aofsoru.com

Engelli Psikolojisi Dersi 4. Ünite Özet

Öğrenme Psikolojisi

Öğrenmenin Doğası

Davranış potansiyelinde yaşantı sonucu ortaya çıkan görece kalıcı değişikliğe verilen isimdir.

Öğrenmenin gerçekleşmesine ilişkin yaklaşımlar ve temel prensipleri 3 grupta ele alınabilir:

  • Davranışçı Öğrenme Yaklaşımı: Gözlenen davranış üzerine odaklanır.
  • Sosyal Öğrenme Yaklaşımı: İnsanların grup etkileşimi içinde öğrendiğini ifade eder.
  • Bilişsel Öğrenme Yaklaşımı: Öğrenmenin bilişsel/nörolojik bir süreç olduğunu savunur.

Davranışçı Öğrenme Yaklaşımı

Tüm davranışların koşullanmalar yoluyla elde edildiğini öne süren bir kuramsal yaklaşımdır.

Davranışçı öğrenme kuramları aşağıdaki gibidir:

  • Pavlov: Klasik Koşullanma
  • Watson: Klasik Koşullanma
  • Guthrie: Bitişiklik İlkesi
  • Thorndike: Deneme Yanılma Yoluyla Öğrenme Kuramı( Bağlaşımcılık)
  • Skinner: Edimsel Koşullanma Kuramı

Pavlov; Klasik Koşullanma:

Pavlov’un bulgularını tanımladığı terimler şunlardır:

  • Koşulsuz Uyaran: Hiçbir öğrenmeye gerek olmadan doğal olarak koşuşuz tepkiyi harekete geçiren uyarandır.
  • Koşulsuz Tepki: Dış uyaranlar tarafından harekete geçirilen, doğuştan gelen öğrenilmemiş tepkilerdir.
  • Koşullu Uyaran: Başlangıçta özel bir etkisi olmayan ancak koşulsuz bir uyarıcıyla eşleştirilmesi sonucu koşulsuz uyaranın tetiklediği koşullu tepkiyi ortaya çıkaran öğrenilmiş bir uyarıcıdır.
  • Koşullu Tepki: Koşullu ve koşulsuz uyaranın birlikte verilmesiyle elde edilen koşullu uyarana yönelik öğrenilmiş tepkidir.
  • Koşullanma: Daha önce sadece koşulsuz uyarana verilen tepkinin koşullu uyarana verilmesidir.
  • Pekiştirme: Koşullu ve koşulsuz uyaranın birlikte verilmesidir.
  • Sönme: Koşullu uyaranın gücünün azalmasına denir.
  • Genelleme: Koşullu uyarıcıya verilen koşullu tepkinin benzerlerine de verilmesine denir.
  • Ayırt Etme: İlgili uyaranlar arasındaki farkları algılamaya denir.
  • Kendiliğinden Geri Gelme (Ani İyileşme): Sönmüş davranışın tekrar ortaya çıkmasıdır. (s:97, Şekil 5.1)

Watson; Klasik Koşullanma:

Pavlov’un klasik koşullanma kuramını benimsemiştir. Ancak duygular da içinde olmak üzere tüm insan davranışlarının koşullanma yoluyla kazanıldığını, korku gibi karmaşık bir insan duygusunun bile laboratuvarda klasik koşullanma yoluyla yapılandırılabildiğini rapor etmiştir.

Ayrıca Pavlov’dan farklı olarak pekiştirme olmadan da öğrenmenin gerçekleşeceğini söylemiştir. Ona göre bir uyarıcıya en son ve en sık verilen tepki öğrenilir. Buna “en son ve sık tepki ilkesi” denir ve “alışkanlık” adını alır.

Guthrie; Bitişiklik İlkesi:

Guthrie’nin kuramının temel ilkesi zaman olarak yakın uyarıcıların öğrenildiği biçimindedir. Bir uyaran ve tepkinin yan yana gelmesi öğrenme için yeterlidir. Uyaran- tepki bağı tek denemede tam gücünü kazanır. Bu “bitişiklik ilkesi” dir.

Ödül, sadece öğrenilenin bozulmasını engeller. Ceza ise canlının kaçınma davranışını öğrenmesini sağlar. Ancak öğrenmeyi sağlayan bitişikliktir. Bitişiklik ilkesinin istenmeyen davranışları değiştirme amacıyla kullanabileceği 3 yöntem vardır.

  • Yorma Yöntemi: Bir uyaran, yorgunluk tepkisi ile bitişirse bu uyaranı bir kez daha gördüğünde aklına bu yorgunluk gelecek ve uyaran-tepki bağı kopacaktır.
  • Eşik Yöntemi: Yeni uyaranı eskinin varlığında eklemek ve tepkiyi korumaktır.
  • Zıt Tepkiler Yöntemi: Uyaran eski tepkiyle yarışan yeni bir tepkinin varlığında sunulduğunda uyaran, eski tepki yerine yeni tepkiyle bağlanır.

Thorndike; Deneme Yanılma Yoluyla Öğrenme Kuramı (Bağlaşımcılık):

Thorndike hayvanlarda da insanlarda da öğrenmenin deneme-yanılma(seçme-birleştirme)süreciyle gerçekleştiğini söylemiştir. Bağlaşımcılık olarak anılmasının sebebi ise nöronlar arasında oluşan bağ sayısı fazla olan daha zekidir düşüncesinden gelmektedir. Ona göre canlı, bir problem durumuyla karşılaştığında çevresindeki uyaranlara çeşitli tepkiler verir. Bunları sonuçlarına göre sınar ve uygun sonuç verenleri seçerek yeni uyaran-tepki(U-T) bağları oluşturur.

Thorndike çalışmaları sonunda üç temel kanunun olduğunu öne sürmüştür.

  1. Hazıroluşçuluk Kanunu: Eğer bir organizma, belli bir konuda tepki vermeye hazırsa öğrenme kolay olacaktır. Hazır değilse zorlanacaktır.
  2. Tekrar Kanunu: Öğrenmeyi güçlendirecek olan uyaran-tepki bağının basitçe tekrarı değil, tepkiden sonra ödülün alınmasıdır.
  3. Etki Kanun: Eğer bir davranışı tatmin edici bir sonuç(ödül) izliyorsa o davranış öğrenilir ve güçlenir.

Skinner; Edimsel Koşullanma Kuramı:

Belli bir uyaran tarafından başlatılmayan tepkiler vardır. Bunlar istemli davranışlardır. Bu davranışların sıklık ve gücü, onları takip eden olaya göre değişir. Skinner bu tepkilere “edim” adını vermektedir. Klasik koşullanmada canlı çevre üzerinde hiçbir kontrole sahip değildir. Oysa edimsel koşullanmada koşulsuz uyaran canlının ediminden sonra ortaya çıkmaktadır (s:104, şekil 5.4).

Bir davranış, canlı üzerindeki etkisine bağlı olarak işlem görmektedir. Bu doğrultuda davranışın dört olası sonucu olabilir:

  • Olumlu Pekiştirme: davranış yapılır, ortaya olumlu bir durum çıkar. Bu davranışın tekrar olasılığını arttırır.
  • Olumsuz Pekiştirme: Davranış yapılır, olumsuz durum ortadan kalkar. Böylece davranışın tekrar olasılığı artar.
  • 1. Tip Ceza: Davranış yapılır, olumsuz durum ortaya çıkar, davranışın tekrar olasılığı azalır.
  • 2. Tip Ceza: Davranış yapılır, olumlu durum ortadan kalkar, davranışın tekrar olasılığı azalır.

Pekiştirme tarifeleri ikiye ayrılır:

  1. Sürekli Pekiştirme: İstenen davranış her ortaya çıktığında pekiştirme alınmasıdır.
  2. Aralıklı Pekiştirme: Aralıklı pekiştirmeyle elde edilen davranışlar sönmeye daha dirençlidir. Dörde ayrılır:
  • Sabit Zaman Aralıklı Pekiştirme: Pekiştirmenin ne zaman geleceği belliyse canlı, tepkiyi pekiştirmenin verileceği zamana doğru vermeye başlar. Davranış sönmeye sürekli pekiştirmeden daha fazla dayanmakla birlikte çok dirençli değildir.
  • Değişken Zaman Aralıklı Pekiştirme: Pekiştirmenin ne zaman verileceği belli değilse canlı istenen davranışı tekrarlamaya devam eder çünkü her tepkide düşük ama sabit bir pekiştirme olasılığı vardır. Sönmeden önceki tepki sayısı sürekli pekiştirmeye göre çok daha fazladır.
  • Sabit Oranlı Pekiştirme: Pekiştirmenin tepki sayısına göre elde edilmesidir. Sönmeye, sürekli pekiştirmeye göre daha dayanıklıdır.
  • Değişken Oran Aralıklı Pekiştirme: Kaç istenen davranışa tepki verileceği belli değildir. Sönme süreci en yavaş ve pekiştirme oranı daha seyrekse tepki sıklığı da daha fazla olan pekiştirmedir.

Bandura: Gözlem ve Taklit Yoluyla Öğrenme

Bu öğrenme kuramı klasik ve edimsel koşullanmadan farklıdır. Bandura bitişiklik ve pekiştirmenin önemini kabul etmekle beraber canlının çevresindeki uyaranlara dikkat etme, bilgiyi saklama ve gerektiğinde ortaya çıkarma gibi iç süreçler aracılığıyla tepki verdiğini söylemiştir. Bu anlamda bu kuramın davranışçı ve bilişsel kuramlar arasında bir geçiş olduğu kabul edilebilir.

Model olma öğrenmeyi iki yolla sağlar:

  • Birey, diğerinin davranışlarını zihnine not ederek yeni tepkiler öğrenir.
  • Modelin davranışlarının sonucunu gözleyerek davranışını güçlendirebilir veya zayıflatabilir.

Bu öğrenme kuramında şu süreçler yürürlüktedir:

  1. Dikkat Etme: Birey gözlediği kişinin, yani modelin davranışlarına ve sonuçlarına dikkat eder. Öğrenmeyi başlatan en önemli basamaktır.
  2. Bilgiyi Saklama: Birey sonradan gerektiğinde kullanmak üzere bunları zihnine kaydeder ve saklar.
  3. Davranış Oluşturma: Öğrenilen bilgi gerektiğinde performansa dönüşür. Ancak bireyin kimi psikomotor becerileri yeterli değilse davranış ortaya çıkmaz.
  4. Güdülenme veya Pekiştirme: Modelin davranışının pekiştirilmiş olması bireyin bu davranışı tekrar etme olasılığını arttıracaktır.
  5. Modelin Özellikleri: Modelin özelliklerinin bireyin özelliklerine benzemesi taklit davranışını arttırmaktadır. Ancak bireyin pozisyonundan daha yüksek statüde ve daha güçlü modelin taklit edilme olasılığı çok daha yüksektir.

Bilişsel Yaklaşım

Davranışın birimlerini ayrı ayrı incelemenin insan davranışını anlamada yetersiz olduğu fark edildi. Bu görüşü en iyi ifade eden “organize bir bütün” anlamına gelen “Geatalt”tı. (s:107, şekil: 5.5) Bilişsel yaklaşımcılar, öğrenmenin bilme, anlama, kavrama, yargılama gibi iç etkenlerin kontrolünde gerçekleştiğini söylerler

Tolman; Gizil Öğrenme Kuramı:

Tolman’ ın deneyinde farenin labirentte yolunu bulması basit zincirleme uyaran-uyaran tepki bağlantıları kurmakla değil, bilişsel süreçler yoluyla gerçekleşir. Fare labirentin alan haritasını geliştirir, davranışı ile amacı arasında bir bağ kurar, uyarıcıların anlamını kavrar, beklentiler doğrultusunda hipotezler geliştirir. Bu işaret uyarıcıları sayesinde fare, labirentin “bilişsel haritasını” zihninde oluşturur.

Tolman’ın en önemli çalışması gizil öğrenmedir. Gizil Öğrenme: Öğrenildiği halde bireyin davranışlarında görülmeyen ancak teşvik edici bir ortamda ortaya çıkan davranışlardır.

Köhler; İçgörüsel Öğrenme:

Davranışta önemli olan basit fiziksel hareketler değil bilişsel süreçlerdir. Canlı, unsurların bütünle nasıl ilişkili olduğunu kavrar ve davranışını ona göre gerçekleştirir.

Bu öğrenmenin aşamaları şu şekilde ifade edilebilir:

  • Gelişigüzel değil, problemin temel noktalarına odaklanan araştırma ve inceleme.
  • Tereddüt, duraklama, yoğunlaşan dikkat.
  • Akıllıca seçilmiş, tahmine dayalı birkaç denemeyanılma davranışı.
  • Başarılı olmayan bir çabanın ardından aniden bambaşka bir yol deneme, dikkati yoğunlaştırma, devam etme.
  • Ansızın, doğrudan ve açık biçimde problemin kritik noktasını kavrama ve problemi çözme, bir başka deyişle içgörü kazanma.

Bilgiyi İşleme Kuramı:

Çevreden gelen uyarıcılar ilk olarak bireyin duyu organlarına gelir. Duyu sinirleri gelen mesajı beyne iletir. Bilgi burada çok kısa süre-yarım saniye ile 4 saniyearasında kalarak “duyusal kayıt” adı verilen bir işleme girer ve hemen silinir. Beynin duyusal kayıt kapasitesi sınırsızdır. Öğrenmede yaşamsal öneme sahiptir.

Dikkat çeken ya da bireyin ilgi ve ihtiyacına cevap veren uyarıcı işleme alınır ve kısa süreli belleğe aktarılır. Bu aşamada, bilgi birey tarafından anlamlı hale getirilir. Burada 20-30 saniye kalır.

Kısa süreli bellekte anlamlandırılan bilgi, algının seçiciliği doğrultusunda uzun süreli belleğe aktarılır. Burada kalış süresi belirsizdir ve kapasitesi sınırsızdır. Burada bilgiler kodlanmış halde bulunur.

Bilgi uzun süreli bellekte: Anısal, anlamsal, işlemsel olarak bulunur.


Yukarı Git

Sosyal Medya'da Paylaş

Facebook Twitter Google Pinterest Whatsapp Email