranışında psikolojik bozuklukların yanı sıra toplumsal bunalımlar, toplumdaki normların güçsüzlüğü gibi etkenler de rol oynar.

Değer ve Davranış İlişkisi

Vaske ve Donnelly Değer-Tutum-Davranış Modeli geliştirmişlerdir. Bu modelde, bireylerin çevreye bakış açısından değerleri, değer yönelimlerini, tutum veya normları, davranış niyetlerini ve davranışlarını içeren hiyerarşik bir yapı önerilmektedir. Öte yandan Kahle değerlerin, çevreye uyumun temel özelliklerini yansıtan sosyal bilişleri temsil ettiğini söylemektedir. Çünkü değerler, sosyal bilişlerin özeti olarak çevresel uyumun temel özelliklerini yansıtır. Değerler, değer yönelimlerinin yani temel inanç kalıplarının temelini oluşturur. Tutum, davranış, niyet ve davranışları etkiler. Ayrıca değerler, bir toplumun tüm üyeleri tarafından geniş ölçüde paylaşılır. Değerlerin, tutum ve davranışlar üzerindeki etkisi ise dolaylıdır. Tutumlar, bireyin bir nesneye karsı tutarlı bir yanıt eğilimidir. Değerlerin davranışları etkilediği ve yönlendirdiği literatürde genel görüştür. Ancak bu görüşe katılmayan yazarlar da vardır. England modelinde değerlerin “davranışı yönlendirme” ve “algısal eleme” olmak üzere iki yolla insan davranışı üzerinde etkili olduğunu söylemektedir. England’a göre bir insanın davranışını tahmin etmenin en doğru yolu bu kişinin neleri önemli bulduğunun incelenmesidir. Bir kişinin değerlerini bilmek onun davranışlarını tahmin etmeye olanak sağlar. Rokeach iki tür davranış tipi olduğunu belirtmektedir. Bunlar; “moleküler faaliyet ve “kütlesel faaliyet” tir. Moleküler faaliyet tek bir faaliyetle ilgilidir. Kütlesel faaliyet ise bir dizi davranıştır. Değer ve davranış ilişkisi kurulurken, bir davranışın tek bir değer veya tutuma bağlı olarak mükemmel şekilde tanımlanamayacağı hesaba katılmalıdır. Değerler hem insan davranışına kılavuzluk eder, hem de geçmiş davranışları açıklamaya yardımcı olur. Tutum, değer ve davranış ilişkisi açıklanırken, davranış, değer ve tutumun görüntüsü olarak kabul edilmektedir. Değerleri, kişinin ulaşmak istediği amaçlarına yön verir. Daha sonra da bu amaçlara ulaşmak için uygun davranış sergilenir.

Değerlerin Kazandırıldığı Kurumlar

Aile: Aile bireyin ilk eğitim yuvasıdır. İnsan ilk ilişkilerini annesi, babası ve ailenin diğer fertleriyle kurar ve ilk bilgilerini, karakterinin özünü aileden alır. Aile içindeki ilişkiler resmi değildir, samimiyet ve dayanışma esasına dayanır. İlişkilerde saygı ve sevgi esastır, gelenek-göreneklerin etkinliği söz konusudur. Değerlerin ilk kez karşılaşıldığı ve öğrenildiği yer ailedir ve ailede kazanılan değerlerden kolay kolay vazgeçilemez. Birey hangi tutum ve davranışların kötü olduğunu ve uygulanmaması gerektiğini ailede öğrenir. Ailelerin, üzerlerine düşen görevleri yerine getirirken sosyal değerleri, normları ve toplumsal kurumları göz önünde bulundurmaları gerekir. Aksi halde bireyin gelecekteki hayatı olumsuz etkilenebilecektir. Değişen dünyada ile görevlerini yerine getirirken zorlayıcı değil yönlendirici olmalıdır. Bunun için de anne ve babanın yeterli eğitimi almış olması gerekir. Ailenin başlıca görevleri ahlâkî, toplumsal ve dinî alanlardır. Aile eğitiminin amacı; bireylerini kendi imkânları dâhilinde ve toplumun beklentileri doğrultusunda olumlu davranış sahibi yapmaktır. Ailelerin toplumdaki işlevlerini başarılı bir şekilde yerine getirebilmesi için devletin de ailelere yardım etmesi gereklidir. Eğitim Kurumları: Eğitim kurumları ya da okullar milli ve manevi değerlerin sistemli bir şekilde, bilimsel gerçekler ışığında öğretildiği yerlerdir. Okullar; teknolojik ilerlemeler, nüfus artışı, insanlar arası ilişkilerin artması, aile yapısındaki değişmeler nedeniyle ortaya çıkmıştır. Günümüzde ailelerin çocuklarına ayırabildikleri zaman azalmış, ailelerin çocuklarına ayıramadığı zamanı eğitim kurumları telafi etmeye başlamıştır.

Aile ve Değerler

Allah sevgisi, insan sevgisi, milli duygular, örfler ve adetler, feragat, fedakârlık, güven, doğruluk, dostluk, cömertlik, edep, hoşgörü, sabır, iyilik, kanaat, alçakgönüllülük, yardımlaşmak gibi güzel davranış ve değerler ile ilk kez karşılaşılan ve bu değerlerin ilk bilgilerinin alınıp öğrenildiği yer ailedir. Ailenin toplumsal kurumlar içinde en vazgeçilmez olduğu konusunda hiçbir tartışma ve görüş ayrılığı yoktur. Aile kurumu; toplumda neslin devamını sağlar, toplumun kültürünü nesilden nesile aktarır, bireyleri sosyalleştirir, ekonomik, biyolojik ve sosyolojik doyuma ulaştırır, onları denetim altında tutar ve toplumu olumsuz olarak etkilemelerini engeller. Aile olmadan toplumsal değerlerden bahsedilemez. Ailenin işlevi toplumdan topluma veya aynı toplum içerisinde farklılık gösterebilir. Aile bazı toplumlarda daha etkin iken, bazı toplumlarda daha zayıf bir yapıda olabilir. Ancak her toplumda çok önemli görevler üstlenmektedir. Toplumun daha iyiye, daha ileri gitmesi için katkılar yapar. Toplumu geliştirir, bireylerin topluma uyumunu sağlar. Aynı zamanda toplumsal değerleri mevcut şartlara uygun olarak değiştirir ve günceller.

Sosyal Değerlerin Bozulması

Toplumu oluşturan bireylerin davranış, düşünce ve eylemleri üzerindeki belirleyici ve yönlendirici niteliğinin yitirilmesi durumu sosyal değerlerin bozulması yani anomi olarak tanımlanmaktadır. Her toplumda kültürel bakımdan normalin sınırı olarak belirlenen çizgiyi aşan bireysel davranışlar mevcuttur. Bu durum “sosyal sapma” olarak adlandırılır.

Sosyal Değerlerden Uzaklaşma Nedenleri

Yabancılaşma: Bir insanın veya bir insan grubunun çeşitli nedenlerle kendi tarih, kültür ve medeniyetine, içinde yaşadığı toplum ve toplumun değerlerine uzak düşmesine yabancılaşma denir. Beş ayrı yabancılaşma kategorisi vardır:

  1. Güçsüzlük duygusu: Bireylerin kendi ürünleri ve üretim sürecinde kullandığı araçların sonuçları üzerinde kontrol hakkının olmamasıdır.
  2. Anlamsızlık duygusu: Bireyin, nelerin doğru olduğunu, nelere inanacağını bilememesidir.
  3. Normsuzluk: Toplumun belirlediği hedeflere ulaşmada toplum tarafından onaylanmayan davranışların benimsenmesidir.
  4. Tecrit edilme duygusu: Halk kültürünün bireysel beklenti ve yönelimlerle çelişmesidir. Bu durum özellikle aydınlar için geçerlidir.
  5. Kendine yabancılaşma: Bireyin belirli bir davranışının geleceğe yönelik beklentileri ile kesişmemesi sonucu kendine yabancılaşmasıdır.

Beyin Göçü: Büyük güçler, yetişmiş ve nitelikli insan gücünü kendi ülkelerine çekmeye çalışmaktadırlar. Beyin göçü eğitimin sosyal hareketlilik üzerinde etkili olmasıyla ortaya çıkmıştır. Bu kavram nitelikli insan gücünün, ülkesinin sosyal ve ekonomik kalkınması, kültürü ve menfaatleri karşısında pasifleştirilmesi süreci olarak tanımlanmaktadır.

Kimlik Krizi: Kültür bireye kimlik kazandırır. Birey sosyalleşme ile kültür unsurlarını öğrenir, davranış kalıpları kazanır. Böylelikle de bireyin sosyal kimliği oluşur. Toplumu oluşturan bireylerin, aidiyet duygusunu büyük ölçüde yitirmesi veya yanlış tavırlar sergilemesine kimlik krizi denir.


Yukarı Git

Sosyal Medya'da Paylaş

Facebook Twitter Google Pinterest Whatsapp Email